Yazarlar

Kemaloğlu Kıpçak Şahası Şair
Kemaloğlu Kıpçak Şahası Şair
1 Eser
Doğum veölüm tarihini bilemediğimiz ama 14 yy ın ikinci yarısı ile 15 yy. ın ilk çeyreğinde yaşadığını tahmin ettiğimiz Kemaloğlu İsmail Memluk -Kıpçak Türkçesi sahasında yetişmiş bir nasirimizdir. Memluk Sahasında ve muhtemelen Beyrut ve Hatay arasındaki bölgede yaşayan Kemaloğlu, Ramazanoğulları idaresindeki Türkmen cemaatlerinden veya aşiretlerinden gelem bir medreseli yazar olmalıdır. Beyrut- Halep Rakka arasındaki Türkmenler ise önce Karahıtaylara yenilip, Selçuklulara sığınan sonra da Selçukluların Kırmanç Valisi ile anlaşmazlığa düşüp, önce Kırmanç Valisini sonra da üzerlerine gelen Selçuklu Sultan’ı Sancar’ı 1147 yılındaki Katvan Savaşında yenerek Horasan’a hakim olan Türkmen kitlesinden gelen Oğuz kitlesidir.[1] Bu büyük Türkmen kitlesi Katvan Savaşından sonra Horasan’a hakim olmuş, 1170 yılında Harzemşahlar bu Oğuz kitlesini yenerek yöreye hakim olmuştu. Bu Türkmen kitlesi ilk önce Diyarbakır civarına çekilmek zorunda kalmış, 1248 yılında Kösedağ Savaşından sonra da Halep ve Rak................
Kemter Baba
Kemter Baba
26 Eser
Emlek Yöresi çok sayıda ozan yetiştiren bir bölge olması, belli bir kültürel özelliğe sahip olması açılarından Âşık Edebiyatımız için özel bir yere sahiptir. Sivas ilinin Şarkışla ve Yıldızeli'nin köyleriyle Yozgat'ın Akdağmadeni ilçesinin güney kısmında bulunan köylerin bulunduğu coğrafik olarak Akdağlar denilen dağ silsilesinin üzerinde bulunan bu bölgeye Bozok Platosu da denmektedir. Bu yöre Aşık Veysel de dahil olmak üzere Şarkışlalı Aşık Veli , Pir Sultan Abdal', Aşık Agahi Kul Sabri, Şarkışlalı Talibi Çoşkun, Ali İzzet Özkan, Serdari, Aşık Hüseyin, İzzeti, Şarkışlalı Aşık Devrani ve adı yeterince duyulmamış yüzlerce ozanı yetiştiren kültürel bir sahadır. Emlek yöresindeki bu ozanların her birisi diğerinin etkisindedir. Çünkü hepsi de Tekke ve Tasavvuf Şiiri geleneği Ozanlarıdır. Âşık Kemter de sözünü ettiğimiz bu sahada ve sözünü ettiğimiz gelenek içerisindeki Emlek yöresi denen Âşık Edebiyatı sahasında yetişen Halk Ozanlarından birisidir. Sivas ’a bağlı Şarkışla ilçesinin Emlek yöresindeki köylerinden birisi olan Kale köyünde dünyaya gelmiştir. Alevi ve Sünni köylerle karışık olan bu yörede daha çok Alevi kültüre sahip Ozanlar yetişmiştir. Kale köyü, Emlek Bölgesi denilen yörenin Kızılırmak havzasında bulunan bir Alevi köylerinden biridir..............
Ken Kesey
Ken Kesey
3 Eser
Ken Kesey Biyografi (d. 17 Eylül 1935, La Junta , Colorado , ABD - ö. 10 Kasım 2001, Eugene , Oregon) , Yazarın tam adı Kenneth Elton "Ken" Kesey’dir. Türkçeye Guguk Kuşu olarak çevrilmiş olan “One Flew Over The Cuckoo's Nest” adlı romanın ABD ‘li hippi yazarıdır. La Junta, Colorado'da doğan Kesey, Oregon Eugene'de bir süt fabrikasında çalışan işçi bir babanın oğlu olarak dünyaya gelmiş, doğmuş ve büyümüştür. Gençlik yıllarında yıldız güreşçi olmuş, futbol oynamış ve boks yapmış olan Ken Kesey, Oregon Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi'nde eğitim görürken güreşteki başarıları nedeniyle Fred Lowe Bursunu da kazanmıştır.......
Kenan Akyüz
Kenan Akyüz
1 Eser
Prof. Dr. Kenan Akyüz, 1911 yılında Osmanlı topraklarında olan Yanya’da Mehmet Abdullah Efendi ile Vâhide Hanım'ın çocukları olarak doğdu. Annesinden öğrendiğine göre, baba tarafı Amasyalı, anne tarafı ise Akşehirli olan. [1] Yanya düşünce ailesi bir at arabasının alabileceği kadar bir eşya ile Preveze'ye ulaşarak Hilâl-i Ahmer (Kızılay)'in kiraladığı gemilerden birine binerek 1913 yılında İzmir’e gelmeyi başarmıştı. Ailesi birkaç ay İzmir’de kalmış daha sonra, babası Mehmet Abdullah'ın Ankara'ya tayin edilmesi üzerine, Ankara'ya taşınmışlar ama savaş dolayısıyla Mehmet Abdullah'ın birliği Çanakkale'ye gönderilince, annesi ve ailesinin diğer fertleri ile birlikte İstanbul'a gelmişlerdi. [2] Fakat Kenan Akyüz dört yaşında iken alayının müftülüğünü yapan Mehmet Abdullah, savaşa katılmak zorunda olmadığı halde savaşa katılmış ve Kenan Akyüz dört yaşında iken Çanakkale’de şehit düşmüştü.[3] Aile Beşiktaş’ta oturuyordu lakin Beşiktaş’ta ilkokul olmadığı için Küçük Kenan Akyüz, ilkokulu Teşvikiye Nu­müne Mektebi’nde tamamladı. Kabataş Erkek Lisesine devam etti. Liseden sonra yükseköğretimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne devam .......................
Kerim Korcan
Kerim Korcan
0 Eser
Kerim Korcan (d. 31 Ocak 1918, Sakarya - ö. 9 Kasım 1990), Türk yazar. Asıl adı Abdülkerim Korcan olan yazar 1918 yılında Sakarya'nın Hendek ilçesine bağlı Aktefek köyünde dünyaya geldi. [1] Babası Adapazarlı bir saat tamircisidir. Ailesi Bulgaristan’ın Kavarna köyünden Adapazarı’na gelip yerleşen Bulgaristan muhaciri bir ailedir.[2] Yunanlıların işgali üzerine ailesi Eskişehir’e göç ettiğinden savaş koşullarında düzenli bir eğitim alamamış, ilköğrenimine Eskişehir Demiryolları Çırak Okulu'nda başlamıştır. Ancak savaş koşullarında ve yoksulluktan dolayı ilkokul dördüncü sınıfa kadar okuyan yazar, ilkokuldan ayrılarak berber çıraklığı, kahvecilik, köftecilik, dondurmacılık, marangozluk gibi işlerde çalışmak zorunda kalır. [3] Gençlik yıllarını İstanbul’da geçiren yazar devrimci dostlar edinerek Türkiye Komünist Partisi’nin üyesi olur. “ Aynı zamanda TKP’nin Tophane Mıntıka Komitesi’ne bağlı bir hücrenin elemanı olarak görev yaptı. Diğer taraftan yazar, Küçükpazar’da Kitapsevenler adı altında bir dernek kurmuş..................
Kerime Nadir
Kerime Nadir
1 Eser
Kerime Nadir (d. 5 Şubat 1917 / ö. 20 Mart 1984) Yazar (1917-1984) 5 Şubat 1917'de İstanbul'da doğdu. 20 Mart 1984'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Kerime Nadir Azrak'tır. Mısır Kadısı Şebinkarahisarlı Hattat Zade Yahya Reşit Efendi'nin torunu Maliyeci Nadir Arzak’ın kızıdır. Annesi ise Zehra Hanım’dır. İlk ve orta öğrenimini çeşitli okullarda tamamlayan Azrak, 1935'te İstanbul Bebek Saint Joseph Sörler Okulu'nu bitirdi.[1] Ayrıca özel eğitim gördü. Zengin bir aileye sahip olan Kerime Nadir, çocukluk yıllarındaki yaz aylarını teyzelerinin Beylerbeyi ve Çamlıca yolundaki köşklerinde geçirmişti. Bu köşklerde şahit olduğu konforlu ve üst düzey hayat romanlarındaki kişilere ve konulara sirayet edecekti. Bu nedenler ile romanlarında elit zümrelerin hayatları ve aşklarını anlatan romanlar yazdı. Çünkü çocukluk yıllarından beri bu çevreyi tanımış, köşklerde ve yalılarda geçen olaylara şahit olmuş, bu çevredeki insanlara ve hayatlarına dair izlenimler edinmişt.....................
Keşfî Mehmed Çelebi
Keşfî Mehmed Çelebi
1 Eser
Keşfî Mehmed Çelebi, Sekbanbaşı ve Amasya Valisi Hızır Ağa’nın oğludur. Tacizade Cafer Çelebi ’nin yanında yetişmiş, onlardan dersler almış, tefs,r, fıkıh ve kelam derslerini iyi düzeyde öğrenmiş, Arapça ve Farsçaya bir hayli vakıf olmuş, Yavuz Sultan Selim , Trabzon Valisi iken Yavuz Sultan Selim ’in mahiyetine girmiştir. Yavuz Sultan Selim , Padışah olunca onun divan katibi olmuş , Mısır ve İran seferlerine Sefer Katibi olarak katılmıştır. Daha sonra da defterdarlık mertebesine yükselmiştir. 1521 de emekli olan Keşfi, 1525 yılında da ölmüştür. [1] Keşfî Mehmed Çelebi, sekbanbaşı ve Amasya Valisi Hızır Ağa’nın oğludur. Tacizade Cafer Çelebi’nin yanında yetişmiş, onlardan dersler almış, tefs,r, fıkıh ve kelam derslerini iyi düzeyde öğrenmiş, Arapça ve Farscaya bir hayli vakıf olmuş, Yavuz Trabzon Valisi iken Yavuz’un mahiyetine girmiştir. Yavuz, Padişah olunca onun divan kâtibi olmuş, Mısır ve İran seferlerine Sefer Kâtibi olarak katılmıştır. Daha sonra da defterdarlık mertebesine yükselmiştir. 1521 de emekli olan Keşfi, 1525 yılında da ölmüşt............
Kılıççızâde İshak Çelebi
Kılıççızâde İshak Çelebi
2 Eser
Kılıççızâde İshak Çelebi Âşık Çelebi tezkiresindeki minyatürü (Meşâirü’ş-şuarâ, Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Tarih, nr. 772, vr. 82a) Kılıççızade İshak Çelebi Selimname İshak Çelebi, 1465 yılında Üsküp’te doğmuş, bu şehirde müderrislik yapmış (KARTAL 2002: 127), 1535 te Şam’a kadı olarak tayin edilmiş ve 1537 veya 1538 de ölmüştür. (SAVAŞ, 5-6). Kartal, doğum ve ölüm tarihlerini 1493-1542 olarak vermektedir. Adından da anlaşılacağı gibi İshak Çelebi’nin babası bir kılıç ustasıdır. Eğitimini bitirdikten ve ulema sınıfına girmiş, çeşitli medreselerde ders verdi ve 937 de Sahn'a yetiştişmiştir.[1] İshak Çelebi, kısa bir süre de Yavuz Sultan Selim ’in yanında bulunmuştur (KARTAL2002: 127). İshak Çelebi yazdığı Selimname diğer adı İshak name ile meşhur olmuş bir Osmanlı Tarihçisidir. Yavuz Sultan Selim devrinde ortaya çıkmış ve onun ismiyle anılan tarihler “Selimnâme” diye adlandırılmış. Yavuz zamanında ve sonralarında Selim’in hayatını ve seferlerini anlatan pek çok Selimname yazılmıştır. Kısa süren saltanatı döneminde önemli işler başaran Yavuz Sultan Selim hakk................
Kırşehirli İsa veDastan-ı İbrahim
Kırşehirli İsa veDastan-ı İbrahim
1 Eser
Doğumu ve ölümü hakkında hemen hiçbir bilgi olmayan Kırşehirli İsa, Vefât-ı İbrâhîm ve Dâstân-ı İbrâhîm adlı eserlerin müellifi olarak bilinen 14 yy da yaşadığı düşünülen Kırşehirli olması dışında hayatı doğumu ve ölümü hakkında hemen hiçbir şey bilmediğimiz bir yazardır. Onun hakkında bilgi veren ilk edebiyat tarihçisi Vasfi Mahir olmuştur. Vasfi Mahir, İbrahim’in Vefatı adında ve bir nüshası hususi kitaplığımız dadır diyerek not düştüğü destanın yazma nüshasını yazan kişinin Kırşehirli İsa olduğunu belirtmiştir. [1] Vasfi Mahir Kocatürk, Vefât-ı İbrâhîm ile bir yazmasının Afyon Kitaplığı’nda olduğunu belirttiği Dâstân-ı İbrâhîm adlı eserin iki ayrı kişinin eseri olarak düşünmüş, ama bu iki eserin aynı müellifin kaleminden çıkmış olması ihtimalini belirtmemiştir. Hatta İbrahim Destanını yazan müellifin isminin olmadığını da yazmıştır. [2] Amil Çelebioğlu, bu destanı Dâstân-ı İbrâhîm (Vefât-ı İbrâhîm) başlığı altında tanıtmış (1999: 82-83), Kazım Köktekin manzumenin çevri yazılı metnini yayımlayarak dil özelliklerini incelemiştir (2001). [3]Kazım Köktekin ise yaptığı çalışmada Vefât-ı İbrâhîm ile Dâstân-ı İbrâh...............
Kilisli Rıfat Bilge
Kilisli Rıfat Bilge
1 Eser
Rif’at Bilge (1874 - 1953) Kitab-ı Dede Korkut ve Divan-ı Lügat-it Türk’ gibi eserlerin gün yüzüne çıkmasında çok emeği geçen Türk diline hizmetleriyle de tanınan yazar araştırmacı, Türkolog ve bilim adamı. Asıl adı Ahmet Rif’at’tır. 1874 yılında Kilis’in, Cedit mahallesinde doğdu. Babası Zaptiye çavuşu olan ve Kerim Çavuş olarak da bilinen Abdülkerim Bey annesi ise Emine Hanım’dır. [1]Bu bilgiler bir şiirine de yansımıştır Babasını küçük yaşta kaybetmişti. Bu nedenle dayılarının yardımıyla ilköğretimini ve rüşdiyye öğrenimini Kilis’te tamamladı. Dini bilgileri Arapça ve Farsçayı Kilis’in meşhur ulemalarından ders görerek öğrendi. En çok da Ulucami imamı Ebûbekir Vâhid Efendi’den istifade ederek medrese müfredatına ait dersleri Osmanlıcayı, Arapça ve Farsçayı mükemmel olarak öğrenmişti. 1892’de..............
Kirdeci Ali
Kirdeci Ali
3 Eser
Destan-ı Gögercin “ yani Güvercin Destanı ile Ejderha Destânı ve Dâstân-ı Ömer İbni Hattâb on dördüncü yüzyıl şairlerinden Kirdeci Alî ’ye veya Müdâmî mahlaslı bir âşığa ait olduğu düşünülen bir destandır. Bu destanların Kirdeci Alî ’ye ait olduğu düşüncesi çok daha ağır basamaktadır. Kirdeci Alî ve eserleri üzerinde çalışmalar yapan, V. Mahir Kocatürk, M. Argunşah , Dr. Mahfuz ZARİÇ ve Halit Biltekin’e göre bu destanlar Kirdeci Ali’ye aittir. [1] [2] Fakat, Dr. Mahfuz ZARİÇ bu destanın Müdami adındaki Müdâmî mahlaslı bir âşığa da ait olabileceğinden söz etmektedir.[3]
Knut Hamsun
Knut Hamsun
4 Eser
Tam adı Knut Pederson ,(d. 4 Ağustos 1859, Gudbrandsdal – ö. 19 Şubat 1952, Grimstad), 1920’de  Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Norveçli roman, oyun yazarı ve şairidir. Hamsun soyadını daha sonradan almıştır. Knut Pederson’un ( Hamsun) Norveç’in Norveç'in Oppland eyaletinin bir ilçesi olan Gudbrandsdal sınırları içinde Vågå kasabasında doğmuştur. [1] Terzi olan babası kalabalık ailesi ile daha kuzeydeki Hamaröy kasabasına taşımış, orada bir rahibin yanına verilmiş okumayı yazmayı orada öğrenmişti. Fakir bir ailenin çocuğu olarak çocukluk yılları Lofoten Adalarında geçmiş, okula da gitmemiş, hemen hemen hiçbir eğitim görmemişti. 15 yaşında iken dindar bir adam olan ve ona göz açtırmayan amcasının yanından kaçtı [2] Norveç’i baştan sona dolaşmış, bir tüccarın yanına girmiş, tüccarın kızına âşık olmuş ve ayakkabıcının yanında 19 yaşında bir çırak iken “Esrarengiz Adam” adlı ilk romanını yazmıştı............
Koca Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi
Koca Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi
3 Eser
Koca Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi sıl adı Celalzade Mustafa Çelebi’dir. ( d. 1490, ölüm 1567 ) Kastamonu Tosya’da doğdu. [1] Nişancılık tarihçilik ve dini ahlaki, konularda yazılara yazan önemli bir müelliftir. İyi bir eğitim almış birçok devlet kademesinde terfi ettikten sonra Reis’ül Kittaplık ve Nişancılık makamlarına kadar yükselmiştir. Kanuni devrinde Nişancılık görevinde iken emekli olmuş Eyüp’teki evine çekilerek ölümüne kadar eserler vermiştir. Kanuni devrinin Nişancısı olan Celalzade Mustafa Çelebi görevi nedeni ile Kanuni dönemi divan-ı humayun’un dört asıl üyesinden biridir. Yaşamıyla ilgili hemen hiçbir bilgimiz olmayan Halk Ozanlarımızdan biri de Kazak Abdal'dır. Bir şiirinden asıl adının "Ahmet" olduğu ortaya çıkmakta bunun dışında hayatına dair pek bilgi bulunamamaktadır. Şiirlerinden çıkartılabilecek diğer bir sonuç onun Bektaşi tarikatından bir şair olduğu şeklindedir. Şiirlerinde taşlama, yergi gücünün ağır bastığı görülür. Sakalını tıraş ettiği için "kazak" mahlasını aldığına dair rivayetler vardır. Hayatı ve Şiirleri Kazak Abdal'ın, kim olduğu, ne zaman yaşadığı kesin olarak bilinmiyor. Sadettin Nüzhet,17 Yüzyıl da yaşamış Bektaşi şairlerinden olduğunu, şiirlerine rastlanan yazma dergilerin bu 17 Yüzyıl sonlarında yazılmış olmasına bağlıyor. Balım Sultan'a (ölm. 1516) övgü olan şiir onunsa daha önce yaşadığı da ileri sürülebilir. Gerçi Bektaşiliğin ikinci piri sayılan Balım Sultan'ın aynı tarikatın dervişlerinden birince övülmesi doğaldır. [1] Yine de, ünlü pirin söylencelerde ayrıntılarıyla anlatılan kişiliğinin Âşığın hayaline yön verdiği düşünülebilir. Kazak Abdal'ın Romanya Türklerinden olduğu söylenmektedir. Hayali bir resmi de yapılmıştır. Bir şiirinden ise asıl adının Ahmet olduğu anlaşılıyor. Kendine özgü ve gerçekçi bir bakışı vardır. Ali sevgisi Ali'de Tanrının dile geldiği, görünüş alanına çıktığı, onun insan biçiminde tanrı olduğu inançla anılır, an
Koca Ragıp Paşa
Koca Ragıp Paşa
12 Eser
Koca Mehmed Ragıp Paşa Koca Ragıp Paşa, (d. 1698, İstanbul– ö. 1763, İstanbul) - Osmanlı Veziriazamı, diplomat, Divan Şairi, kütüphaneci ve çevirmeni. 18.YÜZYIL Osmanlı DİVAN EDEBİYATI şiirinin en önemli temsilcilerinden biri olan şair aynı zamanda III. Osman ve III. Mustafa saltanatında 11 Ocak 1757 - 8 Nisan 1763 tarihleri arasında altı yıl iki ay yirmi sekiz gün sadrazamlık yapmıştır. Birçok kaynak doğum tarihini 1698 gösterirken, Prof. Dr. Mine Mengi Eski Türk Edebiyatı Tarihi adlı eserinde, 1699 olarak göstermektedir.[1] 1698 yılında İSTANBUL)'da doğdu. Asıl adı Mehmed’dir. Ragıb Paşa defterhane kâtiplerinden Mustafa Şevki Efendi`nin oğludur. [2]Küçük yaşta Arapça ve Farscayı iyi düzeyde öğrenmiş, zamanına göre oldukça iyi bir eğitim almıştır. Bağdat defterdarlığı, Sadaret mektupçuluğu gibi memurluklarda bulundu. İran`dan alınan toprakların tahriri göreviyle Revan (Erivan) beylerbeyi Arifi Ahmed Paşa`nın mektupçuluğuna atandı (1724). Bilim, edebiyat ve idare işlerinde gösterdiği başarı, Bağdat Valisi Ahmet Paşa'nın takdirini kazanarak vali ye yazdığı kaside karşılığında para ile mükafatlandırıldı.[3]................
Koçi Bey
Koçi Bey
1 Eser
ultan Dördüncü Murat ve kardeşi Sultan İbrâhim’e sunduğu risâleleri ile tanınan 17. yüzyıl Osmanlı devlet adamı. Asıl adının Mustafa olduğu söylenen Koçi Bey’in doğum ve vefat tarihleri kesin değildir. Kaynaklardan öğrenilen bilgilere göre Arnavut asıllı bir devşirmedir ve asıl adı Mustafa’dır. Koçi Bey ilk gençlik yıllarında İstanbul'a getirilmiş ve Saray-ı Hümayun'a alınmıştır. Tarihçiler onun lakabını Koci Bey olarak zikretmişlerdir. Diğer kaynaklarda lakabı "Koca" ve "Kuçi" olarak da geçmektedir. [1]Arnavut asıllı olan Mustafa Bey'in yüzündeki kırmızılık (Arnavutça'da kuç, kırmızı anlamına gelmekteymiş) O'nun Koçi Bey lakabıyla anılması yüzündeki bu belirgin kırmızılık sebebi ile olduğu zikredilmektedir. Doğum tarihi, hayatı ve vefât tarihi hakkında kesin bilgiler elimizde bulunmamaktadır. Kardeşinin Rus Çarlığı'nda Koçi Beyin Osmanlıda yaptığı gibi yüksek danışmanlık yaptığı bildirilmektedir.Kaynağını pek belirlemediğimiz bilgilere bakılırsa Koçi Bey’in kardeşi Rus Çarına danışmanlık yapmıştır. [2] Gençliğinde Rumeli’de Görice kasabasından devşirilerek getirildiği, Enderun Mektebine kabul edilen Koçi Bey, Sultan Birinci Ahmed (1603-1617) devrinde Enderûn’da İslâm terbiyesi üzerine yetiştirildiği bütün kaynakların kabul etmiş göründüğü detay bilgiler arasındadır. Enderûn’da yetişen Koçi Bey’in Sultan I. Ahmed (1603-1617)'den İV. Murad'a kadar Enderun'daki çeşitli odalarda çeşitli görevlerde bulunduğu, bu görevlerinde sürekli yükseldiği ve Enderun’daki en yüksek makam olan Has odada görev alabilecek kadar başarılı olduğu İV. Murat (1623-1640) devrinde has odaya alındığı kaynakların teyid ettiği bilgiler arasındadır. Muhtelif odalarda hizmet gördükten sonra, padişah olan Sultan Dördüncü Murâd (1623-1640) devrinde has odaya alınabilecek kadar yükselen Koçi Bey’in son muktedir Osmanlı Padışahı olan IV. Murat’ın sırdaşı olabilecek kadar etrafına güven telkin edebilecek biri olabilmiş ve Padişahın musahibi- sırdaşı- olabilmeyi de başarmıştır. [3] I.Murat gibi bir Sultanın bile sırdaşı olmayı başarması onun ne kadar Sadık, görevine bağlı ve güvenilir bir insan olduğunun kanıtıdır. 1630 yılında Bağdâd seferine iştirak ederek [4]sultan Murâd’ın musahibi (sohbet arkadaşı, sır dostu) olduğu pek çok kaynak tarafından aktarılır. I. Murat’ın danışmanı, sırdaşı ve özel olarak görevlendirdiği bir kişi olması onun tarihçi olmasına vesile olmuştur. IV. Murat’ın danışmanı olarak Devlet idaresinde gördüğü yolsuzlukları rapor hâlinde padişaha sunmaya başlamış ve bu görevi sayesinde de tarih yazarlığı bir çeşit devlet görevi olarak başlamıştır. (1631). İlk risalesi de Bağdat Seferi sırasında gördüklerini rapor haline getirerek sunduğu risalesidir. İlk risalesi padişahın isteği doğrultusunda hazırlamış olduğu devlet idaresinde gördüğü yolsuzluklar hakkındadır. Yolsuzlukla mücadele etmek hususunda çok dikkatli ve dirayetli biri olan Sultan Murat’a sunduğu bu risaleler Osmanlı devletinin geri kalma sebeplerinin tespit edilebilmesinde oldukça faydalı olmuştur................
Konyalı Aşık Şem'i
Konyalı Aşık Şem'i
41 Eser
Âşık Şemi (1198-1255) 1783-1839 Âşık Şem’î, Konyalı âşıkların en meşhuru olarak kabul edilen, Silleli Aşık Sururî ile çağdaş hatta onun ile arkadaşlık yapan bir halk ozanımızdır. Âşık Şem'i, 1783 yılında Konya'da Piresat Mahallesinde dünyaya gelmiştir. (Aşık Ahmet 1782 tarihinde Konya’nın Pisili Semtin Yunusoğlu Mahallesinde Dünyaya gözlerini açmıştır.) [1 Pir Esatoğlu Hacı Hüseyin Hoca Efendinin sülalesinden [2]gelen babası Konya'nın tanınmış ve ilk Türk asıllı helvacılarından Mehmet Ağa’dır. Kaynaklar onun asıl adının Ahmet olduğu hususunda birleşmişlerdir. [3] Doğumu hakkında bilgi sahibi olduğumuz Âşık Şem’î, çocukluk yıllarını bir helvacı ustası olan babası Mehmet Ağa’nın dükkânında geçirmiştir. Bu yüzden de onun da asıl mesleğinin helvacılık olduğu düşünülmektedir. Çocukluk ve gençlik yıllarında tahsil görmediği okuma ve yazmayı dahi 25 yaşlarında iken öğrendiği belirtilmektedir........
Köroğlu
Köroğlu
150 Eser
KöroğluKöroğlu, hayatı hakkında hiçbir şey bilmediğimiz halde en meşhur halk ozanlarımızdan biridir. Onun kimliği ve hayatıyla ilgili hemen hiçbir sağlam belge bulunmamakta, yazılanların hepsi de tahminden ve hikâyesinde anlatılanlardan öteye gidememektedir. Üstelik şiirlerine baktığımız zamanda birden fazla Köroğlu’nun var olması gerektiği ve hayatlarının da şiirlerinin de birbirine karıştığı ortaya çıkmaktadır. Köroğlu ile ilgili bilgiler, hayatı, edebi yönü , önemi hakkında yazılar, eserlerinden alıntılar için aşağıdaki ilgili başlıklara tıklayınız
Kul Çulha
Kul Çulha
3 Eser
Kul Çulha 16 yy. ın ikinci yarısında yaşamış olduğu sanılan bir halk ozanıdır. Oğuz Ali, Bahşi, Aşık Çırpanlı gibi levent aşıklardan biri olduğu anlaşılır. Hayatı ve yaşadığı dönem hakkındaki tek bilgi Murat Reis hakkında yazdığı manzumeden anlaşılır. Buna göre de 16 yy ikinci yarısında yaşamış olan bir levent olduğu Murat Reis’in donanmasında görev yapmış olabileceği ortaya çıkmış olur. Kul Çulha’nın elimize ulaşan sadece iki şiir vardır. Bu iki şiirini de Ahmet Kutsi Tecer bulmuş ve A. Kutsi Tecer, Kul Çulha’nın bu iki şiirini yayınlayarak kamuoyuna Kul Çulha olarak tanıtmıştır............
Kul Gazi
Kul Gazi
6 Eser
Kul Gazi Aşık Şarkışla Tuzla Sivaslı Halk ozanı şair, Asıl adı Gâzi Kurt, göbek adı Abdulgazi Kurt’tur. Baba adı Ömer, anne adı ise Gülfidan'dır. [1] Kul Gazi’nin annesi Gülfidan, Âşık Veysel’in köyü olan Sivrialan köyündendir [2] ve yetişme şartları gereği ozan geleneğine düşkün bir kadındır. Annesi de âşık olan ozanın annesi “ Gülfidan “ mahlası ile şiirler söyleyen bir halk ozanıdır. [3] Âşık Kulgazi yedi çocuklu bu ailenin en büyük çocuğudur. Babası Ömer ise demiryollarında çalışan bir işçidir. Şiirlerinde Abdülgazi veya Kul Gazi mahlaslarını kullanan şairin asıl adı Abdulgazi Kurt’tur. Söylentiye göre Kul Gazi’nin doğumundan önce babaannesi Döne Hatun rüyasında Hz. Muhammed'in sahabelerinden Abdulvahhab Gazi'yi görmüştür. Abdulvahabi Gazi o rüyada ninesine doğacak olan çocuğa kendi ismini vermesini tembih eder Bu nedenle Kul Gazi’nin adı kabri Sivas’ın, Yukkarıtekke Mezarlığında olan Abdulvahhab Gazi'nin adı verilir. Abdulgazi'nin ikisi kız, beşi erkek altı kardeş sahibi bir ozandır.
Kul Himmet Dede
Kul Himmet Dede
40 Eser
Tokatlı Kul Himmet Dede16. Yüzyılda yaşamış olsa da doğum ve ölüm tarihleri bilinmeyen, Alevi ve Bektaşi geleneğinde Abdal mertebesinde görülen yedi ulu ozandan biridir. Kul Himmet dışındaki diğer ulu ozanlar ise Pir Sultan Abdal , VİRANİ BABA, Seyyit Nesimi, Şah İsmail -Hatai , Fuzuli ve Aşık Yemini Derviş Muhammet ‘tir. Kul Himmet de hak aşığı sayılan ölümünden sonra sır olduğu kabul edilen bu yedi aşık arasındadır. Kul Himmet, hayatı en belirsiz kalan hayatı hakkında pek az bilgiye ulaşılan ozanlar arasındadır. Hayatı hakkında bilgilerin tümü hakkında yazılmış olan cönklerde geçiştirilmiş bilgi kırıntılarından ibarettir. Bu durum onun hayatı hakkında tartışmaların çıkmasına ve bu tartışmaların bir türlü sonuçlanmamasına da yol açmaktadır. Kul Himmet, hakkında ulaşılan en kesin bilgiler yaşadığı yüzyıl, Alevi Bektaşi geleneğindeki konumu, cönklerden elde edilen bilgi kırıntıları, menakıpları ve şiirlerinde ibarettir. Hakkında bilgi veren kaynaklar yeterli bilgi sunmamış; tek yazılı kaynak olan cönkler de doğru kabul edilebilecek nitelikte bilgiler aktarmamıştır. Bu bakımdan onun doğumu, ölümü, ailesi ve hayatı hakkında bilgiler çok kısıtlıdır. Cahit Öztelli’nin tespitlerine göre Tokat’ın Almus ilçesine bağlı eski adı Varzıl yeni adı Görümlü köyünde doğmuş ve ölmüştür. Mezarı da aynı köydedir. Köyünde bulunan Şahinli aşireti Kul Himmet’in ocağı olarak kabul edilir. Alevi toplumunda kendisi Kul Himmet adının yanında “Goca Gul Himmet” olarak d