Yazarlar

Sefil Selimi
Sefil Selimi
7 Eser
Sefil Selimi (d. 26 Ağustos 1933, Şarkışla - ö. 30 Aralık 2003, Sivas), Halk ozanı Asıl adı Ahmet Günbulut ‘tur. 1933 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinde doğdu. Ortaokulu ikinci sınıfa kadar Şarkışla’da okudu. [1] Okulu geçim zorluğu nedeni ile bıraktı. Okuldan sonra âşıklık ve şiire merak sardı. Ümmü Gülsüm adında bir kızı kaçırdı. Bir terzinin yanında çırak olarak çalışmaya başladı. Bu yıllarda şiire ve saza olan ilgisi devam ediyordu. 1954 yılında Mamak Muhabere Okulu’nda askerliğe başladı. Askerliğini terzi olarak yaptı. Terhis olduktan sonra memleketi Şarkışla'da bir dükkân açıp terziliğe başladı. İlk kitabı olan "Yar Badesi" adlı şiir kitabını 1963 yılında yayımladı. 1966 yılında Konya Türkiye âşıklar bayramına katıldı. Bu tarihten sonra sürekli olarak bu bayramların müdavimi oldu. Bu yıllarda "Kevser Irmağı" ve "Ah Edip Çırpınan Bülbüle Döndüm" adlı türkülerini Şarkışlalı sanatçı İhsan Öztürk, o dönemin ünlü sanatçılarından Nurettin Dadaloğlu'na vererek Plağa okutmasını sağladı. [2] 1968 yılında çevresindeki pek çok diğer insan gibi çalışmak için Hollanda 'ya turist olarak gitti. Kaçak işçi olarak orada çalışmaya başladı. Buna rağmen her yıl Avrupa’dan gelerek Ekim ayı sonlarında yapılan Türkiye âşıklar bayramına katılmayı sürdürmüştü. 1972 yılına kadar Hollanda' da çalıştı.............
Selahattin Batu
Selahattin Batu
1 Eser
Selahattin Batu Selahattin Batu (D. 25 Aralık 1905 - Ö. 24 Mayıs 1973), veteriner hekim, akademisyen, Oyun yazarı, şair, siyasetçi, edebiyatçı. Selahattin Batu 1905 yılında Çanakkale'nin Eceabat ilçesinde doğmuş, doğduğu yeri şöyle anlatmıştır. "Eceabat, benim doğduğum yerdir; denizi ilk gördüğüm kayalıklar işte şuracıkta. Zengin, bayındır bir Rum kasabasıydı o zamanlar, çok bakımlı mahalleleri vardı; halkı çok neşeli, çok çalışkandı. Doğduğum ev de denizin içinde diyebilirim. “[1] Babası Çanakkale İdare Meclisi Başkâtibi Emin (Batu) Bey, annesi Gelibolu eşrafından Hacı Ahmet Bey’in kızı Adviye Hanım’dır.[2 I.Dünya Savaşı sırasında ailesi ile birlikte Çanakkale’den ayrılmak zorunda kalsalar da sonra tekrar dönmüşlerdir. İlk öğrenimini Lapseki ilkokulunda, orta öğrenimini Gelibolu idadisinde yaptıktan sonra 1921 yılında İstanbul Öğretmen Okuluna kaydolmuş ve aynı yıl İstanbul Baytar Mektebi Alisi ‘ne kabul edilmiştir Ortaöğrenimden sonra devam ettiği İstanbul Yüksek Veterinerlik Okulu’nu 1925’te tamamlar. Öğrenciyken Aydınlık dergisinde şiirleri yayınlanmaya başlar. Bu şiirle.......................
Selahattin Enis Atabeyoğlu
Selahattin Enis Atabeyoğlu
2 Eser
(d. Antalya 1892 / ö. İstanbul 11 Haziran 1942) Romancı, hikâyeci ve gazeteci Nüfus kütüğünde doğum yeri Antalya’dır fakat oğlu Cem Atabeyoğlu babasının Alanya’da doğmuş olduğunu belirtmiştir. Yazarın baba tarafından ailesi Artvinlidir ve babasının ailesi Gürcistan Atabek hanedanı soyundan gelmektedir. Yazar, Jandarma Albayı Ahmed Enis Bey’in oğludur. Bu nedenle yazarın baba tarafından ailesi Atabeyoğlu soyadını almıştır. Annesi Naime Hanım ise İzmir’in Çeşme ilçesinde Memiş Ağa ailesine mensuptur. Yazarın iki kardeşi olmuş, erkek kardeşi Yahya, küçükken vefat etmiş, ablası Enise Hanım ise kendisinden önce hayat gözlerini yummuştur.[1] Salahaddin Enis Atabeyoğlu, babasının görevi sebebiyle, çocukluk yıllarını Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde geçirmiş, ilköğretim yıllarını da bu yüzden Anadolu’nun çeşitli kentlerinde tamamlamak zorunda kalmıştır. Eğitim hayatına Konya’da başlamış, İstanbul’da önce Maçka Rüştiyesi’nde okumuş, daha sonra ise daha sonra Tophane İdadisi’ne devam etmiştir. Mekteb-i Tıbbiye’de yükseköğrenim görmeye başlamış ancak buradan Darülfünun’un Hukuk bölümüne geçmiştir. Ancak Hıkuk tahsili görürken Birinci Dünya Savaşı esnasında ilan edilen seferberlik nedeni ile askerliğe alınmış bu yüzden de yükseköğrenimi yarıda kesilmiştir. ( Kaynak: Tane, Vahit (2015). Türkiye’nin Émile Zola’sı Salahaddin Enis. Konya: Palet Yayınları.) Küçük yaşta edebiyata merak saran Selahattin Enis, hayatının bir devresini Konya’da geçirmiş [2]ilk yazısı daha 12 yaşında iken Konya’nın Anadolu gazetesinde yayınlanmıştır. [3] İlk romanı ise henüz on yedi yaşında iken yazmış olduğu Neriman adlı romanıdır. 1912.................
Selaniki Mustafa
Selaniki Mustafa
1 Eser
Selaniki Mustafa Selanik'te doğmuş, haremyn mukataacılığı ve Nişancı Mehmed Paşa'nın divit darlığını yapmış, silahlar kâtibi olmuştur. Kanuni’nin son ve 13. seferi olan Zigetvar seferine katılmış, katıldığı Gence seferinden 1587 sonra sipahi oğlanları kâtipliğine getirilmiş, İstanbul'a dönüşünde görevinden alınarak (1589) Safevi elçilik heyeti, Haydar Mirza'nın misafir edileceği sarayın hazırlanması ve yapılacak masrafların hesabını tutmak görevi verilmiştir.(1590). Ruzname yazmak ve Anadolu muhasebeciliği ile görevlendirilen Selanikli Mustafa, Ferhad Paşa azledilince bu görevini de kaybetmiş, 1593'de Osmanlı devletine sığınan, Gilan hâkimi Han Ahmed'in mihmandarlığına tayin edilmiş, 1600 yılında İstanbul'da ölmüştür Tarih-i Selanik’i Tarih-i Selaniki adlı eseri, 1563-1600 yılları arasındaki olayları içine alır. Eserinde saray törenleri, tayinler, aziller, mali sıkıntılar, kapıkulu askerlerinin isyanları anlatılır. Balkan illerinde doğup büyümüş, ayrıca bölgeye düzenlenen bazı seferlere eşlik etmiş, saraya en yakın kişilerin yanında ve sarayda kalarak olayları yakından izlemiş bir tarihçi olarak Osmanlı’nın bozulma dönmelerini gözlemleyebilmiş ve bunları eserinde anlatmıştır. “ Harameyn Mukataacılığı, Sipahiler Kâtipliği, Ruznâmecilik, EvkafMuhasebeciliği gibi resmî görevler üstlenen Mustafa Selânikî, devlet çarkının..............
Selanikli Meşhûrî Ahmet
Selanikli Meşhûrî Ahmet
1 Eser
Meşhûrî Ahmet d. Selanik 1783- 84 –ö. 1857 1783- 84 ‘te Selanik ‘te doğmuştur. Asıl ismi İsmi Ahmet'tir. Kendisinden bazen adıyla, bazen de Meşhûrî Ahmet Efendi şeklinde söz edilmiştir. Selanikli Mehmet Çavuş isimli birinin oğludur. 1198/1783- 84'te Selanik’te doğmuş, 1274/1857'de yine Selanik’te ölmüştür.[1] Divanında yazılmış olan biyografisinde yer alan bilgilere göre: Selanik’te medrese tahsilini tamamlamış, İbnülemin Mahmut Kemâl İnal'ın belirttiğine göre de, bir süre debbağlar babalığı yapmıştır. Şu halde Ahilik ocaklarında yetişmiş olması nedeni ile babasının da debbağ olması kuvvetle muhtemeldir. Filibe nâzırlığında kitâbet görevin dede bulunmuş, bazı voyvoda ve mütekellimlere kâtiplik de yapmıştır. Görevleri nedeni ile çeşitli yerleri dolaşmıştır.(İbnülemin 1988: 955-56).
Selim İleri
Selim İleri
4 Eser
Selim İleri Selim İleri (d. 30 Nisan 1949, İstanbul), Roman, Öykü, Eleştirmen, Deneme, İnceleme yazarı Tam adı Ali Selim İleri’dir. Babası Kıbrıslı bilim adamı Profesör Hilmi İleri'dir. Babası Kıbrıslı Hasan Hilmi İleri, Lefkoşa’dan İstanbul’a gelip yükseköğreniminden sonra devlet bursuyla İsviçre’ye gidip yüksek makine mühendisi olarak yurda dönmüş bir bilim adamıdır. Annesi Süheyla İleri ise Adapazarlı bir ev hanımıdır. Selim İleri’nin, ablası Meral İleri, Almanca okutmanıdır. Selim İleri, 30 Nisan 1949’da İstanbul Kadıköy’de dünyaya gelmiştir. [1] Selim İleri’nin ilköğretim tahsil hayatı 1955 yılında Cihangir İlkokulu’nda başlamış Firuzağa İlkokulu’nda tamamlamıştır. Lise hayatına Galatasaray Lisesinde yatılı olarak başlar. Fakat Fransızca kompozisyon dersinden bütünleme sınavına kalınca Galatasaray Lisesi’nden ayrılıp önce Bakırköy Lisesi’ne geçer. Daha sonra da Atatürk Erkek Lisesi’ne devam edip bu liseyi 1968 yılında bitirmiştir...................
Selim Turan
Selim Turan
0 Eser
HAYATI Selim Turan (d. 1915 İstanbul - ö. 13 Ekim 1994 Paris) Azerbaycan Türkleri kökenli[1], Türk ressam ve heykelcidir. Babası Azeri-Kafkas asıllı Prof. Dr. Hüseyinzade Ali Turan (1864-1940) annesi Çerkez Süvari Zabiti Şemsettin Bey’in kızı Edhiye Hanım’dır. (1890-1947) Babası Hüseyinzade Ali Bey, milliyetçi şair ve yazarlarıyla yakından tanışan Türk Ocakları’nda çalışan bir adamdır. Babasının Milliyetçilik düşünceleri doğu ve batı sentezleri konusundaki fikirleri onun sanatçılık düşüncesi ve tutumunu da etkileyecektir. Çocukluğu ve ilk gençlik yılları Üsküdar Paşakapısı’nda geçmiş ilkokulu İstanbul’da Ali Avni Çelebi ve Malik Aksel’in öğrencisi olarak bitirmiştir. Yetiştiği muhit olan Paşakapısı’nda İsmail Hakkı Altunbezer, Hattat Kamil Efendi ve Necmettin Okyay gibi geleneksel sanatla ilgilenen ustalar da vardır. Çocukluk günlerinde bu muhitten almış olduğu etkiler onun sanatçılık dünyasına yön veren hareket noktaları olmuşlardır. ...........
Semerkandi Amidi Agâh
Semerkandi Amidi Agâh
1 Eser
Semerkândî-i Âmidî Âgâh, Doğumu Semerkand’,M.1630-1631- Ölüm, Âmid , 172 Türk edebiyatında Âgâh mahlasını kullanan dört şâir vardır. Yazımızın konusu olan Semerkant doğumlu Ağah’ın, diğerleri karışmaması için Semerkândî-i Âmidî olarak anılmıştır. Semerkândî-i Âmidî Âgâh Semerkand diyarından Osmanlı ülkesine gelen üç şairden biri olarak bilinir. [1 Âgâh, H.1040/M.1630-1631’de Semerkant’a doğmuştur. [2] Semerkant’a doğduğunu bir şiirinde de açıkça ifade etmiştir. [3]Asıl adı Mehmed Bulak’tır. [4] Semerkândî-i Âmidî Âgâh’ın hayatı hakkında en geniş bilgiyi Alî Emîrî’nin tezkiresi vermektedir. Dr. ŞERİFE AKPINAR, Ali Emiri’den de istifade ederek onun hayataı hakkında birçok bilgilere ulaşmıştır. Bu nedenle Semerkândî-i Âmidî Âgâh’ın hayatı hakkında yapı
Sermet Muhtar Alus
Sermet Muhtar Alus
1 Eser
Sermet Muhtar Alus Sermet Muhtar (20 Mayıs 1887 - 28 Mayıs 1952) Tarihçi, gazeteci yazar, karikatürist ve daha çok Akşam gazetesinde yayımlanan eski İstanbul`u anlatan yazılarıyla tanınmış bir İstanbul beyefendisidir Sermet Muhtar`ın geçmişi, hem anne hem de baba tarafından İstanbul`un eski ve köklü ailelerine dayanır. Babası Abid Paşa’nın oğlu o devrin Askerî Müze Müdürü olan Ferik Ahmed Muhtar Paşa’dır. Annesi ise Osman Âbid Paşa’nın kızı, Fatma Kevser Hanım’dır. Sermet Muhtar Alus’un annesi de yazardır ve o devride çıkan Hanımlara Mahsus adlı gazete de F. K. imzasıyla yazıları yayımlanan kültürlü bir kadındır. [1] Sermet Muhtar Alus, 28 Mayıs 1887’ de Mahmut Muhtar Katırcıoğlu ve Kevser Hanım`ın oğlu olarak İstanbul Saraçhanebaşı’nda dünyaya gelmiştir. Sermet Muhtar Alus ilk eğitimini anne ve babasının yanı sıra diğer paşa çocukları gibi özel tutulan hocalar tarafından almıştır. Onun ilk hocaları Fîruz Ağa Camii imamı Mustafa Efendi ve Muhacir Ârif Efendi’dir. Hatta devrin diğer paşa çocuklarından ay................
Sevgi Soysal
Sevgi Soysal
2 Eser
Sevgi Soysal (d. 30 Eylül 1936, İstanbul - ö. 22 Kasım 1976, İstanbul) Türk kadın romancı – yazar, çevirmen, programcı Aslen Selanikli mimar-bürokrat bir babayla Alman bir annenin altı çocuğundan üçüncüsü olarak İstanbul’da dünyaya geldi Kızlık adı ve soyadı Sevgi Yenen’dir. [1] Babası Selanik göçmeni mimar Mithat Yenen, annesi ise Alman asıllı Annelise Rupp'’tur. [2] 1947 yılında Mimar Kemal İlkokulu'nu 1952’de Ankara Kız Lisesini bitirdi. 1953'te Ankara Üniversitesi, Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde Arkeoloji eğitimine başladı. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesinden [3] mezun oldu. 1955 yılında şair ve çevirmen Özdemir Nutku ile evlenen yazar [4]1956 yılında Şair ve çevirmen Özdemir Nutku ile birlikte Almanya'ya gitti. Bu yıllarda Almanya’da Göttingen Üniversitesi’nde arkeoloji ve tiyatro derslerini izledi. 1958’de Türkiye’ye döndü. Özdemir Nutku ve Sevgi Soysal’ın evliliklerinden Korkut adını verdikleri bir oğulları dünyaya gelmişti.[5] Edebiyatçı eşi ile birlikte edebiyata atılan Sevgi Yener ( Soysal) Edebiyat dünyasına 1960'da yayınlan bir öyküsü ile atıldı. İlk hikâye: kitabı ise 1962'de yayımlanan Tutkulu Perçem adlı eseri olmuştu. [6] 1960 ile 1961 tarihleri arasında Ankara’da Alman Kültür Merkezi ve İrtibat Bürosu’nda ve Ankara Radyosu’nda çalıştı. Bu dönemde, toplum karşısında bocalayan bireylerin tedirginlikleri ile bocalamalarını dile getiren ‘‘yeni gerçeklik’’ akımından izler taşıyan öykü ve yazılar yazmaya başlamıştı. Yazarın bu dönemdeki yazıları dönemin popüler dergileri olan "Dost", "Yelken", "Ataç", "Yeditepe" ve "Değişim" gibi sanat dergilerinde yayımlanmaya başlamıştı. [7] Prof. Dr. Özdemir Nutku ile evli olduğu günle......................
Seydi Ali Reis
Seydi Ali Reis
3 Eser
Seydi Ali Reis (1498 - 1562), Kaptan-ı Derya, Osmanlı denizcisi. Piri Reis ile birlikte Osmanlı Devleti'nin Büyük Okyanus rüyasını gerçekleştirmek için görevlendirilen denizci. Türk amirali, coğrafya ve matematik bilginidir. HAYATI İstanbul, Galata' semtinde doğan Seydi Ali Reis Sinoplu bir aileden gelmedir. Ailesi İstanbul'un fethinden sonra Sinop'a yerleşen denizci bir aileydi. Dedesi, II. Mehmet zamanında tersane kethüdalığında, babası Hüseyin Ağa da Darüssıaa kethüdalığında bulunmuş bir denizcidir. Kendisi de tersanede reis olarak çalışmış Barbaros Hayreddin Paşa'nın yanında yetişmiş, kısaca birkaç kuşaktır denizcilikle uğraşan bir aileden gelmiş, Osmanlı Devletinin en önemli kaptanlarının yanında yetişmiş bir denizcidir.
Seyyid Ahmet Arvâsî
Seyyid Ahmet Arvâsî
0 Eser
Seyyid Ahmet Arvâsî Doğum,15 Şubat 1932Ağrı, Doğubeyazıt Ölüm 31 Aralık 1988, İstanbul, Erenköy ) Yazar, şair fikir adamıdır. Ahmet Arvasî Ağrı'nın ( Müküs ) Doğubayazıt ilçesinde doğmuştur Arvaslar denilen Van ili Bahçesaray ilçesine bağlı Van Gölü'nün güneyine düşen Arvas 8 yeni adı Doğanyayla) [1]Köyüne yerleşmiş bir aileye mensuptur. "Arvasîler" olarak bilinen aile, Soyadı Kanunu'nun çıkmasıyla, "Arvasi" soyadını almıştır. Babası, Van Gümrük Müdürlüğü'nden emekli Abdülhakim Arvasî'dir. [2] “annesi ise ev kadını Cevahir Hanım'dır. Ahmet Arvasî altı çocuklu bu ailenin ikinci büyük çocuğudur. ” [3] Bu aile kökenlerinin Hz Muhammed’in soyuna dayandıran dolayası ile seyyid olduklarını iddia eden bir ailedir. Ahmet Arvasî bu nedenle Seyyid ön adını kullanmıştır. Ailenin altı çocuğundan birincisi olan S.Ahmed Arvasî, ilköğretime Van'da başladı. Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde tamamladı. Ortaokula ise Karaköse’de başladı
Seyyid İmameddin Nesimi
Seyyid İmameddin Nesimi
2 Eser
İmadeddin Nesimî ( d.1339 – 1344 arası Bağdat’ın Nesim veya Azerbaycan Şamahı, – ö. 1417 veya 1418, Halep ) Daha çok Seyid Nesimî, Seyyid İmameddin Nesimi olarak bilinen, 14.yy’da yaşamış olan, Hurufi inançlarından dolayı Halep ‘de derisi yüzülerek öldürülen Hurûfi inancına sahip, Azerbaycan Türkçesi ile şiirler yazan Türk şairidir. Azerbaycan Türkçesinin dil özellikleri ile yazdığı şiirleri, Farsça divanlarının yanı sıra Arapça şiirler de yazmış, Azerbaycan sahası Türk edebiyatının en önemli şairlerindendir. İran’da Hurufilik mezhebini kuran Fazlullah’ın (Öl. 1401) halifelerinden olduğu, şeriata aykırı inançları propaganda ettiği için Halep’te derisi yüzülerek öldürüldüğü bilinmektedir. Hayatı efsaneleşmiş, özellikle alevi, Bektaşî şairler arasında “Şâh-ı Şehit” adı ile itibar kazanmıştır. Nesimi adını Bağdat’ın Nesim ilçesinde doğmuş olduğundan dolayı almış olduğuna dair görüşler bulunmaktadır. Asıl adının İmadüddîn ( İmameddin ), Nesîmüddîn olduğuna dair çeşitli bilgiler vardır. Künyesi Ebü’l-Fazl olan Nesimi’nin asıl adının Ali veya Ömer olduğuna dair görüşler de bulunur. “Nesîmî’nin ismini Askalânî “Nesîmüddîn” (Han 1986: VII/269); Latîfî “Abdülmenâf Seyyid İmâdüddîn” (Canım 2000: 523-524), Kınalızâde “İmâdüddîn” (Kutluk 1989: 985), Bursalı Mehmed Tâhir “Ömer İmâdüddîn” (2009: 432) olarak zikretmiştir.”[1.............
Seyyid Lokman Aşuri
Seyyid Lokman Aşuri
4 Eser
Seyyid Lokman Aşuri’nin hayatı hakkında yeterli bilgiler yoktur. Hayatı ve görevlerine dair kayıtlar, daha çok hazırlamış veya yazmış olduğu eserlerden ve tayinlerine dair arşiv belgelerinden tesbit edilebilmektedir. Eserlerinde künyesini Seyyid Lokmân b. Seyyid Hüseyin el-Âşûrî el-Hüseynî el-Urmevî olarak vermiş olduğundan Azerbaycan’ın Urumi / Urmiye kasabasından olduğu ortaya çıkmaktadır. [1]Musul’a bağlı Harîr kazasında kadılık yapmış, belgelerden anlaşıldığı kadarı ile “Harîr kadısı sıfatıyla, 970 Zilkadesinde (Temmuz 1563) Şehrizor beylerbeyiliği merkezi olmak üzere inşa edilen Gülanber Kalesi’nin temel atma töreninde hazır bulunmuş ve Beylerbeyi Muzaffer Paşa’nın isteğiyle ilk harcı kendisi atmıştır.” [2] Harir kadılığından sonra İstanbul’a gelerek nişancı Feridun Ahmed Bey’e intisap ettiği kendisinin verdiği bilgilerden anlaşılır. Feridun Bey’e ve dolayısı ile Sokullu Mehmed Paşa’ya intisap etmiş olan Seyyid Lokman’ın Sokullu’nun baş katibi olduğu [3]Zigetvar seferi ve sonrasını nazma çekmek üzere şehnâmeci olarak tayin edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. “Şeyh Ebû Said vasıtasıyla, Sokullu Mehmed Paşa’nın Lüleburgaz ve İstanbul’daki medreselerinde müderrislikte bulunan Şemseddin Ahmed Karabâğî ile tanıştırılmış, Feridun Bey’in Sigetvar seferiyle ilgili eserini nazma çekerek hazırladığı ilk denemelerini ona sunmuş, bunlar ayrıca Ebüssuûd Efendi ve İdrîs-i Bitlisî’nin oğlu Ebülfazl Mehmed Efendi gibi önde gelen âlimlerce de beğenilmiş ve eserin temize çekilip padişaha sunulması için kendisine emir gönderilmiştir. Bu emir uyarınca Sigetvar seferi ve sonrasını nazma çekmek üzere 30.000 akçe zeâmet tahsis edilerek ,şehnâmeci tayin edilmiş, ardından II. Selim’in faaliyetlerini yazmak.....................
Sezai Karakoç
Sezai Karakoç
5 Eser
Sezai Karakoç Sezai Karakoç, (d. 22 Ocak 1933, Ergani, Diyarbakır), şair, yazar, mütefekkir ve siyasetçi. Babası Yasin Efendi’nin koyduğu tam isimi Muhammed Sezai’dir. Nüfusta ise Ahmet Sezai olarak geçer. Dedeleri, Ergani ve yöresinde oldukça etkin kişilerdendir. Dedesi Hüseyin Efendi, Plevne savaşına katılmış; Gazi Osman Paşa’nın takdirini kazanmıştır. Ailesi Leventoğulları olarak anılan şairin çocukluk yılları Ergani, Maden ve Dicle’de geçer. 1938 Ergani'de 3 ay ilkokul öncesi ihtiyat sınıfına devam eder. İlkokulu 1944'de Ergani'de bitirip, Maraş Orta Okuluna parasız yatılı kayıt olur. İlk şiirini bu dönemde yazıp yırtacaktır.[1]1947'de Gaziantep parasız yatılı liseye başlar. Gaziantep Lisesi'nden 1950'de mezun olur. Okul yıllarında Necip Fazıl'ın Büyük Doğu'sunu okumuş ve kalpten mensubu olmuştur.[2] Felsefe okumak için İstanbul'a gider. Babası ilahiyat Fakültesini bitirmesini istemektedir. Fakat kendi parasıyla okuyamayacağından o zaman parasız yatılı kısmı bulunan Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavına girer. Felsefe bölümüne de kayıt yaptırır. Şayet sınavı kazanmazsa felsefe okuyacaktır. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde tahsile başlar. Üniversitedeyken hayranı olduğu, Necip Fazıl'la tanışır. Hatta Büyük Doğu dergisinde de bir müddet çalışIr. Bu ilişki hem insani hem de fikri bir dostluk doğurur........
Sıdkı Baba Zeynel Abidin Aşık Pervane
Sıdkı Baba Zeynel Abidin Aşık Pervane
14 Eser
Alevi -Bektaşi aşığı Sıdkı Baba hakkında en kapsamlı çalışma torunu Muhsin Gül’e aittir. Torunu Muhsin Gül’ün verdiği bilgilere göre Sıdkı Baba’nın asıl adı Zeynel Abidin’dir. Pervane mahlasını kullanan aşığın soyu Oğuz Türkeri’nin Bozok koluna bağlı Dedekargın aşiretine bağlı Hacı Ahmetler adlı bir aileden gelmektedir. [1] [2] Sıtkı Baba(Pervane) hakkında antolojiler pek bir bilgi vermemişler, bu nedenle hayatı hakkındaki bilgiler Prof. Dr. Hayrettin İvgin’in verdiği bilgilerle sınırlı kalmış, ancak Muhsin Gül’ün çalışması ile hakkında pek çok bilinir hale gelmiştir. Asıl adı Zeynelabidin olan Sıdkî Baba, 1865 yılında Tarsus’un Yenice Köyünde doğmuştur. Fakat ailesinin bu köye kadar gelmesinin ve Sıdkî Baba’nın bu köyde doğmasına kadar geçen sürecin çok hazin bir öyküsü vardır. Ailesi Malatya'da Tohma çayı kenarında Çerme adında bir köye yerleşmiş, uzun yıllar bu köyde arazi ve mülk sahibi olmuşlar, fakat aile civardaki Kürt aşiretlerinin baskısı sonucunda bu köyden göç etmek zorunda kalarak Silifke civarına yerleşmişlerdir. Aile, bir müddet sonra tekrar köylerine dönmek istemiş, fakat aile Tarsus’a geldiklerinde kolera salgınına kapılmış, bu salgında ailelerin erkekleri ölmüş, heybe gözünde, kundağa sarılı bir bebek olan Sıdkı Baba’nın babası Mehmet bu salgından sağ olarak kurtulmuştur. [3]...............
Sinan Paşa
Sinan Paşa
1 Eser
Sinan Paşa, Divan Edebiyatında Nesir Türlerine İnşa, yazara münşi denirdi. Münşeat terimi de “düzyazılar” (“İnşa”nın çoğulu)anlamında kullanılırdı. Divan Edebiyatında Nesir Türleri sade, orta ve süslü nesir olarak üç türlü olarak değerlendirilmiştir. 1) Sade (Yalın) Nesir: Halka hitap için yazılmış, dili ağır olmayan nesirdir. Yabancı sözcük ve tamlama sayısı azdır. Anlaşılması güç söz sanatları yapılmaz. Masallar, efsaneler, menkıbeler, destanlar, dini ve tasavvufi konular, tarih ve gezi eserleri, o devre göre, sade bir dille yazılmaya çalışılmıştır. Sade nesir örnekleri olarak aşağıdaki eserlerden söz edilebilir: 2) Sanatlı (Süslü) Nesir: Şiirdeki gösterişli mecazlar ve söz sanatları ( Teşbih, Kinaye, İstiare, Teşhis) düz yazıda kullanmak ile yapılan süslenmiş, secili nesirdir. Sinan Paşa (15. yüzyıl) Tazarruname adlı eseriyle bu alanın ilk örneği verilmiştir. Fuzuli'nin (16. yüzyıl) Şikâyetname’si Türkçe yazdığı diğer bazı mektupları Veysi ve Nergisi adlı yazarların (17.yüzyıl) eserleri sanatlı nesir örneğidir. Süslü nesir Divan Edebiyatında Âlî Üslup olarak da tabir edilmiştir. Bu üslup tarzında düzyazı içinde secilere sık sık başvurulmuş, düzyazı içinde aliterasyona ve asonans kullanımına çok dikkat edilmiş, Arapça ve Farsça sözcüklerin olduğu uzun tamlamalar kullanılmış, işlenmiş, yazarın asıl amacı sanatsal bir dil kullanmak olmuştur. Buna tasnife göre Sinan Paşa'nın Tazarruat adlı eserindeki dil bu tip üsluba örnek gösterilmiş, onun bu eserindeki üslubu süslü nesir olarak kabul edilmiş, hatta onun üslubu başlı başına bir ekol kabul edilerek süslü, sanatlı, secili nesir üslubunu ifade etmek için " Sinan Paşa Üslubu " tabiri divan edebiyatımıza yerleşmiştir. Gencay Zavotcu, ilk önce Sinan paşa daha sonra da Vesyi ve Nergisi de görülen bu üslup tarzını şu şekilde yorumlar “Diğer iki nesir kolunun tersine süslü nesir yazarları ilk sıraya sanat gösterme düşüncesini koymuşlardır. Onlar açısından önemli olan kültür, beceri ve yeteneklerini ağır ve süslü bir dille ortaya koymaktır. Anlaşılırlık, asıl amaç olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle anlam ya ikinci sıradadır ya da önemli değildir.” (Zavotçu, 2005: 221).[1] SİNAN PAŞA’NIN HAYATI Sinan Paşa (Hoca Paşa) On beşinci asır müderrislerinden ve edebiyatçılarındandır. İstanbul’un ilk kadısı büyük âlim Hızır Beyin oğludur. Tam adı ise Yusuf bin Hızır Bey bin Celâleddîn’dir. Sinânüddîn ise onun lakabı olmaktadır. Babası, İstanbul’un ilk kadısı Hızır Bey, dedesi ise Sivrihisar Kadısı Celâleddin Efendi’dir. Annesi ise Osmanlı âlimlerinden Molla Yegân’ın kızıdır. [2] Hoca Paşa adı ile de meşhur olan Sinan Paşa’nın doğum tarihî ve doğum yeri hakkındaki bilgilerde bir kesinlik tespit edilememiştir. Çağındaki birçok kaynağa göre, 1440’ta İstanbul’da doğduğu yazılıdır. Lakin İstanbul, 1453 yılında alındığına göre Bursa veya Sivrihisar da doğmuş olması gerekiri. Bu nedenle Bursa veya Sivrihisar’da doğmuş olduğunu belirten kaynaklara güvenmek lazım gel..........
Stefan Zweig
Stefan Zweig
24 Eser
Stefan Zweig ( D. Viyana 28 Kasım 1881 – Ö. 22 Şubat 1942, Petropolis Brezilya ), Avusturya doğumlu Yahudi kökenli roman, oyun, biyografi yazarı ve gazeteci AİLESİ EĞİTİM YILLARI Zweig, Viyana’da zengin bir Yahudi tekstil fabrikatörü Moritz Zweig (1845–1926) ile Yahudi bankacının kızı Ida Brettauer'in ikinci oğlu olarak dünyaya geldi. Stefan Zweıg, zengin bir ailenin çocuğu olarak iyi bir eğitim aldı. Daha küçük yaşlarında Batı ve Rus kültürüne ait her şeyi öğrenmeye başladı. İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Latince ve Yunanca öğrenerek Viyana'daki Wasagasse Gimnasium'u 1899 ‘da bitridi. Viyana Üniversitesi'nin felsefe bölümüne kaydoldu Üniversite yıllarında bir dergi yöneticisi olan Theodor Herzl ile bir dostluk kurmuş ilk yazıları1897'den itibaren "Neue Freie Presse" gazetesinde çıkmaya başlamıştı. "Hippolyte Taine Felsefesi" üzerine hazırladığı tez ile 1904’te Doktora derecesi alarak mezun oldu. HAYATI VE YAZARLIK YILLARI İlk romanı "Die Liebe der Erika Ewald" Erika Ewald’in Aşkı ve içinde Karmaşık Duygular, Alacakaranlık Hikâyesi gibi yedi hikayesinin bulunduğu Confusion adlı eseri 1904'te yayımlanmış, kendi anlatım tarzını ve edebi üslubunu geliştirmeye başlamıştı. Bu yıllarda Verlaine, Baudelaire ve Émile Verhaeren gibi şair ve yazarların eserlerini Almancaya tercüme ediyordu..............
Stendha
Stendha
0 Eser
Stendhal (D: 23 Ocak 1783, Grenoble, Fransa – Ö: 23 Mart 1842, Paris, Fransa) Fransız realist romancısı, biyografi ve gezi yazarı, asker ve diplomat. Asıl adı Marie-Henri Beyle’dir. Babası zengin bir aileden gelen avukat Chérubin-Joseph Beyle (d.1747), annesi ise kızlık soyadı ile Henriette Gagnon'dur (d.1757) 1790’da henüz yedi yaşında iken annesini kaybetmiş asilzadelerin ve Katolik Kilisesi'nin yanında yer alan, baskıcı ve muhafazakâr olan babası ile anlaşamadığı için daha ziyade teyzesi Séraphine tarafından büyütülmüştür. 13 yaşına kadar evinde eğitim almış, 1796'da École Centrale adlı okula kaydolmuş, bu okulda iken resim ve matematik dallarında ödül de kazanmıştır. 1799'da Grenoble'dan Paris'e mühendislik eğitimi almak için gider. Ancak Paris’te mühendis olmaktan vazgeçerek asker olmaya karar verir. Milano’da süvari olarak görev yapar. Ancak 1801 yılında sağlığını bahane ederek ordudan ayrılıp Grenoble’ye döner. .........
Stendhal
Stendhal
4 Eser
Stendhal (D: 23 Ocak 1783, Grenoble, Fransa – Ö: 23 Mart 1842, Paris, Fransa) Fransız realist romancısı, biyografi ve gezi yazarı, asker ve diplomat. Asıl adı Marie-Henri Beyle’dir. Babası zengin bir aileden gelen avukat Chérubin-Joseph Beyle (d.1747), annesi ise kızlık soyadı ile Henriette Gagnon'dur (d.1757) 1790’da henüz yedi yaşında iken annesini kaybetmiş asilzadelerin ve Katolik Kilisesi'nin yanında yer alan, baskıcı ve muhafazakâr olan babası ile anlaşamadığı için daha ziyade teyzesi Séraphine tarafından büyütülmüştür. 13 yaşına kadar evinde eğitim almış, 1796'da École Centrale adlı okula kaydolmuş, bu okulda iken resim ve matematik dallarında ödül de kazanmıştır. 1799'da Grenoble'dan Paris'e mühendislik eğitimi almak için gider. Ancak Paris’te mühendis olmaktan vazgeçerek asker olmaya karar verir. Milano’da süvari olarak görev yapar. Ancak 1801 yılında sağlığını bahane ederek ordudan ayrılıp Grenoble’ye döner. 1805'te Marsilya’ya gidip tacirlik, ithalat gibi işlerle uğraşır. Ancak umduğunu bulamayınca yeniden askerliğe başvurur. Fransız işgali altında bulunan Prusya'ya giderek yeniden levazım dairesinde orduya girer. Bu yıllar arasında Polonya, Floransa, Roma, Napoli’yi dolaşır. 1812 ‘de başlayan Napolyon'un Rusya seferine katılır. Moskova'nın işgaline tanık olduktan sonra üçte ikisi ölen veya esir düşen Fransız ordusu ile Paris’e geri dönmeyi başarmış ancak sefer sırasında tuttuğu notları kaybetmiştir. Almanya’da iken gördüğü Stendal kasabasının adını kendisine mahlas edinerek yazılarında "Stendhal" takma adını kullanmaya başlamıştır.........