Yazarlar

Yaman Koray
Yaman Koray
1 Eser
YAMAN KORAY 1935- Ö. 2006, ‘Deniz Ağacı’ ve ‘Büyük Orfoz’ gibi çok satan romanların yazar Yaman Koray, 1935 yılında İstanbul’da doğdu. Yazar ve romancı Mebrure Sami Koray' (Alevok) un oğlu olan Yaman Koray öğretim almaya Kadıköy Saint Joseph Fransız Lisesi’nde başlamıştı. Bu okulu 1954 yılında birincilikle bitirdi.[1] Liseyi bitirdikten sonra ilk önce Marmaris’e yerleşmişlerdi. 1956'da Erdek'e yerleşerek annesinin kurduğu Otel Alevok'u işletti. Erdek’te 20 yıldan fazla otelcilik ve zeytincilik işiyle uğraştı.[2] İşte bu sıralarda denizin diplerine dalmaya ve balıkçılık yapmaya merak saldı. Bu hobisi onun önemli bir dalgıç olmasını da sağladı. Erdek’te geçirdiği bu yıllar içerisinde Kapıdağ ve Marmara kıyılarında yaşayan insanları gözlemlemek fırsatını buluyordu. Bu gözlemler öykü ve roman olarak karşımıza çıkacaktı. 1960'larda Türkiye'nin en zengin adamlarından biri olan dedesinin bıraktığı mirasın üzerinde rahat yaşamak veya iş adamlığı.................
Yanbolulu Turabi Ali
Yanbolulu Turabi Ali
20 Eser
Turabi Ali Yanbolulu Bektaşi tarikatı ve halk şiirimizde Türabi mahlaslı sekiz ozan vardır. Bu ozanlar Fatih döneminde yaşamış olan Türabi Baba, Afyon'lu Türabi Baba, on dokuzuncu yüzyılda yaşamış ve Koniça'da gömülü bulunan Yanya'lı Türabi Baba, yirminci yüzyılda yaşayan Kumluca'lı Türabi Baba, Girit'li Mustafa Türabi Baba, Süleyman Türabi Baba ve Kula'lı Mehmet Türabi Baba ile ( T. Koca) Ankaralı Turabi’dir. Bu yazıda sözümü edeceğimiz Turabi 19. yy. da ölmüş olan Yanbolulu olarak kabul edilen Turabi Ali’dir. Âşık Turabi diğer halk ozanlarımız gibi hayatı hakkında yeterli bilgi bulunmayan halk ozanlarından birisidir. Hayatı hakkındaki sınırlı bilgilerden birisi 1849'da Hacı Bektaş Tekkesi postunda oturduğu ve 1868 yılında öldüğünü gösteren belgelerdir. [1] Bir şiirinde ise asıl adının Ali olduğunu söylemiştir: [2] Mahlasım derler Türabi, namım el- hac Ali. [3] Türabî, Hacı Bektaş postunda oturup Dede babalık yapmış Alevi-Bektaşi toplulukları arasında önemli ve saygın bir yer kazanmış mutasavvıf bir şairdir. [4] Doğduğu yer hakkında farklı iddialar vardır. Ankaralı, Yanyalı ve Koniçeli olduğunu belirten iddialar varsa da bu iddiaların aynı mahlaslı diğer şairlerin hayatları ile alakalı olması kuvvetle muhtemeldir. Halk şiirinde pek çok ozanın aynı mahlası kullanıyor olması hangi ozanın nereli olduğuna dair bilgilerde emin olmamızı güçleştirmektedir.................
Yaşar Kemal
Yaşar Kemal
18 Eser
D.T. 1923 Osmaniye, Kadirli – Hemite Köyü/ Ö. 28 Şubat 2015 İstanbul Roman, senaryo ve öykü yazar İnce Memed adlı romanı yaklaşık olarak kırk dile çevrilmiş ve yayınlanmış ve Kitaplarının yurtdışındaki baskısı yüz kırktan fazla olan tanınmış bir romancımızdır.[1] Yaşar Kemal’in asıl adı Kemal Sadık Gökçeli'dir. Aslen Van Gölü’ne yakın Ernis (bugün Günseli) köyünden gelen bir ailenin çocuğudur. Yaşar Kemal’in babası Sadık Efendi, Birinci Dünya Savaşı’ndaki Rus işgali yüzünden Van’daki Ernis köyünden göç edip Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı Hemite ( Gökçedam) köyüne yerleşmiştir. Bu yüzden yazar Kadirli- Osmaniye ve Hemite köyü doğumludur.
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
1 Eser
Ysvuz Bahadıroğlu ( Niyazi Birinci ) Doğum,1945, Rize, Ö. İstanbul 21 Ocak 2021) Gerçek adı Niyazi Birinci, olan Yavuz Bahadıroğlu ismi ile daha çok tanınan ama yazılarında Şeref Baysal, Veysel Akpınar, Bahadır Alp, Nurcan Sevinç takma adlarını da kullanan Yeni Akit köşe yazarı, Nesil yayınlarında yönetici, radyo programcısı Gerçek adı Niyazi Birinci olan romancı Yavuz Bahadıroğlu adıyla yazdığı romanının çok okunması ile bu adı müstear ad olarak kullanmıştır. (d. 1945) Yavuz Bahadıroğlu 1945 yılı başında Rize ilinin Pazar kazasına bağlı Hisarlı köyünde dünyaya gelmiştir. [1] Ailesinin en küçük çocuğu olan yazar, beş kız kardeşinden sonra dünyaya gelen tek erkek çocuk olmuştu. [2] İlk ve ortaokulunu da köyünde okumuştu. Gazeteciliğe o
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
1 Eser
YAVUZ BÜLENT BAKİLER 1936, Sivas), Türk şair, yazar, gazeteci, yönetici ve avukat. Şiir ve yazılarında Cemiz Bülent, Bülent Cezmi takma adlarını da kullanan şair 23 Nisan 1936 tarihinde Sivas’ta doğmuştur. Azerbaycan’dan Türkiye’ye göçen bir aileye mensuptur. Babası yedi kişilik ailesine bakmaya çalışan Sivas Nüfus Müdürü Cezmi Bey’dir. Annesi ise Hayriye Hanım’dır. Annesi ve babası hala-dayı çocukları olan şairin ailesi Ermenistan işgalinden henüz kurtulan Azerbaycan ve Karabağ’ın Ağdam Köyü’nden Anadolu’ya göç etmek zorunda kalan ve Sivas’a yerleşen Karabağ kökenli bir ailedir. ( Bakiler’den aktaran Özcan, Hidayet (1996). Yavuz Bülent Bakiler’in Şiir Anlayışı ve Şiirlerindeki Tezahürler. Doktora Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi. ) Onun çocukluk yılları Sivas’ta geçer. İlk ve ortaokul yılları II. Dünya savaşının yaşandığı kıtlık yıllarıdır.. Bu günleri birçok sohbeti ve röportajlarında şu şekilde anlatacaktır.[1] “ Elektrik olmadığı için gaz lambasının ışığında çalışmak zorundaydım. Ortaokula gidene kadar annemden dinlediğim masallar ve türkülerle büyüdüm.” [2]Yavuz Bülent Bakilerin edebiyata merakı işte bu masallar, ninniler ve türküler olmuş, bu merakını da Sivaslı halk ozanları ile beslemiştir. İlkokulu Sivas’ta Ziya Gökalp ilkokulunda, ortaokulu Sivas’ta bitirmiştir. Lise eğitimine Sivas’ta başlayan şair babası Gaziantep’e tayin edilir.1952. Gaziantep'e Akyol Mahallesine taşınırlar. Antep'te onlara hiç iyi davranmamışlardır. Lisede iken lise arkadaşları onunla konuşmamış, komşuları ailesine, okuldaki akranları ise kendisini dışlamışlardır. Orada yaşamak istemezler ve bir yıl sonra babasının tayini Malatya’ya çıkar. O yüzden liseyi Sivas, Gaziantep ve Malatya’da tamamlamıştır.[3] 1955’te Malatya Lisesi’nden mezun olur...........
Yavuz Görey
Yavuz Görey
0 Eser
Yavuz Görey (d. 1912 – ö.1995) Türk mimar ve heykeltraş. Türkiye Cumhuriyeti döneminin ilk heykeltıraşlarındandır. Babası mimar (Ahmet Hulûsi), ağabeyi de afişçi İhap Hulûsi Görey'dir. Mısır'ın Kahire şehrinde doğan Yavuz Görey, Mısır'ın ünlü bir mimar ve müteahhidi olan Ahmet Hulusi'nin oğludur. Kemahlı bir asker olan dedesinin Hıdıv maiyetinde görev yapması nedeniyle Mısır'a gelmiş bulunan aile, I. Dünya Savaşı'nda Kahire İngiliz işgaline uğrayınca İstanbul'a dönmüştür. [1] Kardeşlerinden ağabeyi İhap Görey Türkiye'de ünlü bir reklamcı ve grafik sanatının Türkiye'deki kurucusu, diğer kardeşi Nihat Hulusi ise Mısır'ın önde gelen müzecilerinden birisi olmuştur. Belçika’da mimarlık eğitimi alan Yavuz Görey, Belçika'daki mimarlık eğitimi sırasında Güzel Sanatlar Akademisi’nde de desen çalışmaları üzerine eğitim..................
Yavuz Sultan Selim
Yavuz Sultan Selim
19 Eser
I. Selim ya da Yavuz Sultan Selim (d. 10 Ekim 1470 – ö. 21/22 Eylül 1520), 9.Osmanlı Padişahı ve 74. İslam halifesidir. Babası II. Bayezid ( Bkz. Şair Adli- 15 yy) , annesi Dulkadiroğulları Beyliği'nden Gülbahar Hatun'dur.[Tahtı devraldığında 2.375.000 km2 olan Osmanlı topraklarını sekiz yıl gibi kısa bir sürede 2,5 kat büyütmüş ve ölümünde imparatorluk topraklarının 1.702.000 km2'si Avrupa'da, 1.905.000 km2'si Asya'da, 2.905.000 km2'si Afrika'da olmak üzere toplam 6.557.000 km2'ye çıkarmıştır. Padişahlığı döneminde Anadolu'da birlik sağlanmış; halifelik Abbasilerden Osmanlı Hanedanına geçmiştir. Ayrıca devrin en önemli iki ticaret yolu olan İpek Yolu ve Baharat Yolu'nu ele geçiren Osmanlı, bu sayede doğu ticaret yollarını tamamen kontrolü altına almıştır.[1] Selim, tahta babası II. Bayezid ( Bkz. Şair Adli- 15 yy) 'e karşı darbe yaparak çıkmıştır. Şehzade Selim, tahta çıkmadan önce vali olarak Trabzon'da görev yapmıştır. Yavuz Sultan Selim'e kızını vermiş olan Kırım Hanı Mengli Giray, ona askeri destek sağlayarak tahta geçmesine yardım etmiştir. [2]1512'de tahta çıkan Sultan Selim, Eylül 1520'de Aslan Pençesi (Şirpençe) denilen bir çıban yüzünden h...................
Yazıcı Salih ve Melhame
Yazıcı Salih ve Melhame
1 Eser
Yazıcı Salih veya Selahaddin, XIV. yüzyılın ikinci yarısı ile XV. yüzyıl başlarında yaşamıştır. Asıl adının Salih veya Selahaddin olması hakkında tartışmalar yapılmıştır. “Âmil Çelebioğlu ise onun, “Yoksa nice söyleye değme hakîm/Haddi nedir Sâlih’in dünyada kim” beytine dayanarak (Süleymaniye Ktp., Pertevniyal Vâlide Sultan, nr. 766, vr. 12a) aslı “Sâlihü’d-dîn” olan terkibin vezin zarureti dolayısıyla “Salhadîn” şeklinde kaydedildiğini ve adının Sâlih olması gerektiğini söyler. Esasen oğlu Mehmed’in, eserlerinde künyesini Muhammed b. Sâlih b. Süleyman şeklinde göstermesi de Çelebioğlu’nun görüşünü destekler. Bu künyeden ve Tuhfetü’l-mücâhidîn’deki Sâlih b. Süleyman kaydından (Nuruosmaniye Ktp., nr. 2293, s. 497) babasının gerçek adının da Evliya Çelebi’nin kaydettiği üzere Şücâeddin değil Süleyman olduğu öğrenilmektedir.”[1] Hayatı hakkında çok bir bilgi bulunmaz. Şemsiyye adlı melhamesi ile literatüre ismi geçmiş, bu eserini de Ankara’da yaşayan Devlet Han ailesinden İskender b. Hacı Paşa’ya ithaf etmiştir. Bu bakımdan Ankara’da yaşamış olduğu düşünülür. Eserinde 36 yıl boyunca Kasapoğlu Ali Bey’in kâtibi olarak yanında yaşadığını belirtmiştir. [2]Yazıcı adını da buradan aldığı anlaşılma.................
Yazıcızade Ahmed Bican
Yazıcızade Ahmed Bican
1 Eser
Yazıcızade Ahmed Bican On beşinci yüzyılda Gelibolu'da yetişen velilerden. Yazıcızâde lakabıyla tanınmıştır. Babası âlim bir zât olan ve kâtiplik yapan Sâlih Efendi, ağabeyi ise meşhur âlim Yazıcızâde Muhammed Efendidir.[1]( bkz Yazıcızade Mehmet ve Muhammediye ( 15. yy ) Doğum târihi belli değildir. Buna rağmen pek çok emareden 15. yüzyılın ilk yarısında Sultan II. Murat ve Fatih devirlerinde yaşamış oldukları ortaya çıkmaktadır.[2]Eserinde yer alan "Hak teâlâ hazretleri, miskin Ahmed-i Bîcân'ı, deniz kenarında, gâziler şehrinde Gelibolu'da yarattı." ifadesinden onun Gelibolu'da doğduğu anlaşılmaktadır. Babası Yazıcı Salih Efendi, bâzı rivayetlere göre, Ankara veya Bolu civarında devlet hizmetlerinde kâtiplik yapmıştır. 1408'de tamamladığı, Anadolu'da astroloji sahasında ilk Türkçe manzum eser olan Şemsiyye'sini Ankara'da İskender bin Hacı Paşaya ithâf etmiş, [3]Sonra Gelibolu'ya gelip yerleşmiştir. Soylu bir aileden gelen Ahmed'-i Bican kardeşi Muhammed Bican ile birlikte halk arasında evliya mertebesinde görülen bir payeye erişmiştir. Anneleri ve kardeşleri ile ilgili anlatılan menkıbelerden anlaşıldığına göre annesi ve babası da halk arasında aşağı yukarı veli derecesinde saygı gören kimselerdir. Babası Yazıcı Sâlih Efendi, bâzı rivâyetlere göre, Ankara veya Bolu civarında devlet hizmetlerinde kâtiplik yapmıştır. [4] 1408′de tamamladığı, Anadolu’da astroloji sahasında ilk Türkçe manzum eser olan Şemsiyye’sini Ankara’da İskender bin Hacı Paşaya ithaf etmiş, Sonra Gelibolu’ya gelip yerleşmiştir. Ahmed-i Bîcân küçük yaşta ilim tahsiline başlamış, Zamanın ilimlerini tahsil etmiş, Arapça ve Farsçayı çok küçük yaşlardan itibaren ileri düzeyde öğrenmeye başlamıştır. İyi bir öğrenim gördüğü düşünülen Yazıcıoğlu Mehmed'in de ilim vadisinde ilk öğretmeninin babası olduğu tahmin edilmektedir. [5] Zaten onun bu düzeyi yazdığı eserlerden de ortaya çıkacaktır. Dindışı ve zahiri ilimlerdeki tahsilini tamamladıktan sonra ağabeyi Muhammed Bîcân ile birlikte dini tasavvufi ilimleri de öğrenmek istemişlerdir. Her iki kardeş de babalarının mesleğinden dolayı Yazıcıoğlu ismiyle tanınmıştır. Babalarının ve annelerinin de ilmi konulardaki derin alakaları her iki kardeşe de sirayet etmiş oldukça iyi bir eğitim aldıkları gibi âlimlik ve tasavvuf konularında çok derin ilgiler duyan iki kardeş olmuşlardır.
Yazıcızade Mehmet
Yazıcızade Mehmet
1 Eser
Yazıcızade Mehmet, 15. yüzyılın ilk yarısında Sultan II. Murat ve Fatih devirlerinde yaşamış, halk arasında Âlim ve Veli olarak şöhret bulmuş, kardeşi Yazıcızade Ahmet Bicanile birlikte çok sevilmiş bir divan edebiyatı yazarıdır. ( bkz Yazıcızade Ahmet Bican Hayatı Eserleri Konuları ) Babası, devlet hizmetinde o zaman için önemli bir görev alan kâtiplik görevinde bulunduğundan [1]"Yazıcıoğlu" lakabıyla anılmıştır. Babası Salih Efendi 1408'de tamamladığı, Anadolu'da astroloji sahasında ilk Türkçe manzum eser olan Şemsiyye' adlı kitabın yazarıdır. Babası Salih Efendi, Şemsiye adlı bu eserini Ankara’da İskender bin Hacı Paşaya ithaf etmiş daha sonra Gelibolu'ya gelip yerleşmiştir. [2]Yazıcıoğlu Mehmet Efendi, babası ve kardeşi Yazıcızade Ahmet Bican 'ın Malkara'dan veya ona bağlı olan Kadıköy'ünden gelip Gelibolu’ya yerleşmiş oldukları sanılmaktadır. [3] Buna rağmen kardeşi Ahmet Bican'ın "Eserinde yer alan "Hak teâlâ hazretleri, miskîn Ahmed-i Bîcân'ı, deniz kenarında, gâziler şehrinde Gelibolu'da yarattı." ifadesinden onun Gelibolu'da doğduğu anlaşılmaktadır. [4] Babası âlim bir zât olan, annesi de halk arasında çok sevilen hatta ermiş mertebesinde görülen ve küçük kardeşi ise Ahmet Bican olan Yazıcızâde Muhammed Efendi'nin doğum tarihi de kardeşi Ahmet Bican gibi belli değildir Soylu bir aileden gelen Ahmed'-i Bican kardeşi Muhammed Bican ile birlikte halk arasında evliya mertebesinde görülen bir payeye erişmiştir. [5]Anneleri ve kardeşleri ile ilgili anlatılan menkıbelerden anlaşıldığına göre Babası Yazıcı Salih Efendi, bazı rivayetlere göre, Ankara veya Bolu civarında devlet hizmetlerinde kâtiplik yapmıştır Yazıcıoğlu Mehmet, devrinin ilimlerini öğrenmiş, Arapça ve Farsça bilmektedir. Onun gözlerini başka bir dünyaya açan, gönül dünyasını uyandıran kimse ise Hacı Bayram Veli olmuştur. Bir şikâyet sonucu sorgulanmak üzere Ankara'dan, o zaman Osmanlı'nın başkenti olan Edirne'ye getirilmiş olan Hacı Bayram, II. Murat tarafından izzet ve ikram görmüştür. İstanbul fethedilmeden önce Anadolu- Edirne yolculuğu Çanakkale-Gelibolu üzerinden yapılıyordu. İşte bu sırada Yazıcıoğlu Mehmet ile Kardeşi Ahmet Bican, Hacı Bayram Veli ile tanışma fırsatı bulmuş ve Hacı Bayram Veli 'ye intisap etmişlerdir Avni Fatih Sultan Mehmet’in babası Sultan İkinci Murad, Şeyh Bedrettin’in Somuncu baba ve Hacı bayram Veli ile daha önceden..........
Yenişehirli Avni
Yenişehirli Avni
12 Eser
Yenişehirli Avni 1826 senesinde Balkanlar'daki tarihî kentlerden biri olan bugün Yunanistan sınırları içinde kalmış olan Yenişehir de (Larisse) doğdu. Asıl adı Hüseyin’dir. Babası bazı kethüdalıklarda bulunmuş olan Sıdkı Ebûbekir Paşa’dır. Kaynaklar onun aldığı eğitim konusunda belirli bilgi sunmaz fakat Babası Sıdkı Ebûbekir Paşa, Tırhala mutasarrıfı Abdurrahman Samî Paşa'nın kethüdâsı iken; Avni, Sami Paşa'nın desteği ile hususi bir tahsil görerek yetişmiş olduğu şairin bu şahısın yanında on yıl kaldığını ve tahsilini de bu şekilde ilerlettiği yolunda bilgiler vardır. Buna rağmen eğitimi hususunda özel bir eğitim görmüş olduğunu, Arapça, Farsça, Rumca ve orta derecede Fransızca bildiğini, , batı edebiyatı kaynaklarını incelemiş bir şair olduğunu belirtmek lazım gelir. İstanbul'a geldikten sonra çeşitli bölümlerde memur olarak çalışmıştır. Avnî Bey, Paşa olan babasının ve Aburrahman Sami Paşa’nın terbiyesini görmüş, bu kişinin on iki yıl çevresinde bulunmuş aynı zamanda şair olan Aburrahman Sami Paşa’dan mesnevi okumuştur. [1] Daha sonra da Aburrahman Sami Paşa’nın Vidin vâlîliği esnasında onun kâtipliğini yapmıştır................
Yenişehirli Mehmed Emin Belig
Yenişehirli Mehmed Emin Belig
6 Eser
Yenişehirli Mehmed Emin Belig (ö. 1174/1760-61) 18. Yy divan şairi Yunanistan Mora, Yenişehir Fener de doğan Mehmed Emin Belig İlim tahsiline erken yaşta başlayarak devrin tanınmış âlimlerinden Akovalızâde Ahmed Hâtem Efendi’den de dersler alarak ilk eğitimine başlamıştı. [1] Eğitimine devam etmek için İstanbul’a geldikten sonra medrese eğitiminden sonra mülâzım oldu. Kadılık mesleğine yönelen Yenişehirli Beliğ İstanbul’un çeşitli yerlerinde kadı olarak görev yapmaya başladı. Bu yıllarda devrin bazı ünlü kişilerine kasideler yazmaya başlamıştı. Bu kasidelerinde değerinin bilinmediğinden şikâyet eden Eski Zağra’ya kadı olarak tayin edildi. Eski Zağra’da Şehrin ileri gelenleriyle yakın münasebetler kurarak rahat bir hayat yaşamayı da başardı. Ancak bir müddet sonra devrin ileri gelenlerinin desteğini yitirmiş olması gereğiyle Yeni Zağra’ya, daha sonra da havasının kötülüğü ve halkının fakirliğiyle tanınan Klavrata (Klavna) kasabası kadılığına gönderildi...................
Yervant Oskan Efendi
Yervant Oskan Efendi
1 Eser
Yervant Oskan Efendi 1855 yılında doğdu. 1914 yılında öldü. Modern Türk heykelciliğinin bilinen ilk ismidir. Sanatçı, 1855 yılında İstanbul'un Samatya semtinde doğmuştur. Ermeni asıllı sanatçının Heykel eğitimi görmesinde ön ayak olduğu veya Heykelciliğe ilgi duymasına vesile olan Büyükbabası ise darphanede döküm ustabaşısı idi. İlköğrenimi için İstanbul Beşiktaş Makruhyan Ermeni Okulu ve Pera Hayr Ananya adlı cemaat okullarına devam etti. Daha sonra ailesinin desteği ile Venedik'e gitti, orada Murad Rafaelyan okuluna devam etti ve Luigi Qura'nın öğrencisi oldu. Sanat eğitimine Roma'da devam eden Oskan Efendi, Roma İmparatorluk Sanat Okulu'nda Enrico Bektti ve Cirolana Mazzini'den eğitim aldı.[1] Sanatçı 1878'de Paris'e heykel eğitimi alması için devlet tarafından burslu olarak gönderildi ve İtalya ve Fransa’da büyük boyutlu figürler üzerinde çalıştı [2] Oskan Efendi ayrıca, sanat tarihi açısından büyük bir isim sayılan Gigi’nin derslerine katılmıştır. Kendisi 12 yılını Resim, perspektif, mimari ve heykeltıraşlık etütlerine verir ve 1878 yılında Paris’e gider. Orada sergiler için büyük boyutlu figürler üzerinde çalışır. Sergiler bit
Yılmaz Gruda
Yılmaz Gruda
2 Eser
Yılmaz Gruda Yılmaz Gruda (d. 14 Temmuz 1930, İstanbul) Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, şair, oyun yazarı, çevirmen. Tam adı Ahmet Yılmaz Gruda’dır. Babası Hasan Bey, annesi Emine Mediha Hanım'dır. Yılmaz Gruda, İstanbul'da doğup büyüdü. Anne ve babası ayrıldığı için 5 yaşında iken Ankara'ya göç etti, Ankara’da ticaretle uğraşan babasının yanında büyüdü. Küçük yaşlardan beri okuma yazmaya meraklıydı. İlk şiirlerini 1945'te şiir yazmaya başlamış ilk şiiri olan "Memoya Mektup", Yağmur ve Toprak dergisinde yayımlanmıştı. İlk romanını da lise yıllarında yazmış bu romanı Gerçek Gazetesinde tefrika edilmiş, ancak bu gazete kapanınca romanı yarım kalmıştı. ( DOÇ. DR. M. FATİH KANTER, http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/gruda-yilmaz ) Oyunculuk dışında birçok meslekle uğraştı. Ankara Ticaret Lisesi’ndeki eğitim sürecini yarıda bırakarak devlet memuru oldu. Bir süre bankada çalıştı.
Yunus Emre
Yunus Emre
133 Eser
Yunus Emre Yunus Emre ( Sivrihisar 1240 ile 1320 ) Raziye mertebesinde görülen büyük mutasavvıf ve dini tasavvufi âşık edebiyatının ilk ve en büyük temsilcisi. Doğumu Ölümü Doğduğu Yer ve Mezar Yerleri Hayatı hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre’nin doğum ve ölü yılları belli değildir. Pek çok kaynak doğumu ve ölümü hakkında farklı tarihler vermektedir. Zaten Yunus Emre’ye ait olduğu iddia edilen on beşi aşkın mezar yeri vardır. Fakat Yunus Emre Risalet’ün nushiyye adlı eserinde “Söze tarih yidi yüz yidiydi/Yunus cânı bu yolda fidiydi” (Günay-Horata 2004) mısraları ile 707/1307-1308 tarihinde şairin eserini tamamladığını ve bu tarihte hayatta olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle 1240 ile 1320 yılları arasında yaşadığı büyük ölçüde doğru bilgi olmalıdır. Yunus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağıldığı, Anadolu'da çeşitli Türk Beyliklerinin oluşmaya başladığı yıllarda doğmuş Osmanlı Beyliği'nin filizlendiği 14 yy ilk çeyreğinde yaşamıştır. Doğumu ölümü ve doğum yeri hakkında en yaygın kanaat 1238- 1240 yılı civarında Sivrihisar Sarıköy’de doğduğu, 1320’de ise vefat etmiş olduğudur. Buna rağmen pek çok araştırmacıya göre 1240 yılı dolaylarında doğduğu kesin olmadığı gibi; 1320 dolaylarında Eskişehir’de öldüğü görüşü kesin bir bilgi olarak kabul edilememektedir. Fakat Beyazıt Devlet Kütüphanesi′nde bulunan ve 1950 yılında Adnan Erzi tarafından tespit edilen 7912 numaralı yazmaya göre Yunus Emre 1320 tarihinde 82 yaşında ölmüştür. Bu belgeye göre Yunus Emre’nin doğum tarihi 1238 olduğu söylenebilir.
Yusuf Ahıskalı
Yusuf Ahıskalı
1 Eser
Yusuf Ahıskalı (1909 - 26 Haziran 1983): Trabzonlu Şair, yazar. Yusuf Ahıskalı, Trabzon'da doğdu. Ailesi Gürcistan’dan Trabzon’a göçmüş olan Ahıska Türklerindendir. Aile o yüzden bu soyadını almıştır. Baba adı Beşikçi Mehmet, ana adı ise Mahbube’dir. [1]Annesi hafız olan Yusuf Ahıskalı’nın ailesi Trabzon’un Ruslar tarafından işgal edilmesi tehlikesi üzerine ile Sinop’a göçmüş I. Dünya Savaşından sonra yeniden Trabzon’a dönmüştür. Or­taöğrenimini İstanbul’da Ticaret Lisesi'nde, yükseköğrenimini Yüksek Ticaret Okulu konsolosluk bölümünde tamamlamıştır. 1934. Yükseköğreniminden sonra 1938 yılına kadar güm­rük müfettiş olarak çalışmıştır. 1938 yılında memuriyetten istifa eder.[2] İstifa ettikten sonra kendini tamamen edebiyata vermiştir. İstanbul’da ORHAN VELİ , SABAHATTİN ALİ, ABİDİN DİNO ,Sait Faik, Bedri Rahmi ile tanışmış ve edebiyat dünyasına adım atmıştır. Abidin Dino ile Ses dergisini çıkarmaya başlar. İlk yazılarını Trabzon'da çıkan Hak gazetesinde “Çağlayan” takma adıyla yayınlar.[3] Ahıskalı, 1938' de Ses dergisini çıkarmış, Ses dergisi fasılalarla yayın hayatına devam etmiştir.[4] Ses (5 sayı, 1938; 10 sayı, 1945; 11 sayı, 1948S dergisini ( Sanat-Edebiyat-Sosyoloji ) çıkarmış bu dergide sadece edipler değil ressamlar da yazılarını yayımlamıştır. Daha sonra yönetimindeki haftalık Ses, Yeni Ses (1946-52), Güleryüz (1960) dergilerinde 1940 ku­şağının belli kalemleriyle birlikte yazılarını yayımlamaya devam etmiştir. SES dergisinin yazar kadrosunda Abidin Dino, Faik Bercmen, Fikret Adil, İhsan Altay, Naci Devrim, Naci Sadullahi, Sabiha Zekeriya Sertel ve Suphi Nuri İleri; şair kadrosunda Arif Dino, Asaf Halet Çelebi, Bedri Rahmi, İlhan Berk gibi Sosyalist yazar ve şairler vardır. Ses Dergisinde kısa öyküleri yayımlanmış daha sonra bu öykülerini bir kitap haline getirmiştir. Ses dergisi zaman zaman kapanmış ama Yeni Ses Dergisi adı ile yeniden (25 sayı, 1939-1941; 2 sayı 1948; 2 sayı 1950), olarak yayımlanmıştır. ............
Yusuf Atılgan
Yusuf Atılgan
4 Eser
Yusuf Atılgan (Manisa, 27 Haziran [nüfus kaydında 25 Ağustos] 1921- İstanbul, 9 Ekim 1989) Romancı ve öykücü. Yusuf Atılgan, nüfustaki kayıtlara göre 25.08.1921’de Manisa’nın Göktaşlı mahallesinde doğmuştur. Gerçek doğumu ise27 Haziran 1921’de babasının tahsildarlık görevi "kol memuru" sıfatıyla köyleri dolaştığı sırada Manisa şehir merkezinde dünyaya gelmiştir. [1]. 1922 yılında Manisa, Yunan işgali altına girince Atılgan ailesi işgalden hemen sonra Manisa’nın 20 km uzağındaki Hacırahmanlı köyüne yerleşmek zorunda kalır. [2] Annesinin adı Avniye Hanım, babası ise Manisa İdadisi mezunu, Düyûn-ı Umumiye'ye bağlı aşar memuru tahsildar Hamdi Atılgan'dır. ( Güngör, Bilgin (2014). : DR. ÖĞR. ÜYESİ ÖZGE ŞAHİN, agy)) Yazar ilk tahsilini Hacırahmanlı köyündeki mahalle mekteplerinde tamamlar. Annesi Avniye hanım edebiyata meraklı bir kadındır ve oğulları Yusuf ve Turgut’u okumaya düşkün çocuklar olarak eğitmeye dikkat etmiştir. Tam adı Yusuf Ziya Atılgan olan yazar, eserlerinde zaman zaman Nevzat Çorum ve Ziya Atılgan imzalarını da kullanmıştır. İlkokulun ilk üç yılını Hacırahmanlı'da okuduktan sonra 1936 yılında Manisa Ortaokulunu, 1939 yılında ise Balıkesir paralı yatılı lisesini bitirmiştir. Edebiyata olan eğilimi Lise yıllarında başlar. Lisede iken İngilizce öğretmeni Behice Boran’dır. O yıllarda okuduğu kitaplar ve öğretmenleri onun devrimci bir düşünce içerisine girmesine ve edebiyata alanında tahsil görmek istemesine vesile olac..............
Yusuf Has Hacib
Yusuf Has Hacib
5 Eser
Yusuf Has Hacib Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi) , 11. yüzyıl Karahanlı Uygur Türklerinden Yusuf Has Hacib'in Doğu Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han (Ebû Ali Hasan bin Süleyman Arslan)'a yazdığı ve takdim ettiği eserdir.[1] R. Rahmeti Arat, Kutadgu Bilig’in “kutlu olma bilgisi” anlamına geldiğini belirtir. ( bkz KUTADGU BİLİG ) Mesnevi tarzında yazılmış olan bu eser, Hakaniye (Çağatay) lehçesi ile ve siyasetname türünde yazılmış ilk eserimiz olma özelliği taşır. İslamiyet'in Türklerce kabul edilmesinden sonra yazılmış olan ilk eser olarak bilinir. Allegori ve didaktik özellikler taşıyan bir eserdir. (Allegori: Temsili istiare, soyut düşünceyi inandırıcı ve etkili kılmak için, somutlaştırarak simgeleri kullanarak anlatma yöntemidir.) Eserde dört soyut kavram eserin kahramanları olan Kün Togdı, Aytoldı, Odgurmış ,Ödgürmüş adlı şahısların temsil ettiği kavramlar olarak gösterilmiştir. [2] Kün Togdı (hükümdar, kanun, adalet); Ay Toldı (mutluluk, saadet); Odgurmış (akıbet, hayatın sonu); Ögdülmi.............
Yusuf Kamil Paşa
Yusuf Kamil Paşa
1 Eser
1808 yılında Arapkir’de doğan Kâmil Paşa, Arapkir’deki Gökbeyi sülalesine mensuptur. Bu sülale mensupları kökenlerinin Akkoyunlu hanedanının geldiğini iddia etmektedir. [1] “Arapkir'de, 1808 yılında doğduğunda, adını Yusuf koyan annesi ile babası, kaderinin de Hz. Yusuf'a benzeyeceğini elbette bilmiyorlardı.”[2] Küçük yaşta babasını kaybettiği için amcası Vezir Gümrükçü Osman Paşa’nın himayesinde büyüdü. Amcası Vezir Gümrükçü Osman Paşa o sıralarda Kayseri ve Bozok sancakları mutasarrıfı iken Müderriszade Mehmet Âlim Efendiden dersler aldı.[3] Amcasının himayesinde yetiştirilmiş, çeşitli hocalardan ders alarak Arapça, Farsça ve sonraları Fransızcayı da iyi düzeyde öğrenmişti. 1829 yılında 21 yaşında iken iyi bir eğitim alarak eğitim sürecini tamamladı. Akabinde Amcası ile birlikte İstanbul’a gelip, amcasının mühürdarlığını yapmış ve Dîvân-ı Hümâyûn kaleminde dört yıl çalışmıştı..............
Yusuf Meddah
Yusuf Meddah
1 Eser
Yusuf Meddah Hayatı Eserleri Yusuf-ı Meddah veya Yusufi hayatı hakkında hemen hiç bir şey bilmediğimiz 14 yy da yaşamış olduğunu anladığımız bir müellif tir. Yusuf-ı Meddah isminden hareketle bir meddah olduğu ortaya çıkmaktadır. Eserlerinde Yûsuf Meddah yanında “Yûsufî” mahlasını da kullanmıştır. Eserlerine baktığımız zaman bir şair ve müellif olduğu da ortaya çıkar. Yusuf-ı Meddah’ın kaleme aldığı kesin olan her iki eser de İran edebiyatından Türkçeye yapılmış tercüme eserlerdir. Şu halde Yusuf’-ı Meddah Farsçayı eserler tercüme edebilecek kadar iyi bilmektedir. Ayrıca Maktel’i Hüseyin çevirisinden dini bilgilere vakıf olduğu, İslam tarihi, peygamberlerin hayatı, hadisler, kıssalar ve menkıbelerden haberdar olduğu; Arapçayı da iyi bildiği anlaşılmış olur. Buradan varılacak sonuç Yusuf’u Meddah’ın oldukça eğitimli bir kişi olması gerektiği, eserlerindeki dil hususiyetlerinden de Azerbaycan sahasında yetiştiği [1]dir. Meddahlık o yüzyıllarda övücü, peygamberin ve din ulularının kıssalarını, menkıbelerini, destanlarını anlatan, yazan ve meclislerde okuyup anlatan kişi anlamındadır. [2] Şu halde Yusuf- ı Meddah bir hikâye anlatıcısı, hikâye tertip eden, yazan ve okuyan kimseydi ve başka bir açıdan Halk Hikâyeciliğimiz geleneğinde hikâye oluşturan halk ozanı olan musanif âşıklar gibi hikâye oluşturan yazan, anlatan biriydi..................