Yazarlar

Yusuf Ziya Bahadınlı
Yusuf Ziya Bahadınlı
1 Eser
Yusuf Ziya BAHADINLI 1927, ö.? ) Türk Öğretmen, yazar, yayıncı, siyasetçi Yozgat ili Sorgun ilçesi Bahadın köyünde doğdu. 35 kişinin yaşadığı Alevi kökenli bir evde büyüdü. İlkokulu da Bahadın köyünde okudu. Yozgat Ortaokulunu bitirdi. 1940 yılında Pazarören Köy Enstitüsünde okumaya başladı. Bahadınlı’nin ilk eseri Enstitüde yazdığı "Dertler Dermanlar" adlı piyesi oldu. Köy Enstitüsünde iken ilk dergisi olan “ Eylül “ adlı dergiyi de çıkardı ve ilk yazılarını da kendi dergisinde yazmış ve böylece yayıncı olmak düşlerinin temellerini burada atmış oldu. 1944 yılında ve bu okulu bitirdikten sonra bir yıl 1947’de Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsüne devam etti. Köy Enstitüleri kapatılınca Balıkesir Eğitim Enstitüsüne devam etti. Oradan da, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü- Edebiyat Bölümlerinden mezun oldu. 1950[1] İspir’de öğretmenlik yaptığı yıl “Çalışkan” olan soyadını doğduğu köyün adı olan “Bahadınlı” olarak değiştirdi. [2] İlk, orta, öğretmen okulu ve liselerde Türkçe-Edebiya
Yusuf Ziya Ortaç
Yusuf Ziya Ortaç
14 Eser
Yusuf Ziya Ortaç Hecenin Beş Şairi grubunun üyesi, şair, yazar, yayıncı ve öğretmen. Yazarın babası Mühendis Süleyman Sâmi Bey, annesi ise İzzet Bey’in kızı Hûriye Hanım’dır. Yusuf Ziya, 23 Nisan 1895 günü İstanbul’da Beylerbeyi semtinde dünyaya gelmiştir. İlköğrenimi İstavroz Abdullah Ağa Mahalle Mektebi'nde olur. İlkokula giderken Fransızcayı özel öğretmenlerden öğrenmeye başlar. İlkokulu bitirdikten sonra Kuzguncuk’taki Alliance Israélite Mektebi'nde dört yıl öğretim görerek Fransızcasını ilerletir. (Ertaylan 2011: 1155). Ancak babası ölünce bu okulda tahsiline devam edemediği için Vefa idadisine kayıt olmak ve Vefa İdadisinden mezun olmak zorunda kalır. [1] İstanbul Vefa İdadisinde öğrenci iken, edebiyata merak sarmış ilk çalışmalarına bu lisede başlamıştır. Lise yıllarında Servet-i Fünun etkisi altında ve aruz vezniyle şiirler yazmaya başlar. Yusuf Ziya, 1914 yılında bir şiir yarışmasında birinci gelmiş ve şiiri, Kehkeşan dergisinde yayınlanmış.....................
Yusufelili Âşık Muhibbi Salih
Yusufelili Âşık Muhibbi Salih
15 Eser
Yusufeli Âşık Muhibbi 1823 - 1868 asıl adı Salih Âşık Muhibbî, 1823 (h. 1239) yılında Erkinis (Demirkent) köyünde doğdu. Erkinis Oltu sancağının Tavusker kazasına bağlı bir köydü. Muhibbî’nin babası Gencalioğullarından Ali adlı bir demirci ustasıdır. Şairin asıl adı Salih ‘tir. Fakat sağlam yapılı olduğu için köylüleri ona Kaya Salih demeye başlamışlardır. [1] Muhibbî, çocukluk yıllarında babasının demirci dükkânında çalıştı ve çobanlık da yapar. Düzgün bir tahsil de görmemiştir. [2] 16-17 yaşında işlediği bir suçtan dolayı Oltu’da hapse atılır. Hapiste yatarken, bir gece rüyasında bade içerek köylerinin imamı Sabit Hoca’nın kızı Esmahan’a âşık olur ve Muhibbî mahlasını alır. Bu hikâyesini gardiyanlara anlatarak Oltu Paşa’sı Süleyman Paşa ile görüşmeyi sağlamış, Süleyman Paşa, Onun cezasını affetse de onu bir müddet yanında bırakıp, Muhibbî’ye bir saz temin edip, bir saz ustasını da ona saz çalmayı öğretmekle görevlendirmiştir. [3]...........
Za’îm mir Mehmed Kâtib
Za’îm mir Mehmed Kâtib
0 Eser
Câmi’u’t-Tevârîh a Sokullu Mehmet Paşa’ya sunulmuş bir eserdir. Beş kısma ayrılmıştır. 5. kısımda Osmanlı tarihi başlar. Eserin Osmanlı Tarihini anlatan kısmında Mehmet Kâtip’in kendinden önceki tarihçilerin eserlerini kaynak olarak kullandığı anlaşılmaktadır. Müellifin kullandığı kaynaklar arasında Hadidi Tevarihi Ali Osman sık sık geçmektedir. Müellif ayrıca Neşri Tarihi Cihannüma“Kitâb-ı Cihân-nümâ”sından ve Oruç BeyTarihi Tevarih'i Ali Osman’dan da yararlanmıştır.[1] ( bkz Osmanlı Tarihçileri ve Eserleri 16. yüzyıl) Eserde yer alan bazı tarihi olayların ve bu olaylara ait bilgilerin diğer kaynaklarda olmaması Mehmet Kâtib’in bu gün için elimizde olmayan bir başka kayna
Zaifi Gelibolulu Tarihçi
Zaifi Gelibolulu Tarihçi
1 Eser
Zaifî, II. Murad’ın meclisindeki şairlerden biri olduğu, Rumca ve Slavca bildiği, II. Murad ile gazalara katıldığı bu eserindeki verdiği bilgilerden anlaşılmaktadır. Zaifi’nin II. Murad’a oldukça yakın olduğu eserinde belirttiği olaylardan da anlaşılmaktadır. Bu eser Fatih 12 yaşındayken II. Murat’ın tahtını niye ona bıraktığı ve diğer bazı konularda özgün bilgiler vermesi bakımından diğer kaynaklardan ayrılır. Rumca ve Slavca bilmesi yanında Rumeli’deki olaylara vakıf olması onu II. Murad’ın danışmanları arasına sokmuş olmalıdır. “Hatta belki de casus olarak hizmet verdiğine dair bir delil olarak yorumlanabilir.” [4] Zaifi II. Murad’ın daha 12 yaşında iken tahtını neden Fatih’e bıraktığını II. Murad’ın Bursa’da iken bir rüya gördüğü, rüyasında “Resulullah’tan (a.s.) aldığı emir doğrultusunda tahtı oğluna bıraktığı, ileride Peygamberî müjdeyi gerçekleştirecek olan Sultan Mehmed’in düşmanla mücadeleye daha erken yaşlarda başlamasının istendiği için böyle bir manevi işaret aldığı belirtilmekte ve yeni padişahın cülus merasiminin Edirne’de gerçekleştiği ………
Zarîfî Çorlulu
Zarîfî Çorlulu
1 Eser
Zarîfî Çorlulu 1558- 1559- ö. 1013/1604 ten sonra Çorlulu Zarifî, on altıncı yüzyılın ikinci yarısı ile on yedinci yüzyılın ilk başlarında yaşamış, bir Divan şairidir. Ruscuklu Zarifi ve Diğer Zarifilerden ayırmak için ona Çorlulu Zarifi denmiştir. Divan edebiyatındaki Zarifilere baktığımızda ayrı ayrı yerlerde ve ayrı ayrı zamanlarda yaşamış altı Zarifi mevcuttur. [1] Çorlulu Zarifi’den devrin kaynakları çok fazla bahsetmediklerinden Zarifî’nin hayatıyla ilgili bilgilerimiz oldukça kısıtlıdır. Bu yüzden doğumu, ölümü ve hayatıyla ilgili bilgileri yazdığı mersiyeler kasideler, sunduğu kişiler ve şiirlerinde düşürdüğü tarihlerden çıkarılmakt................
Zâtî
Zâtî
28 Eser
Zâtî (d. 1471 - ö. 1546), 16. yy Divan Edebiyatı şairi Hakkında bilgi veren kaynaklara göre Zati aslen Balıkesirli olan bir aileden gelmektedir ve Zati Balıkesir doğumlu bir şairdir. Zâtî’nin babasının bir dükkânı olduğu ve burada çizmecilikle uğraştığı bilinmektedir. [1]Ancak tezkire yazarları asıl adının ne olduğuna dair farklı bilgiler vermektedirler. Sehî ve Latifî tezkirelerinde asıl adının Bahşi olduğu yazılıdır.[2] Âşık Çelebi tarafından yazılmış olan tezkirede ise asıl adının Satılmış olduğu ve halk arasında Satı olarak tanındığından bahsedilmektedir. Âşık Çelebi, Zati’nin asıl adının Satılmış olmasından dolayı Satılmış’tan bozularak ona halk arasında Satı dendiğini, bu ismi “Zatî ” şeklinde mahlas edinerek, Zati mahlasını kullandığını ifade eder. Zati'yi şahsen tanıyan Âşık Çelebi, Zati'nin kendisine asıl adının İvaz olduğunu açıkladığını da yazmıştır. Âşık Çelebi’nin ifadesine göre asıl adı ivaz olup Ebced hesabıyla doğum tarihini (876) olarak vermektedir.[3] Bu bilgilerden yola çıkarak şairin (H.876/M.1471) yılında doğduğu,[4]Balıkesirli olduğu, asıl adının Satılmış, Satı veya İvaz olduğu söylenebilir. Şiirlerinden de yola çıktığımız zaman Zati’nin oldukça iyi bir eğitim gördüğü zannedilir. Fakat hakkında bilgi veren tüm kaynaklara göre iyi ve düzenli bir eğitim almamıştır. Arapça ve Farsçayı öğrenmiş olduğu eserlerinden bellidir. Bu durumda oldukça iyi bir tahsil görmeden bu dilleri öğrenmiş olduğu, şiir bilgisini de bu şekilde edindiği ortaya çıkmaktadır. Hayatı hakkında elde edilen bilgilere göre Zati ilk gençlik yıllarında Balıkesir’de yaşamış, geçimini çizmecilikle sağlamaya çalışmıştır...........
Zehra Say
Zehra Say
0 Eser
Zehra Say( 1906 İstanbul – 2004 ten sonra ) Fazıl Say’ın babaannesi, Ressam Emel Say’ın annesi olan Türk Kadın Ressam. Zehra Say 1906 yılında İstanbul’da evlendi. 1925 yılında İzmir Öğretmen okulu'ndan mezun oldu. Liseden sonra Matematik Öğretmeni Fuat Say ile 18 Şubat 1926 da evlendi. Zehra Say, resmi nikahla evlenen ilk Türk kadını olarak da Cumhuriyet tarihine geçti. Evlendikten sonra eşinin de desteği ile İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne devam etti. 1929'da mezun olduğu İDGSA Resim Bölümünde, Namık İsmail’in atölyesinde resim eğitimi gördü ve resim öğretmeni olarak görev yapmaya başladı. İstanbul Cağaloğlu Kız Lisesinde resim öğretmeni olarak görev yaparken Akademinin Süsleme Sanatları bölümünde de sanat eğitimi gördü. 1929 dan 1969 yılına kadar 36 yıl boyunca resim öğretmenliği yaptı. 1960 ve 1970 yılları arasında aralıklı olarak Amerika’da resim ça.............
Zeki Faik İzer
Zeki Faik İzer
1 Eser
Zeki Faik İzer (d.1905 İstanbul - ö. 1988), Türk ressam. 1905 yılında İstanbul’da dünyaya gelmişti. İlköğrenimini Beykoz Ahmet Mithat Efendi Mektebi’nde tamamladı. Sanata ilgi duyan bir ailede yetişen sanatçı küçük yaşta desenler çizmeye başlamış henüz ilkokuldayken hocası Agâh Efendi’den ilk resim derslerini almıştı. Resimle ilişkisi sonraki yıllarda da devam etmiştir: “Yağlıboya resimleri yapmak için gereken malzemeleri ona 1922’de Küçük Kemal tanıttı. Ve bir süre resimlerini de eleştirdi. Bu tavsiye ve eleştirilere en ilkel bilgilerden fırçanın nasıl tutulacağına kadar daha çok şey giriyordu.”[1] Vefa Sultanisi’nde ortaöğrenimini tamamlamış1923’de Sanayi-i Nefise Mektebi Âlisi’ne girmemesi için bir neden kalmamıştı. 1923 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi De..........
Zeki Kıral
Zeki Kıral
1 Eser
Zeki KIRAL (1927- ) Ressam, İstanbul’da doğdu. Ailesi mobilyacılıkla uğraştığı halde, Zeki Kıral diğer kardeşlerinin aksine ressam olmaya karar vermiştir. [1] Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde önce Cemal Tollu sonra İbrahim Çallı atölyesinde, Feyhaman Duran ve Ali çelebi ile çalıştı. Bir yandan İstanbul Üniversitesi nde öğrenim görürken, bir yandan da Güzel Sanatlar Akademi sinin Yüksek Resim Bölümünde eğitim görüyordu. Resim bölümündeyken Kübik etkiler almış ve Kübizmin tesiriyle sağlam desenci yapısını da birleştirerek Konstraktivist resimler yapmıştı. 1952 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin yüksek bölümünden mezun oldu. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Bölümü’ndeki öğrenimini de tamamladı. Ve askere gitti. Askerlik hizmetini yedeksubay olarak tamamladı. [2]1954-56 yıllarında nonfigüratif çalışmalar yapıyordu.[3]1956’da Yeni Meclis binası resimleri için Afyon’a gönderildi.................
Zeki Kral
Zeki Kral
0 Eser
Zeki KIRAL (1927- ) Ressam, İstanbul’da doğdu. Ailesi mobilyacılıkla uğraştığı halde, Zeki Kıral diğer kardeşlerinin aksine ressam olmaya karar vermiştir. [1] Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde önce Cemal Tollu sonra İbrahim Çallı atölyesinde, Feyhaman Duran ve Ali çelebi ile çalıştı. Bir yandan İstanbul Üniversitesi nde öğrenim görürken, bir yandan da Güzel Sanatlar Akademi sinin Yüksek Resim Bölümünde eğitim görüyordu. Resim bölümündeyken Kübik etkiler almış ve Kübizmin tesiriyle sağlam desenci yapısını da birleştirerek Konstraktivist resimler yapmıştı. 1952 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin yüksek bölümünden mezun oldu. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Bölümü’ndeki öğrenimini de tamamladı. Ve askere gitti. Askerlik hizmetini yedeksubay olarak tamamladı. [2]1954-56 yıllarında nonfigüratif çalışmalar yapıyordu.[3]1956’da Yeni Meclis binası resimleri için Afyon’a gönderildi.................
Zeki Ömer Defne
Zeki Ömer Defne
1 Eser
Zeki Ömer Defne 1903 yılında Çankırı’nın İmaret ( diğer adıyla Saray mahallesi) [1] Mahallesinde dünyaya gelmiştir. Şairin Dedesi asıl adı Mehmet Zeki olan ve Hanyalıoğlu [2]aile adıyla anılan bir zattır Babası kendi ifadesine göre hattat ve Hulusi mahlası ile şiirler yazan bir şairdir ve asıl adı Ömer Efendi’dir. Şairin verdiği bilgilere göre de babası Ömer Efendi, Hafız, hattat ve Bektaşi şairidir.[3] Şairin babası Ömer Efendi, önceleri memur olarak çalışmış, daha sonra kahvecilik yapmıştır. Annesi Hacer Hanımın ise Ahmediye, Muhammediye, Kuddusi gibi eserleri okuyan kültürlü ve sanatsever bir kadın olduğunu çeşitli mülakatlarında ifade etmiştir. Şairin verdiği bilgilerden yola çıkıldığında sanatsever bir aileden yetiştiği anlaşılır olmaktadır.
Zeki Velidi Togan
Zeki Velidi Togan
1 Eser
Zeki Velidi Togan Zeki Velidi Togan (Başkurtistan 10 Aralık 1890 – 26 Temmuz 1970), tarihçi, Türkolog, Başkurdistan bağımsızlık hareketi önderi. Asıl adı Ahmet Zeki'dir. Rusya'da iken Validov, Türkiye’ye geldikten sonra Togan soyadını almıştır. Başkurt Türkçesindeki "Togan" sözcüğü Türkiye Türkçesinde "doğan" sözcüğünün karşılığıdır. Çocukluk Yılları 10 Aralık 1890 tarihinde Başkurdistan'ın İsterlitamak'a bağlı Küzen köyünde dünyaya geldi. Babası Molla Ahmed-Şah çiftçilikle uğraşan, kendi medresesinde dersler veren bir eğitimciydi. Annesi ise Ümmül-hayat i diye anılan bir muallimeydi. [1] Amcası Veli Molla ve dayısı Saltıkoğlu Habib Neccar, ona tarihi sevdiren kişiler olmuşlardı. Arapçayı babasından, Farsçayı annesinden öğrenmişti. Medrese tahsilini yaparken Rusçayı da özel derslerle öğrenmeye başlamıştı. İlkokul öğrenimini Küzen Köyü'nde tamamladıktan sonra 1902 yılında Ütek'te bulunan dayısının yanına gitmiş, orta öğrenimini Habib Neccar, medresesinde görmüştü. Kazanlı Şehabeddin Mercani (öl. 1893)’nin talebelerinden birisi olmuştu. [2] Bu medresede ise Arapça dersleri alarak dil bilgisini de geliştirmişt...........
Zemahşeri
Zemahşeri
3 Eser
Asıl adı Ebû'l-Kâsım Mahmud İbn Ömer'dir. Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelâmcı ve müfessirdir. Mekke'de uzun süre ikamet ettiği için Cârullah lakabı verilerek " Cârullah Zemahşerî" adıyla meşhur olmuş, ayrıca kendisine "Fahr-ı Harezm" unvanı da verilmiştir. 1074 yılında Harezm'in Tahta bölgesinin Zemahşer kasabasında doğmuş, 1144'de bir Arife gecesi Seyhun nehri kenarındaki Cürcaniyye'de vefat etmiştir. [1] Zemahşerî, Selçuklu sultanI Melikşah devrinde Harezm kasabalarından biri olan Zemahşer'de 467 (1075) yılında dünyaya gelmiştir. Doğduğu yere binaen Zemahşeri diye adlandırılan Ömer Bin Mahmut dindar bir aileden gelmiştir ve babası Zemahşeri kasabasının imamıdır. Eserlerinde ailesi hakkında kısıtlı bilgiler yazan Zemahşeri'ye göre ailesi dinî emirlere riayet eden bir ailedir. Annesi duaları kabul olan incelik ve iffet sahibi bir kadın, babası da pekiyi bilinmeyen bir sebepten dolayı hapsedilmiş v...................
Zerrin Bölükbaş
Zerrin Bölükbaş
1 Eser
Zerrin Bölükbaşı Türkiye'nin ilk kadın heykelcilerinden ve ressamlarından olan Zerrin Ark( Bölükbaşı ) nüfus cüzdanındaki tarihe göre 15 Ocak 1919 İstanbul Bakırköy’de dünyaya geldi. Babasının adı İhsan Ark annesinin adı ise Nevzat Hanımdır.[1] Anne Nevzat Hanım Alman Okulu’ndan mezun olmuş eğitimli bir kadındır. Baba İhsan Ark emlak işleri ile uğraşırdı. Ailenin Zerrin’den 9 ve 11 yaş büyük Bercis ve Nermin adında iki kızı daha vardı. Küçük Zerrin’in eğitimi ile evlerinde yaşayan Fransız asıllı Matmazel Helen ilgileniyordu. Matmazel Helen ona Fransızca öğretmişti. 1926 yılında Bakırköy İlkokulu'na kaydoldu.[2] İlkokul bittikten sonra Kadıköy’e taşındılar. Orada Kadıköy Amerikan Lisesi’ne devam etti. [3] Yakın tanıdıklarından olan Celal Esat...............
Zeyneb Hatun Zeynünnisâ
Zeyneb Hatun Zeynünnisâ
1 Eser
Zeyneb Hatun, Zeynünnisâ d.?/?-ö.879/1474-75) adı bilinen divan edebiyatının ilk kadın divan şairi Divan edebiyatının bilinen ilk kadın şairidir.. Asıl adı Zeynünnisâ’dır. Latifi onun Kastamonulu olduğunu yazarken (Canım 2000: 288) [1] diğer kaynaklar onun Amasyalı olduğunu bildirir. Babasının Amasya’da kadılık yaptığı ve Amasyalı olduğu kuvvetle muhtemeldir..Zeynep Hatun’un babası da tıpkı Mihri Hatun gibi bir kadıdır. Zeyneb Hatun’un iyi bir eğitim gördüğü, Farsça ve Arapça divanlar, kasideler okuyarak yetiştiği musiki eğitimi de alıp, beste yapacak derecede bilgi sahibi olduğu kaynakların verdiği bilgiler arasındadır. Kadı babasının sayesinde Farsça şiirler yazabilecek kadar iyi düzeyde Farsça bildiği belli olmaktadır. Edebiyat ve musiki ile meşgul olduğu belli olan Zeynep Hatun’un. Amasya’da Şehzâde olarak Sancak beyliği yapan II. Murat'ın büyük oğlu ve Fatih'in ağabeyi Şehzâde Ahmed’in, yüksek bir ihtimalle Fatih Sultan Mehmet 'in de hazır bulunduğu, meclislerine katıldığı, hatta şehzade Ahmet'in hizmetinde de olduğu ilgili kaynakların belirttiği bilgiler arasındadır. Bu meclislere Mihri Hatun'un da katıldığı Mihri Hatun'un b....................
Zeynep Korkmaz
Zeynep Korkmaz
1 Eser
Zeynep Korkmaz, (d. 1922 Nevşehir), Türkolog, Dilci Ailesi ve Çocukluk Yılları Kızlık soyadı ile Zeynep Dengi’dir. 1922 yılında Nevşehir'de doğdu. Sülalesi Niğde livasına bağlı Alacaşar'a, Nevşehir’e yerleşmiş olan bir Türkmen ailesidir. [1]Büyükdedesi Hacı Osman Ağa, bölgede Dörtkoloğlu ile tanınmış bir tacirdir. Babası Yusuf Hüsnü (Dengi) Konya ve İstanbul medreselerinde öğrenim görmüş, İzmir-Urla, Karaburun ve Turgutlu yörelerinde üzüm ve incir ticareti ile uğraşan, İstiklal Savaşı yıllarında da Nevşehir’de bir süre öğretmenlik yapan bir adamdı. Annesi ise Şefika Dengi’dir. Zeynep Dengi ailenin üçüncü ve son çocuğudur. [2] İlk altı yaşına kadar Nevşehir’de yaşadı. Üzüm ve İncir ticareti yapan babası ailesini nevşehirden alarak İzmir’e getirmişti. Bu nedenle Zeynep korkmaz ilk orta ve liseyi İzmir ‘de okumak zorunda kaldı. 1929-1934 yılları arasında Urla Birinci İlkokulunu, 1934-1940 arasında İzmir Kız Lisesinde ortaokul ve lise öğrenciliği yaptı. 1940 yılında İzmir Kız Lisesi'ni bitirdikten sonra, Ankara Üniv.........................
Zileli Ceyhuni
Zileli Ceyhuni
17 Eser
Zileli Ceyhuni Âşık Ceyhuni, Ceyhuni Baba ve Ceyhuni diye de anılan Tokat’ın Zile ilçesinde doğmuş bir ozandır. Asım Bezirci’nin tespitlerine göre 1847’de Zile’nin Çıkrıkçı mahallesinde ve adının verildiği Ceyhuni sokağında [1] dünyaya gelmiştir. Asıl adı Ömer’dir. Babası halen Zile’de varlıklarını sürdürmekte olan Çördükoğulları sülalesinden Ahmet'tir. [2] Şair bazı kaynaklar tarafından Çorumlu olarak gösterilmiştir. Asım Bezirci'ye göre onun Çorumlu olarak gösterilmesinin nedeni Çorumda iken Kahyaoğulları’ndan Meryem adlı bir kadınla evlenmiş olmasıdır. [3] “Ceyhunî var Nuri çıraklarından” dizesinden de anlaşılacağı gibi Ceyhun, Aşık Tokatlı Nuri ’nin yetiştirmiş olduğu saz şairlerinden biridir. [4] Bezirci ve Yardımcı’nın da hem fikir oldukları gibi mahlasını da ondan almıştır. 12 telli çöğür çalmakta mahir bir ozan olduğu Ceyhuni, uzun bir müddet Tokatlı Nuri ile dolaşmış, hatta onunla birlikte Çankırı ve Samsun’da da bulunmuştur. Bu sayede Erzurumlu Emrah ’ın şairliğine vakıf olmuş, Emrah’ın şiirlerini de belki de Tokatlı Nuri kanalı ile öğrenmiş ezberlemiştir. Emrah’ın çırağı olan Ceyhuni, Emrah’ın talebesi olan Aşık Tokatlı Nuri ’nin çırağı olduğuna göre Erzurumlu Emrah koluna mensup bir halk ozanıdır. Üstelik Emrah Âşıklık koluna en çok âşık yetiştiren usta ozan olacak, Tokatlı Gedayi, Tokatlı Nuri ile birlikte Emrah âşıklık konunun en usta ozanları arasında görülecektir. Üstelik sadece Emrah âşıklık koluna mensup bir âşık olarak kalmamış, Tokatlı Cemâlî, Niksarlı Bedrî, Sivaslı Pesendî gibi saz ve söz ustalarını yetiştirerek Erzurumlu Emrah Âşıklık kolunun ana dallarından birisi olmuştur. Zileli Ceyhuni, ustası Tokatlı Nuri’den sonra Emrah koluna en çok âşık dâhil eden âşık olarak dikkati çeker. Âşık Ceyhuni’nin ustası Tokatlı Nuri gibi tasavvufa da meyletti
Ziya Gökalp
Ziya Gökalp
1 Eser
Mehmet Ziya Gökalp (d. 23 Mart 1875, Diyarbakır, Çermik – ö. 25 Ekim 1924, (49 yaşında) İstanbul), Sosyolog, yazar, şair ve siyasetçi. Eserleriyle Türkçülük ve Türk milliyetçiliğini önemli ölçüde etkileyen Türk toplumbilimci, yazar, şair ve siyasetçidir. "Türk milliyetçiliğinin babası" olarak da anılır.[1 Ziya Gökalp’in ailesi, XVIII. yüzyılda Çermik ilçesinden gelip Diyarbakır’a yerleşen, kadılık ve müftülük görevleri yapan büyük dedesi Hacı Hüseyin Sabit Efendi ile civarda tanınan bir ailedir. Babası Mehmet Tevfik Efendi, Diyarbakır Evrak Müdürlüğünde senelerce çalışmış bir adamdır.
Ziya Osman Saba
Ziya Osman Saba
1 Eser
Ziya Osman Saba (30 Mart 1910, İstanbul –29 Ocak 1957,İstanbul ). Şair ve Yazar Yedi Meşaleciler Hareketi'nin kurucularındandır. Şair olarak ün kazanan edebiyatçı, küçük hikâye türünde de eserler verdi. 30 Mart 1910 tarihinde İstanbul Beşiktaş’ta bir yalıda dünyaya geldi. Babası Binbaşı Osman Bey, Paris askeri ataşesi idi. Annesi, ise evkaf muhasebecisi Fuat Bey’in kızı Ayşe Tevhide Hanım’dır. Ziya Osman Saba, doğduğu yalıda, anne ve babasının yanında anneannesi, dedesi, dayısı, teyzesi, hizmetçi ve kâhyalar, ağalar, dadılar arasında geçirdiği mutlu ilk çocukluk yıllarının ardından, daha sekiz yaşında iken İspanyol nezlesinden annesini kaybetmiş arkasından da kardeşini yitirmişti. Bu olay sonrasında eve iç güveyi olarak gelen babası da yalıyı terk edip gitti. Bu ölümler ve babasının evi terk etmesi olayı şair için büyük yıkım olacaktı.