Yazarlar

Andersen
Andersen
11 Eser
Hans Christian Andersen (2 Nisan 1805 - 4 Ağustos 1875), Danimarkalı masal derlemecisi, eserleri en çok dile çevrilen sekizinci yazarı, romancı ve şair. 2 Nisan 1805'te Danimarka, Odense’de doğdu. Babası ayakkabı tamircisi Hans Andersen, annesi ise çamaşırcı Anne Marie Andersdatter'dir. Küçükken kukla tiyatrosuna merak sarmış, 11 yaşındayken babasını kaybetmiş annesi ile çamaşır yıkayarak hayatını kazanmıştı. Annesi başkası ile evlenmiş yoksul çocuklar okuluna devam etmişti. Okulda iken çeşitli işlerde çalışarak hayatını kazandı. . 1819'da Kopenhag'a gitmiş, oyuncu olmayı denemiş ancak başarısız olmuştu. 1828’de Kopenhag Üniversitesi'ne girdi. İlk eserlerini 1829’da yayımladı. İyi bir masal anlatıcısı olduğunu fark edince masal derlemeye ve anlatmaya başladı. 1833-1834'te Almanya, Fransa, İtalya'yı gezdi. Bu gezi sonrasında ilk romanı ile (Çocuklar için Peri Masalları, 1835) adlı masal kitabını yayımladı. 1839'dan itibaren masalcı olarak tanınmaya başladı. Yazdığı masallar yetişkinlerin de ilgisini çekmeye başlamıştı. 1840-1841 yıllarında yaptığı gezide Türkiye'ye de uğramış çocuklar için yazdığı masalları ilk önce İngilizceye arkasından da diğer dillere çevrilmeye başlamıştı. İlerleyen yıllarda ünü tüm dünyaya yayıldı. Eserleri pek çok dile tercüme edilmişti. Sonrasında ise dünyanın en çok tanınan ve bilinen masalcısı olmuştu. Son peri masallarını 1872'de yazan Andersen 4 Ağustos 1875 günü karaciğer kanserinden öldü.
Andre Gide
Andre Gide
3 Eser
Andre Gidé Hayatı Cinsel Kimliği Edebi Kişiliği Eserleri Tam adı André Paul Guillaume Gide’dir. (d. 22 Kasım 1869, Paris - ö. 19 Şubat 1951, Paris) Fransız ve dünya edebiyatında egzistansiyalizm akımının temsilcisi,1947 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, hümanist ve ahlakçı. Fransız yazar. Andre Gide ,22 Kasım 1869 tarihinde Paris’te dünyaya geldi. Babası Protestan bir köylü kökenli Paris Üniversitesi'nde hukuk profesörü, annesi ise Katolik bir kadındı. Ailesinin tek evladı olan Gide, ilköğrenimi için Paris'te “Êcole Alsacienne “ Alsace Okulu'na gitti. 11 yaşındayken babasını kaybetti. Babasının ölümünden sonra çok büyük bir mirasın varisi olmuş ancak katı ve sert mizaçlı annesinin idaresi altında Püriten bir zihniyetle büyümek zorunda da kalmıştı. Protestan doktrin ve ibadet şekline göre annesinden aldığı bu eğitim onun eserlerine konu olarak girecekti. Annesi, onu aşırı koruma altına almış okuldan ziyade özel öğretmenler ve mürebbiyesi tarafından yetiştirilmişti. Okuldaki eğitimi sık sık hasta olduğu, ruhsal bunalımlar geçirmesi nedeniyle kesintiye uğramıştı. Çocukluk yıllarında vereme yakalanmıştı. Bu nedenle okula gitmediği zamanlarda kimi özel öğretmenlerden ders aldı. Andre Gide, ergenlik dönemlerinde cinsel kimliğini tanımakta zorlanıyor o nedenle cinsel hazdan çok nefret ediyordu. ...........
Anton Çehov
Anton Çehov
20 Eser
Anton Pavloviç Çehov (d.Azak- Taganrog',29 Ocak 1860 - Ö. Badenweiller Almanya 15 Temmuz 1904) Çehov tarzı denilen durum öykücülüğünün kuramcısı, modern tiyatronun kurucularından Rus asıllı tıp doktoru, realist akımına bağlı oyun ve öykü yazarıdır. AİLESİ ÇOCUKLUĞU EĞİTİMİ Rusya’ın güneyi Azak Denizinde bir liman şehri olan Taganrog'ta 29 Ocak 1860’ta dünyaya geldi. Çehov’un baba tarafından dedesi günümüzde Ukrayna'sının Poltava yakınlarındaki Vilkhovatka köyü toprak ağasının serf türü kölesiydi. Babası Pavel Yegorovich Çehov, Taganrog'ta bakkal işleten eşine ve çocuklarına çok kötü davranan ikiyüzlü bir adamdı. Çehov'un annesi Yevgeniya ise bir kumaş tüccarının kızıydı. Çocukluk yılları Tangarok’ta sıkıntı ve yoksulluk içinde geçen Çehov’un öykü ve oyun yazarlığına heves etmesinin nedeni ise annesiydi. Altı çocuklu ailenin üçüncü çoğu olan Çehov, iyi bir hikâye anlatıcı olan annelerinin anlattığı öyküler ve anılar ile büyüdü. İlköğrenimini Taganrog'daki Yunan Okulunda almış kilise korolarında şarkılar söyleyerek büyümüştü. On altı yaşına bastığında babası bir inşaatçı tarafından dolandırılmış ve iflas etmiş, borcundan dolayı hapse girmemek için Moskova’ya kaçmıştı. Çehov, eğitimini tamamlamak ve Moskova’da yoksul kalan ailesine destek olabilmek için abisi ile Taganrog'da pansiyoner olarak kalmış, kendini geliştirmiş,”Kılıflı Adam", "Edebiyat Öğretmeni" adlı hikâyelerini bu dönemde yazmışt..........
Ardanuçlu Efkari
Ardanuçlu Efkari
19 Eser
Ardanuçlu Efkari, 1900-1980. Edebiyatımızda Artvin’e bağlı Cuğo köylü olan âşıkların beşincisi olarak bilinen Nebi Efkari 'den başka (1866-1915) bir de Çankırı’da yaşadığı bilinen Efkari adlı bir âşık daha bulunmaktadır. Ardanuçlu Efkari Efkari mahlaslı şairler arasında en tanınmış olanıdır. Efkari,(1900-1980) Ardanuç’un Basa (şimdiki adı Yolüstü) köyünde doğdu. Babasının adı Pehlivan Yusuf, asıl adı Âdem Şentürk’tür. [1]Bir süre med­resede okudu. Dinî tasavvufî bilgilerini medresede elde etti. 10 yaşlarında, Merzifon’a yerleşerek, büyük kardeşleri ve amcalarının yanında yatılı okula gitti. [2] Âşık Efkari, âşıklık geleneğine küçük yaşlarda ilgi duymaya başladı. Kurtuluş Savaşı boyunca askerlik yaptı ve savaşa katıldı. 7 yıl 9 ay askerlik yapmış olan Efkari, Kazım Karabekir’in komuta ettiği birliklerde ve doğu cephesindeki muharebelere katıldı. Kurtuluş Savaşı boyunca savaş cephelerinde Mareşal Fevzi Çakmak’ın postası ve şifreci olarak görev yaptı. [3] O yıllarda yaşadıklarını da şiirlerinde malzeme olarak kullandı. Kahramanlık şiirleri yazdı. 1922 yılında askerden döndükten sonra bade içerek aşık oldu. [4] Daha sonra civar köylerde yaşayan Abdullah Hoca’dan -Aşık Dur Abdal- saz ve ozanlık dersleri aldı. [5] 1966 yılında Konya Aşıklar Bayramında birincilik alıp [6]katıldığı çeşitli yarışma ve şenliklerde çeşitli birincilik ödülleri ile diğer ödülleri aldı. [7] Tiflis, Batum, Kars ve bütün Anadolu’yu gezip şiirler söyleyip halk hikayeleri anlattı. Hemşerisi, Aşık Huzuri , Aşık Veysel ve diğer aşıklarla beraber pek ço……….
Arguvanlı Âşık Kusuri
Arguvanlı Âşık Kusuri
6 Eser
Aşık Kusuri ( D. 1779- ö. 1852 ) Asıl adı Ömer olan Kusûrî 1779 yılında doğmuştur. Kimi kaynaklara göre 1793 doğumludur. [1]Kusuri’nin doğum yeri konusundan da bazı çelişkli bilgiler bulunur Kimi kaynaklara göre Darende'nin Kızılhisar köyünde dünyaya gelmiştir. Kimi kaynaklara göre ise Darende’nin Ayvalı Nahiyesine bağlı Kızılcaşar köyünde doğmuştur. Doğduğu köyler farklı kaynaklarda farklı yerler olarak gösterilse de Darende ilçesi, Ayvalık Nahiyesi ve bu nahiyeye bağlı bir köyde dünyaya geldiği konusu kesinlik kazanmaktadır. Kızılhisar ile Kızılcaşar köylerinin aslında aynı köy olduğu da düşünülebilir. Doğum tarihi üç dört yıllık bir sapma ile 1779 veya 1783 yılları arasında bir yıl olduğu kesinlik kazanmaktadır. Onun ailesi Kars yöresinden bugünki Malatya’ nın Hekimhan ve Arguvan yöresine; Darende ilçesi ve bu ilçeye bağlı bağlı Ayvalık nahiyesine, bu nahiyeye bağlı Kızılcaşar köyüne gelip yerleşmiş köken olarak Kars göçmeni bir ailenin [2] çocuğudur. Ayvalı, 16. 17. Yy larda ö döneme göre oldukça işlek bir ilçedir. 1559 sayımına göre ilçe merkezinin nüfusu 4192 kişiye kadar ulaşan [3]nahiyeye bağlı yirmi beş köyü olan o yıllara göre bir hayli kalabalık bir nahiyedir. Bu yıllarda Darende Sivas’a bağlı bir yerleşim yeridir. Kaynaklar Kusûrî Baba’nın asıl isminin Ömer olduğu konusunda mutabıktır. Şiirlerinde ise “Kusurî” mahlasını kullanmıştır. Yakınlarının verdiği bilgiye göre bu mahlasını " hatalı kusurlu " kelimesinin anlamından hareketle kullanmıştır. Halk arasında Kusur kelimesinin Gusur şeklinde ifade edilmesi aşığa gusuri, gusuru denmesine de yol açmıştır.
Arif Damar
Arif Damar
1 Eser
Arif Damar Arif Damar ( d. 23 Temmuz 1925, Gelibolu, Çanakkale - ö. 20 Ekim 2010, Göztepe, İstanbul), Türk şair. Toplumsal gerçekçi şairlerimizden birisi olan Arif Damar, Çanakkale, Gelibolu ilçesi Karainebeyli köyünde 23 Temmuz 1925 günü doğdu. Babası medresede eğitim görmüş köyünde imamlık yapan Hacı Hüsnü Efendi’dir. Annesinin adı ise Mükerrem Hanım’dır Arif Damar daha dört yaşında iken önce babasını kaybeder. [1] Annesi ona iti bir eğitim vermek istemiş ve çocuklarını alarak Gelibolu’ya gelmiştir. Bu nedenle Arif Damar, ilkokulu Çanakkale'de bitirir. Annesi şiire düşkün bir kadın olduğu için Arif Damar annesinden şiir zevkini kapmıştır. Ancak ilkokul henüz bitmeden Siroz hastası olan annesi Münevver Hanımı ‘da kaybeder. Anne ve babadan yetim kalan şair bunun üzerine Edirne Paşası olan Kazım Dirik’in yanına giderek ondan yardım ister. Böylece Kazım Dirik’in inayeti ile Trakya Talebe Yurdu’na yerleşip Edirne Ortaokulu’nda tahsiline devam eder. Çocuk Esirgeme Müdürü Refet Bey ise ortaokulu bitiren şairi İstanbul’daki Kadırga Talebe Yurdu’na yerleştirir. ( DOÇ. DR. HATEM TÜRK, http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/damar-arif) SUAT TAŞER de bu yurttadır ve onunla olan arkadaşlığı b
Arif Nihat Asya
Arif Nihat Asya
5 Eser
Arif Nihat Asya 7 Şubat 1904, Çatalca, İstanbul - 5 Ocak 1975, Ankara, "Bayrak şairi" olarak da anılan Türk şairi. Aşağıdaki başlıklarda Arif Nihat Asya ‘ın hayatı, doğumu, ölümü, çocukluğu, gençliği, evliliği, öğrenimi, eğitim yılları, ailesi, çalıştığı işler, yazarlığı, eserleri, romanları, edebi kişiliği, etkilendiği yazarlar, siyasi yönü, düşünceler, edebiyattaki yeri, eserlerinden alıntılar, anekdotlar, anlatım tekniği, bakış açısı, , eserlerinin basım yılı, basım hikâyesi, eserleri ile biyografisi arasındaki alakalar, aldığı ödüller vb ile ilgili yazılar sıralanmıştır. Okumak ilgili linke tıklayınız
Arifî Fethullah Çelebi
Arifî Fethullah Çelebi
0 Eser
Osmanlı hânedanı hakkında Farsça olarak kaleme aldığı Şehnâme-i Âl-i Osmân adlı eseriyle tanınan Arifî Fethullah Çelebi (ö. 969/1561-62 )nin asıl adı adı Fethullah’tır. Şiirlerinde ise Ârif ve Ârifî mahlasını kullanmıştır. Annesi kendisini Oğuz Ata’nın soyundan geldiğini söyleyen Şeyh İbrâhim Gülşenî’nin kızı, Babası ise Derviş Mehmed Çelebi’dir. Babası Derviş Mehmed Çelebi’nin bir devlet görevlisi olduğu, Mısır’a gönderildiği, kesin bir kayıt bulunmamakla birlikte, İbrâhim Gülşenî’nin kızı ile Tebriz veya Mısır’da evlendiği düşünülmektedir................
Arpaeminizade Mustafa Sami
Arpaeminizade Mustafa Sami
1 Eser
ARPAEMÎNİ-ZÂDE MUSTAFA SÂMÎ d. İstanbul- ?- ö. 1734 Babası Arpaemîni Osman Efendi’dir.. Babasının görevinden dolayı Arpaemîni-zâde olarak tanınan şairin asıl adı Mustafa’dır. İsmâil Belîğ bir adının da Mehmed olduğunu yazmıştır. Divanında bulunan tarihlerden Afîfe ve Zeliha isimli iki kızı olduğu ve bunların genç yaşta vefat ettiği anlaşılmaktadır. Sâmî’nin aynı zamanda hat sanatçısı olduğu Hattat Hâce-zâde Mehmed Efendi’ den sülüs ve nesih öğrendiği, icâzet alarak özellikle ta‘lik ve şikeste ta‘lik yazıda maharetiyle tanındığı anlaşılmaktadır. İl görev yerinin Istabl-ı âmire-i evvel ambarı ikinci kâtipliğidir. Ardından rikâb-ı hümâyunda başmuhasebeci vekilliğine tayin edilmiştir. 20 Zilkade 1127’de (17 Kasım 1715) iki ay kadar sürecek olan küçük evkaf muhasebeciliğine getirilerek hâcegân zümresine kat
Asaf Halet Çelebi
Asaf Halet Çelebi
9 Eser
(d. 27 Aralık 1907 / ö. 15 Ekim 1958) Şair, yazar ve devlet memuru. HAYATI AİLESİ Dâhiliye Nezareti Şifre Kalemi Müdürü Mehmet Sait Halet Bey'in oğlu olan Çelebi İstanbul'da Cihangir semtinde doğdu. Babası Halet Çelebi, Dâhiliye Nezareti memurlarından ve Beylerbeyi’nde geniş kültürü ve bilgisi ile tanınan bir Mevlevî’dir. Yazarın annesi ise Beyza Hâlet Hanım’dır. Asaf Hâlet ailenin üç çocuğundan en küçük olanıdır. Kâmili Çelebiler ağabeyi ve Mezuka Yalım ise ablasıdır. Asaf Halet’in ailesinin Mevlevi ve Kadiri tarikatı ile yakın ilişkiler içinde bir ailedir. Ailesinin Çelebi” soyadını alma nedenleri de ailenin Mevlevi olması ile ilgilidir. ( PROF. DR. MEHMET NARLI, agy ) Bu alaka eğitimine ve yazarın eserlerine de yansıyacaktır. Mehmet Sait Halet Bey, oğlunu da aynı kültürle yetiştirmiştir.............
Aşık Ağahi
Aşık Ağahi
25 Eser
Aşık Ağahi, muhtemelen 1860 yıllarında doğan ve 1920 yılı civarında ölen, Sivas, Yıldızeli, Şarkışla civarında Emlek Yöresinde yetişmiş olan, Pir Sultan Abdal, Kemter Baba, İğdecikli Aşık Veli, Aşık Veysel, Ali İzzet, Talibi gibi halk ozanlarımızın yetiştiği Emlek Yöresi,[1] Alevi Ozanlarımızdan dır. HAYATI Ağahi’nin doğum ve ölüm tarihleri kesin değildir. Bazı kaynaklarda 1860 - 1921 olarak verilmiştir. [2]Ölüm tarihini Müjgân Cumbur 1914, Ali İhsan Tuncalı 1921 veya 1922 olarak vermiştir. Fakat oğlu Vahdi Gerçek’in tespitine göre Âgâhî 1916 yılında koleradan ölmüştür. Bazı kaynaklar ise doğum 1874, ölüm 1916 olarak vermektedir. Agâhi hakkında bir kitap hazırlayan Doğan Kaya’ya göre Agahi 1874 doğumludur ve oğlu Vahdi Gerçek’in kaydettiği 1916’da 42 yaşında vefat ettiğini belirten notu da bu bilgiyi desteklemektedir. [3] Ağahi’nin hayatı hakkında derli toplu tek çalışma Dr. Doğan Kaya’ya aittir. Doğan Kaya’nın edindiği bilgilerin büyük çoğunluğu ise Ağahi’nin torunlarından şifahen aldığı bilgiler ile Agahi’nin şiirleri ile hayatı hakkında bilgiler ve notlar içeren torunu Meryem’den aldığı defter olmaktadır. Bu defterden ve torunlarından alınan şifahi bilgilere göre Ağahi’nin doğum yeri Şarkışla’nın Emlek Yöresidir. Ağahi bu yöreye ait köylerden biri olan Kılıççı köyünde doğmuştur. Seksen köyden oluşan bun yöre çoğunluğu Şarkışla’da olmak üzere Yıldızeli, Gemerek, Pınarbaşı, Sarıoğlan ve Akdağmadeni civarındaki köylerden oluşmaktadır. [4] Âşıklık geleneğinin ülkemizdeki en öne.................
Âşık Çelebi
Âşık Çelebi
26 Eser
Aşık Çelebi (d. 1519– ö. 1571) 16 YY şair, münşeatçı ve tezkire yazarı. 16 Asrın hem Şairli hem de Münş'i olan tezkire yazarıdır. Asıl adı Pir Mehmed olup namı Es-seyyid Pir Mehmed bin Çelebi’dir. Soyu aslen Bağdatlıdır. Büyük dedesi Seyyid Muhammed Nattâî XIV. yy.ın sonlarında Bursa’ya gelip yerleşmiştir. [1] Dedesinin babası Mehmet Nattâi, 14. yüzyılın sonunda Emir Sultan ile Bursa'ya gelerek yerleşmiş bir seyyîd ailesindendir. Seyyid Muhammed Nattâî XIV. yy.ın sonlarında Bursa’ya gelip yerleşmiş, Bursa’da I. Bayezid’in yaptırdığı Ebû İshâk zaviyesinde şeyh ve mütevvelli olan ve seyyidlere ait işlere nezaret vazifesi görmüş bir kimsedir. Seyyid Muhammed’den sonra oğlu Zeynelâbidin de Fatih Sultan Mehmet ve II. Bayezid zamanlarında aynı görevlerde bulunmuşlardır. [2] Babası Seyyid Ali, çeşitli kadılıklarda bulunmuş II. Bayezid devrinde büyük bir nüfuz sahibi olan meşhur şair ve âlim kazaskerdir. Babası Müeyyedzâde’nin kızı ile evlenmiş ve Filibe kadısı iken H 941/M 1534-35’de ölmüştür. Âşık Çelebi işte bu evlilikten, babasının Üsküp'te kadılık yaptığı bir tarihte Prizen ‘de dünyaya gelmiştir. [3]Babası Seyyid Ali’nin düşürdüğü feyzullah tarihinden anlaşıldığına göre Âşık Çelebi bugün Kosova sınırları içinde kalan Üsküp, Prizren’de Filibe Kadısı olan babasının Prizren’de teftişi sırasında H926/ M1520’de dünyaya gelmiştir.[4] Fakat Âşık Çelebi, çok küçük yaşlarda önce annesini daha sonra da on dört yaşındayken babasını kaybedecek ve yetim kalacaktır. Âşık Çelebi, on beş yıl süren Rumeli’deki çocukluğundan sonra H941/M1535’de İstanbul’a gelir. [5] Rumeli yıllarını ailesi hakkındaki bilgileri kendi tezkiresinde anlatmıştır. [6] Çocukluğunu Rumeli'de, okuma çağını İstanbul 'da geçiren Pîr Mehmet, Âşık mahlasını kullanmış ve bu mahlasla şiir söylemeye başladığı zaman tanınmıştır. Çocukluğundan itibaren dedesinin sağladığı edebi ve ilmi bir muhit içinde yetişen Âşık Çelebi, mesnevi şairi Surûrî, Taşköprülüzâde, Arapzâde, Saçlı Emir Efendi, Karasılı Hasan Çelebi, Ebussuûd Efendi ile eniştesi Muhîddîn Fenârî gibi devrin ileri gelen âlim ve Divan Şairlerinden dersler alarak yetişmiştir. Tezkiresini yazabilmek için gereken bilgileri de İstanbul'daki bu geniş muhitinden derlediği bilgiler ile yazdığı muhakkaktır. Dedesinin ve babasının sağladığı bu muhit içinde Tezkiresinde yer verdiği Divan Şairleri ve yazarlar hakkında bol bol bilgi toparlamış ve bu bilgileri de eserlerinde kullanmayı başarmıştır. Âşık Çelebi tahsil hayatından sonra devlet kademelerinde memurluk yapmaya başlar. İlk görev yeri Bursa Mahkemesi'nde kâtipliktir. [7]Kâtiplik görevi esnasında yanında bir şair daha vardır. Bu şairin ismi ise Şair Sayi’dir. [8] Daha sonra Emir Sultan Vakıflarına mütevelli tayin ed..........
Aşık Çırpanlı
Aşık Çırpanlı
1 Eser
Âşık Çırpanlı, 16. yy. da yaşadığını anlamış olduğumuz sadece iki şiir elimize ulaşan ve hayatı hakkındaki bilgileri de sadece bu iki şirindeki detaylardan ibaret olan bir ozanımızdır. Bu iki şiirinden çıkardığımız neticelere göre Âşık Çırpanlı 16 yy da yüzyılda ortaya çıkan Yeniçeri Âşıklar ve Magrip Ocaklılar olarak bilinen denizci âşıklarımızdan biridir. Osmanlı Devleti'nin Akdeniz’e hâkim olma ve Kuzey Afrika’da tutunma çabaları esnalarında yapılan deniz seferlerine katılan bu ozanlarımızdan birisi de Âşık Çırpanlıdır. Şiirlerinden anlaşıldığına göre Murat Reis’in donanmasında görevli olarak deniz savaşlarına katılmış, hayranı olduğu Kaptan’ı deryasının komutasında kahramanlıklar göstermiş ve bu yaşantısını da şiirlerinde kullanmıştır. Âşık Çırpanlının her iki şiirinin teması da Akdeniz ve Cezayir seferleri ile bu seferlerde gösterilen kahramanlıklar ve olaylardır. Şiirlerinde “Mağrib erlerinin gerçek velisi, Tanrının aslanı Hazret' Ali'si “ gibi sıfatlarla övdüğü Murat Reis’in gözü pek bir levendi olduğu anla............
Aşık Ferrahi
Aşık Ferrahi
12 Eser
Doğumu 1934 - ölümü 22 Nisan 1969),ADANA Ceyhanlı Halk Ozanı Ferrahi'nin asıl adı Mehmet Ali Ergat’tır. Babası Mustafa Ergat, 1914–1918 yılları arasında Siirt ili Eruh ilçesi Kiver günümüzdeki ismiyle Çetinkol köyünden göç ederek Adana'nın Ceyhan ilçesi Kurtkulağı köyüne yerleşmiştir. Babası Mustafa Ergat, Kurtkulağı köyünde ikamet ederken Ceyhan'daki zengin bir ağanın dostluğunu kazanmayı başarmış ve onun sayesinde Ceyhan'da mahalle bekçiliği görevine getirilmiştir. Yine bu ağanın ara buluculuğu sayesinde Ceyhan'ın Kıvrıklı köyünden Emine adlı bir kızla evlenmiş, Ferrahi de işte bu evlilikten dünyaya gelmiştir. Ölümünden sonra Kıvrıklı köyünde Ferrahi'nin anısına şenlikler düzenlenmesinin sebebi de annesinin Kıvrıklı köyünden olması ve hayatının önemli bir bölümünü bu köyde ve dayısının yanında geçirmiş olmasındandır. Mustafa Ergat ve Emine'nin evliliğinden doğan Ferrahi 1934’ yılında dünyaya gelmiştir. Babası Mustafa Ergat, aynı ağanın destekleri sayesinde Ceyhan'ın tütün kolcusu olmuş ünü çevreye yayılmaya başlamıştır. Babası, kolculuk görevi esnasında büyük yardımlarını gördüğü Ceyhanlı Ağa’nın aleyhine tütün kaçakçılığı ile ilgili bir ihbarda bulunması neticesinde Ceyhanlı Ağa'nın adamları tarafından yediği feci bir dayak sonucu aklını oynatır. Ceyhan'ı terk eden Ferrahi'nin babası Ceyhan'a bir daha dön................
Âşık Feymani
Âşık Feymani
13 Eser
Aşık Feymani 2 Mayıs 1942'de (o zamanlar Kadirli, Adana iline bağlıdır.) Osmaniye'nin Kadirli ilçesi Azaplı köyünde doğmuştur. Babası Mehmet, Van'ın Gevaş İlçesi'nin Avşar köyü Hallac aşiretinden, annesi Hüsne ise Kayseri'nin Pınarbaşı İlçesi'nin Avşar oymağı Potuklu köyü ve Avşar aşiretindendir. [1] Asıl ası Osman'dır. Yani, Osman Taşkaya, anne ve baba tarafından da Avşar kökenli bir Avşar aşığıdır. Osmaniye Valiliği tarafından Feymani ile yapılan bir söyleşiden de anlaşılacağı üzere, Feymani çocukluğunu koyunlarını ve danalarını otlatmakla geçirmiştir. Karacaoğlan, Dadaloğlu, Âşık Ferrahi gibi ve pek çok diğer halk ozanının yetiştiği, bozlak ve barak havaları ile varsağı ve koşmaların diyarında yetişen Feymani “âşıklığa ne zaman başladınız” sorusuna kendisi ile yapılan bir röportajda şu cevabı vermiştir. “Çok küçüktüm. Karacaoğlan türkülerini söylerdim. Öyle büyüdüm. Yörede bu gelenek zaten çok yaygındı. Hikâye anlatılırdı, türküler söylenirdi. Ben öyle büyüdüm. Karacaoğlan şiirleri söylenirdi hep. Babadan dededen duyar öğrenirdi herkes. Yazılı bir şey yoktu, kulaktan kulağa geçerdi. Karacaoğlan’ın bütün şiirlerini ezberleyen âşık olur derlerdi. Karacaoğlan’ın 500 şiirinin 300 tanesini rahat ezbere okuyordum.” [2] Yirmi yaşına gelince askere gitmiş 1962 de askere gitmiş, 1964 ‘te askerliğini bitirerek köyüne dönmüştür. Askerlik dönüşünden sonra şiirlerini söylemeye cesareti artar ve fırsat bulduğu yerlerde şiirlerini seslendirmeye başlar. İlk olarak kendini Çoban Osman olarak tanıtır. Çünkü askere gidene kadar y
Aşık Gedai
Aşık Gedai
7 Eser
ÂŞIK GEDAYİ Tokatlı Gedâyî olarak bilinen 19. Yy halk ozanıdır. 1826'da Tokat'ta doğmuş 1889'da veya 1901 yılın da İstanbul'da ölmüştür. Tokat'tan İstanbul Beşiktaş'a geldiği için Beşiktaşlı Gedayi olarak da tanınmıştır. Gedayi, on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısı ile yirminci yüzyılın başında yaşamış Bektaşi geleneğinde yetişmiş çalmış ve söylemiş Tokatlı bir halk ozanı olduğu halde İstanbul’da kalırken ve uzun bir müddet Beşiktaş semtinde yaşadığı için Beşiktaşlı Gedai olarak da tanınmıştır. Kaynaklara göre asıl ismi Ahmet, bazı kaynaklara göre babasının adı ise Ahmed Muhtardır. Gedai, tıpkı Tokatlı Nuri gibi Alevi Bektaşi kökenli bir aileden gelmektedir. İlköğretimini Tokat’ta iken yaptığı daha sonra kereste tüccarı olan babasının yanında çalışmış olduğu kaynaklar tarafından belirtilmektedir. İlköğreniminden sonra babasının keresteci dükkânında çalışmış çocukluk yıllarının bir kısmını bu dükkânda babasına yardım ederek geçirmiştir. [1] İstanbul’da arzuhalcilik de yaptığına, Divan şiirine Arapçaya ve aruz veznine hâkim olduğuna da bakılırsa ilköğretimden çok çok daha yüksek yerlere kadar eğitim aldığı anlaşılır. İhtimal ki Gedayi Tokat’ta iken iyi bir eğitim almış olmalıdır. Kaynaklar Gedayi’nin ilk gençlik yıllarında bir kıza âşık olduğunu, sevdiği kızın veremden ölmesi üzerine büyük bir üzüntüye kapıldığını, bunun sonucunda arkadaşları ile sık sık sazlı sözlü eğlencelere gitmeye başladığını yazar. Bu eğlencelere sonrasında âşıklığa özendiğini tanıştığı âşıklar sayesinde çalıp söylemeye başladığı anlatılır. Onun hakkında bu bilgileri veren kaynaklara göre, b.................
Aşık Huzuri
Aşık Huzuri
20 Eser
Aşık Huzuri Posoflu Aşık Zülali Âşık Karaoğlan Huzûrî’nin asıl adı Ali Coşkun'dur, 21 Nisan 1886 tarihinde Artvin'in Yusufeli ilçesi, Zor köyünde (Esenyaka) doğmuştur. Şairin doğum tarihinde ihtilaf vardır. Hikmet Dizdaroğlu, 1887 tarihi üzerinde dururken, Pertev Naili Boratav ,1885' i önermekte, İlhan Başgöz ‘de aynı tarihi kabul etmektedir.[1] Babası Yusufelili Kavasoğulları’ndan şair Mustafa Keşfî, annesi de yine Zor köyünden Sırmaoğulları’ndan Esme’ ( Esma) Hanımdır. [2] Asıl adı Ali Coşkun'dur. Huzûrî, yedi yaşında medreseye başladı. Köyündeki medresede Barhal’lı müftü İbrahim Vehbi Efendi’den Kur’an dersleri aldı. [3] Bir sene sonra Barhallı müderris Hacı İbrahim Efendi’den ders gördü. Medresede 12 yıl ders görüp mantığa kadar yükseldi. Fakat on iki yıl devam etmesine rağmen medreseyi bitirmeden t.............
Aşık Hüdaî
Aşık Hüdaî
5 Eser
Aşık Hüdaî (d. 1940, Yoğunoluk - ö. 23 Kasım 2001, Ankara) Asıl adı Sabri Orak. Halk şairi Asıl adı Sabri Orak'tır. Âşıklık geleneğimizde var olan mahlas seçme özelliğine göre Askerliğini bitirdikten sonra Hüdai Mahlasını kullanmış ve bu adla tanınmıştır. Gezgin, badeli ve Alevi Bektaşi halk ozanlarımızdandır. Âşık Edebiyatımız çerçevesi içerisinde hem beşeri hem de dini tasavvufi halk ozanı özelliklerinin pek çoğunu taşımaktadır. ( bkz BADE İÇME RÜYADA AŞIK OLMA GELENEĞİ VE ÖZELLİKLERİ ) 1940 yılında Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinin Yoğunoluk köyünde doğdu. Yaşlı ve usta âşıkların yanında kendisini yetiştirmişti. Küçük yaşta babasını yitirdi. Okumayı yazmayı birçokları gibi Hüdaî de askerlikte öğrendi. Pek çok ödüller kazanan usta bir halk şairiydi. Hakkında 1976 yılında “Yaralar Beni” adıyla Ahmet Özdemir bir kitap hazırlamıştı. Şiirleri iç dünyasını yansıtır. Tasavvufa yönelmiştir. Şiirlerinde kendine özgü bir incelik ve deyiş güzelliği vardır. Evlendiği eşinden Ali adlı bir oğlu doğmuştur. Sağlığında iki şiir kitabı yayınlamıştır. [1] İki yıl Konya da yapılan âşıklar bayramına katıldı. 1968 yılında şiir dalında birinci olarak Fuzuli ödülünü aldı. 1969 da atışma ve şiir dallarında ikinci olarak Dadaloğlu ve Yunus Emre ödüllerini kazanmıştır. Asıl adı Sabri Orak olan Âşık Hüdâi, 1940 yılında Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesine bağlı Yoğunoluk köyünde doğmuştur. Henüz dokuz yaşında iken babası vefat eden Hüdâi üç kardeşiyle yetim kalmıştır. Kardeşleri içinde en küçük yaşta olanı Hüdai'dir. (Âşık Hüdâi, 1998: 10). [2]Hüdâi on bir yaşında iken ailesi, Göksun’dan Adana’nın Kadirli ilçesine göçüp, yerleşmiştir. Bu yıllar ailenin en acılı ve en zorlu yılları olmuştur. Hüdâi, çalışmak zorunda olduğu için okula gidememiş, geçim derdiyle pamuk tarlalarında çalışmış daha çok da Toroslarda çobanlık yapmıştır. İşte tam olarak da bu yıllarda daha 11 yaşında iken irticalen şiir söylemeye başlamıştı. On bir yaşından itibaren irticalen şiir söylemeye başlayan Hüdâi, on dört yaşında iken saz çalmaya başlamıştır. Âşık, “Hûdai” mahlasını Kadirli Âşıklar Gecesi’nde gösterdiği başarı sebebiyle almıştır. Okuma yazmayı asker ocağında öğrenen Âşık Hüdâi, okuyup dinlediği halk hikâyeleri ve eski şairlerin/âşıkların eserleri vasıtasıyla şiir ve âşıklık konularında bilgisini artırıp pekiştirmiştir. Askerliğini bitirdikten sonra “Hüdâi” mahlasını kullanmaya başlamıştır. Kelime Arapça imlası ile “doğru yol gösterene, Kur’ân’a tabi olan” manasına gelmektedir. Ayrıca Farsça “Allah’a mensup” manasına gelmektedir
Aşık İbreti Terzi Hıdır
Aşık İbreti Terzi Hıdır
24 Eser
Aşık İbreti (Hıdır Gürel- Terzi Hıdır) ( d. Kayseri Sarız- Kırkısrak köyü- 1920- Ö. İstanbul5 Kasm 1976 ) Asıl adı Hıdır Güreldir. Âşık İbreti'nin dedeleri Malatya'nın Akçadağ ilçesinin Harunuşağı köyünden [1 Kayseri'nin Sarız ilçesine bağlı Kırkısrak köyüne gelip yerleşmiş olan bir ailedir. Kaynaklar baba adının Ali ana adının da Sultan olduğunu yazmaktadır. Babası at sırtında köy köy dolaşıp öteberi satarak geçimini sağlayan bir çerçidir. [2 Aşık İbreti, Rumi 1336, miladi 1920 yılında doğmuştur. Asıl adı ise Hıdır'dır. Küçük Hıdır, daha üç yaşında ilken annesi Sultan ölünce yetim kalır. Babası bir müddet sonra Hatice isimli bir kadınla evlenir. Hıdır’ı üvey annesi büyütür ve Hıdır’ın üvey annesinden beş tane kardeşi daha olur. [3] İbreti, henüz on yedi, on sekiz yaşlarındayken devrin geleneklerine göre evlendirilir. Eşi ise teyzesinin kızı Sultan adındaki bir kızdır. Bu sıralarda köşkerlik (ayakkabı tamirciliği) ve ayakkabı yaparak geçinmektedir. Askere gider üç yıl askerlik yapar e askerde iken babasını kaybeder. Askerlik dönüşü Maraş'ın Afşin ilçesine giderek biçki, dikiş öğrenir. 1950 yılında Kırkısrak köyünden Sarız’a taşınır ve terziliğe başlayarak on sekiz yıl burada terzilik yapar. Âşıklık geleneğine ise bu yıllarda heves duymuş, okumaya da bu yıllarda başlamıştır. Geceleri gaz lambasının ışığında sabahlara dek okuma yazma öğrenmeye çalışır. Bu dönem aynı zamanda Kırkırsak şeyhleriyle birlikte Şöbeçemen de ki şeyhler meçlisine dâhil olur. [4] Alevi bir âşık olan İbreti, peş peşe altı çocuk sahibi de olur. İbreti, Sarız'da kalırken diğer kardeşleri ile üvey annesi İstanbul'a taşınırlar. İbreti, geçim darlığı çektiği için çeşitli mesleklere atılır. Saz yapıp satmak, diş çekmek, madencilik, en son fotoğrafçılık gibi işler de yapmıştır. İbreti'nin dâhil olduğu meclisin dedesi ise Aziz Baba’dır. Aziz Baba’nın dergâhına gide gele saz çala çala meclisin en baş müdavimlerinden biri haline gelerek “ Babahgân” olmuştur. Aziz Baba’nın dostları arasında İbreti’ye Mücrümi ve Ali Kamke' den sonra üçüncü sırada yer vermiştir. [5]...............
Aşık Kuloğlu
Aşık Kuloğlu
15 Eser
Kuloğlu, on yedinci yüzyılın ünlü asker ozanlarındandır. Hayatı yaşadığı zamanı belirten tek sağlam bilgi, IV. Murat'ın ölümü üzerine söylediği ağıttır. Bu ağıta dayanarak Kuloğlu’nun IV. Murat zamanında ve daha sonrasında yaşamış bir halk ozanı olduğu ortaya çıkmaktadır. Adı geçen ağıt dışında merhum Fuat Köprülü ile Sadettin Nüzhet, Kuloğlu’nun Safranbolulu olduğu, asıl adının Süleyman Ağa olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu araştırmacılara göre Safranbolulu olan Kuloğlu’nun oğlu da dönemin Muhasip Mehmet Paşa adıyla tanınan sayılı devlet adamlarından birisidir. [1]Fakat bu bilgiler kanıtlanamamıştır. Bazı kaynaklar Kuloğlu’nun asıl adının Süleyman olduğunu ifade etmektedir. Kuloğlu ve adı üzerinde elimize ulaşan tek kaynak ise Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesidir. Evliya Çelebi bu eserinde devrinin önemli âşıklarından söz ederken Kuloğlu’ndan da söz etmiş ve asıl adının Mustafa olduğunu belirtmiştir. .............