Arnavutlar Türkler ve Arnavut Ciğeri

Arnavut sözcüğü divan şiirinde Ernebut ve  Arnebut şeklinde, eri yok, erkek yok, arsız ve hayâsız manalarına da  gelecek şekilde imalı ve kinayeli şekillerde  söylenmiştir. Aslında Arnavut sözcüğü, katı, pek yürekli, ser, anlamlarına gelen bir kelimedir.

Arnavutların bir kısmı I. Murat ve II. Murat zamanlarında Osmanlılara tabi olmuş,  İskender Bey’in direnişine rağmen Arnavutluk’un fethi Fatih zamanında gerçekleşmiştir. Arnavutların önemli bir kısmı Müslüman olmuş, Müslüman Arnavutlar beş asır boyunca Türkler ile birlikte hareket etmiş birlikte savaşmıştır. Arnavutların büyük bir kısmı Boşnaklarla beraber Müslümanlığa geçmiş, Osmanlının devlet yönetiminde pek çok Arnavut asıllı bey, şair, devlet adamı vb de yetişmiştir.  Arnavutların milli Kahramanı İskender Bey bile Osmanlının eğittiği değerli bir komutandır.  Başta Köprülüler olmak üzere Arnavut kökenli birçok devlet adamı Osmanlılara Sadrazam olmayı başarmıştır. Örneğin Arnavut kökenli Kavalalı Mehmet Ali Paşa 19. yüzyıl başlarında Mısır'ın yönetimini ele geçirmeyi dahi başarmış, Osmanlı idaresini bile eline almayı tasarlamıştır.

Taşlıcalı Yahya, Nihâni ( Nacak Fazıl ), Nazim gibi Arnavut asıllı birçok divan şairimiz de bulunur. Bazı divan şairlerimizin Türkçe divanların yanı sıra Arnavutça divanlar da yazmışlardır.  İlk modern Türkçe sözlük olan Kamus-ı Türkî'nin (1901) yazarı Türkçülük ve Türk Milliyetçiliğinin kuramcılarından olan Şemsettin Sami Arnavut asıllı Türk yazarı olmaktadır. Şemsettin Sami, Arnavut edebiyatı ve dili hakkında da çok değerli çalışmalar yapmış,  Ağabeyi Abdül Fraşeri ile birlikte, Latin ve Yunan harflerini kullanan ilk Arnavut alfabesini geliştirmiş (1879) ve Arnavutça bir gramer kitabı yazmıştır (1886). Kardeşi Naim Fraşeri, Arnavut milli şiirinin kurucusu olarak kabul edilir.[1]

İstiklal marşımızın yazarı Mehmet Âkif Ersoy’un babası Arnavutluk kökenli Kosova'nın İpek Kasabası, Şuşisa köyünde dünyaya gelmiş olan Fatih Camii medrese hocalarından İpekli Mehmet Tahir Efendi'dir.[2]

1913 yılında Balkan Savaşları sonrasındaki Bükreş Antlaşması'yla Arnavutluk Osmanlı Devleti'nden ayrılmış, 1925 yılında Arnavutluk Cumhuriyeti ilan edilmiştir.  Türkiye’deki Arnavutlar,   Balkan savaşı öncesi ve sonrasında Karadağ, Kosova, Makedonya ve Yunanistan'ın kuzeybatısındaki Epir bölgesinden gelmiş olan Arnavutlar olmaktadır. Türkiye’deki Arnavutların bir kısmı Gostivar, Tetovo ( Kalkandelen), Kumanovo, Üsküp, Priştine ve Niş, şehirlerinden gelmiştir.

Arnavut tiplemesi halk edebiyatımıza da geçmiş Ortaoyunu ,  Meddah  ve Karagöz’ün en önemli tiplemelerinden biri olarak kullanılmış,  Arnavut kavramı türkülere ve deyimlere de girmiştir. “Arnavut inadı” ve “Nuh der, peygamber demez” deyimleri bu türdendir.

Arnavutlar  nedense ciğerci olarak bilinmiş, Acemlerin  eşekçi,  İtalyanların  makarnacı bilindiği gibi  divan şiirinde de bu haliyle kalıp bir mazmun olmuştur. Arnavut ile ciğer yan  yana düşünülmüş, ciğer ile Arnavut bir bilerine telmih eden iki  unsur olarak  görülmüştür.

Pek yürekli gerek âşık geçinenler zira
Ernabud tazesinin tiği ciğerler doğrar.                     Sezai

Ben bir evler yaptırdım Arnavut dağlarına

Beni doktor koydular genç kız astalarına

Yanarım ben yanarım aman apuslarda yatana

Al yeşil camdan aman bakana    (Pırnalı Köyü / İştip)[3]

 

 

KAYNAKÇA


[1] /post/semsettin-sami-hayati-edebi-kisiligi-eserleri/74511

[2] /post/mehmet-akif-ersoy-hayati-edebi-kisiligi/76113

[3] /post/bir-evler-yaptirdim-arnavut-daglarina/94442