Çırak Çıkmak

 

Eskiden çırak  çıkmak deyimi  birkaç mana da kullanılırdı.  Ancak en genel anlamı ile Ahi Evran’ın piri ve kurucusu olduğu hilik Teşkilatı ve ahi ocaklarında yetişen ve çırak olan çocuklar için kullanılmıştır.

Ahi ocaklarında yetiştirilmek üzere alınan çocuklara yamak veya çırak denirdi.  Ahi olarak yetiştirilmek için  ahi esnaflarına baş vurmak için çocuklara yamak veya çırak denirdi.  On yaşına basan çocuklar çırak olmaya başlardı.  Çıraklığa baş vuran çocuklara Esnaf Şeyhi nasihat eder haftalık ücretini tespit eder, bu ücretin 2 haftalık tutarı, ustası tarafından esnaf sandığına yatırılırdı.  Çırağın velisi de esnaf vakfına bir hediye verirdi. Çırak ustasına itaat etmek, ustası da çırağa mesleğinin tüm inceliklerini ve iş hayatı için gerekli olan bilgileri öğretmek zorundaydı. (Tüm Yönleri ile Ahilik ve Gelenekleri-

Ahi ocaklarında yetişenler çırak çıktıklarında özel bir tören düzenlenir. Çıraklık diplomaları törenle verilirdi.  Çırak  adaylarına yiğit denirdi. Çıraklık eğitimi tamamlandıktan sonra kalfalık eğitimi başlardı. Çıraklar; çıraklık süresini doldurup sanatında kalfalığa yükselecek bir bilgiye kavuştuğunda, usta ve kalfasının katılımıyla yapılan bir imtihanla kalfalığa yükseltilirdi. Bu süre genellikle 1001 gündü.[1]

Çırak çıkmak tabiri emekliye ayrılmak eve bark sahibi olmak,  padişahların   tımardan birisine pay vermesine de çırak çıkmak denirdi. [2] Tımardan hisse alanlar ben filan padişahtan çırak çıktım diye övünürdü.  Harem’e  alınan cariyelerden bazıları saraydan evlendirilerek  haremden  ayrılırla buna da  "çırak çıkmak" denirdi.

Halk şiirinde  mahlas alma ve Usta -Çırak  ilişkisi vardı. Usta bir ozanın emrine giren ozan adayları ilk önce çıraklık eğitimi alır, sonra da  ustalığa doğru adım atar, belli bir eğitim aldıktan sonra çırak ustasının hayır duasını alarak tek başına halk önüne çıkma iznine kavuşurdu.

Çırak çıkmak günümüzde  girişilen bir işte maddi kazanç sağlayamadan ayrılmak, umduğunu elde edememek, iddia edilenden aksi olumsuz sonuç almak, yaptığın işten zarar yapıp ayrılmak, anlamlarında kullanılır.

Bu deyim ve ifadeleri divan şiirimizde kullanılmış çırak kelimesi  ile cerağ kelimesi arasında ihamlar da kurulmuştur.

Eyledim tevcih  İç- ilden  dağ-ı dil tımarını
Enderun-ı sineden çıkıp çırağım olsan ah.        Ali Rıza Paşa

Çun  bilirin ki yakar ateş-i  gam can u teni
Ne  var ey kan- ı kerem sen de cerağ eyle beni       Veysi  

Divan şiirinde çırak kelimesi nedim, bende, dost, müşavir vekil anlamlarında da kullanılmıştır.

Nola berter olursa itibarı lale gülşende
Oçaktan çıkmadır mir-i âlemlikte çırağ olmuş.       Kami

Çırağımsın benim sen hem veziri nüktedanımsın
Nazırın yok sadakat ile meşhur-ı cihanımsın.       Sultan III. Ahmet

 

KAYNAKÇA


[1] /post/ahilik-teskilati-kurallari-gorevlileri/76089

[2] Talat Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB Yayınları,  İst. 1996- shf, 171