Gül- i Sûri ( Edirne Gülü )

Osmanlıca yazılışı Gül :  گل

Osmanlıca yazılışı Sûrî :  صوری

Osmanlıca yazılışı :  صوری گل

 

Suri sözcüğü Osmanlıca sözlüklerde: “görünürde olan, hakikî ve içten olmıyan, zahiri olan” anlamlarında kullanılır. Fakat  gül-i suri edebiyatta Edirne’de yetişen Edirne gülleri için de kullanılmıştır.

Gül  Divan, halk ve  çağdaş şiirimizde adı en sık geçen çiçektir olan  gül bir çiçek olarak, sevgiliyi sembolize etmektedir.  Hz peygamberin sembolü olarak,  sevgiliye, sevilen birine, benzetme aracı olarak,  bülbül ile olan aşkına atıfta bulunulmak, bahar, işret ve eğlenceye işaret etmek   rengini   kokusu kan, şarap ateş ve  aşkı vb akla getirmesi nedeni ile  şiirimizde çok sık kullanılan bir motiftir.  ( bkz Gül Yaprağı Bırakmak Gül Yaprağı Döşemek

Gül, renk, koku ve dikeni nedeni ile pek çok diğer şeylere benzetilir. Gülün açılması sevgilinin koynunun açılmasına,  gülün  yapraklarında yağmur damlalarının durması,  ağlamak ile  yapraklarının  dökülmesi, acı ve dikeni ile  solması üzülmek  ile vb bağdaştırılır.

Gül ile ilgili çok çeşitli terkipler ve tamlamalar kurulmuştur.  Bunlardan bir tanesi de  Gül –i Sûri dir. Gül –i Sûri’nin diğer adı eski şiirimizde Edirne gülü olarak geçer.  Gül yapraklarından  yağı çıkarılan Edirne gülü divan şairlerimizin sık sık kullandığı bir motiftir. ( bkz Gül ve Gül- i Rana Nedir Edebiyatta Gül-i Rana )

Gülden yağ çıkarmak işlemi  ilk kez  Edirne’de ortaya çıkmış, Edirne’den Bulgaristan’a ve Isparta’ya doğru yayılmıştır. Evliya Çelebi  “Edirne’nin her tarafının gül ve sümbül kokuları yükselen, cennet bahçelerini andıran gülistanlarla örülü” diye anlattığı Edirne gül yağı çıkarma işlemin yapıldığı ilk yer olarak tarihe geçmiştir. Günümüzde Dünya gül yağı üretimin yüzde doksanı Bulgaristan ve Isparta olmasına rağmen gül yağı üretimin kökeni Edirne’ye ve  divan şairlerinin Gül-i Sûri olarak adlandırdığı yağı çıkarılan güle dayanır.  

Bu konu Abdurrahman Hibri’nin Enisül Müsamirin adlı eserinde şu şekilde  geçer: “ Edirne yoksul bir şehir olduğu için değerli bir ürünü yoktur, bahar mevsimlerinde gül bahçelerinden elde edilen ve kokusu miske benzeyen gül suyu armağan olarak verilir. Sonbaharda da sarı ayvası meşhurdur. “Edirne gülü, yağ gülü, damla gülü, iyi gül, pembe gül, adlarıyla anılırdı. Çiçek sapının çıplak olması nedeniyle diğer güllerden ayrılır. Bir dalda 12 çiçek verir. Yaprakları yüksek oranda uçucu yağ taşır. Edirne gülü bir Türk tüccar tarafından 17. yüzyıl sonunda Bulgaristan’a götürülmüş ve Kızanlık’ta kurulu gül suyu, gül yağı tesisleri halen faaliyettedir.[1]

Edirne de gül yağı çıkartılan ve divan şairlerinin  Gül-i Suri olarak adlandırdığı bu güller divan şairlerimizin adından en çok söz ettiği gül çeşitlerinden biridir.

Süvâr olup gül-i sûrî gibi bâd-ı bahâr ile.
Gelürsen bir seher gülzâr-ı vasla rûzigâr ile   Aşık Çelebi

Müzeyyendir gül i sûri ile  gülşen-i saray- ı bağ
Düğün var gonca bikrin oğlu almış, ânesin bülbül           Sabit [2]

Hâzana  uğrayıp mâtemle soldu çehre-i düşman
Açıldı gülşen –i ikbâl-i şâhîde gül –i sûri                          Sünbülzade Vehbi

Gül-i sûrîye teşbih eylesem baktıkça ruhsârın
Baid olmaz niğahından kızarır âşık –ı zârın            Malkoçzâde Bezm [3]

Gül-i sûrî gül-i sûsen gül-i nesrîn gül-i ra’nâ
Bu dördiyle bezenmişdür cihânun çâr erkânı   Hoca Dehhani

 KAYNAKÇA

[1] https://www.ayrintilihaber.com.tr/turkiye/ispartadaki-gulculugun-temeli-edirnede-atildi-h2692.html

[2] A. Talat Onay, Eski edebiyatta mazmunlar, MEB, SHF 243 İst. 1996

[3] A. Talat Onay, Eski edebiyatta mazmunlar, MEB, SHF 243 İst. 1996