Rasad Kelimesinin Kökeni
Rasad kelimesi Arapça kökenlidir ve Arapça "gözleme, gözetme anlamına gelen “rṣd “ kökünden gelmektedir. Arapça raṣada رصد z "gözledi" fiilinin mastarı olmaktadır. Rasid sözcüğü ise rasat yapan gözlemleyen anlamı ile aynı kökten gelmektedir.
Sözlüklerdeki Anlamları
Rasad sözcüğü eski sözlüklerde “ Gözetlemek, beklemek, pusuda olmak. Dürbün, gözetleme aleti. Gözleme, gözetme, gözlem. Pusu tutma. Gözetleme, bakma” şekillerinde tarif edilir.
İlk Osmanlı Rasathanesi
Emevi ve Abbasiler ile birlikte İslam medeniyetinde gökbilim çalışmaları başlamıştı. Astronomi alanında çalışmalar yapmak için de rasathaneler kurulmuştu. İslam medeniyetindeki rasathaneler genellikle yüksek yerlere yapılır, yüksek kulelerin yanına ise derin kuyular kazılır, bu kuyularda yıldızların hareketleri hesaplanır ve gözlemlenirdi. Rasathanelerin en mühim kısmı toprak satıhların altına yapılan yer altı tesisatları yıldızları gözlemlemek için yapılan pek çok alet ile de teçhiz edilirdi.
İslam dünyasında yapılmış olan en büyük rasathane Meraga’da yapılmış olan Uluğ Bey Rasathanesiydi. Uluğ Bey bu rasathanede bir zic hazırlamıştı. Onun hazırladığı bu zic’i Osmanlılar da kullanıyordu.
Osmanlıda ilk rasathane Ali Kuşçu ile yapılmak istenmişti. Ali Kuşçu gözlem yapmak bir kuyu kazmış, ancak devrin uleması “hangi şehirde böyle bir gözlemevi kurulursa orada vebanın yayılacağı” görüşünü ortaya atıp padişahı engellemişlerdi.
Sultan III. Murad zamanında Kahire’den gelen[1] Takiyüddin, Padişah III. Murad'a, Uluğ Bey'in Semerkant'da hazırlattığı "Zic-i İlhani" adlı astronomi gözlem ve hesaplarının eskidiğini bunların yenilenmesi gerektiğini, bunun için de bir rasathane yapılması gerektiğini belirten bir rapor sunmuştu. [2] Sokullu Mehmed Paşa veHoca Sadettin Efendi ’nin desteğini alan Takiyüddin’in tavsiyesi üzerine III. Murad, rasathanenin yapılmasını emretmiş, tüm araç ve gereçlerin de temin ettirilmesini de sağlamıştı. [3]
Ancak, rasathane yapıldıktan sonra İstanbul’da veba salgını çıkmış, akabinde bir de deprem olmuştu. Bunun üzerine ahali tüm bu felaketlerin rasathane yüzünden olduğu iddiasıyla sarayın önünde gösteri yapmışlardı. Hoca Sadettin Efendi ile devrin Şeyh’ül İslamı olan Kadızade Efendi arasındaki çekişmelerin sonucunda bu rasathane Sultan III. Murat’ın emri ile denizden ve gemilerden yapılan top atışları ile yıkılmıştı. [4] ( Geniş bilgi için bkz. TAKİYÜDDİN EFENDİ RASATHANESİ
Şiirlerde Rasathane ve Rasat Kuyusu
Eski devrilerdeki astronomi anlayışı günümüzden farklıydı. Eskiler, dünyayı dokuz feleğin sardığına inanmakta, yeryüzü merkez olmak üzere göğün dokuz kat olduğunu düşünmekteydi. ( bkz Felek Eflak Çarh Tasavvuru Şiirimizde Felekler İlk yedi felekte Ay, Utarid, Felek Eflak Çarh Tasavvuru Şiirimizde Felekler , Zühre, (bkzNâhid Nedir Kimdir ( Afrodit Venüs Zühre Alakası ) Şems, Merih, Müşterî, Zuhâl ( bkz Keyvân Zühal Satürn Nedir ve Alakaları ) gezegenlerinin olduğuna, bu gezegenlerden sonra sekizinci felekte sabit yıldızlar, yani burçların bulunduğuna dokuzuncu feleğin ise bütün felekleri kapsayan "arş" olduğuna inanmaktaydılar. ( bkz Arş Nedir Gökteki Atlas )
Divan şairleri astronomları ve rasathanelerin de bu işlevler ile yapıldığını sanıyordu. Bu nedenle hadiseye bu açıdan bakıyorlardı. Ayrıca divan şairleri rasad ve rasid sözcüklerini farklı hayaller ve ifadeler için de kullanmışlardır.
Divan şiirinde rasat ve rasid genel olarak sevgiliyi gözlemleyen aşığı temsil eder. Rasathane ve rasat kuyusu ise yıldızları gözlemekten ziyade sevgilinin ışığının gözlemlendiği bir kuyu veya bir gözlem noktasıdır.
Evvelin mertebe-i şîr-i bülendimdir eden
Çeh- nişin-i rasad-ı reşk ü hased şi’rayı Naili
Şira yıldızı rasat kuyusunda başkalarından da üstün mertebede gözlenen şiirimi kıskanır.
Gönül ceh-i zekanda cemali şevkiyle,
Rasad – nişin olup ol necm-i tab-dara bakar. Nazim
Gönül rasad kuyusuna vuran güzelliğinin şevki ile bir rasatçı gibi oturup senin güzelliğine dalgın dalgın bakar.
Ağyar da müneccim gibi vakte mutarassıd
Fırsat gözetir dilbere çâh- ı rasadında Sabit
Çeşm-i nücûma kühl içün ey serv-i meh-likâ
Her gün izüñ tozın çıkarur göklere sabâ EMRÎ
KAYNAKÇA
[1] Prof. Dr. Fikri AKDENİZ, Takiyuddin Efendi ve Osmanlı Devletindeki İlk Rasathane (Gözlemevi) Çağ Üniversitesi, Şubat 2021
[2] /post/takiyuddin-efendi-ve-rasathanesi/138073
[3] Urang, Akgül (1997). "Osmanlının Uzaya Bakan Gözü Takiyüddin ve İstanbul Rasathanesi". Bilim ve Teknik, 351. ss. 34-40.
[4] Unat, Yavuz. "Tâkiyüddîn ve İstanbul Gözlemevi (Rasathanesi)" https://archive.org/details/TurklerAnsiklopedisi/Turkler-Cilt11/page/n499/mode/2up?view=theater
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!