Şah Padişah Sevgili ve Âşık

 

Osmanlıca yazılışı: şâh – şah :   شاخ / شاه

Şah, Farsça kökenli bir sözcüktür. Farsçada:  “Ağaç dalı. Budak.  Boynuz. Karın. Alın. Kadeh.” Gibi anlamlar taşısa da bir yere hâkim olan manası ile İran ve Afgan hükümdarlarına [1]verilen unvan anlamı ile daha sık kullanılmıştır.  

Şah ve Padişah sözcüğü doğu kültürlerinde hükümdar, şehriyâr, şehenşâh, sultan, server, husrev, melik; Batı kültüründe kral, İslamiyet öncesi Türk kültüründe ise kağan, hakan, han ve yabgu sözcükleri ile eş anlamlıdır.  Sulṭān , vb سلطان padişah, şah vb "iktidar, dünyevi kudret, haksız güç, tasallut hükümdarlık” anlamlarındadır.   (Sultan Nedir Kökeni Sultan Sevgili Hükümdar ve Şeyh)

şâh-ı Kerbelâ : (Kerbela şahı) : Hz. Hüseyin ve Hz Hasan

şâh-ı Kevneyn : "İki Dünyânın şahı" : Hz. Muhammed

şâh-ı Levlâk : Hz. Muhammed (Aleyhisselâm).

şâh-ı merdân, şâh-ı velayet :Hz. Ali.

şih-ı Risâlet : Hz. Muhammed

şâh-ı şîr-çeng : arslan pençeli pâdişâh

şâh-ı zülfekar : Hz. Ali.

Şah, padişah hükümdar, şehriyâr, şehenşâh, sultan, server, husrev, melik, hâkan, han vs. unvanları kaside ve medhiyelerde gerçek ve tarihi bir hükümdara atfen yazılabilir. Bu durumda o hünkâr abartılı bir şekilde övülür ve gerçek bir kimliğin unvanı olarak kullanılmış olur. Mübalağa ile övülen padişah, medhiyelerin ana konusudur ve o methiye zaten o hünkara takdim edilmek için yazılmıştır.  ( Bkz örneğin KASİDE Der-Hakk-i Sultân Ahmed Hân -Kaside Der-medh-i Sultan Mehemmed Hân)

Ancak şah, padişah hükümdar, şehriyâr, şehenşâh, sultan, server, husrev, melik, hâkan, han vs gibi sözcükler gerçel bir sultana, hünkara vb ithaf edilmemiş ise bu defa sevgiliyi ifade den mecazi sözler haline gelirler. Şah, padişah hükümdar, şehriyâr gibi sözcükler sevgiliyi ifade edecek şekilde kullanılırsa sevgilinin mülkü gönüller olur. Sevgili gönül mülkünün sultanı olunca sevgilinin de orduları, ülkesi, tahtı, tacı vb vardır.  Aşığın gönlü sevgiliyi sultan yapmış, kendisi de sultanın kölesi olmuştur.

Sevgilinin şah veya padişaha benzetilmesinin nedeni sevgilinin en yüce varlık olarak tasavvur edilmesinden ileri gelir. “Sevgili güzellik âleminin ve mülkünün sultanıdır. Âşık ise o mülkün kapısında el etek öpen ve hep inayet uman kul ve köle gibidir. Sevgilinin kaşları kirpikleri gamzeleri gözleri hep bu ululuk ve kuvvetin timsalidir. Kaşları yay kirpikleri, ok, gamzesi, mezar veya hançer gibidir.”[2]

Âşık, bendesi olduğu sultanının her şekilde emrine amade bir köledir. Aşığın gönül mülkünün sultanı olan sevgilisinden dilediği tek şey ona karşı da adaletli olmasıdır.

Şeh veya Şehâ diye ithaf edilen sevgili veya sultan , tasavvufi şiirlerde bir tarikatın Şeyhi, mürşidi  olarak da karşımıza çıkabilir.

Âsitânunda şehâ her dem zelîl eksük degül

 Nitekim dârü`ş-şifâda bir ‘alîl eksük degül  Hamdullah Hamdi

Satrançta Şah

Şah, satrançta bir taşın adıdır ve satrançta hükümdarı temsil eden en mühim taş olmaktadır. Şah, düşürülür veya teslim alınırsa satranç oyunu bitmiş, şahı teslim alan oyuncu galip gelmiş sayılır.

Ben gedâ sen şaha kul olmak yok amma neyleyimÂrzû sergeşte-i fikr-i muhal eyler beni     (Fuzulî)(Benim gibi bir dilencinin senin gibi bir padişaha kul olması uygun değil ama ne yapayım ki, aşk ve arzu beni olmayacak düşüncelerin vadisinde şaşkın şaşkın dolaştırıp duruyor.)

Ayağın sakınarak basma aman sultânım

Dökülen mey kırılan şişe-î rîndân olsun    ( Nedim)

Yetimler gibi şâha iki gözüm bebeği

Mahallen içre oturmuş türâb ile oynar  (Necatî)

(Ey gözümün bebeği sultanım, bu fakir, yetim çocuklar gibi mahallende oturmuş toz toprak ile oynuyor.)

Cihânda Cem gibi ‘ıyşun şehâ müdâm olsun

Eger ki bensüz içersen meyi harâm olsun  Revani

Gönlümün mülkünde şâh oldun bana dâd eyle kim

Mülküne kâfirce kâfir şâh-ı bî-dâd istemez Aşkî

Şâhâ senin cemâlini göreyim andan öleyim

Susamışam visâline ereyim andan öleyim"    Kadı Burhaneddin

Beydak-ı hâl-i ruhun zülfüne mestur eyleme

Almağa şâhım gönül ferzânesin açmazdan   Bâki

Cevr ü cefâña kâ’il olurdum velî şehâ

Mahsûs olaydı ol da cihânda hemân baña Baki

Didüm şehâ nedür dudaguñ didi la cl-i nâb

Didüm nedür dişüñ didi kim lü’lü-yi hoş-âb  Ahmedi

Tâ ışkuñı şehâ varak-ı câne yazmışam

Levhi göñülde aduñı cânâne yazmışam    Ahmedi

 

KAYNAKÇA 

[1]https://www.luggat.com/%C5%9Fah/1/1#:~:text=%C5%9Fah%

[2] /post/divan-siirinde-sevgili-imaji-ve-sevgili/75730