
Şeb-çerağ
Osmanlıca yazılışı şeb çerâg : شبچراغ
Osmanlıca yazılışı: çerâğ : چراغ
Osmanlıca yazılışı şeb :
Şeb Farsça kökenlidir ve gece anlamına gelir. Çerâğ چراغ sözcüğü de Farsçadır ve" çıra, lamba, ışıqlı. ışıq saçan, mum, kandil, meşale " anlamlarına gelir. Dolayısı ile şeb- çerag geçe kandili, gece çırası,geceleyin parlayan yakut veya inci gibi anlamalara gelen Farsça bir bileşik isimdir. Bu taşa “Dür-i şebgûn” de denmiştir.Bu sözcük aşağı yukarı aynı anlamlarda dilimize “çıra” şeklinde geçmiştir. Sözcük Türkçeye çırak anlamı ile de girmiş talebe, kalfa olmaya çalışan manasında da kullanılmıştır.
Dolayısı ise şeb – çerağ sözcüğü gece çırası, gece lambası, geceleyin yanan çıra, lamba, meşale anlamlarına gelir. Bu nedenle “şebçrag taşları “ geceleri lamba gibi yanan taş anlamına gelmiş olur. Farsça şeb çerag taşlarının aynı anlama gelen bir diğer versiyonu ise “şamcerağ “ olmaktadır. Bilindiği gibi “şam” sözcüğü Arapçada “ siyah nokta ben,” Farsçada ise şeb sözcüğünün eş anlamlısı olacak şekilde “ akşam, mum, kandil,” anlamlarına gelir.
Şeb -çerâg sözcüğü Lügat-i Remzi’de şu şekilde açıklanır. ” Öyle bir gevher imiş ki gece vakti çıra- -andil gibi- şule feşân olurmuş ( ışık saçarmış ) “ Dür-i şebgûn, kevkeb-i şeb- efrûz da denilen Şeb’-çerag taşları geceleri ışık saçan, alev gibi yanan elmas, yakut pırlanta gibi çok değerli ve efsanevi cevheriler anlamlarındadır.
Edebiyatta Şebcerağ Şemcerag Şamçırak Şimşirek Taşları
Şeb-çerağ veya şamşırak taşı esasında ilk önce efsaneler, halk hikâyeleri belki de masallarda ortaya çıkmış hayali bir taştır. Mesela halk hikâyelerinde konulduğu yeri aydınlatan mücevher nitellikli taşlar olarak geçer. Halk hikâyelerinde bu taş enerjisi hiç bitmeyen sürekli olarak yanan camilere ve saraylara konulduğunda gece gündüz aydınlatan bir taştır. Şeb çerag, şem-çerag, şamşırak adları ile anılan bu efsanevi taşlar uğruna savaşlar bile çıkabilmektedir. Örneğin Eşref Bey ile Zühre Han adlı halk hikâyemizde şamşırak taşları Gence’dedir. Ve bu taşlar yüzünden savaşlar bile çıkmıştır. [1]
Halk hikâyelerindeki şeb çerag motifine dair anlatılanlardan çıkarabilecek bulgulara göre ve örneğin Eşref Bey İle Zühre Han adlı halk hikâyemizde de olduğu gibi şeb- çerag taşları sadece geceyi gündüz gibi aydınlatan taşlar değildir. Bu taşlar ışıtma enerjisi hiç bitmeyen özellikle elmas, yakut veya zümrüt gibi çok kıymetli taşlardır. Nitekim şeb-çerag taşının geceleri ışık saçan, konulduğu yeri aydınlatan çok değerli yakut taşlarının olduğu ortaya çıkar.
Rivayete göre eski zamanlarda bir yakut varmış. Gece mum gibi yanıp, çevresine aydınlık verirmiş. Ona kevkeb-i şeb-efrüz derlermiş. Sonra bu yakuta Gevher-i şeb-çırâg diye ad koymuşlar. O cevher Keyhüsrev’in eline geçmiş. Keyhüsrev ona câm-i cihân-nümâ adını vermiş. Câmı Cem Câm-ı cihannüma Câm-ı âlemnüma, bu kadeh, Hangi ülkeye bakılmak dilenirse o ülkeyi gösteren bir ayna veya kadehtir. Bu kadeh ile Cem ülkelere ve düşmanlarına da bakarak tedbirler alırmış. Bu ayna dünyada olup biten her şeyi n, devlet görevlilerinin adil davranıp davranmadıklarını, zulüm edenleri, nizamı bozanları, intizamı sağlayanları gösteren bir ayna veya kadehmiş. Aynı zamanda bu kadeh boşalınca derhal dolan sihirli bir kadehmiş. [2] Yakut ile süslü veya yakuttan yapılan bu ayna daha sonra Anûşirvân-ı ‘Âdil’in eline geçmiş
Şerîfî tercümesinde de âb-ı hayâtı aramak için Hızır’la zulûmâta giden İskender’in yanında iki taş olduğu, birini yolunu aydınlatması amacıyla Hızır’a verdiği ve bu yakuta “şeb-çırâğ” denildiği anlatılır.
Divan şiirinde şeb-çerağ, masal ve halk hikâyesi metinlerinde ise şamşırak “çamçırak”, “şimşirik taşı olarak geçer. [3]On iki köşe, on iki imama işarettir. Bektaşîliğin amblemi haline gelmiş olan teslim taşları 12 terkli taç, cemlerde simgesel olarak yakılan on iki çerağ. kemer üzerine on iki imamı simgeleyen on iki köşeli “palheng taşı” ( bkz Palaheng Palhenk Nedir Tasavvufta Yular) kullanımı ve 12 imam inancını yansıtır. Bektaşi tacı on iki dilimlidir. Tekkelerin meydan yerleri, tekke üstündeki baca ve kubbeler de hep on iki dilimlidir. “Bektâşî ve Kalenderî dervişlerin boyunlarına taktıkları, zincir veya ipe , abaları altında kuşaklara, kemerlerinin soluna taktıkları taşa da pâlâheng veya palheng demişlerdir..” [4]
Burhan-ı katı Tercümesinde yazılanlara göre şeb- çerağ vey şemçerağ – gece çırası - ( şemşirek, şamşırak taşları ) gav-i bahri deniz öküzünün ağzında bulunan ve geceleri ateş gibi yanan mücevherlerdir. “Efsâneye göre gâv-ı bahrî (su aygırı) denilen hayvan bazı geceler otlamak için karaya çıkar ve şebçerâğ denilen mücevheri beraberinde getirerek onun aydınlığında otlarmış. Dür-i şebgûn da denilen şebçerâğ, avcılar tarafından hayvanın ürkütülmesi sonucu ele geçirilebilirmiş.”[5]
Meger kim magribî-i dehr şakkü’l-‘arzı şâm itdi
Ki zâhir oldı bunca şeb-çerâg-ı kevkeb-i garrâ Sâbit
Her gece gün gibi rûz-ı rûşen eyler bezmimi
Ârız-ı rengîni ol meh-rû nigârın şeb-çerâg Remzî
Bu şi'r-i dil-firîbin nâ-yâbdır Necâtî
Çâk cânda saklasınlar bu şeb-güher çerâğı Necâtî
Şebbûları şebcerâğ-ı îmân
Gül-berg-i hazânı cevher-i cân Şeyh Galip
Ol Fehîm-i meh zamîrem kim nukât-i hatt-ı nazmım
Şeb-çerağ ettim şu’â-ı mihr-i tâb’ı rûşenimden Fehîm
Şevk her dilde bulunmaz dil-i dânâda olur
Şeb-i çerağ arama cûyda deryâda olur. Sabri-i Şakir
Her biri bir şeh-çerâg-ı arzûdan muktebes
Her biri bir pervâne bir şem-i dırahşan üstüne Nedim
KAYNAKÇA
[1] /post/esref-bey-hikayesi-varyantlari-ozetleri/74112
[2] /post/cami-cem-cam-i-cihannuma-cam-i-alemnuma/85214
[3] Ali Berat ALPTEKİN, “TÜRK MASAL VE HALK HİKÂYELERİNDE İKİ TAŞ: BİNEK TAŞI, ŞAMŞIRAK TAŞI” https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/135822
[4] /post/palaheng-palhenk-nedir-tasavvufta-yular/135981
[5] Pala, İskender (1999), Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü, İstanbul.s.369
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!