Sîm Nedir Gümüş Tenli Sevgili Ay Hilal ve Işığı

Osmanlıca yazılışı: sîm :  سيم

Sîm, Farsça kökenli bir sözcüktür. Dilimize Farsçadan girmiştir. Sîm sözcüğünün sözlük anlamları gümüş, gümüş rengi, gümüş renkli, gümüş para,  gümüş sırma anlamlarına gelir.

Gümüş, renginden parlaklığından dolayı sevgilinin teni, çehresi, siması, yüzü, sevgilinin gerdanı vb ye benzetilir. Ay ile gümüş arasında da renginden dolayı birçok alaka kurulur.  Gümüş tel çekene, gümüş telden kumaş, yüzük, küpe, gümüş teller ile mücevher yapanlara simkeş denir. Ay gibi parlak yüzlü güzelin yüzüne veya çehreye ise simâ denir.

Sîm ile pek çok terkip kurulmuştur.

SÎM-SÎNE :  سنه سيم gümüş göğüs

SÎM-ÂB :  آب سيم :   gümüş renkli su

SÎMÎN-BEDEN :  سيم :  gümüş gibi parlak beden

 SÎM-BER : سيمبر : Gümüş gibi beyaz göğüslü. 

SÎMÎN-BER : بر سيمين : gümüş vücutlu, vücudu gümüş gibi olan.

SÎM-TEN  : سيمتن  : gümüş tenli

SÎM-GABGAB :   غبغب سيم : gümüş gerdan

SÎM-ENDÂM : اندام سيم : gümüş endamlı, gümüş gibi parlak boylu güzel

Divân şiirinde sîm ve sîma  ay ışığı ile kıyas edilen gümüşi rengi ile karşımıza çıkar. Sîm renginden dolayı Ay'ı, hilâli ve ay ışıklarını ifade eder. Sim ile sevgili, sim ile sevgilinin her uzvu arasında benzetmeler yapılır, renginden ve parlaklığından dolayı alakalar kurulur. Sîm nerede ise divan şiirinde sevgili ve Ay’ın mecaz anlamı gibi kullanılmıştır. Sîm denilince neredeyse hemen sevgili akla gelir. Sevgilinin yüzü, parlaklığı, bedeni, boyu,  çenesi, kolu, eli, burnu, göğsü, gerdanı, yüzü vs. de sîme benzetilir. Yahut da sevgilinin her uzvu sim gibi parlak ve ışıltılıdır.

Gümüşe benzetilen sevgilinin uzuvlarının ağyara gösterilmesi, ağyarın görme ihtimali aşığı kıskandırır. Aşığa göre sevgilin gümüş renkli uzuvları birer hazinedir ve kimsenin eline geçmesine rıza gösteremez. Hatta sevgikini sim tenine, göğsüne vb gömleğinin bile dokunmasına razı gelemez.

Gümüş renginden dolayı Ay ve hilal ile yarışır. Gümüş ve su arasında da renginden dolayı irtibatlar kurulur. Suların üzerine Ay veya hilallin ışıklarının düşmesi, yakamozlar ile gümüş rengi arasında pek çok hayaller kurulur.

Sîm şiirlerimizde, gerçek anlamı olan gümüş manası ile de karşımıza çıkar. Ay ve hilal suların üzerine gümüş tel çeken simkeşe vb de benzetilir. Ay, hilal, sevgilinin yüzü ve su arasında daima bağlantılar kurulur

Sanma ey hâce ki senden zer ü sîm isterler

Yevme lâ-yenfa‘u”da kalb-i selîm isterler  Bağdatlı Ruh

 

Bağdatlı Ruhibu şiirde sîm sözcüğünü gerçek anlamıyla kullanmıştır.

 

Ger tokınursa pîrehen ey sîm-ten saña

Cân riştesi yiter arış argaç dahi aña    EMRÎ (Edirne

Emri, sevgilisinin göğsüne sevgilinin gömleğinin dokunmasına dahi katlanamıyor.  Can riştesi yani can ipliği ile sevgilin göğsünü gümüş tel çeken simkeş gibi örtmek istiyor.

Agyâr görmesün meded ol sîm-sîneyi

Gösterme her gedâya görünmez hazîneyi  Semerkândî-i Âmidî Âgâh

 

Sîm çep-râstlar ol sîne-i pür-nûr üzre

Bir lûgaz bağlamış âyîne-i billûr üzre  Nedim

 

 Oldu turunc-ı gabgabııı ey sîm-ber leziz

Olmaz behişt mîveleri bu kadar leziz    Ahmed Paşa

 

 Haddeden tel gibi çektin keîîdine târ-ı dili

Ey cüvân-ı sîmkeş âferîn üstadına   Seyyid Vehbi