Yazarlar
Aşık Mesleki
8 Eser
Aşık Mesleki
Âşık Mesleki pek çok âşık yetiştirmiş olan Kangal ilçesinde Muratoğlu sülalesinden gelir. Babası Halil Ağa adında yoksul bir çitçidir. Babası o daha çok küçükken ölmüş, annesi onu yoksulluk içinde zorluklarla büyütmüştür.
Yöresindeki âşıklık geleneğinden etkilenerek âşıklık geleneğine yönelmiş, köy odalarına gidip gelen ozanları izlemeye başlamıştır. Köy odalarında âşıkların pek çok şiirini dinlemiş anlattıkları halk hikâyelerinden oldukça etkilenmiştir. Bu sayede yörenin önemli âşıklarını tanımak fırsatını da bulmuş, âşıklık geleneğine duyduğu heves en nihayetinde Âşık Deliktaşlı Ruhsati’nin dikkatini çekecek dereceye ulaşmıştır. [1]Deliktaş köyüne giderek Deliktaşlı Ruhsati ile tanışan Mesleki, yöresinin güçlü ozanı Ruhsati’nin..............
Aşık Minhaci
40 Eser
Sivas'ın Deliktaş bucağında doğan ve asıl adı Ali olan Minhaci, XIX. yüzyılın meşhur âşıklarından Ruhsati'nin oğludur. Annesi ise Ruhsati'nin Mihri diye çağırdığı Elbistan'lı Meryem'dir.
"Deliktaşlı Minhaci, Hayatı ve Eserleri" adlı kitabı yayımlayan Kemal GÜRPINAR, onun 1279 (M. 1862)'da doğduğunu, 1317 (M.1901)'de öldüğünü söylüyor. Gerek doğum gerekse ölüm tarihinin doğruluğunu tetkik ettiğimizde aksini gösterecek herhangi bir bilgi veya vesikaya rastlamadık. Şu halde, verilen tarihleri biz de doğru olarak kabul ediyoruz.
Minhaci'nin babası olan Ruhsati'nın başından dört nikah geçmiş, bu evliliklerden yirmi üç çocuğu olmuştur. Bunu, Ruhsati'nin şiirindeki bir ifadesinden öğreniyoruz.
Ruhsati, ilk olarak Meryem'le evlenmiştir. Meryem biraz önce de söylediğimiz gibi Elbistanlı bir Türkmen kızıdır. Deliktaşlı Ali Ağa'nın yanında hizmetçilik yaparken, Ali Ağa, Ruhsati'nin Mihri'ye gönül verdiğini öğrenmiş, iki genci evlendirmiştir. Fakat Meryem 1293 (M. 1877)'te vefat etmiş, arkasından beş çocuğu öksüz bırakmıştır. Çocuklardan üçü kız, ikisi erkektir. Ali, Abdüssamet, Vesile, Fatma, Hatice. Bunlardan Abdüssamet de 4.9.1938'de vefat etmiştir.
Ömrü yoksullukla geçen Minhaci, çocukluğunda Karacalar Tekkesinde Müderris Hasan Efendi'den
Aşık Mücrimi
6 Eser
Âşık Mücrimî
(d. 1882, Karaterzi, Doğanşehir, Malatya) - (ö. 1970, Sakçagözü, Nurdağı, Gaziantep),
Bu Alevi-Bektaşi halk ozanı halk arasında “Çolak Dede “olarak da bilinmiştir.[1]
Asıl adı Mehmet Özbozok, olan Âşık Mücrimî, 1882 yılında Malatya'nın Doğanşehir ilçesine bağlı Karaterzi köyünde doğmuştur. Çocukken el yanmış, parmakları bir top halinde birbirine bağlanmış olduğundan "Çolak" olarak anılmıştır.
Köyü olan Karaterzi köyünde çobanlık da yaparken katıldığı cemlerde çolak eliyle saz çalıp deyişler söylemeye başlamış, köylerine gelen zakirlerden dersler alarak yetişmiştir. Saz ve söz işinde ehil hale gelince yöresindeki bir seyit çolak oluşu sebebi ile ona "Mücrimî" mahlasını vermiştir.
Uzun yıllar Keferdiz köyünde yaşayan Mücrimî, köyünden bir kıza âşık olmuş, ancak bu kızı kendisine vermemişler bu nedenle Mücrimi köyünü de terk ederek Birinci Cihan Harbi ve Kurtuluş Savaşı yıllarında, Keferdiz'e (Sakçagözü) yerleşmiştir. Bu köyde Hurşit Ağa'nın himayesinde yaşamaya [2]Keferdiz köyü ve civarında ün salmaya başlamıştır.
Hurşit Ağa'nın Keferdiz yakınlarındaki hanını çalıştıran Mücrimî, Keferdiz'de yaşamaya başladıktan sonra doğum yeri olan Karaterzi’ye bir daha geri dönmemiş, bu yüzden Mücrimî'nin şiirlerinde "gurbet" teması oldukça bol yer almıştır...............
Aşık Ömer
92 Eser
AŞIK ÖMER
Âşık Ömer'in hayatı hakkında kesin bilgiler yoktur. Araştırmacılar onun bir şiirindeki "Kendim Gözleveli, Ömer'dir ismim" mısrasına dayanarak Konyalı, Aydınlı veya Kırımlı olabileceğini söylemektedirler. Âşık Ömer’in doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmez. Doğumu hususunda araştırıcıların ileri sürdüğü tarih 1619, 1621, 1651 yıllarıdır. A. Kadir Karahan doğum tarihinin 1651 yılı olduğunda ısrar etmektedir. [1]
Ölüm tarihi üzerinde ise birleşilen yıl 1707’dir S.Nüzhet Ergun, onun Kırımlı Şerifi’den ders aldığını söyler. 1707'de İstanbul'da vefat etmiştir. [2] İlk şiirlerinde "Adlî" mahlasını kullanmışsa da, sonradan aldığı "Ömer" mahlasıyla tanınmıştır. Hem Divan, hem de Âşık Edebiyatı tarzında yazılmış Âşık Şiirlerinden meydana gelen bir divanı vardır. Divan'ı yayımlanmıştır. Bazı şiirleri Gevheri’ininkilerle karıştırılmıştır.
Doğum yeri ve tarihi hakkında çeşitli rivayetler vardır; bunların içinde doğruya en yakın görüneni, onun Konya'nın Hadim ilçesinin Gezleve köyünde 1651 yılında doğmuş olduğu yolundaki rivayettir.
Şairin Kırım Gözleve'de doğduğu iddialarına karşın şairin Konya, Hadim ilçesi Gezleve köyünde doğduğu şu dörtlüğünden anlaşılır. [3].............
Aşık Paşa
16 Eser
Kırşehirli Âşık Paşa’nın hayatı ve eserleri hakkında pek çok şey biliyoruz. Bunca şeyi bilmemizin nedeni oğlu Elvan Çelebi’nin yazmış olduğu “Menâkıbü’l-kudsiyye fi menasıbi’l-ünsiyye”adlı eserinde[1]babası hakkına pek çok bilgi vermiş olmasıdır.
Türbesindeki kitabe de de yazdığı gibi 1271 yılında Kırşehir yöresindeki Arapkir’de [2]doğmuş, 1373’te ölmüştür. Asıl adı Ali’dir. Ali adı mutasavvıflar arasında “Hak aşığı” şeklinde anlaşılır. Dedesinin adı Eb’ül Beka Şeyh Baba İlyas b. Ali Horasani’dir ve dedesi Horasan’dan Anadolu’ ya gelerek Amasya’ya yerleşmiş, Eb’ül Vefa Hrizm’i tarikatına bağlı bir şeyhtir. Bu Şeyh’in müritlerine Babai denmektedir.[3] Baba İlyas Horasan’dan Anadolu’ya göç etmiş, Sünnî bir mutasavvıftır. Zamanla öğrencileri gitgide çoğalmış, Sultan I. Alâeddin Keykubat’ı bile endişeye düşürmüştür.[4] Hıristiyanlar bile bu öğrenciler arasına girmiştir. Baba İshak’da bu çocuklarından biridir. Karamanlı bir Rum çocuğu veya Kefersudlu (Malatyalı) bir Hristiyan olan Baba İshak, Baba İlyas’ın öğrencisi gibi görünüp bir Rum Devleti kurmak amacında birisidir. [5] Baba İlyas’ın öğrencilerini kandıran Baba İshak İsyanı başlamıştır. Şeyh Baba İlyas’ın “ İsyanı durdurun” diye haber göndermesine rağmen kıyım devam etmiştir. Hıristiyanların da dâhil olduğu bu İsyancılar “ bellerine zünnar” bağlayan kimselerdi............
Aşık Reyhanîi
9 Eser
Âşık Reyhanî ( Asıl adı: Yaşar Yılmaz )
( Doğumu, Erzurum, Pasinler, Alvar köyü d. 1934, Alvar köyü, ölümü, Bursa 1996 )
Nüfus kâğıdına 1932 - 10 Aralık 2006 tarihinde doğmuş olarak kayda geçen Âşık Yaşar Reyhanlı, Hasankale’nin Alvar köyünde doğdu. Asıl adı ise Yaşar Yılmaz’dır.
Yaşar Yılmaz, esasında nüfus kaydına girdiği yıldan iki sene büyük olarak yazılmıştır. Ölen ablasının kimliği Reyhanî’ye verilmiş bu nedenle nüfusta iki yıl büyük gözükmüştür. Kendinden iki yıl önce dünyaya gelen ve hayatını kaybeden kız kardeşi Yaşar ‘ın yerine hayatını ve nüfustaki kaydının [1]devam ettirmesinden dolayı nüfus kayıtlarında 1934 yılının eylül ayında Erzurum’um Pasinler ilçesine bağlı Alvar köyünde dünyaya gelmiş gibi gözükür.
Feyzi Halıcı “Âşıklık Geleneği ve Günümüz Halk Şairleri “adlı çalışmasında, Reyhanî’nin babasının İran göçmenlerinden Recep olduğu ve ailenin önce Kars’a yerleşip, oradan da Erzurum’a yerleştiği yazılıdır. Dr. Dilaver Düzgün ise, ‘Âşık Yaşar Reyhani’ adlı çalışmasında, şairin büyük dedesi Muhittin’in, Ahıska muhaciri olarak Erzurum’a geldiğini ve 93 harbinde (1877-78 Osmanlı-Rus harbi) şehit düştüğünü, onun oğlu Kamil Usta'nın [2] Erzurum’da bir süre ticaretle uğraştıktan sonra Alvar’a yerleştiğini kaydetmek............
Aşık Sururi Sille Konya
14 Eser
SİLLELİ SURURÎ
Edebiyatımızda hem divan hem de âşık edebiyatı sahasında yetişmiş olan Sururi mahlaslı birçok şair vardır. Bu bakımdan sözünü ettiğimiz Sururi'nin Konya'nın Sille ilçesinde yetişmiş olan Silleli Sururi’dir. [1]
Devrinin önde gelen şairlerinden biri olan Sururi zamanında saraya da yakın olmayı başarmış Zamanındaki Paşaların ve Padışah II. Mahmut’un da takdir ve teveccühlerini elde etmeyi başarmış aynı zamanda Konya'nın da en büyük ve en önemli şairlerinden biri olmayı hak etmiş bir halk ozanımızdır.
Sururi’nin hakkında en derli toplu çalışmayı yapan Ali Akça’nın verdiği bilgilere göre Süruri, 19 uncu yüz yılının başlarında, Sillenin Karhane şimdiki “Subaşı” mahallesinde doğmuştur. Süruri'nin sülalesine Kurt Mehmet Oğulları denmektedir. Asıl adı Osmandır. Kör Bekir «Zehri», Haci Musa, Berber Mustafa adında üç kardeşi vardır. Bu dört kardeşten Süruri, Zehri, Berber Mustafanın oğlu Nigari şairdir.[2]
Sururi, ilk tahsilini Sille medresesinde yapmış, erken yaşlarında ozanlık mesleğine gönül vermiş, sazı ve sözleri ile yöresinde sevilmiştir. Süruri'nin Konya'da medreseye gittiği dersler aldığı ve kendisini yetiştirdiği, devrinin diğer pek çok halk ozanları gibi divan şiirine merak saldığı, okuryazar bir şair olduğu ortaya çıkmaktadır. Medreseye giderken saz çalmayı öğrendiği ve medrese tahsili sırasında saz çalıp şiirler söylediği kaynaklarda da yer alır.[3] Sururi’nin medrese eğitimi alması elbette ki şiirlerine de yansıyacak, aruzu bilmesine ve divan şairlerini anlayıp seve bilmesine zemin hazırlayacaktır..............
Aşık Şenlik
32 Eser
(d. 1850 - ö. 1913), XIX. yüzyıl saz şairi
Âşık Şenlik’in asıl adı Hasan’dır. Âşık Şenlik’in 1850'de Çıldır'ın eski adı Suhara (Yakınsu) yeni adı Âşık Şenlik Kasabası olan köyünde doğmuştur. Âşık Şenlik, Kars Terekeme (Karapapak) olarak adlandırılan bir Türk zümresine mensuptur.
Âşık Şenlik’in köyü olan, Âşık Şenlik Belediyesi Web sitesinde ailesi hakkında şu bilgi verilmektedir. “Babası, köyün sakinlerinden orta halli bir köylü olan Molla Kadir’dir. Âşık Şenlik’in babası, yerli ailelerinden Kadirgillerin sülalesinden gelen çiftçilikle uğraşan ve kümes hayvanlarına çok meraklı olan Molla Kadir’dir. Molla Kadir, orta halli bir köylüdür. Şenlik’in annesi Zeliha, okuma yazma bilen, zeki görgülü ve bilgili bir kadındı. “ [1]
Babasından ve yöre kültüründen aldığı hayvancılık ve av merakı onda avcılık yapmak şeklinde bir istidat göstermiştir. Şenlik de ava ve hayvanlara meraklı bir çocuk olarak büyür. Yetiştiği kültür ortamı uzun süren kış gecelerinde destanların, kahramanlık öykülerinin anlatıldığı, Azerbaycan kültür sahasına dâhil, âşıklık geleneğinin itibar gördüğü bir ortamdır.
Âşık Şenlik’in doğduğu köyde belli bir eğitim almadığı, yöre kültürü ve Terekemeler arasında Âşık Edebiyatı çok canlıdır. Böylece âşıklık ve hikâye anlatma geleneği içinde büyüdüğü anlaşılabilir. Bu nedenlerle Halk Ozanlığına heves ettiği ve bu heves üzerine Ahikelekli Âşık Nuri’nin rahlesinden geçtiği, onun saz çalma ve şiir söyleme teknikleri ile yetiştiği teyit edilen bilgiler arasındadır. Hayvancılık, çiftçilik, avcılık yaparak geçimini sağlanan yörenin şartlarında Âşık Şenlik’inde küçüklüğü hayvancılık ve avcılık yaparak geçmiştir................
Aşık Veli Şarkışla
43 Eser
Âşık Veli, Şarkışla ilçesi, Ağcakışla bucağına bağlı İğdecik Köyünde doğmuştur. İğdecik Köyü Emlek Yöresi kültür sahası içeresinde bucağa bağlı alevi köylerinden biridir. Âşık Veli’nin Babasının adı Hüseyin, annesinin adı ise Kamer'dir. [1]Emlek Yöresi, haritalarda Bozok Platosu olarak adlandırılan 12. Yy da Horasan’da Selçuklu Sultanı ile ters düşüp Horasan üzerinden önce Diyarbakır civarına, sonra da Halep - Rakka arasına yerleşen, daha sonra da Diyarbakır Malatya Maraş’a kadar Memluklar tarafından iskân edilen [2] Dulkadir oğlu Beyliğine dâhil Bozoklu Türkmenlerinin yerleştiği bir bölgedir. Bu bilgi Âşık Veli’nin şu şiirinde de karşımıza çıkmaktadır
Horasan ilinden Anadolu'ya
Islahata geldi Pir Hasan Dedem
Seyreyle didemden akan selini
Islahata geldi Pir Hasan Dedem
Âşık Veli'nin ölüm tarihi bilinmekle birlikte, doğumu konusunda her hangi bir kayda rastlanılmamıştır. Ancak akrabalarından derlenen bir araştırmada ozanın 60 yaşında öldüğü belirtilmiştir. Buna göre Âşık Veli 1853 yalında öldüğü için 1790 lı yıllarda doğmuş olmalıdır.
Aşık Veysel Şatıroğlu
36 Eser
Âşık Veysel Şatıroğlu (1894; Şarkışla, Sivrialan köyü Sivas - 21 Mart 1973; Şarkışla, Sivas),
Halk Şiirinin önde gelen ozanlarından biri olan Âşık Veysel Şatıroğlu, 1894 yılında Sivas İli Şarkışla İlçesinin Sivrialan köyünde Dünyaya gelmiştir. Yetiştiği yöre Kemter Baba, İğdecikli Âşık Veli, Ai İzzet Özkan gibi pek çok halk şairinin yetişmiş olduğu Emlek Yöresidir.
Başlıklarda hayatı, doğumu, ölümü, çocukluğu, gençliği, evliliği, öğrenimi, , ailesi, eserleri, edebi kişiliği, etkilendiği yazarlar, siyasi yönü, düşünceler, eserlerinden alıntılar, anekdotlar, anlatım tekniği, bakış açısı, , eserlerinin basım yılı, basım hikâyesi, eserleri ile biyografisi arasındaki alakalar, aldığı ödüller vb ile ilgili yazılar sıralanmıştır.
Okumak için ilgilendiğiniz linke tıklayınız
Aşıkpaşazade
1 Eser
Âşık Paşazade, 1400 yılında Amasya’da doğdu. Asıl adı Derviş Ahmed Aşıkî'dir
Âşık Paşanın soyundan geldiği için, Aşık paşazade ismiyle tanınmıştır. Hayatı hakkında çok az bilgi bulunan Âşıkpaşazade’nin doğum yerinin Amasya’ya bağlı Mecitözü kazasının Elvan Çelebi köyü olduğu [1] bu köyün adının kaynaklarda Ulvan Çelebi olarak geçmekte olduğu pek çok kaynağın üzerinde durduğu bilgiler arasındadır. Bu köye bu adın verilmesinin sebebi ise Garib-nâme adlı mesnevisiyle tanınan Âşık Paşa’nın oğlu Elvan Çelebi’nin adının bu köye verilmiş olmasından ileri gelmektedir. Elvan Çelebi Aşık Paşa’nın oğludur ve Menâkıbü‟lKudsiyye adlı eseriyle Divan Edebiyatında menkıbe türünün ilk örneğini veren kişi olan Elvan Çelebidir. Dolayısıyla Âşık Paşa, Âşık Paşazâde ile aynı soydan gelmektedir. (Âşık Paşazâde 2007, 23) [2]
Doğumu üzerinde çeşitli iddialar vardır. Kimi kaynaklar doğum tarihini 1393 yılında Amasya'ya bağlı Elvan Çelebi köyünde şeklinde gösterir. Bu bakımdan onun ölüm tarihinin 1481 olması nedeniyle her en az seksen küsur yıl yaşadığı ortaya çıkmaktadır. [3] Derviş Ahmed Âşıkî’nin hayatıyla ilgili net bilgiler yoktur. Kitabından çıkarılabildiği kadarıyla İstanbul’un fethine tanık olduğu ve vefatından önce İstanbul’da yaşadığı anlaşılır. Anadolu’da Türk birliğini temsil eden, Farsça ve Arapçaya karşı Türkçeyi savunan ve tasavvufî inançlarıyla Oğuz Boylarını çevresinde toplayan dedeleri gibi, Âşık Paşazade de bir süre Amasya'da baba ocağında uyarıcılık görevi yapmıştır. Asıl adın Derviş Ahmet olmakla beraber dedesi Âşık Paşa'ya nispetle Aşıkpaşazade olarak anılmıştır. Hayatı hakkındaki bilgilerin hemen hepsi yazmış olduğu eserden çıkarılan bilgiler şeklindedir.................
Aşug Köçek
2 Eser
Türk halk edebiyatında Ermeni asıllı halk ozanları da yetişmiş, bu şairler Türk halk şiiri geleneğine uygun olarak saz çalarak ve geçimlerini gezgin âşıklık geleneğinde olduğu gibi sağlamışlardır. Ermeni kökenli bu saz âşıklarını Türk saz şairlerinden ayırmak için de aşuğ, şeklinde ifade etmek yoluna gidilmiştir. Fakat aşuğ kelimesinin sadece Ermeni halk ozanlarını ifade etmediğini diğer saz şairlerine de Aşuğ, aşuh, aşşıh, aşşığ ve aşığ dendiğini unutmamak gerekir.
Ermeni âşıklarının yalnız gezdiği, evli barklı olmadıkları, genellikle dilenciler gibi yaşadıkları, köy köy dolşarak şiirler söyledikleri, yersiz yurtsuz insanlar oldukları kaynakların verdiği bilgiler arasındadır.
Aşuğ Köçek’in Türk Halk Edebiyatının Ermeni asıllı ilk halk ozanlarından biri olduğu anlaşılmaktadır. Vasfi Mahir, "Türk Edebiyatı Tarihi" adlı eserinde elinde bulunan bir mecmuada Âşık Köçek ve aşağıdaki şiirinden söz ederken “ Elimizde bulunan 17. yy. 'da yazılmış tezhipli ve itinalı bir dergide on beş ve onaltıncı yüzyılda yazılmış şiirler arasında yer almıştır” [1]diye bir bilgi verir. Vasfi Mahir, bu dergi hakkında bir bilgi vermemiş ama bu derginin özel kütüphanesinde olduğunu da ifade etmiştir. Vasfi Mahir, bu dergiye dayanarak Âşık Köçek’in söz konusu şiirinin ilk iki beytini de yazmış ve Âşık Köçek’in 16. yy. 'da yaşamış olduğunu ifade etmiştir. Âşık Köçek hakkında başka hiçbir yerde şimdilik bir bilgi yoktur. Bu dergiye ve Vasfi Mahir’e...........
Attila İlhan
5 Eser
Tam ismi, Attilâ Hamdi İlhan'dır. Babası savcı Muharrem Bedrettin İlhan; annesi ise Emine Memnune Hanım’dır. [1] , Babası Muharrem Bedrettin İlhan Gürünlü bir aileden gelmektedir. Annesi Perihan Memnune Hanım ise Menemenli Gemicigil ailesine mensuptur. ( Çelik, Yakup (2006). Tiyatro ve sinema sanatçısı Çolpan İlhan'ın ağabeyidir. Babası Bedri İlhan iyi derecede Osmanlıca bilen, Divan Edebiyatı'na meraklı, şiir yazan şair ruhlu birisidir
Attila İlhan, babası İzmir Menemen’de savcı iken 1925’te Menemen’de doğmuştur. Şair ilköğrenimine İzmir, Karşıyaka'da Cumhuriyet İlkokulu'nda 1932 yılında başladı. İlkokulu bitirince babası Konya/Ilgın'a tayin olmuştu fakat Ilgın'da ortaokulun olmadığı için1937-1938 eğitim - öğretim yılında okula gidemedi. Ertesi yıl Karşıyaka Atatürk Ortaokulu'na kaydoldu. Babasının görevi nedeniyle Balıkesir'de yatılı okumuş, ortaokulu Karşıyaka'da tamamlamak zorunda kalmıştı. Liseye İzmir Atatürk Lisesinde başlamış ancak lise birinci sınıfta iken bir kıza Nazım Hikmet’in şiirlerini yolladığı için henüz 16 yaşında hem tutuklanmış hem de okuldan atılmıştı. 1941 Şubat. Çünkü o yıllarda Nazım Hikmet’in şiirleri yasaklıydı. ( PROF. DR. YAKUP ÇELİK, agy )
Babası emekli olunca İzmir’e yerleşmiş İlk ve ortaokulu Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu ve Karşıyaka Ortaokulu’nda bitirmiştir. İzmir’de iken babasının kütüphanesinden faydalanarak bol bol kitap okumuş, edebi bilgiler edinmiş ortaokulayken ilk şiirlerini yazmaya başlamıştı.
İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken âşık olduğu bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirlerini defterinde gören öğretmenlerinin şikâyeti üzerine yakalanmış 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesine aykırı davrandığı gerekçesiyle tutuklanıp okuldan uzaklaştırılmıştır. Okuldan atılma ve hapse girmesine neden olan kızı en yakından gördüğü an ise karakold...............
Avni
0 Eser
I.Mehmed veya sık kullanılan unvanıyla Fatih Sultan Mehmed, ( (d. 29 Mart 1432– ö. 3 Mayıs 1481 yedinci Osmanlı padişahıdır. Sultan II. Murad ve Hüma Hatun'un oğludur. İstanbul’u fethetmesinden sonra "Fatih" lakabıyla anılmıştır. İstanbul'un fethi, Orta Çağ'ın sonu Yeni Çağ'ın başlangıcı olmuştur. Bundan dolayı Fatih, "çağ açan hükümdar" olarak da tanınır. İstanbul’u fethetmesinden sonra Caesar (Sezar, Kayser) unvanını da kullanmaya başlamıştır. İstanbul'un fethiyle bin yıllık Bizans İmparatorluğu son bulmuştur. Fatih, çıkardığı yasalarla devleti önemli ölçüde yeniden biçimlendirmiştir.
Üniversite anlamında Osmanlı tarihinde ve dünya tarihinde bilinen en eski eğitim kurumlarından olan Sahn-ı Seman'ı kurmuştur. Sahn-i Seman İstanbul'un ilk Türk yükseköğretim kurumudur.[1] Bilime, tarihe ve felsefeye özel ilgi gösterdi. Türkçe’ den başka Arapça, Farsça, Latince ve Yunanca kitaplardan oluşan özel bir kütüphanesi vardı. "Avni" takma adıyla şiirler yazdı. Şiirleri Fatih Divanı (1944), Fatih’in Şiirleri (1946), Fatih ve Şiirleri (1959) gibi adlar altında basıldı. Bilim adamlarını ve edebiyatçıları destekleyen Fatih, nesir ustası Sinan Paşa ile şair Ahmet Paşa,'yı vezirliğe kadar yükseltti. Ünlü matematikçi ve astronomi bilgini Ali Kuşçu'nun İstanbul'da kalmasını sağladı. Fatih, İtalyan ressam Gentile Bellini'yi 1479'da İstanbul'a getirtere......................
Avni Arbaş
1 Eser
Avni Arbaş
( d. 1919 İstanbul- ö. 16 Ekim 2003 İzmir, Foça ) Türk ressam
Avni Arbaş, 1919 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Mehmet Nuri Bey, Kuvayi Milliye'de süvari albayı olarak İstiklal mücadelesinde yaralı işler yapmıştı. Aynı zamanda sanatla da ilgilenen hatta kendisi de resim yapan babası Mehmet Nuri Bey, Arbaş'a sanat aşkını aşılayan ilk öğretmeni oldu. İlköğrenimine babasının görevi nedeniyle bulunduğu Aydın’da başladı. Ailesiyle Aydın'da 6 yaşındayken Mustafa Kemal İzmir'e geldiğinde babasıyla birlikte onu karşılamaya gitmişti. O sırlarda Atatürk'e İzmir suikastı yapılmış, babası da bu o0lay üzerine "Bu bizim son şansımız, kıymetini bilelim"[1]demişti Bu sözler Küçük Avni'nin ruhunda derin izler bırakmış, Avni Arbaş'ın Mustafa Kemal hayranlığı o günlerden başlamıuştı. Bu nedenle ilerleyen yıllarda çok sayıda Atatürk portresi yapmasının nedeni bu olacaktı.
Babasın 1929 yılında Sivas’ta öldüğünde Küçük Avni henüz on yaşındaydı. [2] Babası Mehmet Nuri Bey'in ölümü üzerine annesi Rana Hanım ile birlikte Aydın'a geri döndüler. Cumhuriyetin kuruluşunun ardından Aydına yerleşen aile 1927 yılına kadar Aydın'da kaldı. [3] Avni d..............
Avni Fatih Sultan Mehmet
69 Eser
I.Mehmed veya sık kullanılan unvanıyla Fatih Sultan Mehmed, ( (d. 29 Mart 1432– ö. 3 Mayıs 1481 yedinci Osmanlı padişahıdır. Sultan II. Murad ve Hüma Hatun'un oğludur. İstanbul’u fethetmesinden sonra "Fatih" lakabıyla anılmıştır. İstanbul'un fethi, Orta Çağ'ın sonu Yeni Çağ'ın başlangıcı olmuştur. Bundan dolayı Fatih, "çağ açan hükümdar" olarak da tanınır. İstanbul’u fethetmesinden sonra Caesar (Sezar, Kayser) unvanını da kullanmaya başlamıştır. İstanbul'un fethiyle bin yıllık Bizans İmparatorluğu son bulmuştur. Fatih, çıkardığı yasalarla devleti önemli ölçüde yeniden biçimlendirmiştir.
Üniversite anlamında Osmanlı tarihinde ve dünya tarihinde bilinen en eski eğitim kurumlarından olan Sahn-ı Seman'ı kurmuştur. Sahn-i Seman İstanbul'un ilk Türk yükseköğretim kurumudur.[1] Bilime, tarihe ve felsefeye özel ilgi gösterdi. Türkçe’ den başka Arapça, Farsça, Latince ve Yunanca kitaplardan oluşan özel bir kütüphanesi vardı. "Avni" takma adıyla şiirler yazdı. Şiirleri Fatih Divanı (1944), Fatih’in Şiirleri (1946), Fatih ve Şiirleri (1959) gibi adlar altında basıldı. Bilim adamlarını ve edebiyatçıları destekleyen Fatih, nesir ustası Sinan Paşa ile şair Ahmet Paşa,'yı vezirliğe kadar yükseltti. Ünlü matematikçi ve astronomi bilgini Ali Kuşçu'nun İstanbul'da kalmasını sağladı. Fatih, İtalyan ressam Gentile Bellini'yi 1479'da İstanbul'a getirtere......................
Aydın Arıt
0 Eser
Aydın Arıt (d. 1928, İstanbul - ö. 9 Aralık 2003, Göztepe, İstanbul), tiyatro oyunu, roman yazarı ve roman çevirmen
Petrol mühendisi Ahmet Arıt ve Kamuran Hanım'ın oğludur. 1928'de İstanbul'da dünyaya geldi. Ailesi, 1878 Osmanlı Rus Savaşından sonra Türkiye'ye yerleşmiş olan Abhaz-Adıge kökenli bir ailedir. [1] Şair babasını küçük yaşta kaybetmiş annesi Kamuran Hanım’ın başka biriyle evlenmesi sonrasında halasının yanında büyümüştür. [2] Yazar Fikret Arıt yazarın amcasıdır. Kız kardeşi Ömür Arıt da tiyatrocudur. [3]
Robert Koleji'ndeki eğitimini tamamlayamadı. Amerika'ya gitti ve orada bir Türk şilebine gemici olarak katılıp ve iki yıl boyunca dünyayı dolaştı. Afrika'da geçici körlük yaşadı, 1951'de yeniden görmemeye başlayınca Türkiye'ye döndü. [4]
Garsonluk, işçilik, büfecilik, gazetecilik gibi işlerde çalıştı. Aydın Arıt’ın, Ömür hanımla evlendi. [5]Bir süre sansür kurulunda çevirmenlik yaptı ve filmlere altyazı ha.......................
Aydınlı Visali
9 Eser
Aydınlı Visali
Osmanlı İmparatorluğu Türk Divan Edebiyatı şairi.
Osmanlı İmparatorluğu'nda Basitname (Yalın Türkçe ile yazılmış şiir) akımının öncülerindendir. Asıl adı İsadır.Doğum tarihi bilinmemektedir.Aydında doğmuştur.Osmanlı İmparatorluğu padişahı II. Bayezid (1481 - 1512) ve Osmanlı İmparatorluğu padişahı Yavuz Sultan Selim (1512 - 1520 zamanında Edirne şehrinde saray hocalığı yaptığı kayıtlıdır.Aydınlı Visalinin 61 Gazeli ve 1 Murabbasının olduğu bilinmektedir.[1]
Divan Edebiyatında Arapça ve Farsça sözcüklerin daha çok kullanılmaya başlaması ile şiir dili anlaşılması zor bir hale gelmişti. Halk bu şekilde yazılan şiirleri anlamıyordu. Divan Edebiyatı yalnızca Osmanlı Sarayının anladığı bir edebiyat olmuştu. Halkında bu edebiyatı anlaması için dilde yalınlaşma gerekliydi. Bunu başlatan Tatavlalı Mahremidir. Tatavlalı Mahremi [2] aruz veznini ve divan edebiyatının nazım şekillerini kullanmakla beraber öztürkçe şiirler yazarak Basitname (Yalın Türkçe ile.....................
Ayla Ağabegüm
1 Eser
Ayla Ağabegüm
(1940 - ): Yazar. Bilecik'te doğdu. Babası Harputlu Hacı Seyfullah’ın oğlu Şükrü Bey, annesi ise İstanbullu Saadet Hanım’dır. Edebiyat merakını Şükufe Nihal ’in öğrencisi olan annesinden şiire meraklı olan babasından almıştır. Babası Şükrü Bey Anadolu’yu kalkındırmaya yönelik çalışmalara katılmış, dedesinin bütün servetini bu işe yatırıp kaybetmiş ve hayatını memuriyetle devam ettirmiş biridir.
İlkokula Elazığ’daki Mehmet Zeki İlkokulu’nda başladı.[1]Orta Okulu memleketi olan Elazıg ‘da okudu. ( Dr Aslan Tekin’in adı geçen eserinde İlk ve Ortaokulu Bilecekte okumuş, Bilecikte doğmuş şeklinde yazılmıştır.) Ortaokulu bitireceği yıl babası vefat etti. Liseyi Elazığ'da tamamladı. [2] İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazanınca annesi ile birlikte İstanbul’a geldi. Ahmet Hamdi Tanpınar, Prof. Dr. Mehmet Kaplan , Faruk Kadri Timurtaş, Ali Nihat Tarlan, Reşit Rahmeti Arat , Mahir İz, Muharrem Ergin, Necmettin Hacıeminoğlu hocalardan ders aldı.[3]Edebiyat Bölümünü bitirdi (1967)...........................
Azeri İbrahim Çelebi
1 Eser
I.Selim devrinde Anadolu ve Rumeli’de kazaskerlik yapmış olan Bursalı Muallimzâde Ahmed Efendi'nin oğludur. Kardeşi Mahmud Efendi Nişancılık, Mehmed Çelebi de Sivas defterdarlığına kadar yükselmiştir. [1]
Azerî mahlasıyla anılan İbrahim Çelebi, babası Muallimzâdenin adı ile de anılmıştır. Erken yaşlarında medrese tahsiline başlayan Azeri İbrahim Çelebi’nin tahsilini yarım bırakarak serkeş, dervişane hatta meczup bir hayata başlamış, Riyazi ’ye göre (Riyazi Tezkiresi , s. 148;) diyar diyar dolaşan şair gençliğinde bir güzele tutularak Konya'ya kadar gitmiştir. [2]
Fakat Konya’da iken kendine gelen Azeri İbrahim Çelebi, Nişancılığa ve defterdarlığa kadar yükselen kardeşleri sayesinde olacak yeniden tahsiline dönmüş ve Ebüssuûd Efendi'den dersler alarak ondan icazetini de alarak