Yazarlar

Nâzım Hikmet
Nâzım Hikmet
4 Eser
Nâzım Hikmet d. Selanik 20 Kasım 1901 / ö. 3 Haziran 1963) Asıl adı Mehmet Nâzım Ran’dır. Ran soyadını soyadı kanunun çıktıktan sonra Hatice Piraye Hanım ile birlikte almıştır. Rusya ve SSCB devletlerine gittiğinde ise Polonya asıllı annesi tarafından büyük dedesi Mustafa Celalettin Paşa'nın köken soyadı olan “Borjecki “ soyadını kullanmıştır Nazım Hikmet, baba tarafından Diyarbakır, Halep, Konya ve Sivas ve en sonunda da Selanik’te valilik yapmış olan Çerkez Nâzım Paşa'nın torunudur. Babası ise Hamburg Şehbenderliği de yapmış olan Hikmet Bey’dir.
Nazım Kurşunlu
Nazım Kurşunlu
1 Eser
Nazım Kurşunlu ( D.T. 1911 İstanbul- Ö. T.8 Ekim 1980 Ankara,): Yazar. İstanbul'da doğan şair ilköğretim ve lise yıllarında da İstanbul’da bulunmuştu. İstanbul Yüksek Teknik Okulu İnşaat Bölümünü bitirdi. Okulu bitirdikten sonra Bayındırlık Bakanlığında işe başladı. Ankara İmar Müdürlüğünde ve Belediye Fen İşlerinde inşaat mühendisi olarak çalıştı. Fakat edebiyatla olan ilgisi sebebiyle tiyatro yazarlığına yöneldi. Ankara Devlet Tiyatrosunda dekoratör mühendisi olarak da görev yaptı. (1958- 1971). Buradan emekli oldu.[1] Oyunlar yazdı. Devlet ve İstanbul Şehir tiyatrolarında oynanan piyeslerinin bir kısmı basıldı. Oyunlarında S. Kuray imzasını da kullanmıştır. [2]Yazdığı oyunları Devlet Tiyatroları ve İstanbul Şehir Tiyatrolarında oynandı. Yazar pek çok Radyo oyunları da yazmıştır. Nazım Kurşunlu, inşaat mühendisliğinden emekli olduktan sonra kendisini tiyatroya vermiş uzun yıllar tiyatro ile ilgilenmiştir. 8 Ekim 1980 Ankara Devlet Tiyatrosu’nda görev yaparken geçirdiği bir kalp krizi sonunda Ankara’da ölmüştür. [3]......................
Nazmi Ziya Güran
Nazmi Ziya Güran
1 Eser
Nazmi Ziya Güran (d. 1881 Aksaray, İstanbul 1937), ilk Türk empresyonist ve Çallı Kuşağı ressamı Nazmi Ziya'nın babası Ziya Bey ilk nüfus genel müdürlerindendi. [1 Nazmi Ziya, 1881 yılında İstanbul, Aksaray’da doğmuştur. Babası Ziya Bey, ilk nüfus genel müdürlerinden, soyu Molla Gürani’ye kadar uzanan bir aileden gelmektedir.[2] Taha Toros, Nazmi Ziya, adlı yazısında sanatçının Fatih Sultan Mehmet'in hocası "Molla Gürani"nin soyundan geldiğini, İstanbul’un kalburüstü ailelerinden oluşan bu soydan gelenlerin pek çoğunun önemli devlet görevlerine geldiğini yazmaktadır. Dolayısı ile Nazmi Ziya Güran birçok devlet adamı ve ulema yetiştiren bir aileye mensuptur. Nazmi Ziya, ilköğrenimini İstanbul Vefa Özel Şemsülmaarif adlı bir okulda tamamladı. Çocukluk ve gençlik yılları Aksaray, Horhor’da geçmişti. [3] Vefa İdadisi (Vefa Lisesi) ardından da Mülkiye Mektebi’nde öğrenim gördü. Çocukluğundan beri güzel sanatlara düşkünlüğü olan Nazmi Ziya, Sanayi-i Nefise Mektebi Ali’si ( Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi )’nde öğrenimi sürdürmek istedi. Daha ilk..................
Necati Bey
Necati Bey
32 Eser
Doğumu bilinmeyen şairin ölümü 1509 dur. (1) XV. yüzyıl Anadolu Divan Şiirinin, Bursalı Ahmet Paşa'dan sonra en ünlü şairidir. Asıl adı İsa Necâtî Bey olan şair, Edirnelidir. Fakir bir aileye mensup olduğu ve yetim kaldığı için Edirneli bir hanım tarafından büyütülmüştür. Kaynaklara ve Tezkireci Âşık Çelebi'ye göre doğum yeri ve tarihi kesin olmayan şair Edirneli bir hanım tarafından köle olarak alınmış sonra da evlatlık edinilmiştir. [1]Kaynakların birçoğuna göre gerçek ismi "İsa"dır. Fakat bazı kaynaklarda ismi "Nuh" olarak da geçmektedir. [2] Ondaki zekâ ve kabiliyeti gören şair Sâilî, Necati’nin öğrenimini üzerine almış, iyi bir eğitim ve öğretim görmesini sağlamıştır. Öğrenim derecesi, Medresenin yüksek kısımlarına kadar varır. Âşık Çelebi, eğitiminde yüksek kademelere gelince ergenlik yıllarında eğitimden vazgeçip şiir ve nesre yönelmiştir. Onu bu yola sev eden olayın yaradılışı dolayısıyla olduğu, eğitimini tamamlamadan hemen Edebiyata, şiir ve inşaya yönelmiş ve bu yolda yürümüş olduğu belirtilir. Bu bilgilerden yola çıktığımızda şairin diğer birçok divan şairinden farklı olarak, kendi kendini yetiştirmiş, kısa zamanda şiirleri ile ilgi ve beğeni kazanmış, üne kavuşarak dönemin ünlü isimleri tarafından övülmüş olduğu ortaya çıkmaktadır. Bir ara Kastamonu'da da bulunan Necati, şiir söylemekte üstün başarıya Kastamonu’da ulaşmıştır. Edirne'de doğmakla beraber, asıl yetiştiği ve üne kavuştuğu yer Kastamonu'dur. Atasözü gibi beyitlerle dolu olan gazelleri sebebi ile Kastamonu'ya gelip gidenler tarafından ünü yayılmış ve sonunda ünü İstanbul'a kadar ulaşmıştır. [3]Latifi’nin tezkiresine göre Kastamonu’da edebi muhiti genişler. Latifi’nin yazdıklarına göre Kastamonu’da hattatlık da yapan şairimiz, kendini Kastamonulu göstermek için şiirlerinde buradan sıkça bahseder.[4] Bunun yanında tezkiresine müracaat ettiğimiz Latifi, eserinde şairlerin çoğ...................bey
Necati Cumalı
Necati Cumalı
24 Eser
Necati Cumalı Yazılarında N. C, N. C. Acar, Ahmet Necati, N. Cumalı, A. N. Acar takma adlarını da kullanan Türk yazar, şair ve avukat. Cumhuriyet Dönemi şair ve yazarlarından birisi olan Necati Cumalı, 13 Ocak 1921'de Yunanistan'ın sınırları içinde bulunan Florina'da doğmuştur (  Florina kazasının Osmanlı devrindeki adı Cuma kazasıdır. Cuma kazası Manastır'a bağlıydı ve bu kaza Cuma beyleriyle meşhurdu.)  80 yaşında iken 10 Ocak 2001, İstanbul'da ölmüştü
Necati Cumalı
Necati Cumalı
1 Eser
Necati Cumalı Yazılarında N. C, N. C. Acar, Ahmet Necati, N. Cumalı, A. N. Acar takma adlarını da kullanan Türk yazar, şair ve avukat. Cumhuriyet Dönemi şair ve yazarlarından birisi olan Necati Cumalı, 13 Ocak 1921'de Yunanistan'ın sınırları içinde bulunan Florina'da doğmuştur ( Florina kazasının Osmanlı devrindeki adı Cuma kazasıdır. Cuma kazası Manastır'a bağlıydı ve bu kaza Cuma beyleriyle meşhurdu.) 80 yaşında iken 10 Ocak 2001, İstanbul'da ölmüştür.Necati Cumalı, Balkan Savaşları'ndan sonra Yunanistan'ın eline geçerek Osmanlı Devleti sınırları dışında kalan Yunanistan’daki Florine ( Cuma ) kasabasında 13 Ocak 1921 yılında dünyaya gelmişti. Yazarın asıl adı Ahmet Necati Acar’dı. Kendisine Necati Cumalı adı ve soyadını verişini şu şekilde açıklamıştır. “Babamın aldığı Acar soyadını yakıştıramadım şiirlerime. Edebiyatımızda Ahmet bolluğundan geçilmiyordu. Bir Ahmet daha olmak istemedim. Mahkeme kararıyla Necati’ye uyumlu gelen Cumalı soyadını aldım.”[1] Ailesi, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra yapılmış olan atı Trakya Türkleri ile Batı Anadolu Rumları arasındaki mübadele yıllarında 192 1924 yıllarında Türkiye’ye göç edip İzmir, Urla’ya yerleşmiş çiftçi bir ailedir. Babasının adı Mustafa Bey annesinin adı Fitnat Hanım’dır. Necati Cumalı, bu ailenin altı çocuğundan en büyüğüdür. Ailesinden dinlediği Makedonya hikâyelerini aldığı no.....................
Necati Tosuner
Necati Tosuner
1 Eser
Necati Tosuner Yazarlığa bir kutsallık yükleyen yazarlardan değilim. Sanıyorum, ben bu işi sevdim.” Necati Tosuner (Doğum, Ankara, 1944 ), Türk roman ve öykü yazarı. Tam adı Osman Necati Tosuner’dir. Ankara’da doğan (1944) Necati Tosuner, aslen Kayseri’nin Develi nüfusuna kayıtlı Tosuner ailesinin bir ferdi olmaktadır. Ailesi Kayseri Develi’den gelerek Ankara’ya yerleşmiştir. Yazarın babası devlet memuru Ali Galip Tosuner’dir. (1903-1990) Babası Ali Galip Tosuner ilk eşinden bir müddet çocuğu olmayınca ikinci kez evlenmiş, Necati Tosuner, Hava Tosuner’den dünyaya gelmiştir. Necati Tosuner, iki hanımlı ailenin yedi çocuğundan biridir. [1 Necati Tosuner, iki eşli babasının yedi çocuklu kalabalık ailesi içinde büyürken ve dört yaşındayken tavanda asılı olan salıncaktan düşer. Bu kaza onun bedeninde bir hasar açacak ve bu kaza sonucunda çocukluk ve ilk gençlik yılları tedavi görmek için hastanelerde dolaşarak geçecektir. Bu olay eserlerindeki konulara da yön verecektir. Çocukluk yıllarında yaşadığı bu ağır kaza sonrasında omurgasında oluşan zedelenmeler sonucunda sırtında kambur oluşur. Bu durumu hakkında bir röportajında şöyle demektedir. “ Bu kazadan dolayı Öncesinde hep acı çekiyordum; 16 yaşına gelince vücut istediği biçimi aldı, o................
Necip Fazıl Kısakürek
Necip Fazıl Kısakürek
9 Eser
Necip Fazıl Kısakürek (d. 26 Mayıs 1904, İstanbul - ö. 25 Mayıs 1983, İstanbul) İslamcı şâir, yazar , gazeteci, yayıncı, saiyasetöi ve düşünürümüz. ŞECERESİ ŞECERESİ VE AİLESİ 1904 yılında İstanbul’da Maraşlı bir ailenin tek oğlu olarak dünyaya geldi. Babası o sırada hukuk öğrencisi olan ve daha sonraki yıllarda Bursa'da âzâ mülazımlığı, Gebze Savcılığı ve Kadıköy Hâkimliği görevlerinde bulunan hukukçu Abdülbaki Fazıl Bey; (öl. 29 Kasım 1920);annesi, Giritli bir ailenin kızı olan Mediha Hanım’dır. (öl. 10 Haziran 1977)[1] Annesinin büyük dedesi Eski Halep Valisi Selim Paşa’dır. Selim Paşa’ Dedesi Mehmet Hilmi Efendi’yi Halep’ten İstanbul’a getirmiş, kızı Zafer Hanım ile de evlendirmiştir. Necip Fazıl’ın babası Abdulbâki Fazıl Bey, Mehmet Hilmi Efendi’nin tek oğludur. Necip Fazıl’ın babası Abdulbâki Fazıl Bey, çevresinde “ Deli Fazıl “ diye anılan birisidir. Abdulbâki Fazıl Bey, okuryazar olmayan ve çok küçük yaşta olan annesi Mediha Hanım ile evlendirilir.
Necmettin Halil Onan
Necmettin Halil Onan
1 Eser
Necmettin Halil Onan, Tuna boyunda Hacı Muratoğulları adiyle tanınmış ve 1293 /1877 Rus Harbinde göç etmiş bir ailenin çocuğudur. 1902’de Çatalca’da doğan şairin babası, Duyün-u Umumiye memuru Halil Hilmi Bey’dir. [1]Babası Halil Hilmi Efendi İstanbul Düyûn-ı Umûmiye Dairesinde memurluk yaparak emekli olmuş ve 1961 tarihinde ölmüştür. Annesi Mehmet Hıfzı Bey'in kızı Nazmiye Hanım’dır. Necmettin Halil Onan'ın annesi şairin ölümünden bir sene önce 1967 tarihinde vefat etmiştir. Ailenin dört çocuğu dünyaya gelmiştir. Dişçi olan en büyük kardeşi Nebil Bey’den sonra, Necmettin Halil Onan dünyaya gelmiş, daha sonra da küçük kardeşleri Fahriye Sencer ile Hayriye Demirtaş doğmuştur. [2] Çocukluğunun il yılları Beykoz ve Lâleli'de geçer. Necmettin Halil Onan önce Koska Mahalle Mektebinde sonra da Burhan-ı Terakkide, Çatalca İptidaisinde ve Bakırköy Numune Rüştiyesinde okuyarak ilköğrenimini tamamlar.[3] Ortaöğrenimini ise Vefa ( Sultanisi) Lisesi’nde tamamlar. Bir süre Sanay-i Nefise Mektebinde Güzel Sanatlar Akademisinde okur. 1919 yılında Darülfünun Edebiyat Fakültesinde açılan sınavı kazanarak Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydolur. İlk şiirleri de aynı yıl içinde Nedim Dergisinde yayımlanır. Darülfünunda okurken Cenap Şahabettin, Fuad Köprülü, Ferit Kam, Yusuf Şerif, Yahya Kemal, Hüseyin Daniş gibi edebiyatçılardan ders görerek edebiyata olan ilgisini ve bilgisini g................
Nedim
Nedim
9 Eser
Bazı kaynaklar onun doğum tarihini 1681yılın olarak belirtir. Lakin doğum tarihi kesin değildir. Bu bilgi Ebuzziya Tevfik’’ten kaynaklanmaktadır. [1]Ebu Ziya Tevfik bu tarihi vermiş ama bu bilgiyi nereden aldığını belirtmemiştir. Nedim'in babası Sultan İbrahim zamanında Kadılık yapan sonra da Kazaskerlik görevinde bulunan Merzifonlu Mehmed Efendi'dir. Bu nedenle Nedim, baba tarafından Merzifonlu olmaktadır. Ailenin küçük oğlu olan Nedim'in asıl adı ise Ahmed’tir. Nedim'in Dedesi ise Kazasker Mustafa Muslihiddin Efendi’dir. Annesi, Saliha Hatun ise ünlü Karaçelebizadeler ailesine mensup bir kadındır.[2] Anne tarafından soyunun Mevlana’ya kadar uzanmakta olduğuna dair bilgiler de mevcuttur. Bu aileden yetişenlerden birisi de Fatih döneminde Sadrazam Karamani Mehmet Paşa’dır. ..........
Nedim Günsür
Nedim Günsür
0 Eser
Nedim Günsür Nedim Günsür (d. 1924, Ayvalık - ö. 13 Kasım 1994, İzmir) naif özellikler taşıyan figüratif bir anlayışla toplumsal içerikli resimler yapan bir Türk Ressamı 1924’te Ayvalık’ta doğdu. Nedim Günsür’ün dedesi Gazelhan Mahmut Nedim Bey’dir. Gazelhan. Mahmut Nedim Bey, Anadolu sahillerindeki yalılardan birinde oturan Mısır Prensesi’nin onun okuduğu gazelleri duyup sesine hayran olmasından sonra aldığı evlenme teklifiyle, eşini ve üç çocuğunu bırakmış, konağa yerleşmişti. Mahmut Nedim Bey, ailesine tekrar dönse de Nedim Günsur’un babası İzzet Bey, içine kapanık, sessiz, az konuşan fakat sevgi dolu bir insan olmuştu. Nedim Günsur’un babası İzzet Bey bu yüzden oğlu için çok yakın bir arkadaş olacaktı. 1907 yılında babası Abdurrahman İzzet Bey, İstanbul Harbiye Okulu’ndan, Bekirağa Bölüğüne ve İzmir’in Dikili İlçesine Dikili Gümrük Memuru olmuştu. 1911 yılında, Vidinli Mehmet Bey’in kızı, , Fatma Nigar Hanım ile evlendi bu evlilikten Nedim Günsur dünyaya geldi. 10 Nisan 1924[1] Babası İzzet Bey, bir resim tutkunuydu. Bu tutkusunu oğlu Nedim’e de yansıttı. 1931 - Kadıköy Cevizli İlkokulu’nda öğrenime başladı. Bu okulu bitirdikten sonra 1936 - Kadıköy Ortaokulu’nda öğrenime başlamıştı. 1937 yılında babası İzzet Bey zatürree hastalığı ile hayatını kaybetti..............
Nefi
Nefi
42 Eser
Nef’î’nin babası Sipahi Mehmet Bey, dedesi ise Mirzâ Ali Paşa’dır. Babası Mehmet Bey, Kars ve Mıcıngerd (Sarıkamış) sancak beyliği yapmış, dedesi Mirzâ Ali Paşa ise Pasinler sancak beyi olmuştur.[1][2] Bu nedenle Nefi'nin doğum yeri Erzurum'dur. Kimi kaynaklar onun ailesini Dulkadiroğulları, Timurlular veya Çağataylılara dayandırmaya çalışır. Lakin bu konu tartışmalı kalmış, neticeye dayanmamıştır. Fakat babasının da şair olduğu, Kırım Hanlarına hizmet ettiği, bu nedenle rahat bir hayat sürerken ailesini terk edip gittiği bizzat Nefi'nin pederinden şikâyetçi olduğu bir hicviyesinden ortaya çıkar. Asıl adı Ömer olan Nefi, tahminen 1572 yılında Erzurum'un Hasankale ilçesinde doğmuştur.  [3]Bundan dolayı Erzenü’r-Rumî diye de anılır. Riyâzi tezkiresinde doğum yeri hakkında kısaca şöyle yazar.  “Arz-ı Rûmî ‘Ömer Beg’dür. Hâlâ Dîvân-ı Humâyûn-ı Sultânîde ma’den Mukâta’acısıdır. Me’ânî-i nakş-ı perdâzî olub semt-i i’rakda tavr-ı ‘Acem-âne üzere nevâzende- kânûn-ı sühan-sâzîdür.”[ Tahsil ve Erzurum Yılları Nefi öğrenim hayatına Hasankale’de başlamış, Erzurum’da devam ettirmiştir.   O yıllarda Erzurum, henüz görkemini kaybetmeyen muhteşem mimarilere sahip medreseleri ile dikkat çeken büyük bir öğretim merkezidir.  Günümüzde de ihtişamını ayakta tutan bu medreselerde Nefi, "habbeden kubbe, kubbeden habbe yapmayı" becerebilecek kadar iyi düzeyde olması gereken Arapça ve Farsçasını öğrenmiştir.   Henüz medresede iken  Sadi ve Hafız gibi eski İran şairlerini incelediği Nizami ve Cami’yi de okuduğu,  çok sayıda önemli şairlerin şiirlerini de bildiği tahmin edilebilir. .Tüm kaynaklardan anlaşıldığı gibi de ilk şiirlerini Erzurum'da öğrenimini sürdürürken yazmaya başlamıştır.     Hakkında bilgi veren tüm kaynaklar Nefi’nin ilk şiirlerini  “Zarrî " ( Dari) yani zararlı anlamındaki bir mahlas ile yazdığından söz etmektedir.  Her ne kadar Zarri mahlası ile yazılmış bir şiiri ele geçmemiş olsa da [5]  Gelibolulu Ali için  için yazdığı " suhan" redifli kasidesinde  ilk önce "Darri" (zarara mensup)mahlasını kullanırken  Gelibolulu Ali’nin ona  "Nefi mahlasını verdiğini  de  anlatır.   Eyledüñ mahlas-ı Nef’î ile kadrüm efzûn Zihn-i pâkimde görüp kuvve-i iz'ân-ı suhen           (K 60 Fakat daha önemli olan şey işte bu şiirleri ile 1585 yılında Özdemiroğlu Osman Paşa tarafından Erzurum hazine defterdarlığına getirilen [6] Gelibolulu Müverrih Ali’nin dikkatini çekmiş olmasıdır.  Osmanlı’nın gelmiş geçmiş en önemli tarih yazarlarından birisi olan Gelibolu Ali, Nefi’nin şiirlerini okumuş ve bu genç şaire Nef'i "nafi, yararlı" mahlasını vermiştir.  Erzurum’da topu topu altı ay görev yapan Gelibolulu Mustafa Ali [7] ile yaşadığı bu münasebet ve aldığı Nefi mahlası,  Nefi’nin ikbaline açılan ilk kapı olmaktadır.    Nefi’nin Erzurum’dan İstanbul’a ne için ve nasıl geldiği esasında aydınlanamamış bir konudur.  Kimi kaynaklar o yıllara Celali isyanlarını bastırmak için Erzurum ve yakınlarında ...........
Nergisi
Nergisi
1 Eser
Nergisi : ( d. 1592, Bosna – ö. 1635, Gebze ) 17. yüzyıl yazarlarındandır. Asıl adı Mehmet'tir. Bosna'da dünyaya geldi. Ailesi Kadı Nergizadeler denilen bir ailedir. Babası Ahmed Efendi ise Saraybosna kadısı iken Saraybosna'da dünyaya gelir. İlköğrenimini Saraybosna’da yapan Nergisi daha sonra İstanbul’a gelerek tahsiline burada devam eder. İstanbul'da medrese öğrenimine başlayan Nergisi, Kazasker Kafzade Feyzullah Efendi’den ders alan öğürencilerden birisi oldu. İlmiye sınıfına giren Nergisi devrinin tüm ilimlerini öğrendi. Aynı zamanda önemli bir hat sanatçısı olan Kafzade Feyzullah Efendiden hat derslerini de alan[[1]Nergisi hat sanatımız açısından da önemli bir isim olmuştur. Nergisi, hocası Kazasker Kafzade Feyzullah Efendi gibi tarihe adını yazdıran en önemli hattatlarımızdan birisiidir. Talik yazı stilinin Hurde Nikeşte yazı tütünü en iyi yazan Meşhur Hattatlarımız dan birisi olan Nergisi bu yazı sanatındaki başarısı ile en tanınmış Hat Sanatı sanatçıları arasında gösterilmektedir. Kafzade Feyzullah Efendi'den ders alırken babası vefat etmiş ve geçim sıkıntısı nedeni ile tahsilini yarıda bırakmak zorunda kaldıysa da Kafzade Feyzullah Efendi onu mülâzemet olarak yanına alır. Hamisi ve hoıcası olan Feyzullah Efendi’den sülüs, nesih ve ta‘lik öğrenmiş, birçok yerde müderris olarak görev yapmış ardından İstanbul’a gelerek babası gibi kadı olarak görev yapmaya başlamıştır.
Neşati
Neşati
27 Eser
Neşati, ( d. ?, Edirne - ö. 1674) Sebk-i Hindî üslubunun 17. yüzyılda yaşamış önemli bir temsilcisi[1], asıl adı Ahmet olan Edirneli divan şairidir. Divan Edebiyatının 17 yy daki en önemli gazel şairlerinden biri olan Neşati’nin Edirneli olduğu ve yaklaşık olarak 1620 li yıllarda doğduğu asıl adının ise Ahmed [2] veya Süleyman olduğu sanılmaktadır. Sakıp Dede, Sefine adlı eserinde[3]Neşâtî’nin adının Süleyman olduğunu söylese de diğer kaynaklarda bu ada rastlanılmamaktadır. O bakımdan Neşati’nin asıl adının Ahmet olduğu ağırlık kazanmaktadır. Safayî ve Rıza tezkirelerinde şairin önce "Semendî" mahlasını kullandığı yazılıdır. Ancak onun “Semendî” mahlası kullandığı hiçbir şiirine rastlanmamıştır.[4] Başlangıçta Semendi mahlası kullanan Neşati’ye , Neşati mahlasının devrin şeyhülislâmı tarafından verildiği nakledilir.”[5] Neşât, kelimesi ise “neşe, şenlik” manasındadır. Şeyhülislamın ona böyle bir mahlas vermesinin nedeni ise neşeli olması veya etrafına neşe saçan şen bir insan olması yüzünden olmalıdır. Nitekim Tezkireci Seyyid Mehmed Rızâ tezkiresinde Neşâtî’nin şiirlerinin son derece akıcı, neşeli ve ârif kimselerin gönlüne göre olduğunu bildirirken; [6]Onun çağında yaşamış bir şair olan Güftî, Neşâtî’den “her sözünde nükteler bulunan, iç dünyası anlamlar hazinesine benzeyen, bir şair olarak söz.............
Neşe Erdok
Neşe Erdok
1 Eser
Neşe Erdok "Resmin öğretilebileceğine inanmam, ancak bazı şeylere dikkat çekilebileceğini düşünürüm." Neşe Erdok Neş'e Erdok (d. 1940, Üsküdar, İstanbul) Resim atölyesi öğretim üyesi ve ressam. 1940 - İstanbul, Üsküdar`da doğdu. Annesi Semai Sanlı ve babası Şinasi Erdok’tur. Niş ve Leve Leskofça kökenli olan, Üsküp`e yerleşen ve Balkan Harbi sırasında Türkiye`ye göç eden iki ailenin çocuklarıdır. Ailenin ikinci ve son çocuğu olan Neş`e Erdok`un ağabeyi Saydam Erdok`tur. Babası asker [1]olduğu için sürekli yer değiştirmişler tayinleri çıkmış bu bakımdan ilk orta ve lise öğrenimini belli okullara ve yerlerde yapmak şansı olmamıştır. Babasının yurtdışında da görevlendirilmesi sebebi ile küçük yaşlardan itibaren yurtdışına da gitmek oralardaki okullarda da öğretim görmek şansını yakalamıştır. İlkokulu 1948 - 1953 - Üsküdar Kaptanpaşa ve Ankara Sarar ilkokullarında okumuştur. 1953 - 1956 - Ortaokulun ilk iki sınıfını Erzincan`da okumuştur. Resimle alakasının ilk somut örnekleri bu kentte ortaya çıkmıştır. Neş’e Erdok, resim yapmaya ortaokul yıllarında, ağabeyinin boyaları ile küçük natürmortlar yapmayı deneyerek başlamıştır. O yıllarda Erzin.............
Neşet Ertaş
Neşet Ertaş
52 Eser
NEŞET ERTAŞ ( D. Kırşehir, 1938 – Ö. İzmir, 2012.) Kırşehirli mahalli sanatçı, usta halk ozanı, saz şairi ve yorumcusudur. Kırşehirli mahalli sanatçı olarak tanınan Neşet Ertaş, Orta Anadolu türküleri ve bozlaklarını söylemek, çalmak ve üretmek konusunda son yüzyılın en önemli isimlerinden biridir. Gerek saz çalma yeteneği gerekse getirdiği yorum ve icraları ile ün yapmış, mahalli sanatçılarımızdan biridir. Neşet Ertaş i, 1943 yılında Çiçekdağı'na bağlı eski adıyla Adallar, yeni adıyla Gırtıllar köyünde doğmuş, [1] yedi kardeş içinde ailenin 2. Çocuğudur. Dedesi Zurnacı Ahmet, [2] babası çok ünlü bir halk ozanı olan Muharrem Ertaş’tır. Annesinin adı ise Döne’dir. [3] Neşet Ertaş, babası Muharem Ertaş ve Döne Hanımdan olan Necati, Neşet, Ayşe ve Nadiye adında dört çocuktan biridir. Döne Hanım, Muharrem Ertaş’ın ikinci eşidir. Döne Hanım ölünce babası üçüncü eşini de almış, Muharrem Ertaş’ın birinci üçüncü evliliğinden de çocukları olduğu için Neşet Ertaş’ın çok sayıda asıl ve üvey kardeşi olmuştur. [4] (..............
Neşri Mehmed ve Tarihi Cihannüma
Neşri Mehmed ve Tarihi Cihannüma
1 Eser
Bayezid (Bayezid-i Velî) devrinin (1481-1512) tarihçisi olan Mehmet Neşri hakkında Cihannüma adlı eseri yazan bir tarihçi olması dışında bilinen şeyler çok azdır. Neşrî ise onun bir mahlasıdır. Bu yüzden asıl adının ne olduğu dahi karanlıkta kalmış, Halil İnalcık Bursa şer’iyye sicillerine dayanarak tam adının Hüseyin bin Eyne Bey olabileceğini belirtmiştir. [1]Şuarâ tezkirelerinde ismi sadece Neşrî veya Mevlânâ Neşrî olarak geçmektedir. 19. yüzyıldan itibaren kaynaklarda yazarın ismi Mehmet Neşrî yazılmaya başlanmıştır. Bursalı olabileceği, Karmanla ilgisinin olduğu Bursa da tahsil gördüğü, Bursa’da yaşadığı, ulemadan olduğu, 1520′de Bursa’da vefat ettiği kısmı bilgilerin bazılarıdır. Eserinden elde edilen bilgilere göre, Neşrî’nin 3 Mayıs 1481′de Fatih Sultan Mehmed’in vefatında Gebze’deki Osmanlı ordugâhında bulunduğu, Padişah’ın vefatından sonra İstanbul’da çıkan olaylara şahit olduğu anlaşılmaktadır. Neşri’nin Cem Sultan ile II. Bayezid arasında geçen taht mücadelesinde Neşri’nin Cem Sultan tarafını tuttuğu, Cem ölünce II. Bayezid ’ den af dileyip saraya kabul edildiği, eserini ona sunmasından ve II. Bayezid’a yazdığı kasideden anlaşılmaktadır...........
Nevizade Atai
Nevizade Atai
30 Eser
Nevizade Atai (1583–1635 ) 17 Yüzyıl Osmanlı şairi, Tarihçi ve Hanefi mezhebi fıkıh âlimi. 1583 senesinde İstanbul'da doğdu. Asıl Ataullahtır. Atâyi’nin dedesi, Halvetî tarikatı şeyhlerinden Pir Ali bin Nasuh Efendidir. Babası ise şâir ve müderris Nev‘î Yahyâ Efendi’dir. Her iki tarafı da soylu bir aileden gelen Nevizade Ata’nin ailesi, Moğol istilası (Cengiz Han) zamanında İran’dan Anadolu’ya geçmiş, İstanbul çevresinde Rodosçuk civarında İnecik’e bağlı İvaz Fakih kasabasına yerleşmiş bir ailedir. Dedesi Yahya bin Pir Ali bin Nasuh II Mehmet Devri meşhur kazaskerlerinden biridir. Malkara’da doğmuştur. (Ali Öztürk, a.g.e.) Bu yüzden Nevizade Atai, İstanbul’da doğmuş olmasına rağmen köken olarak Malkaralı sayılmaktadır. Babası Nev'i, de bir Şairdir. Babasının eğitimi ve hayatı hakkında en detaylı bilgileri de Nevizade Atai verecektir. Nev'i, oğlu Atâî’nin verdiği bilgilere göre, Tasavvufa dair ilk bilgileri bir Halveti şeyhi olan babası Pîr Ali b. Nasuh’tan almıştır. [1] Nevizade Ata'in adı da bu sebepten Nev'izade Atai olarak adlandırılmıştır. Nevi, babasının yolundan giderek iyi bir eğitim alacaktır. Nev‘i, devam ettiği medresede Baki’nin de hocalığını yapmış olan müderristen ders alırken bu öğrenciler içerisinde şair olacak olan diğer on dört şairden biri olacaktır. [2]Atai’nin sınıf arkadaşları arasında Sultan Murat’ın hocası Hoca Sadeddin, Baki, Vâlihî, Muhyiddin Karamânî, Cevrî, Mecdî gibi devrin ileri gelen şâir ve âlimler vardır Atâyi (Atâullah) 1582 (991) yılında İstanbul Anadoluhisarı’nda dünyaya gelir. Önce babası Nev‘î Efendi’den ders alan Atai daha sonra medreseye başlar. Babası ve dedesinin sağladığı böyle bir edebi ve ilmi ortamda yetişen Atai’nin oldukça iyi bir eğitim almış olduğunu tahmin etmek zor değild...............
Neyzen Tevfik
Neyzen Tevfik
5 Eser
Neyzen Tevfik Tevfik Kolaylı (24 Mart 1879 (Hicrî 1296 1880?); Bodrum, Muğla - 28 Ocak 1953; İstanbul), yaygın adıyla Neyzen Tevfik. En önemli hiciv şairlerimizden birisi, ney sanatçısı, çeşitli taksimler ve saz semailerinin bestecisidir. Neyzen Tevfik, hiciv, taşlama ve kara mizah türünde Nef'î ve Eşref'ten sonra edebiyatımızın en önemli üçüncü temsilcisidir. Şairin babası Hasan Fehmi Bey aslen Samsun'un Bafra ilçesine bağlı Kolay beldesinden gelme bir öğretmendir. Soyadı Kanunu çıkınca doğum yeri olan Kolay beldesini soyadı olarak seçerek "Kolaylı" soyadını almıştır. Babası Hasan Fehmi Bey 1876 yılında Bodrum’da Rüştiye Mektebini kuran kişidir.[1] Annesi ise Bolu’nun Müstahkimler nahiyesi Hatipoğulları sülâlesinden Emine Hanım’dır. Neyzen Tevfik’in ifadesine göre babası da Neyzen gibi güldürmeyi ve nükteyi çok seven birisidir. Şairin annesi Emine Hanım hakkında ise kaynaklarda pek bir bilgi bulunmamaktadır. Neyzen Tevfik hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayan kişi olan kardeşi Şefik Bey pek çok hastalık ve mikro.................
Nezihe Meriç
Nezihe Meriç
2 Eser
Nezihe Meriç (d. 1925, Gemlik - ö. 18 Ağustos 2009, İstanbul), 1950 kuşağı mensubu kadın ve çocuk sorunlarını ele alan cumhuriyetin ilk kadın öykü yazarlarındandır 1925'te Gemlik'te doğan Nezihe Meriç’in çocukluğu Karayolları mühendisi olan babasının görevi nedeniyle Anadolu'nun çeşitli illerinde geçmiş, İlkokul ve ortaokulu Anadolu'nun çeşitli illerinde tamamlamış 1943'te Eskişehir Lisesi'nden mezun olmuştu.[1 "1943'te Edebiyat Fakültesi'ne başvuran yazar, önce Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne sonra da aynı fakültenin felsefe bölümüne devam etti. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü morali ve sağlığı bozulduğundan bırakan yazar, aynı okulun Felsefe bölümüne geçti. Fakat doktor tavsiyesi üzerine felsefe öğrenimini de yarım bıraktı.” [2 Nezihe Meriç'in 'in edebiyat öğretmenleri P..................