Yazarlar

Suat Derviş
Suat Derviş
3 Eser
SUAT DERVİŞ (d. 1903, İstanbul - ö. 23 Temmuz 1972, İstanbul) İlk kadın yazarlarımızdan Fosforlu Cevriye karakterinin yaratıcısı romancı şair, yazar ve gazetecidir. Yazılarında Emine Hatip, Saadet Baraner, Hatice Hatip, Suveyda H., Sujet Doli takma adlarını da kullanmıştır. Suat Derviş’in asıl adı Hatice Saadettir. Suat Derviş, Tıp profesörü -Tıbbiye müderrislerinden- Dr. İsmail Derviş'in kızıdır. Suat Derviş’in babası Dr. İsmail Derviş, Darülfünunun kurucularından Kimyager Müşir Derviş Paşa ile Prenses Zeynep Hanım’ın cariyelerinden Şevkidil Hanım’ın oğlu olmaktadır. Suat Derviş’in babası kimyager Müşir Derviş Paşa’nın oğlu tıp profesörü Dr. İsmail Derviş bir ateisttir. [1] Derviş soyadı ailesinden gelen soyadıdır. Asıl adı Saadet olan Suat Derviş, Reşat Fuat Baraner'in eşi olduktan sonra Suat Baraner olarak anılmaya başlanmıştır. Yazarın annesi ise Abdülmecid’in mabeyincilerinden Kamil Bey’in kızı Hesna Hanım’dır. ( Körpe, Oya (2001). Suat Derviş’in Hayatı, Edebî Kişiliği ve Eserleri Üzerine Bir İnceleme. Yüksek Lisans Tezi. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi.) Sadece yazıları ile değil hayatı ile de ilgi çekici bir yazar olan Suat Derviş, 1903 yılında büyükanne ve büyükbabasına ait olan Çamlıca’daki bir köşkte doğmuştur. Suat Derviş’in Hamiyet isminde bir ablası ve Ruhi isminde bir erkek kardeşi vardır. Bu köşkte başlayan mutlu çocukluk günlerinden yalnızlık içinde öldüğü güne kadar, 69 senelik yaşamında birçok eser yazmış, birçok kez evlenip boşanmış ve birçok ilke imza atmış, “hem komünist, solcu hem de kadın yazarlık mücadelesi veren”[2] renkli bir kadın ya.....................
Suat Salih Asral
Suat Salih Asral
1 Eser
Suat Salih Asral (1 Eylül 1901 - 20 Nisan 1981): Şair, yazar, öğretmen Trablusgarp’ta doğdu. Donemin pek çok aydını gibi çok zor şartlarda, yoksunluk ve yoklukla mücadele etti. İstanbul Erkek Lisesini bitirdikten sonra bir süre Hukuk Fakültesinde okudu. Kurtuluş Savaşı’na katılmak için Anadolu’ya geçti. Mezun olduktan ve Cumhuriyet’in ilanından sonra öğretmenliğe başladı. İlk görev yeri olan Muğla Lisesi'nde başlayan Türkçe öğretmenliğini, Antalya, Mersin, Osmaniye, Tarsus ve Bursa’daki ortaokullarda sürdürdü. Rukiye Asral i le evlendi. 1930 lu yılarda Mersin ve Tarsus ‘ta Türkçe öğretmeni olarak görev yaparken 1934 yılında “Aylık Sanat ve Fikir Mecmuası″ GÜNEY’ dergisini çıkarmaya başladı. Güney Dergisi 5 sayı yayınlandı. O yıllarda masal derlemeleri yaptı ve derlediği masalları “Öz Türk Masalları” kitabı 1935 yılında “Mersin Halkevi Yayımı” olarak basıldı.[1]
Suat Taşer
Suat Taşer
1 Eser
SUAT TAŞER Tiyatro yazarı, oyuncusu, öğretim görevlisi, çevirmen ve yazar. 1919’da İstanbul’da doğdu, 17 Kasım 1982’de İzmir’de yaşamını yitirdi. İstanbul /Paşabahçe doğumlu olan yazarın Baba adı, İbrahim Ana adı ise Emine’dir. 1924’te babasının memleketi olan Avanos’a yerleşmişler, ilk Okulu Avanos Kızılırmak İlk Okulunda okumuş, Orta Okulu Ankara Erkek Lisesinin Orta Bölümünde bitirmişti. 1936’da Musiki Muallim Mektebi’nde Atatürk’ün isteğiyle tiyatro mektebinin açılması üzerine Taşer, buraya başvurdu. Ancal ialesinin karşı çıkması nedeni ile İstanbul Vefa Lisesine kayıt yaptırdı. Lisede iken Mehmet Kemal ile birlikte Zerre adında bir dergi yayımladı. 10. Sınıftan ayrılarak Devlet Konservatuarına devam etmeye başlamıştı. 1940 Ankara Devlet Konservatuarına devam ederek daha sonra Devlet Konservatuarının Yüksek Kısmından mezun olmuştu. [1] Mezun olduktan sonra Konservatuardaki eğitimin yetersizliğinden dolayı ilk önce tiyatroculuğa soyundu. Ankara Devlet Tiyatrosu’nda oyunculuk yaptı. 1942’de spikerlik sınavını kazanıp beş sene bu mesleği sürdürdü. 29.06.1945 – 16.06.1946 Devlet Konservatuarı Tatbikat Sahnesi asistan adayı olmuştu. 16.06.1946 – 30.10.1947 tarihleri arasında Askerliğini ( Yedek Subay ) olarak tamamlamıştı. Edebi hayatına şiirle başlayan yazarın yayımlanan ilk ürünleri de şiir dalında olmuştu. İlk şiirleri 1938’de Servetifünun-Uyanış dergisinde çıktı. 1940 kuşağının toplumcu şairleri arasında yer alan Suat Taşer’in toplumcu konulu şiirleri Adımlar, Ataç, Dost, Kaynak, Pınar, Yeditepe, Yürüyüş, Varlık gibi dergilerinde yayınlandı. [2] [3] İlk dönem yüksek sesli, nutuk özelliği taşıyan şiirler yazmış..................
Sultan Veled
Sultan Veled
16 Eser
Sultan Veled (1226 - 1312) Sultan Veled (24 Nisan 1226, Larende (Karaman )- 11 Kasım 1312, Konya) Mevlana’nın büyük oğlu Mevlevi Tarikatının teşkilatlanmasını temin eden ikinci piri ve kurucusu şiirlerinde Veled mahlasını kullanan bir şairimizdir. Mevlana'nın oğlu olan Sultan Veled’in tam adı Muhammed Sultan Bahaeddin Veled'dir24 Nisan 1226’da Karaman’da - eski adı Larende - doğan Veled’in babası Mevlana Celâleddin Rumi, annesi Semerkand’lı Şerafeddin Lala’nın kızı Gevher Hatundur. Annesinin Harezm prenslerinden olması dolayısıyla, Sultan Veled diye anıldığı rivayet edilir. Mevlana bu büyük oğluna babası Bahaeddin Veled’in adını vermiştir. Tam adı “Bahâeddîn Muhammed Veled”dir. Kaynaklara göre Sultan Veled, fizikî yönden de, manevi bakımdan da babasına çok benzeyen birisidir.[1] Sultan Veled ilköğrenimin babası Mevla’dan almıştır. Babasının yanında yetişmiş onun toplantılarında bulunmuş, babasının ve arkadaşlarından aldığı bilgiler ve terbiyeler altında büyümüştür. Babası Mevlana onun yetişmesi üzerinde, edebi yönü, tasavvufçu kimliği, düşünceleri ve edebi yönü üzerinde büyük etkileri olmuştur. [2] Sultan Veled, bir mürit gibi babasına ve Şems-i Tebrîzî’ye hizmet etmiş onların dediklerinden çıkmamıştır Sultan Veled, küçük yaşta annesini kaybedince onun yetişmesi için üvey annesi Kira Hatun ile Kira Hatun’un annesi Büyük Kira Hatun meşgul olmuşlardır.[3] Gençliğinin ilk yıllarında babasından Arapça dersleri almış ve ondan Hanefi fıkhının meşhur eseri Hidaye’yi okumuştur. Mevlâna, oğlunun eğitim ve öğrenimini erken bir yaşta başlatarak, küçük kardeşi Alâeddin ile birlikte, dedesi Şeyh Şerefeddin’in idaresi altında onları Halep ve Şam’a göndererek dinî ilimleri tahsil etmelerini sağlamıştır. Tahsilini bit
Sunay Akın
Sunay Akın
1 Eser
2 Eylül 1962 tarihinde Trabzon'un Maçka ilçesinde doğdu. Terzilik mesleği ile uğraşan bir ailenin ikinci oğlu olarak dünyaya geldi. İlköğrenimine 1969'da Trabzon Yavuz Selim İlkokulunda başladı. On yaşında iken ailesi İstanbul’a taşınınca (1972) öğrenimine Selimiye İlkokulu ve Haydarpaşa Ortaokulunda devam etti. Lise eğitimi için Haydarpaşa Lisesine devam etti ama lise öğrenimini İstanbul Koşuyolu Lisesinde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Fizik Coğrafya Bölümünden mezun oldu. 1985 [1] İlk şiirleri 1984 yılında Yeni Olgu ve Milliyet Sanat dergilerinde yayınlandı. İlk şiir kitabı 1989'da "Makiler" adıyla yayınlandı.[2] Daha sonra "Antik Acılar", "Kaza Süsü" ve "62 Tavşanı" adlı şiir kitapları çıktı. [3] 1989′ da Yeni Yaprak şiir dergisini, 1990 yılında da Olmaz adlı şiir dergisini çıkardı. 1987 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü Noktalı Virgül adlı çalışması ile aldı. [4] Pek çok gazete ve dergide köşe yazarlığı yaptı, bu köşelerde şiirler, yazıları yayınladı................
Suzi Çelebi
Suzi Çelebi
2 Eser
Sûzî Çelebi Kosova Bölgesindeki Prizren, Türk tarihi ve edebiyatı için oldukça mühim bir şehrimizdi. Bu şehir de pek çok Tütk şairi tarihçisi ve kahramanı yetişmişti. Bu şehir aynı zamanda Akıncıların ve akıncı beylerinin merkez üssünden biriydi. Aşık Çeleb, Bahari, Mümin, Nehari, Sa'yi, Kalkandelenli Sücudi, Âşık Ferki ve Suzi Çelebi gibi şairler ve yazarlarımız bu şehirde yetişmiş, bir çok akıncı beyleri bu şehirde yaşamışlardı. Prizren, aynı zamanda Vardar Yenicesi ile birlikte kültürel bir daire oluşturuyordu. Vardar Yenicesi ve Belgrad’da şair ve akıncı ocağı olan bir diğer şehirdi. Suzi Çelebi 'de Aşık Çelebi ’nın memleketi Prizren de dünyaya geldi. Kaynaklar, onun doğum ve ölüm tarihlerini belirtmeseler de onun doğum ve ölüm tarihlerine Sırp tarihçisi Olesnicki'nin araştırmaları sayesinde ulaşmış bulunuyoruz. Olesnicki, Prizren'deki Sûzi Çelebi'nin yıkık dökük türbesinin kitabesini okumuş onun doğum ve ölüm tarihleri ile asıl adına ualşmıştır. Bu kitabesine dayanarak verdiği bilgilere göre Suzi Çelebi’nin asıl adı Mehmed'dîr. Mahmud adlı birinin oğlu, ise Dedesi Abdullah adını taşımaktadır. Bu kitabeye göre 1455-1465 yılları arasında Prizren’de doğmuş, asıl ve tam adı ise Mehmed b. Mahmûd b. Abdullah’tır. [1]Kitabede Ölüm tarihi de 931/1524 olarak gösterilmiştir. [2] Suzi Çelebi’nin adı bazı kaynaklarda Sûzî-i Nakşibendî, bazı kaynaklarda ise Sûzî-i Rûmî, Sûzî-i Pürzerrînî, Mevlânâ Sûzî, Sozi Çelebi / Efendi / Baba gibi isimlerle de anılmaktadır.[3].............
Süleyman Arif Efendi
Süleyman Arif Efendi
1 Eser
Süleyman Ârif Efendi(ö. 1183/1769) Divan şairi ve hattat. İstanbul'da doğdu. Asıl adı Süleyman’dır. Şiirlerinde Arif mahlasını kul­landığından Arif Süleyman adıy­la tanınmıştır. Kaynaklarda doğum tarihi ile ilgili bir kayıt bulunmayan şairin ismi, Mir Süleyman Arif bin Hasan bin İbrahim olarak verilmektedir. Babası, III. Ahmet devri (kethüdâlarından ve mîrâ- hür-ı şehriyârîlik de yapan Haşan Ağa dır. [1] Babasının sayesinde iyi bir tahsil gördüğü yazdığı şiirlerinden, eserlerinden ve görevlerinden de anlaşılan Arif Süleyman tahsilinden sonra divan kalemine girmiş [2]ve ilk görevinden itibaren defter eminliğine kadar yükselmiştir. Bâb-ı Âlî’de yetişen Arif Süleyman Bey, önce tezkire-i sânî ve ardından tezkire-i evvel (H.1176 M.1763) rütbeleriyle Dîvân-ı Hümâyûn’da kâtiplik yapmıştır. [3] Süleyman Ârif Efendi divan kâtipliği görevlerinden sonra silâhtar kâtipliği (1177/1763), bir yıl sonra süvari mukabeleciliği görevine yükselmiş en sonun da defter e
Süleyman Çelebi
Süleyman Çelebi
2 Eser
Süleyman Çelebi Süleyman Çelebi (d. 1351- ö. 1422), 1409’da Mevlid mesnevisini yazarak Anadolu kültürünün önemli parçalarından mevlid törenlerinin mimarı olmuş şair. Orhan Gazi döneminde doğmuştur. Hayatı hakkında fazla bilgi bulunmaz. Kimi kaynaklara göre Osmanlı Sultanı I. Murat'ın vezirlerinden Ahmed Paşa'nın oğlu, Şeyh Mahmûd Efendi'nin torunudur. Dedesi Mahmûd Bey, Şeyh Edebali'nin torunu[1] olan ve 1338'de Süleyman Paşa komutasında Rumeli'ye sal ile geçen Rumeli fatihlerinden birisidir Süleyman Çelebi'nin 1346-1351 yılları arasında bir tarihte doğduğu, ölüm tarihinin ise 1422 olduğu sanılmaktadır. [2]Süleyman Çelebi'nin annesi ve çocukluğu hakkında bir belge bulunmamaktadır. Fakat "Çelebi" lakabı okuyup yazar ve iyi eğitim görmüş kişilere verildiği için iyi bir eğitimden geçmiş olduğu zaten Bursa Ulu Cami imamı seçilebilmesi ve Mevlit’ini yazabilmesinden de bellidir.Süleyman Çelebi'nin Ahmed Paşa'nın oğlu ve Şeyh Mahmud'un torunu olduğu, Şeyh Mahmud'un Orhan Gazi'ye silah arkadaşlığı ettiği, Orhan Gazi'nin bu zatı ilmen çok takdir ettiği için, halkı onun bilgisinden faydalandırmak maksadıyla, kendisine İznik'te bir medrese yaptırdığı da belirtilmektedir.[3 Süleyman Çelebi, bir süre Yıldırım Bayezid'e Dîvan-ı Hümayun imamlığı yapmış, sonra Emir Buharî'nin tavsiyesi üzerine Ulu Cami imamlığına getirilmiştir. Gençliğinde
Süleyman Nazif
Süleyman Nazif
4 Eser
Süleyman Nazif Servet-i fünun ve Milli Edebiyat şairi. 1869 senesinde Diyarbakır'da doğdu. Babası şair ve tarihçi Said Paşadır. Serveti Fünun şairlerinden olan FAİK ALİ OZANSOY onun küçük kardeşidir. Diyarbakırlı Said Paşa'nın büyük oğlu olan Süleyman Nazif’in ailesi birkaç nesildir şair yetiştiren bir ailedir.[1] Dedesi Süleyman Nazif’in adını almıştır. Dedesinin babası İbrahim Cehdi Efendi de divan sahibi bir şairdir. [2] Babası Sait Paşa, Tarihçi, şair ve önemli bir devlet adamıdır. Pek çok yerde kaymakam ve mutasarrıf olarak görev yapmış, 1872 yılında ise Diyarbakır Valisi olmuş, 1891 yılında Mardin’de mutasarrıf iken vefat etmiş bir devlet adamıdır. Babası Said Paşa, “Mizanul Edep “ve “Mirat’ül İber” adlı tarih kitaplarının yazarıdır. [3] Kardeşi FAİK ALİ OZANSOY ise bürokrat, eğitimci, Servet-i Funun, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet dönemleri şairlerindendir. Annesi de babası gibi köklü bir aileye mensuptur.[4]Annesi bir aşiret liderinin kızı olan Ayşe....................
Süleyman Seyyit
Süleyman Seyyit
1 Eser
Süleyman Seyyid (1842-1913), Osmanlı dönemi natürmort ve peyzaj ustasıTürk ressamıdır. Anadolu Maltepe’si eşrafından sedef sanatkârlarından ve sedefin kakmacı ustalarından Süleyman Ağa'nın torunu ve Kartal Maltepe'sinin tanınmış simalarından Hacı İsmail Ağa'nın oğludur. Süleyman Seyyit, 19.yüzyılın ö ikinci yarısında yetişen Askeri Ressamlarımızdandı. Askeri okullardan mezun olup Askeri okullarda 37 yıl boyunca öğretmenlik yaptığı için paşalığa kadar yükselmişti. ( BKZÇağdaş Resim Sanatımız Başlangıcı ve Askeri Ressamlar ) Bu nedenlerle yetenekli genç subay adayları resim öğrenmeleri için1835’ten itibaren yurt dışına gönderilmişlerdi. Yabancı ülkelere İngiltere, Almanya ve genellikle Fransa’ya gönderilen bu öğrenciler çağdaş anlamda ilk ressamlarımız olmuşlardı. [1] Bu yüzden ilk ressamlarımız subaylıktan paşalığa kadar yükseldiklerinden paşa olarak anılmışlardı. İlk ve orta öğrenimini Maltepe ve Maçka Asker................
Sümmani
Sümmani
2 Eser
Aşık Sümmani D.1862 - Erzurum, Narman’ın Samikale, Ö. Erzurum, Narman’ın Samikale 1915. Erzurumlu Türk halk şairi Erzurum, Narman’ın Samikale köyünde doğan şairin asıl adı Hüseyin’dir. Ailesi bu köye Kafkaslar' dan gelerek yerleşmiş babası köyde çobanlık yaparak geçimlerini sağlayan bir çiftçidir. [1] Babası Kasımoğullarından Hasan’dır. Ve Sümmani Hasan’ın tek çocuğudur. [2] Sümmânî’nin babası Hasan Ağa, çobanlık yapmasına rağmen okuryazar hatta köylülerin gözünde âlim sayılabilecek kadar bilgili birisiydi. Oğlunu da dinî ve ahlaki yönden eğitmesine rağmen Sümmânî, okuma yazma öğrenemedi. Okuma yazma öğrenmeyen ve belli bir tahsil öğrenmeyen [3]Hüseyin babası ile çobanlık yapmaya başlamıştı. Hüseyin 9-11 yaşlarına geldiğinde, babasıyla birlikte çobanlık yapmaya başlar. Onun çobanlığa ve abasının yana katılma yaşı kimi, kaynaklarda dokuz kimilerinde ise 10- 11 yaş olarak gösterilmektedir. Sümmani’nin danalarını otlattığı yer ise köylerindeki Ablakt.............
Sünbülzâde Vehbi
Sünbülzâde Vehbi
41 Eser
Sünbülzade Vehbi (1718?, Maraş - 29 Nisan 1809, İstanbul), 18. yy. dîvan şairi. Asıl adı Mehmet olan şair, Maraş'ta 'Sünbülzadeler' diye anılan bir aileden geldiği için Sünbülzade Vehbi olarak adlandırılmıştır. Doğum tarihi kesin olmayan şairin 1789 yılında Şeyhülislâm Mehmet Kâmil Efendi için yazdığı kasidenin bir beytinde, yaşının yetmişe ulaştığını ifade ettiğinden doğum tarihinin 1718 olduğu tahmin edilmektedir.[1] Şairin Dedesi Seyyit Vehbi, müftülük yapmış bir din adamıdır. Babası ise aynı zamanda kendisi gibi bir şair olan Reşit Efendi'dir. Babası Reşit Efendi kadı ve aynı zamanda şairdir. [2]Seyyit Vehbi’nin yanında Halep'te kadı vekilliği yaparken Sünbülzade Vehbi dünyaya gelmiş ve Seyyit Vehbi’nin isteği ile Reşit Efendi oğluna ' Vehbî ' adını vermiştir. Şair de bu adlıyla ünlenmiş ve bu adı mahlas olarak kullanmıştır. Vehbî'nin çocukluk ve gençlik yıllarının Maraş'ta geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir. İlk eğitimin babasından ve dedesinden almış olduğu sanılmaktadır. [3]Maraş’ta medrese eğitimind................
Süreyya Berfe
Süreyya Berfe
1 Eser
Süreyya Berfe Asıl adı: Hikmet Süreyya Kanıpak, d. 1943, İstanbul), Türk şair ve yazar. Annesi Nermin Hanım ile Fransızca öğretmeni Metin Kanıpak'ın oğludur. “Selanik mübadili bir aileye” mensup ve Atatürk ile kan bağı taşımaktadır. Asıl adı Hikmet Süreyya Kanıpak’tır. Şair 1943'te İstanbul'da doğdu. Babasının öğretmenlik mesleği nedeni ile yirmi iki yıl boyunca Erzurum, Sinop, Afyon, Turgutlu ve Çanakkale gibi Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde kalmışlardır. Şair bu nedenle ilk ve ortaokulu yurdun değişik şehirlerinde tamamlar. 1960'ta Çanakkale Lisesi'nden mezun oldu. Bundan sonra, 2 yıl İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde, 4 yıl ise İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde okudu. Yedek subay öğretmen olarak yaptığı askerliğinin ardından, Arkın Yayınevi'nde çalışmaya başladı. 1972'de Ali Özgentürk ile birlikte Asyalı dergisini çıkardı[1](2 sayı) 1976'da Can Yayınevinin çocuk kitapları bölümünde görev aldı. Sonraları reklam şirketlerinde metin yazarı olarak çalıştı.[2]İstanbul’da yayınevlerinde, reklam şirketlerinde ça
Şadi Çalık
Şadi Çalık
1 Eser
Mehmet Şadi Çalık (d. 1917, Kandiye - ö. 24 Aralık 1979, Girit), Türk heykeltıraş ve öğretim görevlisi 1917’de Girit, Kandiye’de doğmuştur. Babası Kandiye eşrafından Çalıkzade Şadi Bey, annesi Hatice hanımdır. [1]Ailesi ailesi ile birlikte1923’teki mübadelede İzmir Urla’ya yerleşmiş, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Urla'da geçirmişti. İzmir Amerikan Koleji‘nde iki yıl eğitim görmüş, bu kolejde iken yaptığı resimlerle dikkati çekmiştir. Sanata olan hevesi böylelikle ortaya çıkar. [2] Şadi Çalık 1932- 1939 yılları arasında İzmir Buca´da Abidin Elderoğlu atölyesinde desen ve resim sanatı üzerinde çalışmaya başlar. Resim hocası Abidin Elderoğlu atölyesinde sistematik olarak desen, klasik resim tekniği, konularında temel konuları öğrenmiştir. 1939´da İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel bölümüne girer. Daha bu okulun ilk senesinde öğrenci iken İzmir Fuarı Hayvanat Bahçesinden "Atbaşları" yapması için ilk siparişini alır. Bu figür ile kendisini yetiştirdiğini kanıtlamış olur. 1940 [3] “İzmir Fuarının ortasında bir yalaktan su içen, pirinç dökümden yapılmış üç adet at başı ve at nalından oluşan heykeller...............
Şah ismail
Şah ismail
45 Eser
Şiirde “Hatai” mahlasını kullanan Şah İsmail Türkçe, Farsça ve Arapça şiirler yazabilmesi bu üç dile de hakim olabildiğini gösterir. “Sâhib-i seyf ü kalem” olarak anılan Şah İsmail, Âzerî edebiyatının en önemli şairlerindendir. Arapça ve Farsçayı şiirler yazacak kadar iyi bildiği halde, devrindeki genel eğilimlere rağmen, şiirlerini Türkçe yazarak Azerbaycan edebiyatının gelişmesinde ön ayak olan şairlerden birisi olmuştur. Şah İsmâil’in, Genceli Nizami ,Evhadî, Kişverî-i Tebrîzî, Habibi gibi Âzerî sahasında yetişmiş Farsça yazan şairlerle Seyyit Nesimi ve Ali Şir Nevai gibi Türkçe yazan şairlerinin eserlerini okuduğu onların tesirleri altında yetiştiği ortaya çıkmaktadır. Alevi Türkmenlerin ve Kızılbaşlığın önderi haline gelen Hata, tüm şiirlerini Türkçe yazmış, şiirlerinde ise siyasi bir amaç gözetmiştir. “Şiirini ideolojisini yayan bir vasıta şeklinde kullanmakla birlikte şair bir yaratılışa sahip olduğundan beşerî, lirik, sanat değeri yüksek şiirler de yazmıştır. Şah İsmâil birçok şiirinde bir tarikat şeyhi, bir mürşid olarak ortaya çıkar. Bu tür şiirlerinde tasavvufî konuları işler, on iki imam ve Ehl-i beyt muhabbetini vurgular. Yavuz Sultan Selim karşısında uğradığı yenilginin ardından
Şahabettin Süleyman
Şahabettin Süleyman
1 Eser
Şahabettin Süleyman, (d. 1885 İstanbul - ö. 1921 İsviçre Fecri Ati topluluğu üyesi şair ve yazar Şahabettin Süleyman 1885 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Babası, Süleyman Şevket Bey, İzmir Defter-i Hâkânî müdürüdür. Babası Süleyman Şevket Bey, 1717–1718 yıllarında Türkmenistan'­dan gelerek Sındırgı-Bigadiç civarına yer­leşen Çavdarlı Ali Ağa hanedanına men­sup bir aileden gelmektedir. [1] Şahabettin Süleyman, ailenin en büyük oğlu olarak dünyaya gelmiş; Kardeşleri Memduh Süleyman ve Rıza Çavdarlı da yazar olarak kabul görmüşlerdir. Çocukluğu İstanbul ve İzmir’de [2] geçen Şahabeddin Süleyman müreffeh bir aileye mensup olduğu için iyi bir eğitim görmüştür. Ortaöğrenimini 1904 yılında İzmir İdadisinde tamamlamış, Lise yıllarında iken devrin şartları gereği moda olan Batı edebiyatını izleyecek kadar iyi bir düzeyde Fransızca öğrenmiştir. Lise yılları onun edebi anlamda kendini göstermeye başladığı yıllardır. İlk yazısı d..............
Şahap Sıtkı İlter
Şahap Sıtkı İlter
1 Eser
Şahap Sıtkı İlter 1915-1991 yılları arasında yaşamış, romanlarının yanı sıra “ Acı”, Çırılçıplak, Bulut Gelir Pare Pare” gibi öykü kitaplarıyla da tanınan yazar. Tiyatro öykü ve roman yazarı olan Şahap Sıtkı İlter Niğde’de dünyaya gelmiştir. Ortaöğrenimini Antalya Lisesi’nde (1936), yükseköğrenimini Ankara Hukuk Fakültesi’nde tamamladı (1941). Yükseköğrenimi sırasında matbuat Umum Müdürlüğü’nde (1936), PTT ve Ankara Radyosu’nda (1937) çalıştı. Daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı, Basın-yayın Genel Müdürlüğü’nde, ziraat Bankası’nda çeşitli görevlerde bulundu. [1] Edebiyata şiir ile başlayan Şahap Sıtkı’nın ilk şiirleri Varlık, Dergisinde 1937-1941 yılları arasında yayılmandı. Bu yıllar arasında yayınlana şiirlerinden sonra çeşitli dergilerde şiir eleştirileri yazdı. Daha sonraları öykü ve oyun türlerinde eserler vermeye başlayan sanatçının öykül..................
Şahinkaya Dil
Şahinkaya Dil
1 Eser
Şahinkaya Dil Şahinkaya Dil ( d. 18 Haziran 1931- ö. 1998) Şair, Memur, Editör Şâir Çorum’da doğdu. Memur bir baba olan Sabri Dil’in oğluydu. Çocukluk yıllarında Babasının memuriyeti nedeni ile Mersin’e taşındılar. İlk ve orta öğrenimini Mersin ve Adana’da yaptı. Mersin Lisesi’nde çok kısa bir süre okumuş, Adana Lisesi’nden mezun olmuştu. Şahinkaya Dil Liseyi bitirene kadar Adana da kalmış ilk gençlik yıllarında edebiyata merak sarmıştı. Adana’da daha çok edebiyatseverlerin Adanalı şair ve yazarların sık sık uğradığı Akkahve’ye gidiyordu. “Şahin’i önce Şair, sonra çok başarılı ve muhteris bir öğrenci, daha sonra da, daldan dala konan, ancak her defasında büyük acılar çeken bir âşık olarak gördüm.”[1] Şahinkaya Dil, “ çok başarılı bir öğrenciydi”, Lise yıllarından sonra Ankara Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Bir süre bu okulda eğitim gördü. Fakat şiiri çok seviyor şiirler yatıp kalkıyordu. “Daha 17 yaşındayken, çeşitli dergilerde şiirleri yayınlanıyor, “Ürün Şairleri” antolojisini de bu yaştayken çıkarıyordu. “Mısra Mısra” 18, “Ebem Kuşağı” 22 yaşının, hepimizi imrendiren, ölünceye kadar, ardı arkası kesilmeyen sayısız antoloji ve şiir kitaplarının öncüleri oluyordu.”[2]..............
Şair Âsaf Damat Mahmud Celaleddin Paşa
Şair Âsaf Damat Mahmud Celaleddin Paşa
1 Eser
Şair Âsaf Damat Mahmud Celaleddin Paşa (1853-1903) Damat Mahmud Celaleddin Paşa, Mahmut Celaleddin Âsaf, (d. İstanbul 1853 - ö. Brüksel 17 Aralık 1903), Osmanlı devlet adamı, şair ve yazarı Kaptan-ı Derya Gürcü Halil Rıfat Paşa'nın oğlu, padişah Abdülmecit'in damadı ve Prens Sabahattin'in babası [1] olan Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemi şair ve yazarıdır. 1853 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babası, yenilik taraftarı bir II. Mahmud’un kızı Saliha Sultan’la evlenmiş olan Saliha Sultan ölünce de, İsmet Hanımla evlenen Kaptan-ı Deryâ Damat Gürcü Halil Rıfat Paşa’dır. Mahmud Celaleddin Paşa babasının ikinci eşi İsmet Hanım’dan dünyaya gelir. [2] Babasını, daha iki yaşında iken kaybedince özel öğrenim görerek yetişir. Önce Bab- Ali de işe başlar. Daha sonra çeşitli devlet memurluklarında bulunur. Paris konsolosluğunda iki yıl görev yapara
Şefik Bursalı
Şefik Bursalı
1 Eser
Şefik Bursalı (d. Bursa, 1903 - ö. Ankara, 20 Nisan 1990), gerçekçi peyzajları ile tanınan üçüncü kuşak Türk ressamı 1903 yılında Bursa'da doğan sanatçı ilkokul ve ortaokul yıllarında Bursa da öğrenim görürken Bursa kenti, o yıllarda Yunan işgali altında bulunuyordu. Yetişme döneminde Yunan İşgalinin gölgeleri arasında hem öğrenim görüyor hem de yanı sıra, ailesinin geçimine katkıda bulunmak için çok çeşitli işlerde çalışmak zorunda kalıyordu. Bu işgal yıllarında bir ara karikatürcü Cemal Nadir'le tabelacılık da yapmış, suluboya resimlerle, sanat yaşamının ilk ürünlerini de vermişti Cemal Nadir’in yanında bulunması onun geleceğini belirleyen ve ressam olmasını sağlayan önemli bir etken oldu.[1] Artık ne olacağını biliyordu. Bir an önce Akademi'ye yazılmak için lise öğrenimini yarıda bırakıp işgal altındaki Bursa'dan İstanbul'a geçmeyi başararak, İbrahim Çallı'yı (buldu. İbrahim Çallı sık sık Bursa’ya geliyor Bursa sokaklarında Bursa’nın resimlerini yapıyordu. Büyük bir ihtimalle dostlarının da önerdiği Çallı’yı bu yüzden tanıyordu. 1921'de giriş sınavını kazanarak o zamanki adı Sanayi-i Nefise Mektebi olan İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde İbrahim Çallı Atölyesinde eğitim görmeye başlamıştı. 1921-1930 yılları arasında, ..............