Yazarlar

Şehnameci Arifî Fethullah Çelebi
Şehnameci Arifî Fethullah Çelebi
0 Eser
Osmanlı hânedanı hakkında Farsça olarak kaleme aldığı Şehnâme-i Âl-i Osmân adlı eseriyle tanınan Arifî Fethullah Çelebi (ö. 969/1561-62 )nin asıl adı adı Fethullah’tır. Şiirlerinde ise Ârif ve Ârifî mahlasını kullanmıştır. Annesi kendisini Oğuz Ata’nın soyundan geldiğini söyleyen Şeyh İbrâhim Gülşenî’nin kızı, Babası ise Derviş Mehmed Çelebi’dir. Babası Derviş Mehmed Çelebi’nin bir devlet görevlisi olduğu, Mısır’a gönderildiği, kesin bir kayıt bulunmamakla birlikte, İbrâhim Gülşenî’nin kızı ile Tebriz veya Mısır’da evlendiği düşünülmektedir................
Şehriyar
Şehriyar
2 Eser
1906 - ö. 18 Eylül 1988), Asıl adı Muhammed Huseyin Behcet-i Tebrizî olan şair, şiirlerinde kullandığı Şehriyar mahlası ile tanınır. Azerbaycan Türklerinden olan İranlı şair, şiirlerini hem Azeri Türkçesi, hem de Farsça yazmıştır. Güney Azerbaycanlı İran Türklerinden olan Şehriyar,1906'da Tebriz'de doğdu. Babası Mirismail Ağa Hoşgenabî, bir avukat ve hattattır. İlköğrenimini doğduğu şehirde tamamlayan şair, Medrese-i Talibiye'de aldığı Arapça ve Arap edebiyatı eğitiminin yanı sıra, Fransızca öğrendi. Çocukluk yılları baba yurdu olan Karaçemenin Hoşgenap kasabası Heydarbaba köyünde geçmiştir. Köyleri adını eteklerinde kurulduğu Heydarbaba dağından almıştır. Orta Okul’dan sonra Tahran’a giderek liseyi bitirmiştir.1921 yılında Tahran'a gelerek Dar-ül Fünun okulunda tıp eğitimi almaya başlar. Şehriyâr, doktorluk eğitiminin son sınıfında sonu olmayan bir aşka tutulur, 1924 yılında aşkının peşinden Horasan'a gider ve tıp fakültesinin son sınıfından mezun olamadan ayrılır. 1935 yılında Tahran'a geri dönerek memuriyet hayatına atılıp, İran Ziraat Bankasında çalışmaya başlar.[1] Şairliğinin ilk zamanlarında “Behcet” mahlasını kullanmış, sonraları iki defa Hâfız falına bakarak kendisi için bir mahlas istemiş, faldan aşağıdaki iki beyit çıkınca, mahlasını “Şehriyâr” olarak değiştirmiştir. “Felek devlet zikkesini Şehriyâr’ların adına bastırdı. “Kendi memleketime gidip kendi Şehriyar’ım olayım....
Şeker Ahmet Paşa
Şeker Ahmet Paşa
1 Eser
Asıl adı Ahmet Ali olan Şeker Ahmet Paşa, 1841 yılında İstanbul'un Üsküdar semtinde dünyaya geldi. Babası Ali Efendi’dir. [1] Küçük bir çocukken eniştesi Yahya Paşa tarafından himaye edilen Ahmet Paşa, İlk ve orta öğrenimini Üsküdar’daki okullara giderek bitirmişti. 1855 yılında Tıbbiye Mektebine girdi ancak doktorluğun hassas yapısına uymadığına karar verdiği için Tıbbiye’yi bitirmeden Harbiye Mektebine geçti. Harbiye mektebi askeri ihtiyaçlar için yurt dışına gönderilerek yetiştirilen asker öğretmenlerin ders verdiği bir okuldu. II Selim zamanında açılan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun’da haritacılık ve teknik çizim [2]önem kazanmış, Osmanlı devleti özellikle denizcilik alanında harita bilgilerini kullanmayı öğrenmek ve yaptırtabilmek için yurt dışına subaylar göndermiş, bu subaylar Türk resim sanatının da ortaya çıkmasına vesile olmuşlardı. Primitif ressamlar da denilen bu kuşaktaki ilk ressamlarımız çekilmiş fotoğraflara bakarak resimler y..................
Şemseddin Sivasi
Şemseddin Sivasi
30 Eser
Tam adı Sivas [1] Halvetiyye tarikatı, Semsiyye (Sivâsiyye) kolu kurucusu, şeyh, mutasavvıf ve şair Şemseddin Sivâsî ile alakalı bilgiler oldukça sınırlı ve bu bilgiler de bir iki esere dayanmaktadır. Veli mertebesinden görülmüş bir âlim ve şeyh olan Şemseddin Sivasi hakkında birçok menkıbe isnat edilmiş, hayatı da bu menkıbelerle birlikte zikredile gelmiştir. Biraz esmer oluşu dolayısı ile Kara Şems diye şöhret bulmuş Şems-i Azîz adıyla da anılmış olan Kara Şems, 1519 yılında veya daha büyük bir kabulle 1520 yılında Tokat’ın Zile ilçesinde doğmuş, Muharrem, İbrahim ve İsmail adlarındaki diğer üç kardeşi ile birlikte büyümüştür. Babası Horasan’dan 28 sofusuyla Zile’ye gelmiş olup ve Amasya’da Şeyh Habîb Karamânî’nin halifelerinden Hacı Hızır’ın halifesi olmuş ve Zile de ölmüş olan Ebû’l-Berekât Muhammed ez-Zîlî’dir. [2] [3] Yedi yaşındayken, Amasya’ya babasının şeyhi olan Halvetiyye Şeyhi Hacı Hıdır’ın ziyaretine dua almak için gitmiş, onun duası ve sohbetleriyle şereflenmiştir. 1527. Zile’deki derslerinde sarf ve nahiv ile diğer ilimleri tahsil etmiş, daha sonra ağabeyleri Muharrem ve İbrahim Efendilerden ders almak için Tokat’a gidip Arakıyeci-zâde Şemseddîn Efendi’den ve diğer âlimlerden de aklî ve naklî ilimleri öğrenmiştir. [4]Tokat ve Zile de gördüğü güzide tahsilinden ve ağabeyleri Muharrem ve İbrahim’den de aldığı derslerden sonra müderrislik yapabilecek derecede ilimleri tahsil etmiş olur. Şemseddin Sivasi 1540 yılında bir ara İstanbul’a da gelip, Sahn-i semân medreselerinde müderris olarak görev alır. Bir müddet sonra istifa edip Şam’a gider. [5] [6] Şam’da bir yıl kaldıktan sonra Hac farizası için Mekke’ye gitmiş hacı olup Zile’ye dönmüştür. Zile’de iken sulûk almak için Hacı Hızır halifelerinden Muslihuddin Efendi’ye biât eder. Şeyhi’nin vefatı üzerine Tokat’a ve sonra Zile’ye dönerek tedris faaliyetine devam etmeye başlar. 1555 yılında Tokat’a gelen Şemsî, Abdülmecîd Şirvânî’ye intisâb eder...............
Şemsi Belli
Şemsi Belli
1 Eser
Şemsi Belli (1925, Malatya – 11 Ekim 1995, İstanbul), şair, yazar, gazeteci ve siyasetçi. Asıl adı Orhan Şemsi Belli’dir. 1925 yılında Malatya ilinin Arguvan ilçesine bağlı eski adı Kızıluşağı köyü, yeni ismi Yenisu köyünde dünyaya geldi. İlk ve ortaokulu Malatya’da bitirdi. 1947 – 1948 yılında Haydarpaşa Lisesinden mezun olduktan sonra Ankara Hukuk Fakültesinde başladığı yükseköğrenimini 1956'da tamamladı. Avukatlık, gazetecilik (Vakit, Cumhuriyet, Ulus, Son Havadis, Milliyet, Hürriyet, Dünya gazeteleri), edebiyat öğretmenliği (Vefa Lisesi, İstanbul Kız Lisesi, Çapa Öğretmen Okulu ve Gazetecilik Yüksek Okulu’nda öğretim görevlisi) gibi değişik görevlerde bulundu. Kervan, Ülke, Son Haber, Demokrat Ankara, Hürses, Medeniyet, Arapgir Postası, Malatya Postası, Yeni Haber, Ankara Ekspres, Memleket, Ulus, Zafer, Milliyet, Cumhuriyet, Dünya, Ankara, Son Posta ve Türkiye Ajansı gibi süreli yayınlarda ve ajanslarda muhabir, yazı işleri müdürü, başyazar, genel yayın müdürü gibi çeşitli görevlerde çalıştı. 1948 yılında Malatya’da Kervan ve Çadır dergilerini, 1970’te Ankara’da Memleket gazetesini çıkarmıştı. Radyo ve televizyon programları yaptı (1953’ten 1960’a kadar Ankara Radyosunda Adım Adım Anadolu, Kırk Gözlü Heybe, İçimizden Biri; 1959 / 1960 yıllarında Kıbrıs Radyo ve Televizyonunda Adım Adım Türkiye, 1988 / 1989 yıllarında TRT’de Şiir Bahçesi), dergiler (Kervan, Çadır, Anayasso, Şiir Defteri)ve gazeteler (Memleket, Son Posta) çıkardı.[1] 1975’te İstanbul’da Son Posta gazetesini yayımladı. Her iki gazete de yayın yaşamını 10 yıl sürdürdü. Siyasetle de uğraşan Şemsi Belli 1969 yılında Adana milletvekili adayı olduğu Birlik Partisi’nin genel sekreterlik görevinde bulundu. [2] Milletvekili adayı olarak girdiği 1969 seçimlerinde Milletvekili seçilemedi. Arapgir Kültür Derneği İlk kurucu üyelerinden biri oldu ve ve bu dernekle birl...................
Şemsi Yastıman
Şemsi Yastıman
14 Eser
Şemsi Yastıman (d. 10 Temmuz 1923, Kırşehir - ö. 10 Temmuz 1994, Lapseki), Türk halk ozanı, Türküler için kaynak kişi, türkü derlemecisi ve mahalli saz sanatçısı. Ailesi ve Hayatı Asıl adı ''Mehmet Galip Şemsettin'' olan Şemsi Yastıman’ın babası Kırşehirli Şekerci Ahmed Ağa, annesi ise Selamoğullarından İlhamiye Hatun'dur. Şemsi Yastıman, 10 Temmuz 1923'de Kırşehir'de doğmuş, ilkokula Kırşehir de başlamış [1] olduğunu yazan kaynaklar olsa bile ailesi ile Ankara' ya taşınmış ve uzatmalı olarak Ankara 'da bitirmiştir. Şemsi Yastıman' ın ortaokula gitmediği ve saz merakı yüzünden ortaokulu bitiremediği anlaşılır. İlkokul yıllarında ozanlık hevesine kapılmış, Kırşehir ve çevresindeki Muharrem Ertaş gibi ustaları dinleyerek onlardan etkilenmiştir. Biyografisi hakkında yazan Erol Ülgen'in belirttiğine göre (Ülgen, Erol (1995). Şemsi Yastıman Hayatı ve Eserleri) Askerliğine1942 yılında Mardin Jandarma okulunda başlamıştır. Askerlik yıllarında tam bir saz ustası olur. Askerliğini bitirip Kırşehir'e gelir. Kırşehir Defterdarlığında memur olur ancak bu görevinden istifa edip yeniden Ankara’ya gitmiştir. (Ülgen 1995: Ankara'da bulunduğu yıllarda Yağcıoğlu Fehmi Efe ve Genç Osman'ın müzik meclislerinde kendini ve sazını geliştirir. Ünlü us ustası Zeki Duygulu ile tanışıp Anadolu 'daki konserlere gitmeye başlamasıyla şöhreti artmaya başlar. Bir ara konser için gittiği Zonguldak' ta kalarak Zonguldak Halk Evi bünyesinde bağlama dersleri verir ve Muzaffer Sarısözen ile tanışır. Bu tanışma ona birçok kapı açac...............
Şeref Akdik
Şeref Akdik
1 Eser
Şeref Akdik ( d. 1899 İstanbul Fatih ö. 1972 İstanbul) Türk empresyonist ressam Şeref Kamil Akdil, 12 Mayıs 1899 tarihinde İstanbul Fatih’te dünyaya gelir. Babası Kâmil Akdik’tir. İlk sanat bilgilerini dönemin ünlü Hat sanatçılarından olan ve 1915 yılında Reisülhattatın payesi verilen babası Kâmil Akdik'ten [1]almıştır. Şeref Akdik, sanata duyarlı bir aile ortamında yetişmiştir. İki amcasından biri Hüsnü Hat ile uğraşır, diğeri ise resimle uğraşmakla birlikte keman da çalardı. Oğlunun ressam olmasını isteyen baba Akdik, eve o dönemin iyi ressamlarının resimlerini getiriyor ve devamlı oğlunun bu ilgisini canlı tutmaya çalışıyordu. Şeref Akdik, daha beş altı yaşlarında iken babasının Hat çalışmalarını dikkat ve merakla izlerdi. Babası Kamil Efendi, ondaki bu merakı ve bu istidadı görünce oğ...................
Şeref Taşlıova
Şeref Taşlıova
1 Eser
Şeref Taşlıova Âşık Şeref Taşlıova, 10. Nisan 1938 yılında Kars iline bağlı eskiden Çıldır ilçesinin günümüzde ise Arpaçay İlçesine bağlı Gülyüzü ( Pekreşen) köyünde dünyaya geldi. Babasının adı Hacı Bey, Annesinin ası ise Nergis Hanım’dır. Şeref Taşlıova bu ailenin üçüncü çocuğudur. [1] Nüfus Cüzdanında 10. Nisan 1938 yazıyor olsa da annesinin ifadesine göre Kasım sonu veya aralık başında 1938 yılında dünyaya gelmiştir. Babasının soyu Kafkasya Azerbaycan’dan Türkiye’ye göçen yörede Terekeme olarak adlandırılan Karapapak Türkleridir. Babası ve ailesi Salihler denilen bir ailedir. Bu aile Kafkasya Borçalı’dan Samet Vurgun’un da köyü olan Salahı köyüdür. [2]Şairin ifade ettiğine göre üçüncü veya dördüncü nesil öncesinden dedesi olan Halil Efendi ‘de önemli bir âşıktır. Ozan yedi yaşındayken babasını kaybetmiş, annesi iki kız kardeşi ile onu tek başına büyütmüştür. İlkokul üçüncü sınıfa giderken âşık olmaya heves etmiş, Âşık Şenlik , Âşık Zülai, Posoflu Aşık Müdam, Erzurumlu Aşık Sümmani gibi yörenin âşıklarının etkisi ve şiirleri ile büyümüştür............
Şerif Benekçi
Şerif Benekçi
1 Eser
Şerif Benekçi (d. 29 Eylül 1950 Kütahya - ö. 8 Eylül 2008) Yazar, Mütercim, İmam, Memur Kütahya, Gediz’e bağlı Muhipler köyünde 1950 yılında doğdu. Ancak iki yıl geç yazıldığı için nüfus kaydında doğum tarihi 1952 olarak gözükmektedir. Babası Mehmet Bey, annesi Emine Hanım’ıdır. Babası Muhipler köyünde Benekçioğulları, annesi ise Araplar olarak bilinen sülaleye mensuptur. [1] Çocukluğu hem köyünde hem de ailesi ile birlikte mevsimlik işçi olarak çalışmaya gittiği Manisa ovalarında geçmiştir. [2] İlkokulu Muhipler köyünde bitirdi. Ankara İmam-Hatip Okulunun parasız yatılı ortaokul birinci kısmını 1970 yılında okudu. Ortaokuldan sonra Kütahya Lisesine devam ederek 1973’te Kütahya Lisesini bitirdi. Yazı hayatına lise birinci sınıfta ilk hikâyesi olan “Toprağın Türküsü “ Kütahya’da yayımlanan Du.................
Şevket Arı
Şevket Arı
1 Eser
Şevket Arı Tam adı Tam adı Mehmet Şevket Arı olan şair, 1888 yılında Çanakkale'nin Saraycık köyünde [1]dünyaya gelen yazılarında Kara Muavin, Kara Müdür takma adları ile de tanınan hikâyeci ve yazardır. İlköğretimine Çanakkale'de başlamıştır. İlk mektebi Çanakkale’de tamamladı. İlkokulu bitirdikten sonra orta mektebi parasız yatılı Mekteb-i Sultani Galatasaray Lisesinde tamamladı. Galatasaray Lisesinden sonra "Halkalı Ziraat Mekteb-i Âlisine girerek 1913 (1329) yılında mezun oldu. 1914'te memurluğa başladı.1917 yılında Kayseri Darüleytam müdürlüğü yaptı. Daha sonra Karacabey Çiftliği müdürlüğüne geldi Bu müdürlüğü sırasında Yunan işgali başlayınca 1919'da Yunan işgaline karşı savaşan civardaki çeteleri Millî Mücadeleye yönlendirdi ve çetelerle birlikte çatışmalara katıldı. Bu çatışm.....................
Şevket Bulut
Şevket Bulut
1 Eser
Şevket Bulut Şevket Bulut, (d. 31 Temmuz 1936, Kilis - ö. 16 Eylül 1996, Kahramanmaraş), Hisarcılar Topluluğu hikâye yazarı. 1936'da Kilis'te doğdu. Babasının adı Mehmet, annesininki Meryem’dir.[1]Bulut, ailesiyle beraber 1944 yılında Sapkanlı köyüne taşındı. Babası 1946 yılında vefat edince küçük yaşta öksüz ve yetim kaldı. İlköğrenimini Kilis'te, ortaöğretimini Adana'da yaptı. [2]Annesi de 1952 yılında vefat edince iki kardeşiyle birlikte anneannesinin yanına sığındı. “Bu yıllarda minarecilik ve yontuculuk mesleklerini dedesinden öğrendi.”[3] Adana Yapı Enstitüsünden sonra 1959'da Erzurum Tekniker Okulu’na devam etti. Tekniker Okulundan mezun oldu. Stajını Devlet Demir Yolları’nın Kars –Sarıkamış ilçesinde yaptı. 1959 yılında mezun olduktan sonra. Devlet sektöründe inşaat teknikeri olarak çalışmaya başladı. Kahramanmaraş Milli Eğitim Müdürlüğü’nde tekniker olarak görev aldı 1970 yılından sonra Kahraman Maraş ve Sivas Bayındırlık Müdürlüğünde çalıştı
Şevket Dağ
Şevket Dağ
1 Eser
Şevket Dağ 1875- 1944 Türk ressam ve milletvekili. Şevket Dağ'ın ailesi Kafkasya’dan göç eden bir ailedir. Babası, deniz önyüzbaşılarından Çerkez İsmail Kaptan'dır. İstanbul'un Küçük Mustafa Mahallesinde doğmuştur. 1875. Kimi kaynaklara göre doğum tarihi, 1876 veya 1874 olarak gösterilmektedir. [1] İlköğrenimini Hacı Ferhat Okulu'nda, orta öğrenimini ise Dar-ül Muallimi’nde (İstanbul Öğretmen Okulu) tamamladı. [2] Unkapanı’da gemi ve harita resimleri çizen Halk ressamı Emin Baba sayesinde resim sanatına karşı ilgisi ortaya çıktı.[3] Harb okulları, Galatasaray Lisesi, Darüşşafaka Liselerinde öğretim veren ilk Fransız ressam öğretmenleri ve Fransa’ya gönderilen öğrencilerimizden resim sanatına ilgi duyarak resim öğrenimi görüp gelen, Primitif Ressamlarımız iTanzimat’tan sonra resim sanatını ülkemize kazandırmaya başlamışlardı. Bu ressamlarımızın öğretim verdiği Askeri liseler, harp okulları, Darüşşafaka, ve Galatasaray liselerinden sonra 3 Mart 1883’de eğitime başlayan Sanayi-i Nefise Mektebi Alisi, Türk resim sanatına yeni bir yön kazandırmıştı. [4] Ressam Şevket Dağ ise işte bu okulun verdiği ilk mezunlardan birisidir. Şevke
Şeyh Bedrettin
Şeyh Bedrettin
5 Eser
İslam mistisizminin (Tasavvuf ) Vahdet-i Vücud okuluna mensup ünlü mutasavvıf, filozof ve kazasker. Özellikle 15. Yüzyıl da Osmanlı İmparatorluğu Fetret Devri sırasında Musa Çelebi'ye verdiği destek ve modern Sosyalizm uygulamalarını çağrıştıran yönetim usulleri ve sosyalist düşüncelerin membaı sayılabilecek fikirleri ile bilinen bir şeyhtir. Fikirleri kadar yol açtığı isyanları ile Çelebi Mehmet ve Osmanlı devletinin Fetret, yeniden toparlanma döneminde yaptığı tahribat ile de önemli roller üstlenmiştir. Ş. Bedrettin, kaynaklarda, Bedreddin Mahmud, Bedreddin Mahmud bin Kadı-i Simavna, Simavna Kadısıoğlu Ş. Bedrettin, Bedreddin Simavi gibi adlarda gibi adlarla yer almaktadır. Bedreddin’in babası aynı zamanda Simavna Kadısı olan İsrail’dir Bu nedenle Simavna Kadısıoğlu diye de anılmıştır. Annesi ise Simavna Tekfuru’nun kızıydı ve sonradan Müslüman olarak Melek Hatun adını almıştı. Kaynaklara göre Ş. Bedrettin’in XIII. yüzyılın ikinci yarısı sonrasında (1358 veya 1365) Edirne kırındaki Simana Kalesi’nde doğmuş olduğu anlaşılıyor. [1]Kesin doğum tarihi bilinmemekle beraber çeşitli kaynaklarda 1358, 1359 veya 1365 olarak verilir. Torunu Hafız Halil'in yazdığı menkıbeye göre babası Endülüs'ten İslam Uleması diye gelmiş kendisini ustaca Müslüman Türk olarak kabul ettirmiştir. Daha sonra Simavna kadısı olur. Annesi Rum asıllı bir Hıristiyan iken Müslüman olan Melek Hatun'dur.[2] Hafız Halil’in yazdığı menkıbedeki bu iddialara karşın kimi kaynaklar Şeyh’in dedesi ve dedesinin şecerelerini yazarak Selçuklu, hanedanlığı ve vezirliğine kadar götürmektedir. Mehmet Süreyya, "Ecdadı Selçuk Devleti vezirlerinden idi." der. [3] Şemsettin Sami Bey : "Şeyh aslında Selçuk hükümdarları neslinden olup"[4] kaydını düşürür. Belgratlı Muhtesipzâde Hâki : (Şeyhin) "Ecdadı Selçuk Sülâlesinden Alâettin'in kardeşi oğluna vezir dahi olup (Hadikat-ür Reyhân, elyazması, Köprülü Ahmet Paşa kütüphanesi, n 230) yollu yanlış bir tercüme yapar. Tercümenin aslını Arapça yazmış olan Taşköprü zade ise şunu söyler : "Söylendiğine göre (Şeyhin) dedeleri Selçuk oğullarının veziri ve kendisi Sultan Alâittin Selçukin...............
Şeyh Elvan'ı Şirazi
Şeyh Elvan'ı Şirazi
4 Eser
Şeyh Elvan'ı Şirazi'nin 1377 (H. 779) yılında İran'ın Şîraz şehrinde doğduğu ve Orhan Gâzî döneminde Anadolu'ya göç edip, Türk diyarına yerleşen bir aileye mensup olduğu rivayet edilir. Şeyh Elvan'ı Şirazi'nin hayatı hakkında kaynaklarda tafsilâtlı bir bilgiye rastlanamamıştır. Lâtîfî’nin "Tezkire"sinde belirttiğine göre; Şeyh Elvân-ı Şîrâzî , Hacı Bayrâm-ı Velî ‘nin halifelerinden olup, onun muhibb ve yaranları arasına katılmış ve dönemin şair ve mutasavvıfları arasında kısa zamanda ünü her tarafa yayılmıştır. (s. 120)Şeyh Elvanı şirazi "Gülşen-i Râz"ını Türkçeye tercüme edip, içindeki sırları şerh etmek için "Terceme'-i Gülşen-i Râz" adlı eseri Mahmud_Şebusteri'nin Farsça ve aynı adlı eserinden Türkçeye tercüme etmiştir. Latifi eserden " Hakikat güllerinin Gülşen-i Râz'ı" olarak bahseder. Şeyh Elvanı Şirazi''nin eserinde yer alan bir ifadeden anlaşıldığı üzere 1426 (H. 829) yılından sonra vefat ettiği anlaşılmakta.............
Şeyh Galip
Şeyh Galip
14 Eser
Şeyh Galip Şeyh Galip (1757 İstanbul - 3 Ocak 1799) Türk divan edebiyatının en önemli şairlerinden birisi ve önemli mutasavvufudur.Şeyh Galip, İstanbul’da Yenikapı Mevlevîhânesi’ne yakın bir evde doğmuştur.[1] Babası devrin şairlerinden ve âlimlerinden birisi olan Mevlevi Mustafa Reşîd Efendi'dir. Şeyh Galip tarafından bizzat düşürülen bir tarih manzume sinden annesinin adının ise ( Amine) Emîne olduğu ve annesi Emine Hanım’ın 1209/1794’te öldüğünü anlaşılmış olmaktadır. [2]Kaynaklardan edinilen bilgilere göre Şeyh Galip, çocukluk yıllarında düzenli bir eğitim alamamış ancak
Şeyh İbrahim Gülşeni
Şeyh İbrahim Gülşeni
14 Eser
Şeyh İbrahim Gülşeni Doğumu Amid ( Diyarbakır veya Azerbaycan Berde, 1427 - Ölümü Mısır, 1533 Şeyh İbrahim bin Mehemmed bin Şehabeddin Gülşenî XV. yüzyılın tanınmış şairlerinden Halvetiye tarikatının Ruşenîye kolunu kuran şeyhidir. Bazı kaynaklar onun 1427 yılında Azerbaycan’ın Berdea (Barda) Berde şehrinde doğmuş olduğunu bazı kaynaklar ise Âmid’de (Diyarbakır) dünyaya geldiği kanaatindedir. Nihat Azamat,” babasının Âmidî nisbesini taşıması ve türbesinin de Diyarbakır’da bulunması” (Ali Emîrî, vr. 16a ) nedeni ile Diyarbakır’da doğduğu görüşündedir. [1][2] Daha küçük yaşlarda iken kabiliyetiyle yaşıtlarından farklı olduğunu göstermiştir. Babası ölünce iki yaşındayken öksüz kaldığı yakınları tarafından büyütüldüğü anlaşılmaktadır. Gençliğinde Berde'den Tebriz'e gelmiş, burada Dede Ömer Ruşeni 'nin talebesi olmuştur.[3] Dede Ömer Ruşen’in hakkında elimzie ulaşan çok az bir bilgi vardır. Onun hayatı hakkında elde edilen bilgilerin neredeyse tamamına yakını oğlu Ahmed Hayâlî’nin halifesi Muhyî-yi Gülşenî’nin Menâkıb-ı İbrâhim Gülşenî [4]adlı eserine dayanır. Halvetiye tarikatının önde gelen temsilcilerinden olan Dede Ömer Ruşeni, daha sonra bu tarikatın Ruşenîye kolunu kurmuştur. Hakkında bilgi veren kaynaklara bakılırsa Yüzyıldan fazla ( hatta 114 yıl ) bir ömür sürmüş olan şair 1533 yılında Mısır'da vefat etmiştir. “Muhyî, onun 940’ta (1534) vefat ettiğinde 114 yaşında olduğunu “ yazmıştır. Bu durumda Dede ömer Ruşeni’nin doğum tarihi 1423 olmalıdır. İbrahim Gülşenî ve onun inşa ettiği Gülşenîliğin tasavvuf tarihi içindeki yeri konusunda başta Muhyî’nin Menâkıb-ı İbrahim-i Gül- şenî adlı eseri olmak üzere kaynaklardaki malumat, Tahsin Yazıcı ve Himmet Konur tarafından sistematik olarak ele alınmış, İbrahim Gülşenî’nin hayat hikâyesi, menkıbeleri, halifeleri, tekke ve zaviyeleri konusunda bilgiler verilmiştir. (Yazıcı 1951, Konur 2000). [5] Tezkirelerdeki v................
Şeyhi
Şeyhi
25 Eser
Şeyhî (?-1431) Kütahya doğumlu Türk Divan şairi. Kaynaklara göre asıl adı Yusuf Sinanüddin veya Yusuf Sinan'dır. Germiyanlı Şeyhi ya da Hekim Sinan olarak da bilinir. Orhan Gazi ve I. Murat'a vezirlik yapmış olan Sinanüddin Fakıh Yusuf Paşa ile karıştırılmamalıdır.Şeyhi'nin doğum tarihi bilinmese de, Kütahya'da doğduğu ve çocukluğunu burada geçirdiği bilinmektedir. Bazı kaynaklarda, 1371 yılında doğduğu belirtilse de bu tarihin doğruluğu ispatlanmamıştır. Fakat Çelebi Mehmed’i tedavi ettiği yıllarda şâirin kırklı yaşlarda olduğu bilgisi kaynaklardan çıkarılabildiğine göre şairin 1370 ila 1376 yıları arasında doğmuş olabileceği kuvvetle muhtemeldir. [1] Şeyhi, Germiyan sahasında yetişmiş aşağı yukarı Ahmedi Dai ile birlikte yetişmiş hatta onunla birlikte aynı muhitlerde bulunmuş bir şairdir. Şeyhi, I. Murad, Yıldırım Bayezid, Çelebi Süleyman (Germiyan Beyi), Çelebi Mehmed ve II. Murad devirlerinde yaşamıştır...........
Şeyhoğlu Mustafa
Şeyhoğlu Mustafa
5 Eser
Şeyhoğlu Sadreddin Mustafa, 15 Yüzyılın şöhretli mesnevi şairlerindendir. 1340 yılında doğ muş ve muhtemelen 1409 yılından önce ölmüştür. Ancak nerede doğduğu bilinmemektedir. Saray çevresine yakın soylu bir aileden gelmektedir. Doğum tarihi şairin Hurşîdnâme adlı eserindeki bir ibareden anlaşılır. Bu eserinde “asıl adının Mustafa olduğunu, Kenzü’l-Küberâ ve Mehekkü’l-Ulemâ’yı 1401 yılında yazdığı zaman 62 yaşında olduğunu” [1]açıkça söyler. Şeyhoğlu, buna göre 1340 yılında doğmuştur.[2] Germiyan beyi Süleyman Şah'ın yanında nişancılık ve defterdarlık hizmetlerinde bulunmuştur. Daha sonra Yıldırım Bayezid'e intisap etmiştir. Ölüm tarihi kesin olarak bilinemeyen Şeyhoğlu, Germiyan Beyliği sınırları içinde yaşamış, Germiyan beyi Süleyman Şah'ın ölümünden sonra Yıldırım Bayezid'in yanına gelmiş, Osmanlı sarayına intisap etmiştir. Şeyhoğlu'nun Farsça 'dan yaptığı tercümeler çoktur. Fakat onu meşhur eden asıl eseri "Hurşidnâme"sidir. Bu eser, mesnevi tarzında yazılmış bir aşk ve macera romanıdır. Önce Germiyan Bey'i Süleyman Şah'a, sonra Osmanlı Padişahı Sultanı Yıldırım Bayezid'e sunulmuştur. “ Şeyhoğlu’nun nerede, ne zaman öldüğü ve mezarının nerede bulunduğu da belli değildir. Abdülvâsî Çelebi’nin 1414 yılında yazdığı Halîl-nâme’de Şeyhoğlu Mustafa’dan da bahsetmesine bakılırsa şairin, 1414 yılına yakın bir zamanda öldüğü söylenebilir.”[3] Ş. Mustafa’nın edebi kimliğinde İran edebiyatı şairlerinden Ferîdüddîn Attâr ve Senâî’nin, önemli rolü vardır. Türkçeye oldukça hâkim olan şair, Arapçayı, Farsçayı ve eski kültürün beslenme kaynaklarını oldukça iyi bilmektedir. Şeh-nâme’den, Kelile ve Dimne ve Mesnevî-i Ma‘nevî’yi hatmetmiş bilgisi ve “Farsça ana kaynaklara olan hâkimiyeti eserlerine de yansımıştır.” Şeyhoğlu’nun eserlerinde öğretici taraf ağır basar. Öncellikle bir tercüme yazarı olmasına rağmen eserlerine kendi kişiliğin vuracak kadar çok şey katmaya çalışmıştır. [4] Türkçeye ve serlerine kendinden çok şey katmaya gayret edeb yazarın dili bir hayli ağır ve sanatlıdır. Bu bakımdan onun eserleri ve dil anlayışı Süslü nesrin ve Sinan Paşa’nın öncüsü olmuştur............
Şeyhülislam Ahmet Arif Hikmet
Şeyhülislam Ahmet Arif Hikmet
2 Eser
Şeyhülislam Şair Ahmet Arif Hikmet Bey Doğum,1786, İstanbul, Ölüm ,22 Mart 1859, İstanbul , Osmanlı Müderrris, kadı, Yüz beşinci Osmanlı şeyhülislâmı, şair ve tezkire yazarı Tam ismi Seyyid Hacı Ahmet Arif Hikmet Bey'dir. 1786'da İstanbul'da doğdu. Babası İbrahim İsmet padişah III. Selim döneminde nakib-ül-eşraf ve kazaskerdi. Dedeleri ise vezirlik rütbesine erişmiş tanınmış devlet adamlarıdır. [1] I. Abdülhamîd Han zamanı Mısır beylerbeyi vezir Raif İsmâil Paşa’nın torunudur.[2] Küçük yaşta ilim tahsiline yöneldi. Zamanının önemli âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri öğrendi. ( Kimi kaynaklara göre 1796 yılında ve henüz on yaşında iken müderris payesi aldı. [3] İstanbul'da bir ileri medrese eğitimi gördü. 1813 senesinde hacca gitti.[4]Bu arada bilimsel ve edebî çalışmalara da başladı. 1816 da henüz 30 yaşında iken Kudüs kadılığına tayin edildi. Bu görevinde beş yıl kaldıktan sonra 1820'de Mısır kadılığına nakledilerek “mevleviyyet payesine” ulaştı. 1821 de Medine kadılığı görevine getirildi. 1826'da Mekke payesi verildi ve hac görevini ikinci kez ifa edip "hacı" olarak da anılmaya başlandı. 1828 de İstanbul payesi verilip İstanbul'a geldi. 1829 da Rumeli'nde nüfus tahrir işlerini nezaret etme görevi verildi. 1830 da nakip-ül-eşra....................
Şeyhülislam Yahya
Şeyhülislam Yahya
4 Eser
Zekeriyazade Yahya Efendi Zekeriyâzâde Yahyâ Efendi (1561, İstanbul - 1644, İstanbul) Sultan I. Mustafa, Sultan IV. Murat ve Sultan İbrahim’in saltanat yıllarında Şeyhülislamlık yapmış âlim ve Türk divan şairidir................