Bicâde Becâdi Taşı

Osmanlıca yazılışı: bîcâdi - یبجاد

Bicâde sözcüğü eski metinlerde yakuta çok benzeyen yakut ile çok karıştırılan, yakut gibi kırmızı renkli ama yakut olmayan kıymetli bir mücevherdir. Necati Lugal'e göre mücevher kırıntısına da bîcade denirmiş ( Şehname Çevirisi, Devlet kitapları CIII. s. 454

Günümüzde bicadi taşı var mıdır yok mudur bilemiyoruz ancak Hoca Nasîrüddîn-i Tûsî’nin verdiği bilgilerden yola çıkarak bu taşın yakutun bir türü olarak halen olduğunu, yakut veya yakutun bir türü olduğunu söyleyebiliriz.

Bîcâde, çok sulu, kızıl bir taştır. Rengi menekşe rengine benzer. Işıltısı yoktur; fakat ilk bakışta içinde ışık gibi nesneler gözükür. “ Ama becâdî taşının dibini kazıdıklarında becâdî taşından da ış ışık gözükür ve yakuttan ayırt edilemez hale gelirmiş.

 Bîcâde taşını yakuttan ayırmak için bîcâde taşının dibine mum yapıştırılmış.  Eğer ışık hiç kalmamış veya çok azalmış ise o taşın yakut değil becadi taşı olduğu anlaşılırmış. Dibine mum yapıştırıldığında daha fazla ışık veriyor ve o taş daha güzel görünmeye başlıyor ise o taşın yakut olduğu bilinirmiş.  Becâdînin rengi ateşte değişir, yakutun rengi değişmez.  Yakut diğer taşlardan ağırdır ve yakut ağza alınınca geç ısınır, susuzluğu giderirmiş. “

Becâdî taşı, kırmızı  ve pembe  renkli  la’l , “la‘l-i Bedahşân” La‘lî, Bedahşî ve bedahşânî de denilen taşların miski amber kokularının ve misk ahuların vatanı Hoten veya Hıta ülkesine giden  yolların başlangıç yerinde olan   Bedahşan ‘da çıkan bir taştır.  ( bkz Hıta Hatâ Hoten Ülkesi Ahular ve Güzellerin Şehri ) Bu nedenle becâdi taş belki  la’l yaşlarının belki de yakıtların bir türüdür. Misk kokularının ve nafelerin geldiği yolların başında çıkan bu taşlar belki de yakıt türüdür.  Nâfe ve Nâfe-i Tatar Nedir ( Misk- Amber- Hıta- Hoten -Çiğil -Yağma ) Bu taşların çıktığı bölge Türkistan güzellerinin yurdu, çekik gözlü ahu avcısı  Türkistan güzellerin de vatanıdır.( bkz HOTEN AHUSU AHU-YI HOTEN )

Eski kaynaklara göre becâdi taşlarının en iyileri Hindistan’da bulunan  Râhûn dağı ve Bashîrân’da çıkmaktadır. Eski devrin kaynaklarına göre becâdi taşını üzerinde taşımak cinsel isteği arttırırmış. Becâdî taşı, ezilip sürme gibi göze çekilirse, göze iyi gelirmiş.  “Dört arpa ağırlığında BecâdîTaşı kazınıp vücudunda su birikene içirilirse, içindeki sarı suları giderir ve o hastalıktan şifa bulurmuş”

Eski zamanlarda la’l yoktu, BecâdîTaşıye çok değer verilir, rağbet edilirdi. La’l bulununca Becâdî taşınin değeri azaldı. BecâdîTaşınin rengi kızıl yakut rengindeyse ve yeterince iyiyse değeri orta halli la’lin değerindedir. BecâdîTaşı orta halliyse, kötü la’ldeğerinde olur. “