Divan Şiirinde Dürbin ( Dürbün )  ve   Hurde - Bin

 

Osmanlıca yazılışı : دوربين – Dûrbîn

Dürbin kelimesi sözlüklerde uzağı gösteren alet olarak aktarılır. Osmanlıca yazılışı  بينانه   خرده  Hurde- bin ise sözlük anlamları ile “ İnceden inceye. Kılı kırk yararak.  Gözle görülmeyecek derecede küçük. Mikroskopik. ” anlamlarına gelir. [1]

Dürbün zannedildiği gibi yakın çağlarda keşfedilmemiştir. Divan şairlerimizin şiirlerinden anlaşıldığına göre dürbün  çok eski devrilerden beri bilinen  bir alettir.  En azından Nabi ve Nedim’in şiirlerinden yola çıkılarak dürbünün 17 yy. dan belki de 16 yy dan beri bilindiği ve kullanıldığı anlaşılır.

Uzaktaki nesneleri yakında imiş gibi gösteren dürbün divan şiirinde İskender’in aynasına benzer özelliklere sahip bir araç olarak kabul edilmiştir.

Eski eşarda dürbün ile mana gözükür
Yeni eşarda mana diye bir külfet yoktur. Şair Eşref

(Eski şairlerin beyitlerinde mânâ çok derinlerde, ancak dürbün ile görülebilir. Yeni şiirlerde ise  anlam diye bir zahmet hiç bulunmaz.

Sana ber kaide ağyara aksi ile bakardım ben
Elimde hâme- muciz nüma bir dürbin olsa         Nabi

Eski şairlerin dürbinden anladıkları kısmen Cem’in kadehi ve İskender’in aynasına benzer.  ( bkz : Mir'ât Nedir Mirât-ı âlemnuma Ayîne-i İskender Cem'in Aynası )   Bilindiği gibi  İskender, İskenderiye şehrini kurduğu zaman orada bulunan hekim­lerden Belinas, Hermis ve Valines bir ayna yapmışlar ve yüksek bir yere koymuşlar, bu aynada oraya gelmekte olan gemileri  daha  çok uzakta iken görürmüş. [2]

Sanemâ gün yüzün âyine-i cândır bilirim
Dü cihân nakşı kamu anda ‘ayândır bilirim  Şeyhi

Câm-ı Cemdür bize mir`ât-ı mücellâ-yı safâ
 Görinür peykerümüz anda musaffâ-yı safâ  AHMET NÂMÎ  DÎVÂNI 

Senün ol sîne-i billûrını kim görse dirlerdi 
Cihâna bir dahi İskender-i  âlem-nümâ geldi (Rezmî) 

Cem ‘in aynası ise bir kadehtir. Cem’in  aynası, İskender’in yanasından biraz farklıdır.  Cem’in aynası bir kadehtir, İskender’in ki ise bir  aynadır. Cem’in yanası içi sürekli şarap dolu olan içildikçe dolan  içi şarap dolu bir kadehtir.  Bu kadehin ayna gibi göstermesini sağlayan şey ise kadehin içindeki şaraptır. Cem kadehindeki şarabın yüzüne bakarak âlemi görmektedir. [3]( Bkz Cem Cemşid-i Hurşit - Hatt-ı Câm Hatt-ı Sağar Nedir ve Cemşid-i Hurşid'in Kadehi )

Cem, bu aynaya veya kadehe bakarak kimlerin işlerini yapmadığını görür memleketin düzen ve dirliğini  bu kadehe bakarak anlarmış.  Cem bu kadehe bakarak civar ülkelerdeki halleri  de seyreder, dünyada olup biten her şeyi  görürmüş [4] (Câmı Cem Câm-ı cihannüma Câm-ı âlemnüma, )[5]

Âlemün nakşını seyr itmek ise maksûdun
Bakma âyîne-i İskender'e Cem câmın gör       (Tıflî) 

Câm-ı Cem’i aldum ele dil şevk ile toldı
Bakdukca ol âyineye dünyâ benüm oldı         Nevizade Atai

Divan şiirinde dürbün bu şekillerde Cem’in aynası ve kadehi, İskender’in aynası  ile benzer özelliklere sahip bir nesne olarak görülüp anlatılır.

Kim bakar cam ı  Cem’e  ayine-i İskender’e
Dürbin-i alem-i  dil-i  sağar- ı müldür bana        Tıfli

Hurde bin ise günümüz dilindeki mikroskobun eski dildeki karşılığıdır. Bilindiği gibi mikroskop, küçük nesneleri büyük gösteren bir alettir.

Keşfeyledik hakayık ı iş mi eyledik
Dünyayı cahil eyledin  hurde bin utan       Adanalı  Hayret [6]


KAYNAKÇA

 

[1] https://www.luggat.com/hurde-b%C3%AEn/1/2

[2] /post/iskender-in-aynasi-ayine-i-alemnuma/85066

[3] /post/cem-cemsid-i-hursit-divan-siirinde-cem-ve-tum/85236

 [4] /post/cami-cem-cam-i-cihannuma-cam-i-alemnuma/85214

[5] /post/ayine-siirde-ayna-mazmunu-ornekleri/85062

[6] A. Talat Onay Edebiyatımızda Mazmunlar, MEB, 1996-  s. 197