Gavvas

Osmanlıca yazılışı: gavvâs : غواص

Gavvas kelimesinin Osmanlıca sözlüklerdeki anlamı: dalgıç, inci ve sünger avcısı, suya dalan, denizin dibine inen kişi “  şekillerindedir.  Arapça kökenli bu sözcüğün çok gayretli, çalışkan gibi anlamları da vardır.

Gavvaslık işi eski bir meslektir.  Üstelik gavvaslar sadece inci avlayan kişiler olarak değil, denizcilikte, tersanelerin inşalarında,  ordularda bulunan kimselerdir. Örneğin  Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’da inşa ettiği Tersane i Amire bünyesine birçok dalgıç da işe almıştır. Evliya Çelebi’nin anlatımına göre de  gavvaslar  Galata ve Kasımpaşa’da loncalar da kurmuşlardır.  Osmanlı deniz kuvvetlerindeki dalgıçlar  donanmanın tüm seferlerinde görev alan   vazgeçilmez personellerden birisidir.

Buna rağmen gavvaslar yani dalgıçlar  edebiyatta daha ziyade, inci ve istiridye avcılığı nedeni ile söz edilir. Eski devrilerde İstiridyenin  kabuğundan çıkan  incileri bulmak i sıcak denizlerin akıntılarına dalan dalgıçların yaptıkları bu tehlikeli arayışlar divan şairlerinin şiirlerinde çok çeşitli vesileler ile kullanılmıştır.  Bu nedenle Divan Şiirinde gavvas kelimesi daha ziyade   Dürr, İnci  kelimesi ile birlikte kullanılır.  Değerleri ve ağırlıkları  miskal  ve kırat üzerinden hesaplanan bu incilerin en değerlileri, büyüklük, parlaklık ve renklerine göre kıymet kazanır.    Bazı şanslı gavvaslar  serçe yumurtası büyüklüğünde incilere Dürr-i Yekta Dürr-i Yetim denilen inciler de çıkarmışlardır. Eğer gavvaslar  bu incilere ulaşırlarsa çok büyük servetler kazanmışlardır. [1]

Bir senâ dürrin çıkardı bahr-i tabım mevci kim
Cân verir gavvâs olan ol dürr-i nâ-yâb üstüne        Ahmet Paşa (G.16.37)

Ahmet Paşa’nın yukarıdaki beytinde de söz edildiği gibi inci çıkarmak uğruna nice gavvaslar ölmüştür.

İncilerin en kıymetli olanları Aden’den çıkıyor bu incilere  ise Dürr-i Aden - Aden İncisi  denilmiştir.

Bağda Dürr-i Aden gibi yine yaseminin ,
Ciğerin deldi yine bu gün şive-i çâh-ı zekânın   Baki    

Dürr-i bekâyı bulmaga gavvâs-ı dil gibi
Göz yumdı düşdi yine fenâ bahrine habâb          Bursalı Rahmi

Gavavs , yani dalgıç kelimesi geçmese bile Dürr , İnci, Dürr-i Aden - Aden İncisi, Dürr-i Yekta ve  Dürr-i Yetim kelime ve terkiplerinin  kullanıldığı beyit ve şiirlerde mutlaka dalgıç veya gavvas mazmununa işaret vardır demektir.

Bu bâzâr içre düşmez dâne-i eşküm gibi gevher
Gel ey cân riştesi şimden girü dürr-i Aden den geç   Baki

“Bu pazarda gözyaşlarımın tanesi gibi bir inci bulunmaz. Ey can ipliği gibi olan sevgili, gel bundan böyle Aden incisinden geç!”:

Çıkdı bir niçe sadef bahr-i cenâb-ı şâhdan
Her birin itmiş makar bir dâne dürr-i şâhvâr                Nevî (M.1.27)

Bahr-i şi‘rümde niçe dürr-i ma‘ânî var iken
Bilsem ey Ravzî nedür gavvâsa deryâdan garaz        Ravzi Hayatı ve Edebi Yönü

Gavvas bahrına girdim, vücudun şehri gezdim,
Dürrü sedefte gördüm, cevheri kan içinde.          Ahmet Yesevi Şiirleri

Gavvâs-ı bahr-i şi‘ir nice fikre talmasun
Gevherle Sun‘inüñ çü tolıdur sefinesi     Gelibolulu Sun’î

Eski edebiyatta  Gavvas, kelimesi pek çok anlam çağrışımı yapabilecek şekillerde ve şiir dışındaki birçok türlerde de kullanılmıştır. Gavvas kelimesinin kullanıldığı Sadi’nin şu vecizesi oldukça güzeldir.

Timsahın dişlerinden korkan gavvas- dalgıç- derinlerdeki inciye ulaşamaz”.   Sadi Şirazi

KAYNAKÇA

[1] /post/durr-inci-divan-siirinde-inci/85777