Hak Oğul:  ( Manevi Evlat Alma- Yakadan Geçme)

Hak Oğul tabiri  manevi evlat  edinmek anlamında kullanılan bir tabirdir.   En azından  altı asırdan beri dilimizde var olan bu deyim eski bir anane olarak  “Yakadan Geçme” deyimi ile de ifade bulmuştur. [1]

“N’ola oğul edinüp yâri geçürsem yakadan
Pîrehen pârelenüp çâk-i giriban böyüdü”             Gelibolulu Süruri (Gökyay, 1975: 69).

Hak oğuldur yakadan geçme bana eşk-i yetîm
Tıfl-iken dahi gözüm salmışıdi dâmenime”                     Edirneli SEHİ BEY

yetimin gözyaşı bana, yakadan geçme Hak oğuldur, daha çocuk iken bu gözyaşı gözümden eteklerime inmiştir

Yakadan Geçme deyimi Türk Dil Kurumu Büyük Sözlğüne göre  “evlatlığa kabul etmek”(TDK, 2005:2109) manasındadır.  Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü’nde “mecaz yoluyla birini evlat edinmek yerinde kullanılır eski vesikalarda geçen bir tâbir”(Pakalın, 1983: 601), şeklinde, Kâmus-ı Türkî’de ise “oğulluğa kabul etmek, tebenni etmek” (Şemseddin Sami, 1317: 1533) şeklinde açıklanmıştır.

 A.T. Onay ‘da Eski Edebiyatta Mazmunlar adlı eserinde “ beş asırdan beri uygulanan bir adet" olarak  tanımladığı bu hadiseyi şu şekilde anlatır. “ Eskiden bir çocuğu manevi evlat edinmek isteyen bir kimse  cübbe, palto gibi  bir elbisesini o çocuğun üzerine atar  bu suretle o çocuğu evlat edinmiş olurdu.”[2] A.T. Onay’ın verdiği bu bilgilerden de yola çıkarak bu ritüelin daha ziyade Alevi Türkmenler arasında yaygın olduğuna bakılırsa “Pençe-i Al-i Aba Nedir Hamse-i Ali Aba Ali Âba Ehl-i Kısa ve Ali-i Aba “  Aba altına alınanlar kavramı ile  de ilişkili olmalıdır.

Bilindiğ gibi  “  Âli abâ "  Hz Muhammed’in abası altına alınanlar manasına gelir.  Abanın altına  alınmak demek muhafaza altına alınmak,  bir babanın himayesinde bulunan aile bireyleri  anlamındadır. Bu nedenle  “  Hz Fatıma, Hz.Al, Hasan ve Hüseyin’e  Al-i Aba- Ehl-i Kısa - Pençe-i Al-i Aba Nedir Hamse-i Ali Aba Ali Âba Ehl-i Kısa, -  altındakiler olarak anılmışlardır. Al-i Aba’ya  Ehl-i Kısa -, Pençe-i Al-i Aba, Hamse-i Ali Aba gibi adlar da verilmiştir.”[3]

Muhammed Ali’nin kullarındanım
Al-i Aba nesli Haydaridenim
İmam-ı Caferi mezhebindenim
Derdimend Hatayi ihsana geldi.      Hatayi

Ehl-i Aba Şiilikteki İmametin köklerinin dayandığı önemli dayanaklardan biridir. Bilekten başlayıp parmaklara kadar gösteren el resmi Pençe olarak anılır. Pençe Hz Muhammed’le birlikte Al-i Aba’nın simgesi olan beş saysını da işaret ve sembolize eder.”[4]

“Yakasından geçürüpdür ser-i ser-i zülfün bilürüz
Nice çok başludur elden komaz inkâr etegin          Necati

 Yaḳasından geçürübdür ser·i zülfin bilürüz
Nice çoḳ başludur elden ḳomaz inkār etegin    Necati

Bu âdete göre yaşı buluğ çağına ermemiş çocuklar, kimsesiz kaldıklarında ziyan olup gitmesinler, aile terbiyesinden ve sıcaklığından uzaklaşmasınlar, toplumsal insicam bozulmasın diye evlat edinilmeleri teşvik görürdü. Nitekim çocuk, yetim büyüdüğü vakit aile içerisinde mahremiyet ve kaç-göç başlamasıyla karşılaşılacağından ileride sıkıntı çıkmasın, çocuk kendini öz evlatların kardeşi bilsin, anne-baba onu öz çocuklarından ayrı tutmasın diye onu “Hak evlat” edinme yolunu tutarlardı” (Pala, 2008)[5]

Bir çocuğu manevi evlat  edinmeyle ilgili babaların ve annelerin farklı ritüeller uyguladıkları ortaya çıkmaktadır.  A. Talat Onay,   evlat edinen babaların çocukların  üzerine palto, aba, veya bir gömlek attıklarını aktarırken  O. Şaik Gökyay ise kadınların uyguladığı bir ritüelden söz eder. “Bir çocuğu kendisine evlat edinmek isteyen kadın, onu gömleğinin yakasından geçirerek koynuna alıyor. Böylece çıplak teniyle gömleği arasında kalan çocuk, yukarıda geçtiği üzere onun “Hak evladı” oluyor. Yazık ki, bu yolda evlat edinmenin bir töreni, bir duası, bir yiyip içmesi var mı yok mu, bilmiyoruz.”[6]

Orhan Şaik Gökyay ‘ın anlattığı bu anaenin tam bir benzeri Aşık Şenlik  ileErzurumlu Aşık Sümmani  ’nin kardeş ilan edilmesi ile ilgiliMurat Çobanoğlu ’nun anlattığı bir serencam da geçer.  Murat Çobanoğlu, Âşık Şenlik ve Sümmani arasındaki dostluğu gösteren şöyle bir olay anlatmıştır.

“ Sümmani Şenliğin evine gelir. Evde birbirleri ile atışmaya başlarlar. Birbirlerini mat edebilmek için çalıp çabalarken iyice uğraşır ve yorulurlar. Bunun üzerine Şenlik’in anası içeri girer ve göğüslerini açarak onlara gösterir. Biriniz bundan biriniz de bundan içtiniz der.  Bunun anlamı ikinizde kardeşsiniz siz benim oğullarımsınız anlamındadır. “ [7][8]

Doğunca çocuğu haber ver bana
Elini vurmasın doğuran ana
Nefes veren Hak’tır o ulu cana
Üç sefer yakadan geçmiş ne güzel    

Zahirde senindir batında benim
Katarına almış okşamış tenin
Yakadan geçirmiş al demiş senin
İnsanlık yolunu bulmuş ne güzel

Türkmen soyumuzda böyle gelenek
Âşık Niyazi’dir bizlere örnek
Büyümüş dilemiş haktan üç dilek6
Üçü de yerine gelmiş ne güzel                Âşık Niyazi   [9]

Şu halde Hak Oğul ve yakadan geçirme manevi evlat edinmeyi ve bunun için yapılan ritüelleri ifade eder. Bununla birlikte   yakadan geçirme deyiminin “  başka bir yerde insanın yanından ayırmadığı, çok sevdiği, koynunda sakladığı, evlat gibi baktığı nesneleri anlatmak için de kullanılmış” [10]olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bu deyimin sadece manevi  evlat edinme ile ilgili olarak kullanılmadığı,  Alevi dergahlarına devam eden Alevilerin arasında  kardeşlik bağının güçlendirmek amaçlı   dedeler tarafından   tarafından manevi kardeşlik bağlarının güçlendirilmesi amaçlı yapılan bir  ritüel olduğu   Bülent AKIN’ın “, ALEVİLİKTE “YAKADAN GEÇİRME” RİTÜELİ VE ÂŞIK NİYAZİ ÖRNEĞİ,” adlı yazısında ifade edilmektedir.  

Seyyit Vehbi’nin şu  dizelerinde  yakadan geçirme hadisesi bambaşka bir konu –  başkasının şiirini çalıp kendi  şiiri  imiş gibi yazanlara – üzerine yazılmıştır.   

Gayrın geçirenler yakadan  zâde-i tâbın
Benzer ki tebenni ede mâder- be hatâyı        Seyyid Vehbi

Başkasının- çocuğunu -  şiirlerini yakadan geçirip evlat edinenler, çalıp sahip çıkanlar; bir piçi evlat edinmiş gibidirler.

 KAYNAKÇA

[1] A.T. Onay ,”Eski Edebiyatta Mazmunlar”, MEB. 1996- SHF 251

[2] .T. Onay ,”Eski Edebiyatta Mazmunlar”, MEB. 1996- SHF 251

[3] Şahamettin Kuzucular, /post/pence-i-al-i-aba-nedir-hamse-i-ali-aba-ali-aba-ehl/86135

[4] Şahamettin Kuzucular, /post/pence-i-al-i-aba-nedir-hamse-i-ali-aba-ali-aba-ehl/86135

[5] PALA, İskender (2008). “Yakadan Geçirmek”, 15 Temmuz 2008 Salı, Zaman Gazetesi

[6] Bülent AKIN, ALEVİLİKTE “YAKADAN GEÇİRME” RİTÜELİ VE ÂŞIK NİYAZİ ÖRNEĞİ, https://www.hbvdergisi.gazi.edu.tr/index.php/T

[7] Şahamettin Kuzucular, /post/asik-senlik-hayati-edebi-kisiligi-biyografisine-katkilar/75949

 [8] Şahamettin Kuzucular, /post/erzurumlu-asik-summani-hayati/74018

[9] Bülent AKIN, ALEVİLİKTE “YAKADAN GEÇİRME” RİTÜELİ VE ÂŞIK NİYAZİ ÖRNEĞİ, https://www.hbvdergisi.gazi.edu.tr/index.php/T

[10] Bülent AKIN, ALEVİLİKTE “YAKADAN GEÇİRME” RİTÜELİ VE ÂŞIK NİYAZİ ÖRNEĞİ, https://www.hbvdergisi.gazi.edu.tr/index.php/T