Münşeat Nedir
Osmanlıca yazılışı: Münşeat ~ منشآت
Arapça : munşaˀāt منشآت
Münşeat, Arapça kökenlidir. Münşeat Arapçadaki inşa edilenler, yapılar veya kompozisyonlar anlamına gelen ( inşâ ) kökünden türemiştir.
naşaˀa نشأ çıktı, belirdi, yazan, yapan anlamına gelen münşi, yapılan anlamına gelen inşaat, sözcükleri ile aynı kökten gelmektedir. Münşeat sözcüğünün sözlüklerdeki anlamı: Mektuplar, kaleme alınan şeyler; nesir yazıları ,[1] “düz yazı, nesir” [2] anlamlarındadır.
Osmanlı devrinde münşeat sözcüğü devlet bünyesinde çalışan nişancı, tevkīî , katip, memur veya küttâb gibi görevlilerin yazdığı resmi yazılara ,mektuplara vb ile şair ve yazarların kaleme aldığı her çeşit sanatlı düz yazıya ve bu yazıların toplandığı kitaplara denmiştir. “Bu mecmuaların muhtevasını resmî ve özel yazışma ile mektuplar yanında manzum mektuplar, bunları süsleyen değişik manzumeler, nutuk, makale, arzuhal ve duânâmeleri de içine alan örnekler oluşturmaktadır.”[3]
Edebiyatta Münşeat
Tahir'ül Mevlevi Edebiyat Lüğati adlı eserinde münşeat kelimesini şu şekilde tarif eder. "Münşilerin yazdıkları tumturaklı nesir ve bunların topluca bulundukları mecmua veya kitap " Münşeat , münşi olarak adlandırılan yazarların edebi özellik taşıyan yazılarına ve kitaplarına dendiği gibi, küçük nesir yazıları ve mektupların bir araya toplandığı mecmua veya dergilere de denmiştir. . Eski devrilerde münşi adı verilen nesir yazarları yazılarını münşeat adını verdikleri mecmualarda toplar bu tip dergi şeklindeki eserlere de münşeat derlerdi. Bu yazarlar yazılarını toparlayarak Münşeat Mecmuaları oluştururlar, bu dergilerin içinde yazısı olan yazarlara da münşi adını verirlerdi.
Eski edebiyatta mektuplar dâhil her çeşit mensur yazıyı bir araya toplayan eserlere “mecmûa-i münşeât”, “mecmûa-i inşâ” gibi adlar da veriliyordu. Şairler ve yazarlar kenedi mektuplarını ve yazılarını bir araya toparladıkları gibi kimi şair ve yarların eserleri ölümlerinden sonra başkaları tarafından bir araya getirİlerek münşeatları oluşturulabiliyordu. Örneğin Kınalızâde Ali Efendi, Lâmiî Çelebi, Veysî, Nergisî ve Nâbî kendi eserlerini kendileri toparlayan şairlerdir. Fakat , Ebüssuûd Efendi, Nef‘î, Çelebizâde Âsım, Râgıb Paşa, Kânî ve Âkif Paşa’nın münşeatları ise kendileri öldükten sonra eserleri başkaları tarafından oluşturulmuştur. [4][5] ( bkzDivan Edebiyatında Münşeatlar )
Münşeat mecmuaları, içerdikleri yazıların konularına göre üç tipte oluyordu.
Resmî Münşeatlar: Devlet adamları ve devlet büyüklerinin çeşitli nedenler ve amaçlar için yazdıkları yazılardı. Bunlar emir, ferman, berat, gibi vesikaların kopyası olabiliyordu. Bu tip münşeatlar “ ümera hükema, havatin, sadat, şuara, ulema, guzat, meşayih, vüzera” için yazılmış yazılar oluyordu. [6] Örneğin Feridun Bey'in Münşeatü's-Selâtirı'i (II. c. bs. 1884-49, 1858)[7]
Didaktik Münşeatlar: Medrese ve mekteplerde de ders kitabı olarak kullanılabilecek nitelikte yazılmış olan kompozisyon ve yazı sanatını konu alan münşeatlar
Mektup Münşeatlar : Şâirlerin mektuplarından oluşan münşeatlar.. Bir şâirin kendisine ait resmî, edebî ve özel mektuplarını toplayan münşeat mecmuası oluşturması. Örneğin Nâbî’nin , Münşeat, İ. Ü. Ktp. T. Y. nr. 727);
İLGİLİ BAŞLIKLARIMIZ LİNKLERİ
Münşeatü's Selatin Nişancı Feridun Bey
İnşa Münşi İnşa- yı talebi İnşa-yı gayr-i talebî
Nişancı Feridun Ahmet Münşeâtü's-Selâtin
KAYNAKÇA
[1] https://www.osmanice.com/osmanlica-22246-nedir-ne-demek.html
[2] MUSTAFA İSMET UZUN, https://islamansiklopedisi.org.tr/munseat
[3] MUSTAFA İSMET UZUN, https://islamansiklopedisi.org.tr/munseat
[4] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/divan-edebiyatinda-munseatlar/75153
[5] MUSTAFA İSMET UZUN, https://islamansiklopedisi.org.tr/munseat
[6] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/munseat-nedir/117788
[7] İskender Pala, Ansiklopedik Divan Şirii Sözlüğü, s. 355