Tahmis
Cânına ateş vurur bir mihrî rahşanın mı var
Sînede dağ-ı gâmından nâr-ı suzanın mı var
Subha dek şebnem döker bir çeşm-i giryânın mı var
Noldun inlersin felek hercâyi canânın mı var
Her makamı seyreder bir mâh-i tabânın mı var
Esmez iken ab-ı hâkün üzre hergiz bâd-ı sert
Çekmez iken bülbülün goncandan alâm ile dert
Ziynet eylerken seni gâh lale gibi sürh vert
Benzini ey bûstân fasl-ı hazân mı etdi zerd
Yoksa başı taşra bir serv-i hırâmânın mı var
Gül güler gülşende sana ağlamak olmuş nasîb
Yoksa goncana rakîb-i hâr mı oldu karîb
Derde mi düştün ki dermân edemez ona tabîb
Ağlayıp feryâd edersin her nefes ey andelîb
Hâr ile hem-sâye olmuş verd-i handânın mı var
Mürde ihyâ kıldığı içün yâra ben Îsa dedim
Yoktur ey Hızr-ı Skender leb sana hemtâ dedim
Yoluma can terkin etmezsin dedi haşâ dedim
Yoluna canum revân etsem gerek cana dedim
Hışm ile bakdı yüzüme dedi kim canın mı var
Ey Hayâli aşka kul olalı sultansın yine
Yani bir hûriveşin hüsnüne hayransın yine
Bir melek sûretlinin derdiyle nalânsın yine
Zülf-i dilber gibi ey Zâtî perişansın yine
Cevr-i bî-had yoksa bir yâr-ı perişanın mı var