Yazarlar
Deli Boran
27 Eser
1838–1900. Çorum’un Sarımbey köyünde doğduğu iddia edilmekle birlikte Çukurovalı olarak kabul edilip, Çukurova’da dünyaya gelip, mensup olduğu oymağı ile Çorum’a iskân edilmesi muhtemel olan bir halk ozanımızdır. Bazı araştırmacılar onu Çorumlu olarak kabul eder. Ancak onların bu iddiaları da kanıta dayalı iddialar değildir. ( Örneğin DOÇ. DR. BEHİYE KÖKSEL, onu Çorumlu olarak gösterir “DELİ BORAN”, http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/deli-boran )
Deli Boran’ın doğumu, ölümü doğum yeri hakkında ileri sürülen bilgilerin pek çoğu kesin değildir. Çağdaşı olan bazı âşıkların şiirlerinden yola çıkılarak yaşadığı döneme ilişkin belli ipuçlarına varılmasına rağmen varılan sonuçlar kesin olamamaktadır. Bu yüzden Deli Boran’ın Çorum’da doğup öldüğüne dair verilen bilgiler kuşkuyla karşılanmalıdır. [1]
Deli Boran hakkında verilen bilgilerin hiç birisi hemen hiçbir belgeye dayanmaz. Asıl adının Hanefi olduğuna dair bilgiler varsa da bu bilgilerin kaynağının nereden alındığı belli bile değildir. Varlığı hakkındaki kanıtlar halk arasından derlenmiş antolojilerde ve araştırmacılar tarafından bulunmuş şiirler ile Pertev Naili Boratav’ın derlediğini söylediği iki menkıbeden ibarettir.[2]
Ne zaman yaşadığı ve doğduğuna dair bilgiler ise şiirlerinden çıkarılan sonuçlar ve Çorum’da halk arasından derlenen bilgilerden ibarettir. Buna karşın tüm veriler onun 19. Yy ‘ da yaşadığını, Çukurova’da anlatılan hikâyelerinden yola çıkılarak da obasının 1865 yılında yapılan iskân hareketlerinden sonra Çukurova’dan ayrılarak Çorum’a yerleştirildiği tahmin edilmektedir................
Deli Derviş Feryadi
8 Eser
DELİ DERVİŞ FERYADİ
Bilinenlere göre ailesi, Sivas, Divriği'nin Ganut Köyünde çiftçilik yaparken Sivas, Zara’nın Zoğallı Köyü'nde arazi alıp oraya yerleşmişti. Babası Yusuf, bu köye taşınınca Feryâdi 1824 yılında Sivas ’a bağlı Zara ilçesinin Zoğallı köyünde dünyaya geldi. Deli Derviş Feryadi Alevi- Bektaşi geleneğine bağlı bir şairdir. Zoğallı köyü Koçgiri aşiretine bağlı bir köy olarak bilinir. [1]
Deli Derviş Feryadi'nin asıl adı Mehmet’tir. Şiirlerinde önce Kul Yusuf, daha sonra Feryâdi mahlaslarını kullanmıştır. Yöresinde Kul Yusuf, Deli Derviş, Dolu Derviş, Derviş Ağa olarak da biline gelmiştir. [2]Bu yüzden şiirleri 16. Yüzyılda yaşayan Kul Yusuf’ la ve Ulaş'ın Baharözü Köyü'nde doğan Feryâdi ile veya diğer Feryadilerle sık sık karıştırılmaktadır. Deli derviş mahlasının verilmesine dair söylencelerden bazıları saz çalarken deli gibi hareketler yaparak kendinden geçmesi nedeniyle ona Deli derviş dendiğine dairdir. Delirmiş gibi hareketler yaparak saz çalmış olması sebebiyle dervişlere benzetilmiş olduğu sanılmaktadır.
Diğer bir iddia ise Feryâdi'ye deli derviş denmesindeki diğer sebep aslında Doluderviş olarak lakaplandığı daha sonra Dolu sözcüğünün Deli sözcüğüne dönüştüğü şeklindedir. Yani Kimilerine göre Feryâdi "Deli Derviş" değil, “Dolu Derviş” tir. Dolu manası hem erişmiş, ergin, hem de BADE anlamına gelecek şekilde verilmiş olmalıdır.
Feryâdi'nin çocukluğu ve gençlik yıllarıyla ilgili çok fazla bilgi yoktur. Bağlama çalmayı kimden ya da kimlerden öğrendiği, mahlâsını nasıl aldığına dair pek çok soru cevapsız kalmaktadır. Fakat Eflatun Cem Güney’e göre ustası Deliktaşlı Ruhsati ’dir. Fakat Deliktaşlı Ruhsati ile Feryadi’nin farklı mezheplerden olması dolayısı ile bu tahmin pek doğru gözükmemektedir.
Deli Derviş Feryadi’yi bizar gören Zara'nın Zoğallı köyünde 86 yaşındaki Ahmet Dede, Feryadi'yi şöyle anlatmıştır. “ : Küçüktüm, zor hatırlıyorum. Ne hikmetse peşinden hiç ayrılmazdım. Elindeki deyneğini baston gibi kullanıp dayana dayana gezer dururdu. Uzun boylu, ince yapılı ve akıllı idi. Köylüler ona Derviş Ağa derlerdi. Adı Derviş falan değildi. Belki çok gezdiği için demişlerdi. Kendisi Sarı Saltıklı'lardandı. Dede idi. Divriği'den Kars'a kadar müritleri vardı.” [3]
Halk şiirimizde Feryadi mahlaslı çok sayıda şair vardır. Fakat sözünü ettiğimiz Feryadi Sivas Kangal yöresinde bir Âşıklık kolu meydana getiren ve diğer Feryadilerden çok daha ünlü bir Halk Ozanıdır. Ondan sonra pek çok şairin Feryadi mahlasını almış olmasında bu ününün etkisi mutlaka olmalıdır.
Çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını çiftçilik yapan babasına yardım ederek geçirdiği tahmin edilen Feryâdi'nin 24 yaşından sonra gezgin bir âşık olarak ortaya çıktığı pir elinden bade içtiğini iddia ederek badeli ozanlar kervanına katıldığı anlaşılmaktadır...............
Demirtaş Ceyhun
1 Eser
Demirtaş Ceyhun
Doğumu: 1934, Adana, Ölümü: 29 Temmuz 2009, İstanbul, Araştırmacı, Yazar
1934 yılında Adana'da doğdu. Babası Adana belediyesinde memur olan Mustafa Bey’dir.
Yazılarında Okan Gündüz, Ozan Karataşlı takma adlarını da kullanmıştır. İlk ve Ortaokulu Adana’da bitirdikten sonra Adana Erkek Lisesinden (1953) yılında mezun oldu. Belediyede memur olan babası ısrarla onun mimarlık okumasını istemişti. Bu nedenle edebiyata meraklı olduğu halde tahsilini mimarlık üzerine yaptı. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık bölümündeki tahsil hayatını “Yeni Adana Gazetesine” verdiği bir röportajda şu şekilde anlatır. “Adana Belediyesi, bana 300 lira aylık burs verirdi! Babamın bu kadar para aldığını sanmıyorum. Çok iyi paraydı. Teknik eğitim masraflıdır diye onun için yüksek tutmuşlar. Ama o para, beni hovarda edebiyatçı yaptı.”[1] İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık bölümünü bitirdi.
Mezun olduktan sonra bir müddet Adana belediyesinde çalıştı. Adana, İstanbul, İzmit, Ankara gibi çeşitli illerde mimarlık yaptı. Buna rağmen daha ziyade edebi çalışmalara yönelmişti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi, sürekli basın kartı ve 2006 Burhan Felek Basın Hizmet Ö.................
Dertli
1 Eser
ÂŞIK DERTLİ ( 1872- 1846 )
Dertli son zamanlara kadar hakkında pek çok şey bilinmeyen bir halk ozanıdır. Dertli hakkında il çalışmayı Ahmet Talat Onay ( 1920 den sonra ) Daha sonra da Cahit Oztelli 1953 yıllarında yapmışlardır. Cahit Öztelli, Everekli Seyrani' ve Âşık Dertli adında bir eser yayınlamış ve onu tanıtmıştır.
Geredeli Aşık Dertli’nin ’ın hayatı, doğumu, ölümü, çocukluğu, gençliği, evliliği, öğrenimi, eğitim yılları, ailesi, çalıştığı işler, yazarlığı, eserleri, romanları, edebi kişiliği, etkilendiği yazarlar, siyasi yönü, düşünceler, edebiyattaki yeri, eserlerinden alıntılar, anekdotlar, anlatım tekniği, bakış açısı, , eserlerinin basım yılı, basım hikâyesi, eserleri ile biyografisi arasındaki alakalar, aldığı ödüller vb ile ilgili yazılar sıralanmıştır. Okumak ilgili linke tıklayınız
Devletoğlu Yusuf ve Vikâyenâme
0 Eser
Devletoğlu Yûsuf ve Vikâyenâme
Devletoğlu Yûsuf, 15yy ilk yarısından yaşamış olan bir müelliftir. Hayatı hakkında kaynaklardan alınabilecek bir bilgi bulunamamıştır. Devletoğlu Yûsuf ‘un eseri hakkında doktora çalışması yapan Bilal Aktan ve İ. H. Uzunçarşılıya göre 798/ 1396’da doğmuştur. ( Aktan 2002: 3; Uzunçarşılı 1341: 18) [1]
Devletoğlu Yûsuf ‘un eserlerinden anlaşıldığına göre tam adı Yûsuf bin Hüseyin el-Kirmastî (Balıkesrî) dir. Kirmasti bugün için Bursa ili sınırları içerisinde kalan Kemalpaşa (Kirmast) ilçesinin 15. Yy daki adıdır.[2] Kirmast kasabası, o yüzyılda Balıkesir hudutları içerisinde olduğu için de genellikle Balıkesirli olarak kabul edilmiş ve gösterilmiştir. Müellif de kendisini “ Balıkesrî olmuş anın mevlîdi” dizesinde de ifade ettiği gibi Balıkesirli kabul eder. [3]
Devletoğlu Yûsuf ‘un eserlerinden çıkarılacak neticelere göre çok iyi düzeyde Arapça bildiği, Farsça’ya hakim olduğu anlaşılır yirmiye yakın eserinin birisini Türkçe diğerlerini Arapça kaleme almıştır. Bu ise çok iyi düzeyde bir eğitim aldığını kanıtlamış olur. Nitekim eserlerinden çıkarılan bilgilere göre medrese eğitimini Fâtih devrinin meşhur hocalarından Hoca-zâde Muslihuddîn Efendi’nin (ö. 893/1488) yanında tamamlamış kendisi de müdderris olduktan sonra birçok yerde müderrislik yapmış, nihayet..................
Devran Baba,
13 Eser
Devran Baba,
(Mustafa Şahin Yılmaztürk)(doğum: 1942, Adana, ölüm: 8 Temmuz 2012, Adana) Çukurova yöresi halk ozanıdır.
Asıl adı Mustafa Şahin, soyadı Yılmaztürk’tür. 1942 yılında Adana’da doğmuş, annesi Fatma Hanım, babası ise Halil Yılmaztürk’tür. [1]
Dedelerinden birisi olan Koca Seyit’in bir süre Tunceli’de ardından Elazığ’da yaşadığını oradan da yaklaşık 170-180 yıl kadar önce Adana’ya gelip yerleştiğini ifade etmiştir. [2]
Adana ‘da İlkokulu bitirdikten sonra ortaokula başlamış, ancak ortaokul üçüncü sınıftan ayrılmıştır. Muhitinden aldığı heves ile henüz dört yaşında iken bağlama ile tanışmış, dokuz telli bağlamadan çöğüre dek tüm bağlamaları ve sazları çalmayı öğrenmiştir. Devran Baba, "Tokaç" adını verdiği ve teli atkuyruğundan olan ilk bağlamasını da kendi yapmıştır.[3] İlk bağlamasını nasıl yaptığını kendi ağzından şu şekilde ifade etmiştir. “Dört yaşındayken babaannemin çamaşır tokacını 1 gizlice aldım. Daha sonra büyükbabamın çiftliğindeki Bekâr adlı Arap atının kuyruğundan kıl kopararak bunu tokaca çaktığım çivilere bağladım. Bu şekilde ilk sazımı kendim yaptım ve buna tokaç adını verdim.” [4]
Âşık, usta-çırak ilişkisi içerisinde yetişmemiş olan âşık, kendi muhitindeki Alevi Bektaşi halk ozanlarını usta kabul etmiş, diğer halk ozanlarının şiirlerini okuyarak kendi kendini geliştirmiştir. Mahlâsını ise büyükbabası Şükrü Ağa vermiştir. Bu mahlasını alma nedeni ise Dedesinin vücudunda olan çeşitli işaretlerin kendi vücudunda olmasıdır.
Devrani Emlek Aşığı
3 Eser
Asıl adı Hasan Tutal’dır. 1928 yılında Şarkışla’nın Emlek yöresi Hüyük köyünde doğmuştur. Soyu, baba tarafından Horasan’dan gelme Şeyh Merzuban-ı Veli’ye dayanır. Ferhat ve Kibar’ın oğludur. Babası, 1924 yılında, Zara’nın Tekke köyünden gelip doğduğu köy olan Hüyük’e yerleşmiştir. Küçük yaşlarda babasını, 1959 yılında da annesini kaybetmiştir. Çocukluğu yoksullukla geçmiştir. Ailesine yardım için komşu köylerde çobanlık yapmıştır. Köyünde okul olmadığı için okula da gidememiştir. Okuma yazmayı askerlik yaptığı Sarıkamış’ta öğrenmiştir. Yaşı, nüfusta büyük yazıldığı için askere dört yıl erken gitmiştir. 1945 Şubatında Sarıkamış’ta askerken, şiddetli derecede böbreklerinden rahatsızlanıp ameliyat geçirmiş, doktorlar böbreğinin birini almak mecburiyetinde kalmıştır. Ameliyat sonrasında altı ay Sivas’ta hava değişimine gönderilmiş, bu süre sonunda kıtası değiştirilmiş Samsun 90. Piyade Alayına sevk edilmiştir. Ancak burada da rahatsızlanınca kendisine çürük raporu verilip terhis edilmiştir. 1953’te Yeter Hanım’la evlenmiş bu evlilikten bir oğlu, dört kı..................
Dinçer Sümer
1 Eser
Dinçer Sümer,
( d. 19 Mart 1938 / ö. 9 Eylül 2019) Şair, yazar, yönetmen, akademisyen, oyuncu, seslendirme sanatçısı
İzmir’de doğan sanatçı İlk Ortaokul ve Liseyi İzmir’de tamamlamıştır. İzmir, Namık Kemal Lisesi’nde öğrenim gördüğü yıllarda gazetecilik yapmaya başlamış, tiyatroya olan ilgisi de bu yıllarda ortaya çıkmıştır. Daha bir lise öğrencisi iken gazetecilik yapmış, tiyatrolarda çalışmış, sinema filmlerinde rol almış, şiir ve radyo oyunlarında görev almış, edebiyata da merak sarmıştı. Öğrenim yıllarında tiyatrolarda çalışmış sinema filmlerinde rol almıştı. Bu deneyimleri oyun, öykü ve romancı olarak sürdürecekti.
Daha 1953 yıllarında iken şiir, roman ve oyunlar yazmaya başlayan sanatçı liseyi bitirdikten çok ilgi duyduğu tiyatroculuk alanında eğitim görmeyi istemişti. İlk şiirleri
Direktör Ali Bey
2 Eser
Direktör Ali Bey (1844-1899)
(d.1844 - ö. 3 Şubat 1899 Tanzimat I Dönem Edebiyatı sanatçısı; Tiyatro, mizah, seyahat, sözlük yazarı ve çevirmeni, Tanzimat Dönemi tiyatro yazar ve mütercimlerindendir
Asıl adı Mehmed Âlî Bey'dir. Daha ziyade direktör olarak tanındığı için Direktör Ali Bey olarak anılmıştır. Kaynaklar Ali Bey’in, 1844'te İstanbul'da doğmuş olduğunu yazmaktadır. (d.1844 - ö. 3 Şubat 1899) , Fakat “Sicill-i Ahvâl defterine göre 1846’dır”[1] Osmanlı Müellifleri kitabındaki bilgilere göre de adı Mehmet Ali’dir. [2]
Babası, Kapı kethüdası ve Gürcü asıllı olan Yûsuf Cemîl Efendi’dir. "Kapu Kethüdalarından Yusuf Cemil Efendi'nin oğludur. Babasının 1863 Eylül'ünde «Şam ve Halep ve Urfa Sancağı Kapu Kethüdalığına atandığı belgelerden anlaşılmaktadır. Kethüdalığın Tanzimat yıllarındaki görevi, illerle hükümet merkezi arasındaki haberleşmeyi sağlamaktır"[3] Babasının Şam, Halep ve Urfa Sancağı Kapu K......................
Diyarbakırlı Hâmî Ahmed
31 Eser
Diyarbakırlı Hâmî Ahmed ( d. 1679- ö. /1747 )
Asıl ismi Ahmed’dir. Çocukluk ve ilk gençlik yılları hakkında pek bir bilgi bulunmamaktadır. Başvurduğumuz kaynaklar ailesi hakkında da bilgi vermemektedir.
Aşağıda sıraladığımız Kaynakların verdiği bilgilere göre şa air, 1090/1679 yılında Âmid – Diyarbakır’da doğmuş, Hafız Bulak Âgâh Semerkandî’den ilim tahsil etmiş, 1709 yılında Muhsin-zâde Abdullah Paşa’nın divan kâtibi olmuştur. [1]
Gençliğinde Semerkantlı Derviş Âgâh’tan dersler almış, şair İbrahim Hâşim’den hem hattatlık hem de şiir sanatını öğrenmiştir. [2]1717 yılında Diyarbakır valisi Köprülü -zâde Hacı Abdullah Paşa’nın divan kâtibi görevi...................
Dostoyevski
10 Eser
Rus Roman ve Öykü Yazarı (D. 11 Kasım 1821, Moskova – Ö. 9 Şubat 1981, Petersburg ). Tam adı. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski “fyodar mihaylaviç dastayevskiy” Rus kökenli roman, öykü, deneme yazarı ve gazetecidir.
Mikhail ve Maria Dostoyevski’nin dünyaya gelen altı çocuğundan ikincisidir. Babası doktor olmasına rağmen zorba ve ayyaş bir adam; sağlıksız bir kadın olan annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Yazarın çocukluğu -pek de sevemediği bu nedenle de suçluluk duyduğu - ayyaş babasının çalıştığı Moskova’daki Marya Hastanesinin lojmanında geçmişti.
Çocukluk yılları sarhoş babası ile verem hastası bir kadın olan annesinin sorunları ile geçmişti. İlköğrenimini Moskova'da yaparken verem hastası olan annesini kaybetmişti. Annesinin ölümünden sonra askeri amaçlı bir okul olan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Bu okulda iken babası da ölmüştü. 1839. Babasının ölümünü bu okulda haber aldı. İlk sara nöbetini bu haber sonrasında yaşamıştı. Çünkü babasının ölümüne üzülmek yerine sevinmek gibi bir duyguya kapılmış, bu çelişkili ruh hali onu derinden sarsmıştı. Sinirli, aşırı duyarlı, hassas bir mizaca sahip olan yazar bu okula pek ısınamamış boş vaktinin tümünü içine kapanarak ..........
Dr. Dilâver Cebeci
1 Eser
Dr. Dilâver Cebeci
Dr. Dilâver Cebeci, (d. 1943, Kelkit/Gümüşhane - ö.29 Mayıs 2008).
Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi takma adlarını da kullanan oğretmen, akademisyen, şair, yazar ve araştırmacımız
1943 yılında Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Babası köylerinde çiftçilik yapan Zihni Çavuş, annesi ise Nazlı Hanım’dır. Babası 1946 yılında öldükten sonra, amcaları Kırıkkale’ye göç etmiş annesi ile kendisi de amcaları ile birlikte gitmişlerdir. Babasının ölümünden sonra şairi annesi ve amcaları büyütür.
Ailesinin Kırıkkale'ye göçmesi nedeniyle ilkokulu Kırıkkale’de Tınaz ve Atatürk İlkokulunda bitirdi. Ortaokula ise Merzifon ve Mersin askeri okullarında devam etmişti. 1956 yılında Merzifon 1. Astsubay Hazırlama Ortaokulunda gitmiş, daha sonra Mersin 3. Astsubay Hazırlama Ortaokuluna kayıt yaptırmıştı. Ama son sınıftayken askerî öğrencilikten ayrılmış ortaokulu Kırıkkale ‘de bitirmişti. Liseye de Kırıkkale’de başlamasına rağmen mezun old
Kırıkkale'de başladığı lise öğrenimini Erzincan'da 1966 yılında Erzincan Lisesi’nde tamamladı. [1] Askeri okullarındaki yıllarından Sitare adlı şiirinde şöyle söz etmiştir.............
Dr. Sevim Asımgil
1 Eser
Dr. Sevim Asımgil (10 Mart 1939- Gümülcine, Yunanistan. ) Yazar ve romanıdır.
Dedesi, Osmanlı ordusunda miralay iken vazifesi sebebiyle Gümülcine’ye yerleşmiş bir aileden gelmektedir. [1]
10 Mart 1939’da Gümülcine, Yunanistan’da dünyaya geldi. Babası Mehmet Esencan, annesi ise Nimet Hanım'dır. [2] İlkokulu Gümülcine'de okudu. Batı Trakya’da Müslüman çocuklar arasında yapılan imtihanı kazanarak İlkokuldan sonraki eğitimini Türkiye’de, devlet bursuyla devam etti. Liseyi Bursa Kız Lisesinde okudu. Okul yıllarında modern bir kadın olarak yetişti. Liseden sonra kazanmış olduğu İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine devam ederek, bu okulu bitirdi.
Okulu bitirdikten sonra serbest diş hekimi olarak çalışmaya başladı. Muayenehanesine tedavi için gelen bir müftünün hanımının getirdiği dini kitapları okuyarak bilinçlendi. Örtünmeye başladı ve cilbab giydi. [3] İslami hayatı tercih ederek İslami bir hayat yaşamaya başladı İslami ilimleri öğrenmek amacıyla çeşitli hocalardan ders alarak Arapçayı öğrendi.[4] İslami ilimleri tahsil etmeye başladı
Dursun Akçam
1 Eser
Dursun Akçam
Dursun Akçam (1930, Ardahan - 19 Eylül 2003, Ankara), Yazar, Eleştirmen, Araştırmacı, Öğretmen
Ardahan’ın Ölçek köyünde nüfus kaydına göre 1930 yılında gerçekte ise 1927 de doğdu.[1] Babası Deli Eyüp lakabıyla anılan bir çiftçidir. Yazarın dedeleri Gürcistan’ın Vale köyünden gelerek bu köye yerleşmişlerdir. Annesi Nazey ise eski adı Bangis olan Taşlıtarla köyü Kürtlerinden bir ev hanımıdır. “ Yazar “ On üç doğum yapıp altısını yaşatabilmiş” yoksul bir anne babanın açlık ve yoksulluktan hayatta kalabilmiş altı çocuğundan biriydi. [2]
İlk öğrenciliği Kuran kurslarında hocaların yanında başladı ve köyde açılan geçici Halk Dershanesinde [3] okuma yazma öğrendi. Daha sonra 23 Şubat İlkokuluna dördüncü sınıftan kayıt oldu. Okulu bitirdikten sonra Cilavuz Köy Enstitüsüne devam etmeye başladı...................
Ebu’l Gazi Bahadır
1 Eser
Ebu'l Gazi Bahadır Han ya da I. Ebül Gazi Bahadur Han (Farsça: بهادر خان ابوالقاضى, Bahādur Khān Abū al-Gāzi), (d. 1603, Urgenç - ö. 1663, Hive) 1643-1663 yılları arasında Hive Hanlığı yapan, Hive Hanı, tarih yazarıdır.
Örgenç’te doğan Ebu'l Gazi Bahadır Han, Hıve Sultanı Mehmed Han’ın oğlu ve Cengiz Han’ın torunlarındandır. Hıve Hanlarının 13.sü olan [1] Ebu'l Gazi Bahadır Han 1641 yılında Hıyve Hanı olarak tahta çıkmış 1662 yılına kadar yirmi bir yıl Hive Hanı olarak hükümdarlık yapmıştır.
Han olmadan önce İran'da on yıl, çok iyi öğrenim görmüştür. [2] Arapça ve Farsça bildiği, bu dillerden yaptığı tercümelerden anlaşılmaktadır. Onun hükmü altında Hive altın çağını yaşamıştır. [3]Önemli kaynak olan, Ana Asya'nın tarihi çağdaş bilgiyi içeren iki " Türkmen soyağacı" ve " Türk soyağacı" gibi kitap yazmıştır. [4] Hive Hanları, Cengiz Han soyundan gelen Kıpçak Türkçesi konuşan Türk-Moğollardır.[5] ( bkz Cengiz Destanı Cenzgizname Özeti Doç. Dr. Bekir ŞİŞMAN)
Ebu'l Gazi Bahadır Han, köken olarak Moğollardan geldiği halde Cengiz Han’ın soyundan gelen Moğolların Türkleşmesi sonucu Türk milletinin tarihini şuurlu olarak öğrenmiş, Türklüğü benimsemiş ve Türk Dünyasına çok önemli iki eser bırakmıştır. Ebu'l Gazi Bahadır Han, tarihçi olduğu kadar edebiyata da düşkün bir devlet adamıdır. Bu yüzden Şiir ile de uğraşmış, birçok Şiirler yazmıştır. Ebu'l Gazi Bahadır Han, Arapça ve Farsçayı Rubai ve Gazel yazacak kadar iyi bilen bir şairdir.
Ebu’l Gazi Bahadır Han
0 Eser
Ebu'l Gazi Bahadır Han ya da I. Ebül Gazi Bahadur Han (Farsça: بهادر خان ابوالقاضى, Bahādur Khān Abū al-Gāzi), (d. 1603, Urgenç - ö. 1663, Hive) 1643-1663 yılları arasında Hive Hanlığı yapan, Hive Hanı, tarih yazarıdır.
Örgenç’te doğan Ebu'l Gazi Bahadır Han, Hıve Sultanı Mehmed Han’ın oğlu ve Cengiz Han’ın torunlarındandır. Hıve Hanlarının 13.sü olan [1] Ebu'l Gazi Bahadır Han 1641 yılında Hıyve Hanı olarak tahta çıkmış 1662 yılına kadar yirmi bir yıl Hive Hanı olarak hükümdarlık yapmıştır.
Han olmadan önce İran'da on yıl, çok iyi öğrenim görmüştür. [2] Arapça ve Farsça bildiği, bu dillerden yaptığı tercümelerden anlaşılmaktadır. Onun hükmü altında Hive altın çağını yaşamıştır. [3]Önemli kaynak olan, Ana Asya'nın tarihi çağdaş bilgiyi içeren iki " Türkmen soyağacı" ve " Türk soyağacı" gibi kitap yazmıştır. [4] Hive Hanları, Cengiz Han soyundan gelen Kıpçak Türkçesi konuşan Türk-Moğollardır.[5] ( bkz Cengiz Destanı Cenzgizname Özeti Doç. Dr. Bekir ŞİŞMAN)
Ebu'l Gazi Bahadır Han, köken olarak Moğollardan geldiği halde Cengiz Han’ın soyundan gelen Moğolların Türkleşmesi sonucu Türk milletinin tarihini şuurlu olarak öğrenmiş, Türklüğü benimsemiş ve Türk Dünyasına çok önemli iki eser bırakmıştır. Ebu'l Gazi Bahadır Han, tarihçi olduğu kadar edebiyata da düşkün bir devlet adamıdır. Bu yüzden Şiir ile de uğraşmış, birçok Şiirler yazmıştır. Ebu'l Gazi Bahadır Han, Arapça ve Farsçayı Rubai ve Gazel yazacak kadar iyi bilen bir şairdir.
Ebubekir Hâzım Tepeyran
2 Eser
Ebubekir Hâzım Tepeyran (1864-1947), Türk devlet adamı hikâyeci, romancı, şair, vali
Türk edebiyatında ikinci gerçekçi köy romanı olan Küçük Paşa’nın yazarı, Yazar Oktay Akbal'ın dedesi, Niğde Milletvekili ve devlet adamıdır.
1864 yılında Niğde'nin Yenice Mahallesi'nde dünyaya gelen Ebubekir Hâzım Tepeyran’ın babası, Niğdeli Murat Paşa soyundan gelen Niğde Tahrirat Müdürü olan Niğdeli Bekir Beyzade Hasan Efendi, annesi ise Muhsine Hanım’dır. [1] Paşa yetiştiren bir aileye mensup olan Tepeyran’ın sülalesi Niğde'de cami, hamam ve çeşme gibi hayrat yaptıran köklü bir ailedir. Niğde’de halkın "Tepeyran" dediği Yenice Mahallesi'ndeki "Tepeviran" semtinde doğduğu için bu ismi soyadı olarak almıştır. [2]
Babasının görevi nedeniyle gittikleri Isparta ve Antalya’da öğrenim gördükten sonra babasının yeniden Niğde’de görev alması üzerine ortaöğrenimini 1879’da Niğde Rüştiyesinde tamamlamış, Arapça, Farsça, Fransızcayı özel hocalardan ders görerek öğrenmiştir. [3] Tahsil hayatından sonra bir süre Tahrirat Kaleminde görev yapmıştır.[4] Niğde’deki görevi sırasında Tahrirat Kalemi birinci kâtipliğine kadar yükseldi. Aynı zamanda rüştiyede yazı öğretmenliği yaptı. Daha sonra asliye mahkem...................
Ebuzziya Tevfik
0 Eser
Ebüzziya Tevfik Hakkında
Ebüzziya Mehmet Tevfik Bey (d. 17 Şubat 1849, İstanbul - ö. 27 Ocak 1913) Türk gazeteci, yazar, tiyatrocu, yayıncı ve hattat.
“Ebuzziya Tevfik; Tanzimat, İstibdat ve Meşrutiyet dönemlerini yaşamış, değerli bir edebiyatçı, gazeteci, yayıncı ve basımcıdır. Ebuzziya Tevfik bugün yeterince tanınmıyorsa, şansızlığı basımcılık yayıncılık etkinliklerini XIX. Yüzyılda sürdürmesinden kaynaklanır” [1]
Türkiye’de “matbaacılığı sanat hâline getiren kişi” olarak kabul edilmiş halk dilinde "Acem baskısı" denilen kirli ye kötü baskıdan Türk yayıncılığını kurtarmıştır. [2] Türkiye'de modern yayıncılığı etkinliklerini Ebuzziya Tevfik başlatmıştır. Aynı zamanda hattat olması ve güzel sanat dalları ile ilgili olmasından kaynaklanan sanatsal zevke sahip kişiliği ile ince ve sanatsal bir zevke ve yaratıcı güce sahip olan Ebuzziya; Batı'dan sağladığı olanaklarla batıdaki örnekleri de aşan modern ve sanatsal zevke sahip eserler basmış, [3]Türk basımcılığını Avrupai seviyeye ulaştırmış bir tiyatrocu hattat ve yayıncıdır....................
Ebüzziya Tevfik
1 Eser
Ebüzziya Tevfik Hakkında
Ebüzziya Mehmet Tevfik Bey (d. 17 Şubat 1849, İstanbul - ö. 27 Ocak 1913) Türk gazeteci, yazar, tiyatrocu, yayıncı ve hattat.
“Ebuzziya Tevfik; Tanzimat, İstibdat ve Meşrutiyet dönemlerini yaşamış, değerli bir edebiyatçı, gazeteci, yayıncı ve basımcıdır. Ebuzziya Tevfik bugün yeterince tanınmıyorsa, şansızlığı basımcılık yayıncılık etkinliklerini XIX. Yüzyılda sürdürmesinden kaynaklanır” [1]
Türkiye’de “matbaacılığı sanat hâline getiren kişi” olarak kabul edilmiş halk dilinde "Acem baskısı" denilen kirli ye kötü baskıdan Türk yayıncılığını kurtarmıştır. [2] Türkiye'de modern yayıncılığı etkinliklerini Ebuzziya Tevfik başlatmıştır. Aynı zamanda hattat olması ve güzel sanat dalları ile ilgili olmasından kaynaklanan sanatsal zevke sahip kişiliği ile ince ve sanatsal bir zevke ve yaratıcı güce sahip olan Ebuzziya; Batı'dan sağladığı olanaklarla batıdaki örnekleri de aşan modern ve sanatsal zevke sahip eserler basmış, [3]Türk basımcılığını Avrupai seviyeye ulaştırmış bir tiyatrocu hattat ve yayıncıdır....................
Ece A<yhan
0 Eser
(d. Muğla- Datça 10 Eylül 1931 / ö. Çanakkale- Eceabat 12 Temmuz 2002) II. Yeni şairi, yazar ve kaymakam.
Asıl adı Ece Ayhan Çağlar'dır. 10 Eylül 1931’de babasının mal müdürlüğü göreviyle bulunduğu Muğla ili Datça’ ilçesinde, dünyaya gelmiştir. Babası Behzat Çağlar aslen Geliboluludur. Annesi Ayşe Hanım’ın baba tarafı da Gelibolu’nun Kavak köyünden göçerek Eceabat’ın Yalova köyüne yerleşmiş bir kadındır. [1]
Behzat Bey’in babası ağır ceza mahkemesi başkâtipliği, dedesi de Gelibolu müftülüğü görevlerinde bulunmuş kişilerdir. Annesi Ayşe Hanım’ın babası Hafız İbrahim Deniz, yarı çiftçilik, yarı tüccarlıkla uğraşmış, Eceabat’a bağlı Sivli Köyü halkının imam istemesi üzerine, atandığı bu köyde imamlık yapmış birisidir.[2]
1932’de Küre’ye mal müdürü olarak atanan Behzat Bey, 1933’e kadar buradaki mal müdürlüğü görevini sürdürmüştür. Fakat mal müdürlüğü görevinden istifa edip Çanakkale’ye yerleşmiş ve bir avukatın yanında arzuhalcilik yaparak ailesini geçindirmeye çalışmıştır.[3] Bu yıllar şair ve............