Yazarlar
Haşmet
41 Eser
1720 1730 yıllarında doğduğu sanılmaktadır. Asıl adı Mehmet’tir. İstanbul’da doğan Haşmet’in doğum yılı kesin olarak bilinmemektedir. Asıl adı Mehmet’tir ve babasının adı Ebulhayr Abbas Efendi’dir. [1]
Kazaskerliğe kadar yükselmiş olan Ebul Hayr Abbas Efendi oğlunun tahsiline çok önem vermiştir. Babası.“Abbâs Efendi-zâde sanıyla tanınmış olan önemli bir müderristir.
Ebulhayr Abbas Efendi oğlu Haşmet’e İlk eğitimini bizzat vermiştir. Haşmet, daha sonra devrin müderrislerinden Halilefendizade Mehmet Said Efendi’den dersler almaya başlamıştır. [2]Haşmet aldığı bu sıkı eğitim sonrasında Arapça’yı ve Farsça’yı bu dillerde şiirler yazabilecek derecede öğrenir. Mehmet Said Efendi’ye sunduğu gazel ve kasideler ile kendini daha medresede iken tanıtmaya başlamıştır.
İlk Şiirlerini müderris ve Şeyhül islam Mehmet Said Efendi için yazmış bu şiirleri sayesinde de tanınmaya başlamıştır. Medreselerde Mülâzım olduktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Daha sonra hâriç, dahil ve sahna kadar yükselmiş ve bu rütbelerini talep etmiştir. Şairliğin yanı sıra ok atmada, kılıç ve tüfek kullanmada ustalaştığı Haşmet’in sporculuk yönünün de olduğu bilinmektedir. [3]...............
Haşmet Akal
0 Eser
Haşmet Akal
(d. 1918, İstanbul – ö. 1960, Ankara), Türk Ressam Haşmet Akal 1918'de İstanbul 'da doğdu. Şair Rasim Haşmet Bey'in oğludur.
İlköğrenimini İstanbul da Galatasaray’ lisesinde tamamladıktan sonra Haydarpaşa Lisesi'ni bitirdi. 1938'de girdiği İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nde Leopold Levy'nin öğrencisi oldu. Levy’den ders gören diğer öğrencilerle birlikte b u atölyede yetişti. Arkadaşları arasında çok tanınmış kişiler olacak olan pek çok ressam vardı. Bu ressamların 1940'ta bir araya gelerek kurdukları " Yeniler Liman Grubu ve Ressamları "na katıldı. 1946'da akademiyi bitirdi.
Üç yıl sonra devlet bursuyla gittiği Paris'te Andre Lhote ve Fernand Léger gibi ressamların atölyelerinde çalışma olanağı buldu. Jean.................
Hatipoğlu Mehmed
1 Eser
Asıl adı Mehmet soyadı Hatipoğlu’dur. Eserlerinde Hatipoğlu anlamına gelen İbn Hatip mahlasını kullanmıştır.
Hatiboğlu’nun hayatı hakkında elimizde kesin bilgi mevcut değildir. Mevcut bilgiler, eserlerinden anlaşılabildiği kadardır. Bilgilerin pek çoğu da M.1427’de yazıp II. Murad’a sunduğu Ferahnâme adlı eserinden elde edilmektedir. Ferahnâme’deki şu beyitten anlaşıldığına göre Hatiboğlu’nun doğum yeri, Germiyan Beyliği dâhilinde bulunan kal'a-i Honas (Denizli'nin Honaz kasabası)tır.
Mevlûdı hem kal’a-i Honas’dur
Germiyan mülkinde bellü hâsdur (Ferahnâme)
Şair Hatiboğlu’nun doğum tarihi hakkında da ihtilaflar mevcuttur. İ.Hikmet Ertaylan'a göre Hatiboğlu, H. 789 (M. 1387)'da dünyaya gelmiş olmalıdır. [1] Şairin iyi bir eğitim gördüğü Arapçayı iyi düzeyde öğrendiği çevirilerini yaptığı eserlerinden bellidir. Buna mukabil nerelerde eğitim gördüğü bilinmemektedir.
Mustafa Erkan ise, Letâyifnâme'deki "Geçdi kırk yıl işte ömründen nisâb" ifadesini dikkate alarak onun H. 777 (M.1375)'de dünyaya geldiğini söyler. Hatiboğlu’nun ölüm tarihiyle ilgili olarak ise kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadır.[2]
Fuad Köprülü, II. Murad devrinde Hatiboğlu lâkabıyla tanınan bir şaire önemli tezkirelerde ve sair kaynaklarda rastlanmadığını ancak, aynı devirde Hatiboğlu lâkaplı ve bir âlim olan Mevlâna Tâcüddin İbrahim’den söz edildiğini düşünüyorsa da [3]İ. Hikmet Ertaylan, Hatiboğlu ile Mevlâna Tâcüddin İbrahim’in farklı şahsiyetler olduklarını iddia etmektedir
Hatipoğlu Mehmet
1 Eser
Asıl adı Mehmet soyadı Hatipoğlu’dur. Eserlerinde Hatipoğlu anlamına gelen İbn Hatip mahlasını kullanmıştır.
Hatiboğlu’nun hayatı hakkında elimizde kesin bilgi mevcut değildir. Mevcut bilgiler, eserlerinden anlaşılabildiği kadardır. Bilgilerin pek çoğu da M.1427’de yazıp II. Murad’a sunduğu Ferahnâme adlı eserinden elde edilmektedir. Ferahnâme’deki şu beyitten anlaşıldığına göre Hatiboğlu’nun doğum yeri, Germiyan Beyliği dâhilinde bulunan kal'a-i Honas (Denizli'nin Honaz kasabası)tır.
Mevlûdı hem kal’a-i Honas’dur
Germiyan mülkinde bellü hâsdur (Ferahnâme)
Şair Hatiboğlu’nun doğum tarihi hakkında da ihtilaflar mevcuttur. İ.Hikmet Ertaylan'a göre Hatiboğlu, H. 789 (M. 1387)'da dünyaya gelmiş olmalıdır. [1] Şairin iyi bir eğitim gördüğü Arapçayı iyi düzeyde öğrendiği çevirilerini yaptığı eserlerinden bellidir. Buna mukabil nerelerde eğitim gördüğü bilinmemektedir.
Mustafa Erkan ise, Letâyifnâme'deki "Geçdi kırk yıl işte ömründen nisâb" ifadesini dikkate alarak onun H. 777 (M.1375)'de dünyaya geldiğini söyler. Hatiboğlu’nun ölüm tarihiyle ilgili olarak ise kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadır.[2]
Fuad Köprülü, II. Murad devrinde Hatiboğlu lâkabıyla tanınan bir şaire önemli tezkirelerde ve sair kaynaklarda rastlanmadığını ancak, aynı devirde Hatiboğlu lâkaplı ve bir âlim olan Mevlâna Tâcüddin İbrahim’den söz edildiğini düşünüyorsa da [3]İ. Hikmet Ertaylan, Hatiboğlu ile Mevlâna Tâcüddin İbrahim’in farklı şahsiyetler olduklarını iddia etmektedir
Hayali Bey
39 Eser
Hayatı (D. ?- Yenice Vardar- Ölümü Edirne, 1556)
Asıl adı Mahmud olan Hayalî Bey, Bekâr Memi diye anılmıştır. Selanik yakınında, pek çok şâirin yetiştiği Vardar Yenicesi'nde doğmuş, başıboş ve derbeder bir gençlik hayatı yaşamıştır. Vardar Yenicesi, Bosnalı Sabit , Sururi ve Hayreti ’nin de yetiştiği bir muhittir. Hayali Bey, yaş olarak Hayreti’den biraz büyük olmasına rağmen onunla çağdaş bir şairdir. Hayreti hemşerisi Hayali Bey'in yardımcı olacağını umarak İstanbul'a kadar gitmiş, Fakat desteği yerine köteğine uğarayarak yeniden Yenice Vardar'a dönmek kalmıştır. Hayreti, yazdığı âşıkane şiirlerle dikkati çektiyse de hemşerisi Hayali'nin onu Pargalı İbrahim Paşa'ya kötüler. “Tok gözlü, kimsenin önünde eğilmeyen” biri olarak tanıtması, hatta Pargalı İbrahim Paşa'nın aleyhine olabilecek manalar içeren şiirlerini Pargalı'ya okuması üzerine küçük bir tımar ihsanıyla yetinmek zorunda kalmış, açıkçası Hayali Bey’in kadrine uğramıştır.[1] Zaten verilen bu küçük tımarı da kabul etmeyen Hayreti gerisin geri yurduna dönmüştür.
Hayalî Bey daha çok genç yaşlarda şiir yazmaya başladığı kaynaklar tarafından ifade edilmektedir. Fakat şiir sanatındaki ustalığını İstanbul’a gittikten sonra edindiği yolundaki emareler çok daha güçlüdür.Edinilen bilgilere göre Hayali, Vardar Yenicesinde iken derbeder bir hayat yaşamıştır. Kalenderi bir hayat yaşayan, Kalenderi dervişlerine özenen Hayali Bey, Kalenderi şeyhi Baba Ali Mest-i Acemi’nin yanında ve onun müritleri ile birlikte dolaşmıştır. Fakat, böyle bir hayat yaşarken Vardar Yenicesinden ayrılıp, Baba Ali Mest-i Acemi’ adlı dede ile dervişlerine katılarak, İstanbul'a gelmiştir.[2] “Bu şeyhin ona verdiği tasavvuf bilgilerinin yanı sıra Hayâlî’yi şiirde ilerlemesi için teşvik ettiği ve şairin henüz on dört yaşların...................
Haydar Reisa Nakkaş Niğari
1 Eser
HAYDAR REİS (NAKKAŞ NİGARİ)
“Galatalı” lakabıyla tanınmıştır. 16. yüzyılın şair, nakkaş ve denizcileri arasında “Nigari” mahlasıyla ayrı üne sahip olan HAYDAR REİS (NAKKAŞ NİGARİ) yurt içinde ve yurt dışında, tanınmış bir Türk büyüğü olarak sanat tarihlerine geçmiştir.
Büyükbabası satrançta Abdülkadir adıyla ün yapmış, devrinin satranç oyununda meşhur bir satranç ustası olup, bu konuda bir risale yazmıştır. Haydar Reis, 16. yüzyılda minyatür sanatında değişik bir üslup yaratmış, batılılar da kendisini “Türk Ekolünün Ressamı Haydar Bey” ve “Muhteşem Süleyman’ın Ressamı Haydar Bey” adı ile kaynaklarına geçirmişlerdir. Bilhassa Kaptan-ı Derya Hızır Hayrettin (Barbaros) Paşa’nın devrinde, onun portresini yapan ilk Türk denizci sanatkâr olar..................
Hayreti
7 Eser
Hayreti (d. ? - ö. 1534) Türk Divan edebiyatı şairi. Doğum tarihi bilinmese de Hayreti'nin Vardar'da doğduğu bilinmektedir. Gerçek ismi Mehmet’tir. Çok genç yaşlarda tasavvufla ilgilenmiş, çeşitli tarikatlarla yakın temasa geçmiştir. Ömrü boyu tasavvufi bir yaşam anlayışını benimsemiş ve anlayışını şiirlerine de yansıtmıştır. Hayreti, Mevlevî şeyhi Yûsuf-ı Sîneçâk’in kardeşidir. Caferî mezhebine bağlı bir Şiî-Alevî olan Hayretî, şiirlerinde sık sık on iki imamı övmüş, ““Caferî-mezheb safayî canlaruz” mısraıyla Caferi ve Alevi olduğunu açıkça ifade etmiştir.[1]Buna rağmen Hz Muhammet ve Dört Halife’ye olan sevgisini dile getiren beyitleri ve şiirleri de vardır.
Düzenli bir tahsil görmediği halde Arapç, Farsça ve Tasvvufi bilgiler vakıf biridir. Yazdığı âşıkane şiirlerle dikkati çektiyse de hemşerisi Hayali'nin onu tok gözlü, kimsenin önünde eğilmeyen biri olarak tanıtması üzerine küçük bir timar ihsanıyla geçiştirilmiş, Yenice Vardar ve Belgrat akıncı beylerinin yardım ve ihsanları ile yakata durmaya çalışmıştır. Hayatının son yıllarında kör olmuş, gözlerini kaybetmiştir. 1534 yılında vefat etmiştir.....................
Hayreti
1 Eser
Hayreti (d. ? - ö. 1534) Türk Divan edebiyatı şairi. Doğum tarihi bilinmese de Hayreti'nin Vardar'da doğduğu bilinmektedir. Gerçek ismi Mehmet’tir. Çok genç yaşlarda tasavvufla ilgilenmiş, çeşitli tarikatlarla yakın temasa geçmiştir. Ömrü boyu tasavvufi bir yaşam anlayışını benimsemiş ve anlayışını şiirlerine de yansıtmıştır. Hayreti, Mevlevî şeyhi Yûsuf-ı Sîneçâk’in kardeşidir. Caferî mezhebine bağlı bir Şiî-Alevî olan Hayretî, şiirlerinde sık sık on iki imamı övmüş, ““Caferî-mezheb safayî canlaruz” mısraıyla Caferi ve Alevi olduğunu açıkça ifade etmiştir.[1]Buna rağmen Hz Muhammet ve Dört Halife’ye olan sevgisini dile getiren beyitleri ve şiirleri de vardır.
Düzenli bir tahsil görmediği halde Arapç, Farsça ve Tasvvufi bilgiler vakıf biridir. Yazdığı âşıkane şiirlerle dikkati çektiyse de hemşerisi Hayali'nin onu tok gözlü, kimsenin önünde eğilmeyen biri olarak tanıtması üzerine küçük bir timar ihsanıyla geçiştirilmiş, Yenice Vardar ve Belgrat akıncı beylerinin yardım ve ihsanları ile yakata durmaya çalışmıştır. Hayatının son yıllarında kör olmuş, gözlerini kaybetmiştir. 1534 yılında vefat etmiştir.....................
Hekimoğlu İsmail
1 Eser
Hekimoğlu İsmail
Hekimoğlu İsmail (d. 1932, Erzincan) astsubay (emekli), yazar, gazeteci, köşe yazarı.
Yazarın asıl adı Ömer Okçu ’dur. Yazar, 1932'de Erzincan 'da doğmuş asıl adının Ömer Okçu' olmasına rağmen, yazılarında "Hekimoğlu İsmail" adını kullanmıştır. Bu ad dedesinin adıdır.[1] Babası ise, İstiklal savaşı sırasında Kazım Karabekir Paşa′nın emrinde 4 yıl askerlik yapıp Erzincan’a dönmüş, İstiklal Madalyası′nı satıp harabe olan evlerini onarmış yoksul düşmüş bir adamdır. “Ömer Okçu"nun dedesinin babası hekimdir ve Erzincan ve Dersim taraflarında doktorluk yapmıştır. Onun döneminde hayat, özellikle erkekler için Yemen"den Rus cephelerine kadar savaşlarla geçen askeri bir hayattır. Ermeni Olayları ve isyanları da cabası...: "Millet o gürültüde gitmiş. Benim dedelerimi de Ermeniler vurmuş. Bunu babam bizzat söylemişti. "Biz" dedi "Sabah kalktık, Ermeniler her köşe başına gizlenmiş, köşeden çıkınca bıçaklamış veya kurşunlamışlar. "[2]
Yazarın Babasının ismi Fahri, annesinin ismi ise Mahbube’dir. Yoksulluklarla dolu savaşlar içinde büyüyen Hekimoğlu İsmail′in anne ve babasının okuma yazması da yoktur, yazar kitap bile bulunmayan bu evde doğmuş ve büyümüştür. [3]Yazar ilk ve orta öğrenimini Erzincan’da tamamlar. Öğrencilik yıllarında okuma açlığına kapılan yazar, tüm parasını kitaplara ayırıp okumaya ve bu açlığını gidermeye adamıştır.......................
Hersekli Arif Hikmet
6 Eser
Hersekli Arif Hikmet
1839 yılında Mostar’da dünyaya geldi. Hersek Valisi İstolçalı Ali Paşa’nın torunu, Hersek valisi İstolçali Ali Paşazade Zülfikar Nafiz Paşa'nın oğludur. [1]
Babası ve dedesinin ölümü üzerine önce Hersek’ten Bosna’ya, oradan Bursa’ya göç etti. Bursa’dan da 1854 yılında İstanbul’a geldi. Hersek’te başlayan eğitimini İstanbul’da sürdürdü. Yedi yıl Mektûbî-i Sadâret-i Âlî Kalemi’nde memur olarak çalıştı.
Dedesi ve abasından kalan mirası sayesinde Lâleli Çukurçeşme’deki konağında yaşamaya başladı. Bu konağını devrin ileri gelen şairlerinin buluşma mekânı haline getirdi.
Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye Muhâkemât-ı Cezâiyye zabıt kâtipliğine, ertesi yıl Temyîz-i Hukuk Dairesi zabıt kâtipliğine tayin edildi. Daha sonra Dersaâdet Birinci Hukuk Dai................
Hızıroğlu Yakup ve Cevahir'ül maani
1 Eser
Cevâhirü’l-maânî adlı eser Ahmed-i Dai’ ye ait olduğu zannedilmiştir. Zeki Kaymaz, “Ahmed-i Dai ’nin Bilinmeyen Bir Eseri: Cevâhirü’l-Maânî”, VII. Milletler Arası Türkoloji Kongresine sunulmuş bildiri. (İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü 8-12 Kasım 1999); [1]
Kâzım Köktekin, “Ahmed-i Dâ’î’nin Cevâhirü’l-Maânî Adlı Eserinin Yeni Bir Yazması Üzerine”, İlmî Araştırmalar, İstanbul 2001, S. 12, s. 143-152. ( BKZ AHMED-İ DAİ TÜRKÇE VE FARSÇA DİVANLARI)
Hatta Bu eser Ahmed-i Dai’nin eseri zannedilerek Zeki Kaymaz tarafından “ Ahmed-i Dâ‘î: Cevâhirü’l-Ma‘ânî (İnceleme-Metin-Sözlük), (Yayımlanmamış Doçentlik Tezi), Malatya. Adlı çalışma ile bir doçentlik tezi hazırlamıştır.
Fakat Ahmed-i Dâî’ye atfedilen Cevâhirü’l-maânî adındaki iki yazmanın da Hızır b. Yakub’un aynı adlı eserinin nüshaları olduğu anlaşılmıştır. [2]Abdülbaki Çetin, “Ahmed-i
Hikmet Onat
0 Eser
HİKMET ONAT
1882 İstanbul - ö. 1977 İstanbul), Türk ressam.
İstanbul’un Tophane semtinde doğdu. Dz.Gv.Kd.Binbaşı Kanlıcalı Murat Ahmet Bey’in oğludur. Asıl adı Ahmet Hikmet’tir. Soyadı kanunu çıktıktan sonra Onat soyadını almıştır.
Rüşdiyeyi (ortaokul) bitirdikten sonra deniz binbaşısı olan babasının yönlendirmesiyle Heybeliada Deniz Harp Okulu- Bahriye Mektebi’ne girdi. Lise eğitiminden sonra harbiye sınıfına geçerek güverte sınıfından mülazım (teğmen) rütbesiyle mezun oldu (1901).
Ahmet Hikmet Bey daha Bahriye Mektebi’nde iken resim ve sat sanatına özel ilgi duymuş, yurt dışında resim eğitimi gören askeri ressamlardan.................
Hoca Ali Rıza
1 Eser
Hoca Ali Rıza
(d. 1858 Üsküdar İstanbul - ö. 1930 Üsküdar), İlk primitif ve askeri en önemli Türk ressamlarındandır.
1858 yılında Üsküdar’da Ahmediye Mahallesinde [1]dünyaya gelmiştir. İyi ahlaklı, sevimli ve ressam olarak doğmuş, hayatının büyük kısmını Üsküdar İskelesi'ne yakın Ayazma'daki evinde geçirmiş, “çok temiz yaşayarak hiç lekesiz bir şekilde tamamlamıştır.” [2]
Süvari Binbaşısı Mehmet Rüştü Bey'in oğludur. Rüştiyedeki öğrenciliği sırasında resim derslerindeki yeteneği ile dikkat çeken Hoca Ali Rıza, resim derslerini Ressam Osman Nuri Paşa , Süleyman Seyyit ve yabancı asıllı ressam Kes’den almıştır. İtalyan resim akımının Türkiye'deki temsilcisi sayılan Kes'in ailesi, Sultan Mahmud döneminde ordumuza topçuluk uzmanı olarak getirilmiş,[3] Kes, İstanbul’da doğduğu halde yurt dışında eğitim görüp yeniden ailesinin yanına İstanbul’a dön......................
Hoca Dehhani
8 Eser
Hoca Dehhani
Hoca Dehhani'nin hayatı hakkında ayrıntılı ve kesin bir bilgi yoktur. Ama Hoca Dehhani'nin Horasan Türkmenlerinden olduğu bilinmektedir. Doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bir bilgimiz yoktur.
Onu bilim dünyasına Fuat Köprülü tanıtmış hakkındaki bilgileri de ilk kez o vermiştir. [1]Köprülüye göre Dehhani adı nakış veya nakkaşlıkla ilgili olduğunda onun da nakkaş olabileceği şeklindedir.[2] Köprülü ade geçen eserinde Dehhani’nin Diğer şairler arasından sıyırılıp Selçuklu Sultanı II. Alâeddin’in gözdesi olduğunu “ Selçuklu Şehnamesini” yazması için onun görevlendirdiğini söyler.
Köprülü’nün de belirttiği gibi III. Alaaddin’in Dehhani’ye yazdırmış olduğu bilinen ve 20 bin beyitten meydana gelen Farsça yazılmış Selçuklu Şehnamesi günümüze ulaşmamıştır. İlaydın, Dehhanî'nin I. Alâeddin Keykubad devrinde yaşadığını ileri sürmektedir. [3] Fuad Köprülü, ise Dehhanî'nin ancak III. Alâeddin Keykubad zamanında yaşayabileceğini düşünmektedir. Yaşadığı yıllar tam olarak tespit edilemezse de,13.Yüzyıl 'da yaşadığı kesindir. Köprülü’ye göre 13...................
Hoca Mesud
3 Eser
Hoca Mesud
14.Yüzyıl Divan Edebiyatının Türkçe yazan şairlerinden biri de Hoca Mesud tam adı ile Mesud bin Ahmed’dir. Süheyl ü Nevbahar ve Ferhengname i Sadi adlı eserleriyle tanınan Hoca Mesud, bu devirde bilhassa mesnevi edebiyatının değerli simâları arasında yer almıştır. Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Babasının adının Ahmet olduğunu eserlerinden anlaşılır. M. Fuad Köprülü, Hoca Mesud'un Germiyan Beyliği'nde yaşayan 14. Yüzyılın ünlü şairi Şeyhoğlu Mustafa'nın hocası olması ihtimalini dikkate alarak onun da Germiyan'da yaşamış olabileceğini ileri sürer. Tahsin Banguoğlu ise Hoca Mesud'un Bursa ve Konya gibi büyük şehirlerden uzak bir yerde hayat sürmüş olabileceği kanaatindedir. Kilisli Muallim Rifat, Hoca Mesud, Süheyl ü Nevbahar ve Ferhengname i Sadi Tercümesi neşrinde onu Emsiletü't-tasrif ve Kitâbü'l-İnbisat müellifi Şeyh Mes'ûd b. Osman-ı Gülşehri ile Süheyl ü Nevbaharı birleştirmek istemiş, ancak Mordtmann'ın neşrinden sonra bu görüşünden vazgeçmiştir.[1]
Süheyl ü Nevbahâr adlı eserini 1350 yılında kaleme aldığ...................
Hoca Neşet
3 Eser
Hoca Neşet
(1735-1807) 18 yy Mevlevi divan şairi ve hattat.
Asıl adı Süleyman Neş’et Efendi’dir. Babası Enderun’da yetişen ve divan hocalığı yapan verilen, Ahmed Refi’ Efendi (ö.l750)’ deedesi ise 1699′da ölen Mehmet Efendi’dir. (Güzelyüz, 1997: s. 167) [1]Süleyman Neş’et, babası sürgünde Edirne’de doğmuş babası onun doğumu üzerine bir tarih düşürmüştür. “Hudâyâ iki âlemde aziz eyle Süleymân’ı (Muallim Naci, 1992: s. 76)[2]
Babası Edirne’de sürgünde iken padişah tarafından affedilip İstanbul’a döner.(1737). İlk eğitimlerini zaten divan hocası olan babasından almıştır. Mevleviliğe yönelmesi ise ile babası ile gittiği Hac yolculuğunun dönüşünde olmuştur. Babası, 1750 yılında kaftan ağası olarak Hic..................
Hoca Sadettin Efendi Tâcü't-Tevârîh
2 Eser
Babinger, Sadettin Efendi’nin 1536 yılında İstanbul’da doğduğunu, 1555’te mülazımı olduğu Ebussuud Efendi’den ders gördüğünü belirtir. 1571 yılında sahn olduğunu, 1574 yılında Manisa’ya orada vali olan Şehzade Murat’a hoca olarak gönderildiğini ve bundan sonra “Hoca ”lakabını almış olduğunu, 1574’te III. Murat’ın padişah olmasıyla onun sadık danışmanlığına devam ederek “Hoca-i Sultani” unvanını aldığını yazmaktadır. Kaynaklara göre Hoca Sadettin Efendi devlet siyasetine de karışabilecek kadar görüşlerine değer verilen bir devlet adamıdır. İngiltere ile iyi ilişkilerden yana olduğunu, önceleri Fransa tarafında iken Kraliçe Elizabet’ten beş bin düka almış olduğundan İngiltere yanlısı bir siyaset güttüğü Babınger ‘in iddiaları arasındadır...........
Honore De Balzac
14 Eser
“Balzac eserleriyle dünyanın manevi hazinelerini zenginleştiren romancıların en büyüğüdür.” W. Somerset Maugham-
Tam adı Honore Balssa’dır. Doğumu 20 Mayıs 1799, Ölümü: Tours - 18 Ağustos 1850. Wictor Hugo ile birlikte Fransız edebiyatının en büyük birkaç romancısından birisi Dünya edebiyatının da en başat romancıları arasındadır.
Kariyeri boyunca yayıncı, matbaacı, iş adamı, eleştirmen ve politikacı olmaya çalışa da sadece romancı olmayı başarmıştır. Napolyon sonrası Fransız toplumunun sosyal hayatı ve psikolojik ahvalini ortaya koyan İnsanlık Komedyası adlı birbirleri ile bağımlı bir diğerinin devamı sayılabilecek eserleri ile Fransız toplumunu aksettirirken insanlığı da anlatmış olan dahi, realist ve üretken bir romancıdır....
Hulki Aktunç
4 Eser
Hulki Aktunç
Hulki Aktunç (27 Ocak 1949 - 29 Haziran 2011, İstanbul), şair ,yazar ve ressam
1949 yılında İstanbul’da doğdu. Çocukluk yılları Kadıköy’de geçti. İlkokulu Kadıköy’de tamamladı. Askeri okullarda okuyarak orta ve lise yıllarında askeri okullara devam etti. Liseden sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Yükseköğrenimi devam ettirmeyip Hukuk Fakültesini yarım bıraktı.
Fakülteden ayrıldıktan sonra reklam ajanslarında çalışmaya başladı. 1969-1972 yılları arasında Meydan Larousse'un hazırlanması sırasında redaktörlük yaptı. Reklamcılık alanına düzeltmen olarak başladı. Manajans'ta redaktör olarak çalıştı. Daha sonra yirmi yıl boyunca Reklamcılık alanında faaliyet gösterdi. İlk hikâyesi Soyut dergisinde çıktı. [1]1980 yılında Yaratım ajansını kurdu. 1987 yılında Foot Cone & Belding ile ortak oldu. Yaratım / FCB'nin yönetim kurulu başkanlığı görevini sürd.........................
Hüseyin Anka Özkan
1 Eser
Hüseyin Anka Özkan
(d. 1909, Edirne- ö. 13 Eylül 2001), Türk heykeltıraş.
1909'da Dumurcalı'da doğdu. Babasının adı Ulvi Nuri’dir (Gezer, 1984:150). Babası, Hüseyin Anka dört yaşındayken Balkan Harbi’nde şehit düşmüştür (Arın, 1984). Asım Bey, bu nedenle şehit çocuklarının okutulduğu Edirne’deki Darüleytam’da (yetimler evi) okula başlar. Edirne’de iki yıl kaldıktan sonra şehit çocuklarını okutmak üzere toplayan başka bir yetim evinde kalır ve ilkokul öğrenimini tamamlar. Fakat bu yetimhanede iken burası Yunan işgali altına düşünce Edirne’ye ve dedesinin yanına dön................