İbdâ Nedir ( Yaratıcılık ve Özgünlük)

Osmanlıca yazılışı: ibdâ' :  ابداع

İbdâ kelimesi Arapça kökenli olmalıdır.

Sözlüklerdeki anlamları;
Benzersiz güzellikte yaratma.
Meydana getirme.
Yaratma.
Yoktan örneksiz yaratma.[1] Şekillerindedir.

Edebiyatta ise ibdâ, yeni ve güzel bir eser meydana getirmek anlamında bir terim olarak da kullanılır. Böyle olunca ibdâ sözcüğünün yerine özgün, orijinal sözcükleri telaffuz edilmektedir.  Başka bir deyişle eski dildeki ibd’a kelimesinin günümüzdeki anlam karşılığı, özgün, orijinal eser meydana getirmek demektir.

Buna mukabil eski edebiyattaki ibdâ anlayışı ile günümüzdeki özgün eser arasında bazı farklar da vardır. Örneğin eski edebiyatta onlarca şair yanı vaka düzeninin içeren onlarca Leylâ vü Mecnûn, Yusuf u Züleyha Ferhat ile Şirin Mesnevisi yazmıştır. Bu mesnevilerin olay örgüleri aynı olmasına rağmen  aynı mesneviler içinde en güzel yazılmış eser ibdâ olarak anılır. Örneğin  aynı ad ve konuyu işleyen Leyla vü Mecnun eserleri arasında Fuzûlî’nin ,Leyla İle Mecnun eseri ibdâ eser sayılır.

Şeyh Gâlip ı Hüsn ü Aşk't kendisinden önce yazılmış hiçbir mesneviye hiçbir yönden benzemediği için günümüz anlayışı ile de ibda yani özgün bir eserdir.

İbdâ ile edebiyatta icad ve buluş arasında sıkı bir alaka da vardır. Fakat her özgün eser ibdâ olamayacağı gibi her buluş, her özgün eser de ibdâ sayılamaz.

Eskilerin anlayışına göre ibdâ derecesinde olan eser, hem özgün olmalı, hem kimseyi talit etmemeli hem de erişilmesi zor bir estetik ve sanat değerinde olmalıdır( Bkz Îcât ve ibda Nedir Edebiyat ve Sanatta Buluş)

 KAYNAKÇA

[1] https://www.luggat.com/%C4%B0BDA/1/1