Kabâ

Osmanlıca yazılışı : Kaba:  قباء

Kabâ , Arapça kökenli bir kelimedir. Sözlüklerdeki anlamları :  üste giyilen elbise, cübbe, kaftan şeklindedir.

Pamuk veya yünden yapılmış   elbise, cübbe, kaftana denirken;  sonraki zamanlarda     “zırhın altına veya  üzerine giyilen  ipekli  elbise”,  daha sonraki zamanlarda ise  “astarsız uzun kumaş, entari ve hil‘at gibi ipekli kumaştan yapılan elbise” anlamlarını kazanmıştır.

Kabâ eski devrilerde  “ aba” nın zıddı olmuştur.  “Aba” derviş  kaftanıyken , “kabâ “ değerli kumaştan yapılmış kaftan olmuştur. Buy kaftan, hilat ve giysilerin hanedan üyelerine mahsus olanları özel üretiliyor, saraydaki terziler tarafından ipekli altınlı ve gümüşlü dokunuyordu. Altın işlemeli kumaşlardan yapılanların halk tarafından giyilmesi yasaktı. Böylesi her bir kumaşın  çeşit çeşit türü vardı. Mesela kemha kumaşın türleri sekiz çeşitti.  (Yekrenk, peşuri, müzehhep, dolabl, tabı'gilvez,  Bursa, kırmızı Amasya, günstani. Bu  tür kumaşların eni, yaklaşık  7000 altın iplik teli yutuyordu.[1] Bu ekipler, simkeşler zerdüzler, kumaş  ve  çinilere desen çizen nakkaşlar ve münakkaşlar  ile  birlikte çalışırdı. Kumaşlar yapım teniği,   altın  miktarına göre   cins cins üretiliyor, her bir  ekibin  başında ser nakkaş, ser seraser gibi baş ustalar  oluyordu. Kumaşlarda  kullanılan  ipek  altın ve gümüşün  nizamanamesi de vardı.[2]

 Eski devrilerde bazı  kaftanların Meydânî denilen  cinsleri  “  al beyaz çizgili bir ipekli dokumadan  yapılan yan etekleri çift yırtmaçlı, göğüs kısmı açık ve yakası topuğa kadar kesik ve bütün yakası sırma ve ipek kaytanla işlenmiş entari şeklindeydi.”  Bu tip elbiselerin  bele kadar uzananları da vardır.  Meydanîlerin bele kadar uzanıp kuşak ve kemer altına alınanlarına   nim – ten ( daha sonra Türkçede  mintana dönüşmüştür)  deniliyordu. (Onay, 1996: 288)

 Nimtenlerin diğer adı da kısa kabâ anlamında kabaçe denilirdi. Kabaçelerin  belleri kuşak veya kemelerle bağlanırdı.  “Eskiden uzun entariye kabâ, mintana kabâçe, bunları diken terzilere de kabacı  denilirdi “(Onay, 1996: 288) Ağır kıymetli kumaştan yapılanların önü ve kolları altın telli şeritler ve kordonlarla süslenirdi. Kadifeden yapılan vezir kaftanları ise kıymetli düğmeli, sırma şeritli olur ve kışın üzerine samur kürk geçirilirdi. Yeniçeriler, entariler üzerine kaftan giyer, yürürken zorluk vermemesi için eteklerini toplayıp bellerine sokarlardı. Bunlara dolama denilirdi.[3] (Kaftan Osmanlıda Kaftan Geleneği )

Kabâ divan şiirinde sevgili ile birlikte karşımıza çıkan sevgilinin  elbiseleri ile birlikte dile gelen bir giysi olarak belirir.  ( bkzAbalı ile Dibalı Üryani ile Kabalı ) Kabâ çeşitli benzetmeler mecaz ve gerçek anlamları ile de kullanılır.

Seyr et bedeni nazikini çak –i kabadan
Mestane ol meh düğme-i zer -tar küşade       Neşati.

O güzelin nazik tenini kabâsının – entarisinin - yırtmacından seyr et.  Çünkü O ay gibi güzel sarhoş olmuş, altın düğmeleri de çözülmüştür.

Bî-bakâdur bu kabâ-yı devlet-i dünyâ dirîg
Çâk olur ceyb-i libâs-ı atlas u dîbâ dirîg  ...

Ser-aser alemi yakdın  nola la’in kabalara
Şafaktan arz-ı ruhsar eylemiş  Mihr-i cihansın sen    Ulvi
[4]

Kabâ- yı surh ile olmuş  pür – ateş  mihr-i rahşanım
Bahaneyle cihanı yakmak ister  şah – hubanım   Nedim i Kadim

Ne came giysem olur  ateş- i  dilim suzan
Cihanda şuleden özge kabâ nedir bilmem.    Neşati

Ne giyersem giyeyim  gönlümün ateşi yanar Dünyada alevden başka giydiğim elbise yoktur.

Tac u kabâyı terk idüp üryan olayım bir zaman
Gurbette seyran eyleyip üryan olayım bir zaman    Şehzade Korkut

Cismümüz ekl-i murakka‘dur ser-â-ser dâgdan
Şimdilik ‘âlemde bir kühne kabâya mâliküz             Baki 

Tende bir kühne kabâ elde biraz nân olsun
Âşık-ı bî-ser ü pâ başına sultân olsun                    Baki 

Abdâllaruz n’eyleyelüm tâc ü kabâyı
Dervîşlerüñ tâcı fenâ başı kabâdur              ,
Baki',

Gülgûn kabâsı ol sanemüñ sanki lâledür
Cism-i latîfi lâle-i hamrâda jâledür              
Baki',

 
 İLGİLİ LİNKLER

 

Eski Edebiyatta Giysiler Aba Aseli Abani

Eski Edebiyatta Giysiler Ahmediye Alaca Asumani

Eski Edebiyatta Giysiler 4 Basma Beledi Biniş Cübbe

Eski Edebiyatta Giysiler Canfes Çatma Çuha

Eski Edebiyatta Giysiler Çitari ve Diba

Eski Edebiyatta Giysiler Futa-Harir ve İhram

Eski Edebiyatta Giysile

KAYNAKÇA 

[1] /post/abali-ile-dibali-uryani-ile-kabali/110122

[2] /post/abali-ile-dibali-uryani-ile-kabali/110122

[3] /post/kaftan-osmanlida-kaftan-gelenegi/79379

[4] A. T. Onay, Edebiyatımızda Mazmunlar, MEB 1996- shf. 288