Kinaye Nedir Örneklerle Kinaye Söz Sanatı

25.04.2018

 

 

Kinaye Nedir Kinaye Söz Sanatı

Osmanlıca yazılışı:  kinaye :  كنايه

 

Kinaye kelimesinin sözlüklerdeki anlamı : “Maksadı, kapalı bir şekilde ve dolayısıyla anlatan söz, Üstü örtülü, dokunaklı söz “ manalarındadır. Edebiyatta söz sanatlarında bir terim olarak : “   hakikî manasına alınması da caiz iken mecaz olarak kullanılan söz "  şekillerindedir.

 

Kinaye söz sanatının i farklı kaynaklarda tanımları:

Kinâye bir sözün kapalı ve dokunaklı söylenmesi”
“Üstü kapalı ifade edilen, dokunaklı, mecazlı ve sitemli söz.”
“İfade edilen anlamın mecazi ve kapalı bir şekilde anlatılması:”
“İki anlama gelecek bir sözü mecâz yönüyle anlaşılacak şekilde kullanma sanatı”
“Sözün gelişiyle, gerçek anlamların dışında bir kavrama değinme sanatı
A.Talat Onay  “ Tasrihin zıddı,  yani bir fikri kapalı söylemek” 

 

Eski devir kaynakları ise “ Hem mecazi hem de hakikat manası  anlaşılabilen lafız”  olarak ifade eder.  
Kinaye, zikredilenden terk edilene intikal etmek için, bir şeyi zikrederek onunla gerekli olan şeyi anlatmak için tasrihi terk etmektir.”[1]

Bir sözü gerçek manasına da gelebilecek şekilde gerçek anlamının dışında kullanmak sanatıdır[2]
Kinaye bir kavram veya mesajın, hakikate uygun ifadelerin içine gizlenerek dolaylı olarak anlatılması sanatıdır.”[3]

Bu tariflerden hareket edersek Kinaye sanatını: Bir yargıyı veya hükmü hem gerçek hem de mecazi anlamının ikisi birden anlaşılabileceği şekilde ama mecaz anlamını öne çıkartarak kullanma sanatı olarak toparlayabiliriz.  

 

Kinayeli sözlerde ibarenin içinde geçen gerçek anlamındaki unsura “meknî  bih” ; işaret edilen ve söz içinde geçmeyen unsura da “meknî anh” adı verilmiştir. Mekni bih ve an hı anlamak için şu örneği verebiliriz. Bir adama açıkgöz demek kinayedir. Çünki bu ifade de adamın gözünün fiilen açık olması hakikat manasını,  hem de adamın zeki olduğu birlikte ifade edilmiş olması mecazi manasını ifade etmiş olur.  Açıkgöz ifadesinde hakikat manası olan adamın gözlerinin görüyor olması mekn-i bihtir.  Adamın zeki olduğunu ifade eden mecazi manası ise mekn-i anh olmaktadır.

 

Şu durumda kinayeli bir sözcükte veya cümlede hem bir mecâz; hem de gerçek bir anlam bulunur. Ancak kinayeli sözlerde kelimenin mecâz anlamının, gerçek anlamına baskın gelmesi gerekeceğine de dikkat etmek lazımdır.  Bu nedenle kinaye “Üstü örtülü, iğneleyici, imalı söz “ olarak da tarif edilir. Kimi belagatçiler kinayeyi “bir maksadı tersini ifade eden tabir ve kelimelerle anlatmak yolu.” Olarak da tarif etmişler bu noktadan da ironi ile bağlantısını da kurmuşlardır.  Bu tarifinden hareketle kinayeyi ironi olarak da anlamışlardır.  

Mecaz ve gerçek anlamları da taşıması yönlerinden îhâm ve tevriye sanatına benzeyen kinaye sanatı anlamın daha ziyade mecaza kayması yönünden İham ve tevriye’den ayrılır.  



Kinaye;  gündelik dilde açıkça söylenmesi hoş olmayan bir sözün mecaz yoluyla ima edilmesi amacıyla kullanılır.  Böylece asıl amaç, dolaylı olarak alay, ima ve şaka amaçlı işaret edilerek ifade edilmiş olur.  Kinaye sanatı sözün gerçek anlamın da kast edilmesi nedeni ile mecaz sanatından ayrılır. Bu nedenle kinaye de ince bir alay,  şaka veya ince bir sitem bulunur.  İham ve tevriyeden şaka ve alay yönü ile de ayrılır.

Sen kim gelesin meclise bir yer mi bulunmaz
Baş üzre yerin var        

Gül goncasısın gûşe-i destâr senindir
Gel ey gül-i ra’nâ                                                   Nedîm

“Ey gonca sen meclise gelirsin de sana bir yer bulunmaz mı? Başımızın üzerinde yerin var. Sarıklarımızın köşesi sana ayrılmıştır. Ey “gül-i rana”, sen gel”

Türkçede  atasözleri ve deyimlerin çoğunda mecâz anlam öne çıktığı için bol bol kinaye vardır.

Dayısı olan kazanır
Mum dibini ışıtmaz.
Burnundan yanına yaklaşılmıyor
Onun da ayağını kaydırdılar
İki de bir ona taş atmaktan usanmadın mı ?
Eli şişeli dili de çok uzundu  
O açıkgöze haddi bildirilmedi mi
Hamama giren terler.
Damlaya damlaya göl olur.
Yuvarlanan taş yosun tutmaz.

 “Kinâye mânâ, ilgi, çıkış ve kullanış bakımından çeşitlere ayrılır, (övücü, güzelleştirici, ayıplayıcı, vasıtalı kinâye vs.). Eğer sözün başka bir anlama gelmesi engellenmişse kinâye-i karîbe (yakın, açık kinâye); anlam gizlenmişse kinâye-i baîde (uzak, gizli kinâye) ortaya çıkar. Yine nitelenenin tek özelliğini belirten kinâyeye kinâye- i müfrede (tek kinâye); birkaç özelliğini birden belirten kinâyeye kinâye-i mürekkebe (birleşik kinâye) denir.”[4]


Şiirlerden Kinaye örnekleri



Kadrini musallada bilip ey Baki
Durup el bağlaya yâran saf saf       Baki

Ey benim sarı tamburam
Sen ne için inilersin
-İçim oyuk derdim büyük
Ben onun'çün inilerim."   Yunus Emre

Şu karşıma göğüs geren
Taş bağırlı dağlar mısın?"      Yunus Emre

Nerde bir gül bitse etrafı diken”

Bakî yine mey içmeye and içti demişler
Divâne midir bade dururken içe andı"          BÂKİ

"Sevip ol goncayı ağyara hezar olmayalım
Alemin bir gül için çeşmine hâr olmayalım"           ENDERUNLU VASIF

 

İLGİLİ BAŞLIKLARIMIZ VE LİNKLERİ

 

 

KAYNAKÇA

  • [1] Sekkâkî’nin Miftâhu’lUlûm’dan alıntılayarak , Doç.Dr. Menderes COŞKUN, Kinayenin Belâgat Kitaplarındaki Seyri ve Onu Yeniden Anlama ve Sunma Denemesi, https://bilig.yesevi.edu.tr/yonetim/icerik/makaleler/2810-
  • [2] BİLGEGİL, Kaya (1989), Edebiyat Bilgi ve Teorileri, İstanbul: Enderun.s. 174;
  • [3] , Doç.Dr. Menderes COŞKUN, Kinayenin Belâgat Kitaplarındaki Seyri ve Onu Yeniden Anlama ve Sunma Denemesi, https://bilig.yesevi.edu.tr/yonetim/icerik/makaleler/2810-
  • [4] İskender Pala,  Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü,s. 289

1

4

Yorum Yapmak için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yorumlar

Ümit Ufuk

Ümit Ufuk

6 years ago

Yazıya ve yazarına tebrikler