09.12.2014
"Prizren'de bir oğlan doğsa, adına mahlas eklerler. Yenice'de oğlan doğsa, çocuk Farsça konuşmaya başlar. Priştine'de ise belinde divitle doğar. Dolayısıyla Prizren şairler kaynağı, Yenice Farsça ocağı, Priştine ise kâtip yatağıdır." Âşık Çelebi, 'Meşâirü'ş-Şuârâ'
Kosova Bölgesindeki Prizren, Türk tarihi ve edebiyatı için oldukça mühim bir şehrimizdi. Bu şehir de pek çok Tütk şairi tarihçisi ve kahramanı yetişmişti. Bu şehir aynı zamanda Akıncıların ve akıncı beylerinin merkez üssünden biriydi. Aşık Çeleb, Bahari, Mümin, Nehari, Sa'yi, Kalkandelenli Sücudi, Âşık Ferki ve Suzi Çelebi gibi şairler ve yazarlarımız bu şehirde yetişmiş, bir çok akıncı beyleri bu şehirde yaşamışlardı. Prizren, aynı zamanda Vardar Yenicesi ile birlikte kültürel bir daire oluşturuyordu. Vardar Yenicesi ve Belgrad’da şair ve akıncı ocağı olan bir diğer şehirdi.
Suzi Çelebi 'de Aşık Çelebi ’nın memleketi Prizren de dünyaya geldi. Kaynaklar, onun doğum ve ölüm tarihlerini belirtmeseler de onun doğum ve ölüm tarihlerine Sırp tarihçisi Olesnicki'nin araştırmaları sayesinde ulaşmış bulunuyoruz. Olesnicki, Prizren'deki Sûzi Çelebi'nin yıkık dökük türbesinin kitabesini okumuş onun doğum ve ölüm tarihleri ile asıl adına ualşmıştır. Bu kitabesine dayanarak verdiği bilgilere göre Suzi Çelebi’nin asıl adı Mehmed'dîr. Mahmud adlı birinin oğlu, ise Dedesi Abdullah adını taşımaktadır.
Bu kitabeye göre 1455-1465 yılları arasında Prizren’de doğmuş, asıl ve tam adı ise Mehmed b. Mahmûd b. Abdullah’tır. [1]Kitabede Ölüm tarihi de 931/1524 olarak gösterilmiştir. [2]
Suzi Çelebi’nin adı bazı kaynaklarda Sûzî-i Nakşibendî, bazı kaynaklarda ise Sûzî-i Rûmî, Sûzî-i Pürzerrînî, Mevlânâ Sûzî, Sozi Çelebi / Efendi / Baba gibi isimlerle de anılmaktadır.[3]
Sûzi Çelebi, ilköğrenimini doğum yeri Prizren'de yapmış, kardeşi Nehârî ile birlikte başladığı medrese tahsilini bir gönül macerası yüzünden [4]tamamlayamamış, daha sonra tahsilini yarım bırakıp Nakşibendî tarikatına girmiş ve Nakşibendî Sûzi diye tanınmıştır. Rumeli'ye ve Belgrad’a geçen Suzi Çelebi Belgrad’daki akıncı beylerinden Mihaloğlu Ali Bey'in yanında kalmaya başlamıştır. Rumelili şairlerin hamisi olan Ali Bey pek çok şairi etrafında barındırmış ve onlara hamilik yapmıştır. Bu şairlerin arasında Suzi Çelebi ile çağdaş olan Hayreti de bulunmaktadır. Suzi Çelebi, Taşlıcalı Yahya ile çağdaş ve bir birlerine yakın muhitlerde yetişmiş bir şairdir. Suzi Çelebi, Belgrad’a gittiğinde yine birbirlerine yakın muhitlerde doğan ve yetişen Yenice Vardarlı Hayreti ile de (d. ? - ö. 1534) bu yıllar arasında birbirleri ile tanışmış ve Ali Bey’in meclislerinde birlikte bulunmuş olmalıdır. Bilindiği gibi Hayreti de Belgrad’ta bulunmuş ve Belgrad Şehrengizin’i de yazmıştır. [5]
Suzi Çelebi’nin aslen Yenice Vardarlı olan ve Hayreti ‘nin hemşerisi ve akranı olan Hayali Bey ile de gençliğinde tanışıyor olması ihtimali vardır.Suzi Çelebi’nin, Mihaloğlu Ali Bey’in akınlarına katıldığı da düşünülmektedir. Suzi Çelebi Köse Mihail’in torunlarından olan Mihaloğlu Ali Bey’in, kahramanlıklarını manzum olarak yazmış olduğu Gazavatnâme adlı eserinde anlatmıştır. Mihaloğlu Ali Bey’in ölümünden sonra bir müddet oğlu Mehmed Bey'in yanında bulunmuş, sonra buradan ayrılarak memleketi Prizren’e dönmüştür.
Kalkandelen’de (Virmiça) halka zulmeden bir kadıyı bir gazel halinde yazarak Yavuz Sultan Selim’e şikâyet ettiği bu vesile ile tYavuz Sultan Selimarafından 1512-1520 tarihli "temlikname" ile kendisine Prizren yakınlarındaki Grajdanik Çiftliği'ni vakfetmiştir. Şairin ise Grajdanik çiftliğinin gelirini yaptırdığı cami ve medreseye vakfettiği, 919 (1513) tarihli bir sûreti günümüze ulaşan vakıfnamesinden anlaşılmaktadır.[6]
Prizren’e döndükten sonra ve bu çiftliğin gelirine sahip olduktan sonra İlyas Hoca Mahallesi'nde Bistrica suyu kenarında bir mescit ile medrese yaptırmış, ömrünün sonuna kadar da kendi mescidinde imamlık ve müezzinlik, medresesinde de öğretmenlik yaparak vaktini geçirmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu vakfiyesine bir de kütüphane eklemiştir. Bu külliyesine bir de çeşme eklemiş, çeşme ile külliyeyi şehrin diğer tarafına bağlamak için de bir köprü yaptırmıştır. [7]Bu köprünün bugün için sadece bir gözü ayakta kalmıştır.
Bu kütüphane Manastır da açılmış olan ikinci kütüphanedir. Sûzî Çelebi’nin yaptırdığı mesciddeki bu kütüphanenin 1513 yılında kurulduğu anlaşılmaktadır. [8] Bu vakfiyedeki evraklardan Ayşe adında bir kızı olduğu ve malının bir bölümünü ona bağışladığı anlaşılmaktadır.
Sûzî Çelebi'nin Nehârî mahlaslı Ramazan adında bir de kardeşinin olduğu, her ikisinin mezarının da mescidin yakınındaki bahçede gömülü olduğu söylentileri de vardır. [9] Suzi Çelebi 931 (1524)’de bu külliyesinde vefaat etmiş, kardeşi Nehari ile mescidinin yanına defnedilmiştir.
Şairin sağlığında yaptırdığı caminin arkasında bulunan türbe ve çevresindeki mezarlık adeta bir çöplüğü andırmaktadır. Ayrıca Sırp tarihçisi Olesnicki'nin bahsettiği türbe kitabesi de türbede bulunmamaktadır. Sadece türbe değil, çevresindeki mezarlık ve Cami de içler acısı haldedir. [10]
Suzi Çelebi yazdığı eserlerin dışında şiirler ve nazireler de yazmıştır. Örneğin Necati Bey’den çok etkilendiği [11]ve onun şiirlerine nazireler yazdığı bilinmektedir.
Tezkireler ondan övgü ile önemli bir şair olarak bahsetmişlerdir. Âşık Çelebi, “Serv-i kaddin dikmesidir şâh-ı gül gülzârda / Eşkimin perverdesidir lâleler kûhsârda” matla‘lı ile biten gazelinden söz ederek, başka hiçbir eseri bulunmasa bile bu gazelin Sûzî’nin şairliğini ispata kâfi geleceğini belirtmiştir. Sûzî Çelebi’nin divan tertip edip etmediği bilinmemektedir. Elimize ulaşan tek eseri ise manzum olarak yazdığı Gazavatnâme’sidir.
Bu eser: “ Mihaloğlu Ali Bey’in akınları ve hayatının diğer önemli olayları anlatılmaktadır. Sûzî’nin eseri, iki akıncı beyinin hem biyografilerini hem de gazâlarını konu alması bakımından ayrı bir öneme sahiptir. Eser 300’e yakın gazavatnâme ve fetihnâme arasında akıncı gazâlarını anlatan tek örnek olup Rumeli fetihleri hakkında olduğu gibi akıncı beylerinin hayat tarzları hakkında da doğrudan bilgi veren değerli bir kaynaktır.” [12]
İlgi duyduğunuz esere ve linke tıkladığınızda ilgili sayfaya gideceksiniz.
Sitemizdeki Tevarihler Gazanameler Gazavatnameler Zafername ve Selimnameler
Âşıkpaşazade Hayatı ve Tevarih-i Ali Osman
Tacü't Tevarih Hoca Sadettin Efendi
Oruç Bey Tarihi Tevarih'i Ali Osman
İlk Osmanlı Tarih Eserleri Yahşi Fakih Ahmedi Saray Takvimleri Anonim Tevarih-i Ali Osmanlar
Lütfi Paşa Tevarih i Al'i Osman Asafname
Ruhi Tarihi Tevarihi Ali Osman
Kemalpaşazade İbn-i Kemal Tevarih- i Al'i Osman
Za'im Mir Mehmed Katib Camiü't Tevarih
Tevarihi Ali Osman Behişti Tarihi Behişti Ahmet Sinan Çelebi
Tacü't Tevarih Hoca Sadettin Osman Gazi Gördüğü Rüya
Ramazanzade Nişancı Mehmed Paşa Tevarihi Ali Osman
Seyyid Lokman Aşuri ZÜBDET ÜT TEVARİH
Rüstem Paşa Tevarih-i Al-i Osman
Dâstân ve Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i Osman'dan
Dâstân ve Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i Osman- Bu tevârîhi çün eyledüm
Tursun Bey Tarihi i Ebu'l Feth Sultan Mehmet Han
KAYNAKÇA
[1] Meliha Y. Sarıkaya, [SÛZÎ ÇELEBİ TDV İA, cilt: 38; sayfa: 5
[2] https://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/11279,suzicelebipdf.pdf?0
[3] Meliha Y. Sarıkaya, [SÛZÎ ÇELEBİ TDV İA, cilt: 38; sayfa: 5
[4] Meliha Y. Sarıkaya, [SÛZÎ ÇELEBİ TDV İA, cilt: 38; sayfa: 5
[5] ŞAHAMETTİN KUZUCULAR , https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/hayreti-hayati-edebi-kisiligi/74320
[6] Meliha Y. Sarıkaya, [SÛZÎ ÇELEBİ TDV İA, cilt: 38; sayfa: 5
[7] Meliha Y. Sarıkaya, [SÛZÎ ÇELEBİ TDV İA, cilt: 38; sayfa: 5
[8] İsmail E. Erünsal, KÜTÜPHANE, TDV, İA cilt: 27; sayfa: 24
[9] https://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/11279,suzicelebipdf.pdf?0
[10] ALİ PEKTAŞ, Sûzî Çelebi'nin türbesini kim ihya edecek?, https://www.zaman.com.tr/ 3 Aralık 2011, Cumartesi
[11] Bayram Ali Kaya, NECÂTÎ BEY, TDVİA, cilt: 32; sayfa: 478
[12] Meliha Y. Sarıkaya, [SÛZÎ ÇELEBİ TDV İA, cilt: 38; sayfa: 5
Yorum Yapmak için Kayıt Olun veya Giriş Yapın